+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Akdeniz Bölgesi Forumunda Kozan'ın tarihi değerleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Kozan'ın tarihi değerleri








    Kozan'ın tarihi değerleri

    ANAVARZA KALESİ


    Anazarbos Antik Kenti Kilikya Ovasının önemli merkezlerinden biri olan Anavarza’nın antik kaynaklarda adı “Anazarbos”, “Anazarba” olarak geçer. Yaklaşık olarak Adana’nın 70 km kuzeydoğusunda, Dilekkaya Köyündedir. Bu antik şehir, Sumbas Çayı’nın Ceyhan ile birleştiği yerin 8 km kuzeyin de bir ada gibi yükselen tepe üzerindedir. Kentin yerleşme tarihi belli olmamakla beraber M.Ö.ll.yy’da ovalık Kilikya’yı ele geçiren Asurlular tarafından kurulduğu ya da eski bir yerleşmenin üzerine inşa edildiği tahmin edilmektedir. Fakat, Anavarza Antik Kenti’nin, Asurlular tarafından kurulmasına yönelik ileri sürülen görüşlere şüphe ile bakmak gerekmektedir. Çünkü, eski çağ tarihi alanında araştırma yapan bilim adamlarına göre, Asurlular Çukurova’ya 50-60 yıl gibi kısa bir süre hakim olmuşlardır. Ayrıca, bu bölgeyi Asurlular, bir sömürge olarak kullanmışlardır. 50 yıl gibi kısa bir süre ve sömürge olarak kullanılan bir bölgede zamanın şartları da düşünülürse Anavarza gibi muhteşem bir antik kentin kurulması mümkün görülmemektedir. Bu yüzden, Anavarza’nın kurulmasına yönelik yapılacak araştırmalarda, 700 yıl gibi uzun bir süre Anadolu’ya ve dolayısıyla Çukurova’ya egemen olan Hititler üzerinde yoğunlaşmak gerektiği düşüncesindeyim. Anavarza kale ve şehri, çeşitli kültürlerin birbirini etkilediği ve zamanla da kaynaştığı önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Zafer Tak’ı yakınlarında bulunmuş bir yazıtta, iki kez depremlerle yerle bir olmuş kent surlarının onarıldığından bahsedilmektedir. Bu yazıtlardan birinde Vali San Dogenes’in adı geçmektedir. Bugün ayakta duran yapıtları ile Antik Anavarza Şehrinin kesin olarak bilinen tarihi M.Ö. 1. yy.da İmparator Augostos’un (M.Ö. 27-M.S.14) Anavarza’yı Roma İmparatorluğuna bağlamasıyla başlar. Roma İmparatorluğu devrinde bölgenin önemli kentlerinden birisi olmuş ve kentte imparator şerefine büyük anıtlar yaptırılmıştır.








  2. Mineli
    Devamlı Üye





    ANDIL (ANDALA) KALESİ

    Dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Anadolu’da da, eski çağlardan günümüze kadar çok sayıda uygarlık kurulmuş, belli bir süre yaşamış ve sonra yok olmuştur. Özellikle Toros Dağlarında gerek tarih öncesi, gerekse tarih çağlarında yoğun bir yerleşim olmuştur.
    Tarih çağlarında kıyıdan içerilere, derin vadileri takip ederek uzanan yolları, düşmandan ve soygunculardan korumak amacı ile birbirini gören yüksek noktalar da kaleler veya gözetleme kuleleri inşa edilmiştir. Bu amaçla yapılan Anadolu’daki kalelerden biri de Kozan’daki Andıl Kalesi’dir.
    Orta Toroslar’da bulunan çok sayıdaki kale kalıntılarından biri olan Andıl Kalesi, Çukurova’yı İç Anadolu’ya bağlayan ticaret yolunun güvenliğini sağlamak için yapılmıştır. Kozan’dan Feke ve Saimbeyli’ye giden tarihi kervan yolunun batı yanına inşa edilen kale, haberleşme açısından çok önemli bir rol üstlenmiştir.
    Bu kale hakkında yapılan araştırma raporları kalenin, 13. yy.da bir manastır olarak da hizmet verdiğini ortaya koymaktadır. (R. Edwards).
    Andıl Kalesi, Kozan’ın 15. km. kuzeyinde olup, ilçe merkezinden görülebilir bir mevkide yer alır. Denizden 1510 metre yüksekte yer alan Andıl Dağı’nın zirvesine kurulu kale, geniş bir çevreye hakimdir. Bu kale Kozan’da bulunan kalelerin en yüksek olanıdır.
    Andıl Kalesi, Çukurova’daki kaleler zincirini oluşturan kalelerin büyük çoğunluğunu görebilmektedir. Bunlar; Karasis, Uzunoğlan (Yarıkkaya) Anavarza ve Kozan Kaleleridir.
    Bu kaleye, Kozan merkezinden Turgutlu’ya giden ve oradan da Andıl Köyüne geçen, büyük çoğunluğu asfalt olan, bir yol ile ulaşmak mümkündür.
    Kozan’ın önemli kalelerinden birini oluşturan bu kalenin, kesin tarihi hakkın da bir bilgimiz yoktur. Fakat, kalenin yapımında kullanılan malzemelerden, inşaat tekniklerinden ve kale ile yakın çevresinden çıkan çeşitli sikke ve araç-gereçten bu kalenin bir Ortaçağ kalesi olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
    Kale hakkında ilk ilmi araştırmayı yapan kişi, W. Robert Edvards’tır. Bu araştırmacının 1949 yılında yaptığı araştırma raporları, sonra yapılan Andıl kalesi tetkikleriyle örtüşmektedir.
    Kale ve yakın çevresinde çok sayıda sikke bulunmuştur. Köylüler tarafından bulunan bu sikkeler içerisinde, Kilikya Ermeni Prensliği’ne ve Roma dönemine ait olduğu bilinenler de vardır. Orta çağa ait olan bu sikkeler içinde, Ermeni prenslerinden 2. Levon ve 2. Het’um’a ait olanlar da bulunmaktadır.
    Son olarak kalede Adana İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Kozan Belediyesi tarafından bir çalışma başlatılmıştır.
    BEDESTEN (ARASTA)
    Bedesten (Arasta) Kozan’ın merkezinde Aşağı Çarşıda Hoşkadem Camii’nin hemen altında yıllardır kapalı tutulan tarihi bir yapıdır.
    İçinde yirmiye yakın dükkan ve iş yeri vardır. Bu tarihi yapı, eski Kozan ticaretinin döndüğü en önemli mekandır.
    Bedesten, 1904 tarihinde Helvacı zade Hacı Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmış bir Osmanlı yapısıdır. Hacı Ali Usta tarafından da inşaatı yapılmıştır. 17 iş yeri olmakla birlikte içerisinde zeytinyağı mahseresi ve helva yapımı da muhtelif zamanlarda yapılmıştır.
    Bedesten Kozan’ın kapalı çarşısıdır. 2004 yılı öncesinde yıkılmayı beklerken, sahipleri tarafından Kozan Belediyesine devredilmesi için kamulaştırma çalışmaları başlatıldı. Restorasyonu için Ankara Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden gelen bir öğrenci grubuna Rölevesi yaptırılmıştır.
    Bedesten son olarak 25 Eylül 2004’te 1. Kozan Sempozyumu’nun Çalıştay programına ev sahipliği yapmıştır.





  3. Mineli
    Devamlı Üye

    ANDIL (ANDALA) KALESİ Hakkında Bilgi

    Bir orta çağ kalesi olan Bucak kalesi, ilçe merkezine yaklaşık 30 km. mesafede bulunmaktadır. Kale, surları ve burçları ile sapasağlam ayakta durmaktadır. Bucak Kalesi’ni kimin inşa ettiği bilinmemektedir. Ancak, kalenin yapılış tekniği ve kullanılan malzemeler açısından orta çağ kalesi olduğu bilinmektedir.
    Yaklaşık 60-70 metre yükseklikteki bir tepeye kurulu Bucak Kalesi’nin, askeri amaçlı kurulduğu tahmin edilmektedir.

    FERHAT TEPESİ KİLİSESİ
    Büyük bir kısmı yıkılmış olan kilise Ferhatlı Köyünün tepe mahallesinde bulunur. Okulun yanı başında bulunan Kilise, Kozan ilçe merkezine yaklaşık 15 km. mesafededir. Koyun evi köyünde bulunan kilise gibi bu kilise de Bizans devri köy kilisesi özelliği taşır.
    Orta çağ kalıntısı olan kilisede, her hangi bir kitabeye rastlanmamıştır. Taşların üzerinde bir kaç tane haç işareti bulunmaktadır

    HOŞKADEM CAMİİ
    Kozan’ın önemli tarihi eserlerinden birisi de Hoşkadem camiidir. Çarşı için de bulunan cami, Türk mimari özelliklerini göstermektedir. Caminin kuzey kapısı üzerinde bulunan kitabesinde, Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından 1448 yılında yaptırılmış olduğu yazılmaktadır. Bütünü ile dikdörtgen plan oluşturan cami, ulu camiler sınıfına dahil edilmektedir. Yay kemerli giriş kapısının üzerinde büyükçe bir kartuş içine yazılmış üç satırlık inşa kitabesi bulunmaktadır.
    Halk tarafından Büyük Cami olarak da adlandırılan tarihi cami, günümüzde ibadete açık durumdadır.

    KARASİS KALESİ
    Karasis kalesi, Çukurova’daki kaleler zincirini önemli bir halkasını oluşturur. Kozan Barajı’nın hemen kuzey kesiminde yer alan kale, ilçe merkezine kara yoluyla yaklaşık 17 Km. uzaklıktadır. Kaleyi inşa edenlerin Selefkoslar (Selefkiler) olduğu bilinmektedir. Milattan önce 333 de Büyük İskender’in eline geçen Kozan, O’nun ölümünden sonrada Selefkosların idaresine girmiştir. (Selefkos, Büyük İskender’in Komutanlarından biridir.)
    Kalede en son Almanyadan bir ekip çalışmalar yapmaktadır.





  4. Mineli
    Devamlı Üye
    KİLİKYA MANASTIRI


    1292-1921 yılları arasında Kilikya Ermenilerinin merkezi olan Sis Ermeni Manastırı, Kozan Kalesi eteklerinde bulunmaktadır.
    Kilikya Manastırı eski devirlerde hükümet kurmuş Ermeni mülkünün üçüncü tabakasından, Rubinyan Krallarından “Haytum” tarafından Ayasofya’nın benzeri olarak inşa edilmiştir. Bu manastırın bir benzeri de Ermenilerin merkezi olan “Açmiyazin” şehrinde olduğu söylenmektedir. Kilikya Manastırı, Ermeni papalarının ruhani bir merkezi sayılırdı. Manastırın etrafında bulunan çiçekler, yedi kulplu altın kazanların içine konulur. 3-4 senede bir yağ çıkartılırdı. Buna “Pelesenk Yağı” denilirdi. Altın kazanların ağzının açılış töreni için açık artırma yapılır ve en çok parayı veren altın kazanın ağzını açarmış. Pelesenk yağı (suyu) her taraftan gelen Hıristiyanların katıldığı büyük bir merasimle elde edilir. Kilikya Manastırının o zamanın Hıristiyan dünyasında çok büyük bir yeri vardı.
    Manastırın iki büyük kapısının, 366 odasının ve bir kaç tanede altın kazanının olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca manastırın bir çok bölümünün mermerlerle kaplı olduğu belirtilmektedir.
    Bu manastır, 1921 yılında Beyrut’a taşınmış ve halen oradan faaliyetlerini sür dürmektedir. Kozan’daki manastırın, diğer Ermeni Kilise ve manastırlardan statü olarak yüksek olduğu belirtilmektedir.
    2 Haziran 1920’de Fransızlar Kozan’ı terk ederken Katalikos vekili Yahişa efendi manastırın bütün anahtarlarını bir çuvala koyarak Kozan Mutasarrıfı Ihsan Bey’e teslim ederken şunları söylemiştir; “Biz artık buralardan gidiyoruz ve bir daha dönüşümüz olmayacaktır. Bu manastır bir mabettir. Burasını bir cami yahut hastane veya mektep yapınız. Memleketiniz için çok hayırlı olur.” demiştir. Maalesef aradan zaman geçtikten sonra Kilikya Manastırı o zamanki yetkili kimselerin fikirlerine yenik düşmüş, sonuçta ortada Kilikya Manastırı diye bir şey kalmamıştır. Yalnızca çevre duvarları ayaktadır.
    1950’li yıllarda belediye başkanlığı yapan Dede Akçalı, Kilikya Manastırı’nın taşlarını söktürmüştür. Manastırdan sökülen taşların Arap Camii’nin inşaatında ve Belediye Mezarlık duvarlarında kullanıldığı belirtilmektedir.
    Bu manastır şu an olsaydı, Kozan’ın konumu çok daha farklı olurdu. Dileğimiz diğer tarihi eserlerimizin de aynı akıbete uğramamasıdır.

    KOZAN (SİS) KALESİ
    Çukurova’nın en önemli kalelerinden biri olan Kozan (Sis) Kalesi, “Amfi tiyatro” şeklinde inşa edilmiş olup, Ermeni mimari karakterindedir. Kalenin alçak surları, Tarsus Kalesi örnek alınarak yapılmıştır. Kale, kalkerden meydana gelen oldukça dik bir tepe üzerinde bulunmaktadır. 400 m. rakımlı olan bu tepe ilçeye hakim bir konumdadır. Kozan Kalesi, bazı devirlerde (Küçük Ermeni Prensliği ile Selçuklu Imp. dönemlerinde) tamirattan geçmiştir. Günümüzde ise oldukça sağlam bir durumdadır.
    Sis Kalesi’nin, çeşitli kaynaklarda, Asurlular tarafından yapıldığı ve sonradan da bir çok el değiştirdiği belirtilmektedir. Fakat, Asurluların, Çukurova bölgesine 50-60 yıl gibi kısa bir süre egemen oldukları ve bölgeyi sömürge olarak kullandıkları göz önünde tutulur ise, bu yukarda belirtilen bilgiye şüphe ile bakmak gerekmektedir. 700 yıla yakın bir süre bölgeye hakim olan Hititlerin de bu kaleyi yapmış olabileceği düşünülebilir.
    Yörede bulunulan birçok antik şehir ve kale kalıntıları ile ilgili tarihi ve arkeolojik araştırmaların yetersizliği, araştırmacıları farklı düşüncelere sevk etmiştir. Dileğimiz, ilçe ve yakın çevresindeki bilimsel araştırmaların bir an önce başlatılması yönün dedir.
    Yörenin en eski kalelerinden biri olan Kozan Kalesi, “Dağ kaleleri” zincirinin dördüncü halkasını teşkil etmektedir. Kalenin, iki grup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Güney kesimindeki tepede bir iç kale (Ahmedek) vardır. Kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar mevcut tur. İç kale de dahil altı bölümden oluşmaktadır. Bütün bölümleri birbirine bağlayan kapılar vardır. Kalenin su ihtiyacı ise, büyük su sarnıçları sayesinde karşılanmakta idi.
    Sis kalesi, kuzey ve güney olmak üze re iki ayrı kale grubundan oluşur. Bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Daha dışarıda olan ikinci sur ile, Ermeni Katolikosluğu’na merkezlik yapan kiliseyi, kiliseye ait kütüphaneyi, misafirhaneyi ve keşiş odalarını çevreler.
    Kalede Asur, Roma ve Ermeni dillerinde yazılmış bir kaç yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlar kalenin, tarih çağlarından günümüze kadar çok sayıda el değiştirdiğini ortaya koyar.
    Kozan Kalesinden Anavarza, Karasis ve Andıl Kalelerinin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca berrak bir havada Akdeniz’in bile görülebileceği kaleye farklı bir önem kazandırır.
    1952 yılında, kalenin ana giriş kapısına kadar varan, 1.5 km kadar bir yol yapılmıştır. Bu yol şu anda asfalt durumdadır.


  5. Mineli
    Devamlı Üye
    KÖREKEN (KIRKKAPI) KİLİSESİ



    İlçenin hudutları içinde bulunan çok sayıdaki kilise harabelerinden ayakta kalabilenlerden birisi ve en önemlisi Köreken Tepesi’nde bulunan kilisedir. Halk tarafından Kırkkapı olarak da bilinen kilise, ilçe merkezine yaklaşık olarak 20- 25 km. uzaklıktadır.

    KUDRET KALESİ
    Orta çağ kalesi olan Kudret (Tepecikören) Kalesi, Tepecikören Köyünün su boğazı mevkiinde bulunur.
    İlçe merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktadır. 15-20 m. yükseklikteki bir tepeliğe kurulu kalenin surları, büyük oranda yıkılmış durumdadır. Kale içerisinde bir kaç tane daire şeklinde delikler vardır. Bu delikler kale içinde bulunan mahzenlerin giriş kısmındadır. Kalenin hemen yakınında bulunan Kalemli Pınar mevkiinde mezarlık vardır. Mezarlıktaki kesme taşlar üzerinde haç işaretleri bulunmaktadır.

    TARİHİ EV VE DÜKKANLAR
    Tarihi dönemlerden kalma bir çok ev, dükkan ve konaklar eski Kozan diye bilinen kale eteklerinde yer almaktadır. Geçmiş dönemlerde çeşitli işlevleri üstlenmiş olan Tarihi Kozan Evleri günümüzde hala dimdik ayaktadır. Hacı Muhtar Konağı, Akçalı Konağı, geçmişte hastane olarak kullanılmış tarihi bina, Camii Kebir Caddesindeki tarihi dükkanlar tarihten günümüze gelen yadigarlardan sadece bir kaçı

    TARİHİ KÖPRÜ
    Kilgen Çayı olarak da bilinen Kozan Çayı üzerinde kurulmuştur. 9 ayrı gözü olan tarihi köprü geçmişten günümüze Kozan’ı batı kısmıyla birleştirmektedir. Kozan Barajının yapımından önce Kilgen Çayı’nın azgın sularından Kozan ahalisi Tarihi Köprüyle kurtulmuştur. Köprü yapımından bugüne sağlam bir şekilde Kozan halkına hizmet vermektedir.

    YARIKKAYA (UZUNOĞLAN) KALESİ
    Kozan İlçe merkezinin kuzeydoğusuna düşen Yarıkkaya kalesi, Ferhatlı ve Eskimantaş köylerini birbirinden ayıran Uzunoğlan tepesinde bulunur. Karstik bir araziden oluşan tepe, Anavarza ve Karasis kalelerini görebildiği gibi, Dededağı’nı da görür.
    Yaklaşık 750 metre yükseklikte kurulu kalenin, güney ve güneydoğusunda Ferhatlı, kuzey ve kuzeybatısında Eskimantaş köyleri yer alır. Uzunoğlan tepesinin hemen karşısında (güneybatısında) Tülek tepesi, kuzeybatısında ise Çamlıtepe bulunmaktadır.
    Uzunoğlan ve Tülek tepelerini birbirinden ayıran 530 metre rakımlı, Gedikboğazı mevkiinden asfalt bir yol geçer. Kalenin hemen yanından geçen bu yolun iki ucu da kaleyi, ilçe merkezine bağlar.
    Hakim bir tepeye kurulu bu kale çok eski bir tarihi geçmişe sahiptir. Eski Hitit kaleler zincirinin bir halkasını oluşturan kale, halen sapasağlam ayaktadır. Anadolu’daki diğer kaleler gibi bu kale de tarih çağlarında çok el değiştirmiştir. Kalenin en yüksek yerinde bulunan ibadet hanedan, kaleyi inşa edenlerin Hititler olduğu kanaatine varılabilir. Çünkü tabanı mermer ile kaplı ve çevresinde büyük sütunlar dikili olan bu ibadethanenin, güneybatıya bakan kısmında yer alan bir kayada, Hitit tanrıçasının kabartması bulunur. (Yerli ve yabancı arkeologların kalede yaptığı araştırmada bu kabartmanın bir Hitit Tanrıçası olduğu ortaya çıkmıştır.
    Kalenin zirvesinde yer alan açık hava tapınağı, günümüzde sütunları ve kaya kabartması ile hala sapasağlam ayakta durmaktadır.
    Ayrıca kale ve yakın çevresinde, yeraltından çıkan geyik ve aslan heykelcikleri ile çeşitli motifler burayı Hititler’in yaptığı tezini güçlendirmektedir.
    Uzunoğlan’ın eteklerinde ve yakın çevresinde şehir yerleşmelerinin izlerine rastlamaktadır. Elek sırt, Beşiktaş mevkileri ile Tülek ve Çamlıtepe eteklerinde vardır. Belirtilen yerlerdeki şehir harabeleri kale ve şehir yaşantısı hakkında, bizlerin bilgi sahibi olmasını sağlamaktadır.

    YAVERİN (ARIKAN) KONAĞI
    Yaverin Konağı Kozan İlçesinin tarihi merkezinde bulunan eski yapılar arasında özel bir yere sahiptir. Konağı yaptıran kişi Mıcırıkyan Kirkor Efendi’dir. 19. yy’ın sonlarında inşa edilmiş olduğu düşünülen yapı, yüksek taş avlu duvarları, kemerli giriş kapıları, taş zemin katlar gibi Kozan ilçesindeki tarihi yapıların karakteristik özelliklerini barındırmasının yanı sıra; ara katta ve birinci kattaki açık sofaları, kuzey ve güney yönlerindeki dairesel çıkmaları ve işçiliği ile diğer yapılardan ayrılmaktadır. Doğu cephesinde, son katta, ahşap payandalarla desteklenen ahşap balkon ve payandaların arasını bağlayan ahşap kemerler sokak cephesini zenginleştiren öğelerdir. Zemin katın ve ara katın yüksek taş duvarları üzerinde yükselen, bu son kat Kozan’ın genel görünüşüne hakimdir.
    Yapı, geniş bir açık sofa ile güneye yönlendirilmiştir. Ara katta odalar doğrudan sofaya açılmaktadır. L şeklindeki yapının bir diğer kanadındaki odalara balkondan ulaşılmaktadır. Bu kanatta mutfak, banyo gibi mekanlar bulunmaktadır. Aslında dam çatılı olan bu kanat günümüzde çinko ile örtülmüştür. Esas yapının üzeri ise, konak yapıldığı zamanda kullanımı çok nadir olan Marsilya kiremidi ile örtülmüştür. Avluda yer yer orijinal zemin döşemesi görülmektedir. Ön ve arka avlularda birer su kuyusu bulunmaktadır.
    Ön avludan geçilerek ulaşılan konağın kuzey yönündeki avlusuna geçiş sadece sokak üzerinde bulunan kemerli kapıdan olmaktadır. Güney yönündeki avlu ile kuzeydeki avlu arasında bağlantı yoktur.
    Tüm döşeme ve kirişler ahşaptır. Ara kata taş basamaklarla, üst katlara ise ahşap basamaklarla ulaşılmaktadır.
    Yaverin Konağı’nın restorasyon çalışmalarının ilk aşaması olan Rölöve (mevcut durumun çizim aşaması) bitirilmiş, butik otel için restorasyon çalışmaları yapılmaktadır.
    [/FONT]


  6. FERAY
    Devamlı Üye
    Eğer hem dinlenmek için tatil hemde gezmek için tatil istiyorsanız Kozan tam size göre. Gezilecek tarihi yerler sizi büyüleyecek. kozana gittiğinizde Hitit döneminden kalan sis kalesi, Kiliya manastırı, karasis kalesi, 1448'li yıllarda yapılan hoşkadem camii görmenizi tavsiye ediyoruz. Ayrıca çok rahat edebileceğiniz konaklama yerleride vardır.

+ Yorum Gönder