+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Akdeniz Bölgesi Forumunda Ispartanın Senirkent İlçesi Tanıtımı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Ispartanın Senirkent İlçesi Tanıtımı








    Ispartanın Senirkent İlçesi



    Senirkent Isparta'nın bir ilçesidir. Senir kelimesinin anlamı Eski Türk dilinde (Göktürkçe`de) Dağ Yamacı, Dağın Eteği anlamına gelmektedir. Türk dünyası coğrafyasında sonu kent ismiyle biten batı Türk dünyasının son yerleşim yeridir.(Yarkent,Taşkent.Senirkent) Okuma yazma oranı %100 dür. Cumhuriyet tarihinde, ilk defa kendi talebelerinin rahat okuyabilmeleri için başka şehirde (Afyon)öğrenci yurt binası yapan ilçe halkı, aynı zamanda ilk Türk Ocakları`nın şubesini de açmıştır. İslam inancını ehli sünnet ve Hoca Ahmet Yesevi, Hünkar Hacı Bektaş Veli anlayışıyla yoğurmuş olan Senirkent halkı, ülkeye kazandırdığı bürokrat devlet adamları ile gurur duyar.

    Senirkent ovası tarihten önceki çağlardan itibaren insanların yerleşip yaşadığı bir bölgedir

    Tarih öncesi yerleşimlerin kalıntılarına ovanın doğu yarısındaki sekiz hüyükte rastlanmaktadır. Bu hüyüklerde, tarım araçlarının aşındırmasıyla meydana çıkan çanak-çömlekten (M.Ö. 4000–3000 KALKOLİTİK) taş-Maden devri, Eski Bronz (M.Ö. 3000-2000 ); HİTİT (M.Ö. 2000-1200 ); FRİKYA-İRAN (M.Ö. 1200-332 ); HELENİSTİK ( Büyük İskender’in ön Asya’yı istilâ ettiği çağ ( M.Ö. 333-135 )); Roma ( M.Ö. 135- M.S. 395 ); BİZANS(395-1182) ; OSMANLILAR (1385-1923 ) ve CUMHURİYET dönemi:

    İRAN, Helenistik ve ROMA çağlarında Hüyüklerin dışında şehirler meydana gelmeye başlamıştır.

    (Apoloniya) Uluborlu; şimdiki Zincirli çevresinde idi.(Tumandos) Yassıviran önceleri kırbağlardaki hüyüğün bulunduğu yerde iken önce güneye doğru yayılmış, Roma’nın son çağlarında bölgede asayiş bozulunca dağların eteğine doğru Değirmen kırı (MANDAS KIRI-ULTARLI-KİRAZLIK) denilen bölgeye taşınmıştır. Bizans şehri bu yerdedir. Türk fütuhatından sonra terk edilen bu şehrin doğusunda şimdiki YASSIVİRAN kasabası bulunmaktadır.

    FİRİGYA devrinde şimdiki Alcıbar’ın birkaç yüz metre doğusunda bir şehir vardı. Doğu eteğindeki kayalara oyulmuş kemerler orada yaşayan insanların tapınakları idi. YUNAN-ROMA çağı kaynaklarında adı geçen HARMALA şehri burası olmalıdır. Senirkent’e en yakın yerleşim merkezi PLİNİSTRA şehri idi ki Senirkent’in iki km. kuzey-batısındaki Gömüler mevkiinde idi.

    BİZANS çağında bu şehrin kalıntıları ile inşa edilmiş olan ÇANLI KİLİSE’nin temelleri hâlâ görülmektedir. Sağören’den ve Papa çayından gelen sellerin sürüklediği teressübat bu şehrin kalıntıları üzerinde üç metre kalınlığında bir tabaka meydana getirmiştir. 1970’li yıllarda Papa çayının yeni ana kanalı açılırken burada ROMA çağına ait büyük bir şehrin temelleri meydana çıkarılmıştır.

    IX. yüzyıl boyunca ABBASÎLERİN Antitoroslar (Tarsus-Erzurum doğrultusu) boyunca uzanan BİZANS sınırına yerleştirdikleri bir milyona yakın TÜRK her yıl RUM (ANADOLU) ÜZERİNE Gazâ icra ediyorlardı. Bu gazâların hatıraları çeşitli menâkip kitaplarında yer almaktadır.

    Uluğbey’deki VELİ BABA menakibinde (Türkçe 600 sayfa) HASAN Gazî’nin bu savaşlarda şehit olduğu ve daha sonra gelen gazilerden (ZEYD-İ SADİS) tarafından şimdiki HASAN GAZÎ (VELİ BABA) nın Uluğbey’deki mezarı üzerine; yıktırılan çanlı kilisenin taşları ile kubbeli bir türbe yaptırılmıştır.

    TÜRK’LERİN SENİRKENT BÖLGESİNE YERLEŞMELERİ

    Malazgirt savaşından sonra (1071) Alparslan’ın amcazadesi SÜLEYMAN ŞAH; aşireti ile birlikte 1073 yılında, önce KAYSERİ ve KONYA’yı 1075’te de İZNİK’i alarak başkent yaptı. Birkaç yıl sonra da bölgemiz Türklerin eline geçti. Fakat birinci Haçlı seferi sırasında (1096-1105) zırhlı şövalye ve Kont’ların idaresindeki kalabalık Haçlı orduları karşısında Selçuklu’lar geri çekilirken; harekete geçen Bizans imparatoru Aleksiyos Komnenos (1081-1118) ve oğlu YOANNES KOMNENOS (1118-1143), Konya’nın batısında Sultan dağlarına kadar uzanan bütün Batı Anadolu’yu, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarını geri alarak İÇ ANADOLU’da bir step devleti durumuna düşen KONYA SELÇUK Sultanlığını üç taraftan bir atnalı şeklinde kuşatıyordu. Türkleri Anadolu’dan tamamen atmak maksadıyla büyük bir ordu ile hakerete geçen MANUEL KOMNENOS’un (1143-1180) MİRYOKEFALON Savaşında II. Nci KILIÇASLAN tarafından ağır bir bozguna uğratması Türklerin Anadolu’da tekrar genişlemesine; Güneyde Antalya ve Alanya; kuzeyde Karadeniz kıyılarına ulaşmalarına imkân hazırlamıştır.

    Büyük bir hükümdar olan Alâeddin Keykubad (1220-1273) sınırlar üzerine Orta Asyadan kalabalık kütleler halinde göç eden Türkmen-Oğuz boylarını Bizans sınırları üzerine yerleştiriyordu. Bu arada otuzbin çadır olduğu tahmin edilen HAMİT BEY’in aşireti de ISPARTA-BURDUR bölgesine yerleşti.

    Afyon güneyinden ANTALYA kıyılarına kadar olan bölgelerde bu aşiret tarafından bir çok köy ve kasaba kurulmuştur. Şuhut’un batısındaki SENİR köy; Sincanlı’ya bağlı ikinci bir SENİR (Tınaztepe kasabası); urdur gölünün kuzey doğu kenarında SENİR kasabası; Isparta’nın 14 km. kuzeyindeki SENİRCE KÖYÜ; Burdur’un KARASENİR mahallesi; Antalya’nın Gündoğmuş ilçesine bağlı SENİR köyünün HAMİTOĞULLARI’nın hakim olduğu bölgelerde bulunması bu yerleşme merkezlerinin bu aşiret tarafından kurulduğu kanaatını uyandırmaktadır. Hamitoğulları döneminde SENİRKENT ovasına yerleşen aşiretler rivayete göre 9-14 oba teşkil ediyordu.

    Bu sırada Hacıbektaş Velî halifelerinden Şeyh Ahmet Velî şimdiki Şeyhler tekkesinin bulunduğu yere dergâhını kurarak ovada yerleşmiş olan aşîretlere İslâm dininin esaslarını telkin etmeye başlamıştır. Buradaki halk Müslüman olmakla beraber devamlı göç halinde oldukları için mektep ve medrese göremediklerinden İslâmiyet hakkında esaslı bilgilere sahip değillerdi.

    Tekke’nin etrafında önce tekke müstahdemlerinin evleri yer almış; daha sonra bu Velî’nin manevi cazibesine kapılarak; havasının da iyi olması sebebiyle ovadan gelip buraya yerleşenlerle altmış haneli ŞEYHLER mahallesi teşekkül etmiştir. Bu bölgenin OSMANLILAR’a ilhakından sonra (H:785- M:1383) MURAD-I Hüdavendigâr (I: MURAD) KARAMAN seferini müteakip (789-1387) de yeni ilhak edilen toprakları teftiş ederken SENİRKENT’ten de geçmiş; Bu arada kendisini karşılayan ahali arasında bulunan ŞEYH AHMET VELΒye; Tekkenin koyun sürüsü ile Tekkeye ait IŞIKLAR YERİ’ndeki 400 dönüm araziyi öşürden muaf olmak üzere tekkeye vakfedilmesini kabul etmiş daha sonra BURSA’ya dönüşünde bu hususa dair bir FERMAN göndermiştir.

    Murad-ı Hüdavendigâr’ın yerine geçen oğlu YILDIRIM BEYAZIT (1389-1403) Konya’dan Ahtalya’ya giderken SENİRKENT’in iki km. doğusundaki Elperek bölgesine yerleşen ELPEREK MUSTAFA DEDE’nin SENİRKENT’e gelip inşa ettiği ORTA CAMİ’ye (Elperek zade Camii’ne) 170 dönüm tarla, 10 dönüm bağ ve şimdiki garajın olduğu yerdeki Harman yerinin vakfedilmesini irade buyurmuştur. Bu suretle I. MURAD’ın son yıllarında (1387) Şeyh AHMET VELÎ SULTAN tarafından (ŞEYHLER MAHALLESİ); ve birkaç yıl sonra da YILDIRIM BAYEZİT HAN’ın ilk saltanat yıllarında (1390) Elperek MUSTAFA DEDE tarafından (ORTA MAHALLE) kurulmuştur. Yine civardaki aşiretlerden HIDIR ÇELEBİ DEDE 16. ncı Yüzyılda Akkeçili tarafından gelerek PAZAR ve HIDIR ÇELEBİ Mahallelerinin olduğu mıntıkaya yerleşmiştir. Üstü toprak dam ile örtülü HIDIR ÇELEBİ CAMİİ (PAZAR CAMİİ) onun tarafından inşa ettirilmiştir. Toprak damlı bu eski caminin yerine yapılan şimdiki cami ise eskisi yıkılarak 1900-1911 yılları arasında bütün kasaba halkının seferber olması ile bugünkü haliyle yeniden yapılmıştır.

    Önceleri KARAASLAN tarafında yerleşmiş olan TURGUT DEDE 17. nci yüzyıl ortalarında TURGUTLAR Mahallesini kurmuştur.

    SENİRKENT’in çekirdeğini bu dört ana mahalle teşkil etmektedir. Bugün sayısı 16 yı bulan öbür mahalleler bu eski mahallelerin büyüyerek bölünmesinden meydana gelmiştir.

    1901 yılında yayınlanan Konya Vilayet Salnamesinde (Yıllığında), Hamidabad Sancağı Uluborlu Kazasına bağlı Senirkent Nahiyesi hakkında şu bilgilere yer verilmiştir.

    SENİRKENT NAHİYESİ Müdür Galip Efendi Naib Vekili Hacı Arif Efendi Tahrirat Katibi Ahmet Efendi Aza Hacı Ali Ağa Aza İsmail Efendi Aza Hacı Veli Ağa Aza Mehmet Efendi

    DAİRE-İ BELEDİYE Reis Hacı Tevfik Efendi Aza Mehmet Efendi Aza Hacı Ali Efendi Aza Hacı Hüseyin Efendi Aza Mustafa Nuri Efendi Katip Mehmet Efendi

    Nahiye Merkezinde 5.430 nüfus mevcut olup cümlesi İslam’dır. Kasabada 1.070 hane vardır.

    Nüfus-ı Umumiye Nahiyenin nüfus-ı umumisi 9.691 neferden ibaret olup cümlesi İslam’dır.

    NÜFUS HAREKETLERİ

    1901 yılında 5.430 olan nüfus, 1927 yılında 5.835, 1935 yılında 6.291, 1940 yılında 11.786, 1945 yılında 7.094, 1970 yılında 10.168, 1990 yılında 10.738, 2000 yılında 13.680 olmuştur.

    Nüfusla ilgili 100 yıllık sürecin incelenmesinden Senirkent’in başlangıçtaki nüfus birikimini devam ettiremediği, devamlı kan kaybettiği görülmektedir. Mesela 1940 yılında 11.786’ya ulaşan nüfus, 1945 yılında 7.094’e gerilemiştir. Bu dönemde, Senirkent’ten diğer yerleşim yerlerine azımsanmayacak sayıda göçlerin olduğu bilinmektedir. 2000’li yıllara kadar Senirkent nüfusu 1940 yılındaki sayıya ulaşamamıştır.

    1901 yılında 9.691 olan nahiye toplam nüfusu, 1990 yılında 24. 259 olmuştur. İlçe merkezi ve köylerdeki nüfus gelişimi hemen hemen aynı düzeyde gerçekleşmiştir. Çünkü gerek ilçe merkezi, gerekse kasaba ve köylerde nüfus artışını sağlayacak ticari, ekonomik ve sosyal herhangi bir itici etken olmamıştır.

    EĞİTİM

    1901 yılında usul-ı atika veçhile 16 mektebte 600 erkek talebe 315 kız talebe ile7 medresede 21 müderris ve 298 talebe mevcuttur.

    “Isparta vilayeti idare coğrafyası 1932” adlı eserde bulunan fotoğraftan, Turan İlkokulu binasının 1932 yılında inşaat halinde olduğu; 1949‘lu yıllarda bu ilkokulda 902 öğrencinin eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.

    1949 yılında Cumhuriyet İlkokulu açılmıştır. Aynı yıl Senirkent Ortaokul’u özel okul statüsünde eğitime başlamış, Mayıs 1950’de Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir.








  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Ispartanın Senirkent İlçesi


    1951 yılında Kız Sanat Okulu açılmıştır.

    1959 yılında açılan Yapı Sanat Enstitüsü, çevre il ve ilçelerdeki fakir aile çocuklarının kısa yoldan hayata atılmalarına imkân sağlamasından dolayı, Senirkent eğitim açısından uzun yıllar cazibe merkezi olmuştur.

    1961 yılında Yükseliş İlkokulu açılmıştır.

    1973 yılında, merkezde 3 ilkokul, 1 ortaokul, 1 lise, 1 Kız Sanat Enstitüsü, 1 Yapı Sanat Enstitüsü (Kasaba ve köylerde 3 ortaokul, 8 ilkokul) bulunmaktadır. 1968-1969 öğretim yılında açılan Senirkent Lisesi, ilk on yılda üniversiteye öğrenci yerleştirme sınavlarında büyük başarı göstermiş, 1979 yılında Türkiye’deki 2.400 lise ve dengi okul arasında 65. sırada yer almıştır. (Sami Nogay. Senirkent Sempozyumu’nda sunulan bildiri)

    1974 yılında İmam Hatip Lisesi, 1980 yılında Ticaret Meslek Lisesi, 1992 yılında Sağlık Meslek Lisesi açılmıştır.

    1996 yıllığındaki bilgilere göre; 1 Meslek Yüksek Okulu, Senirkent Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Kız Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi ve Teknik Lise, Ticaret Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, 3’ü ilçe merkezinde olmak üzere 11 ilkokul, 2 ortaokul, Büyükkabaca kasabasında (1993-1994 öğretim yılında açılan) Çok Programlı Lise vardır. İlçedeki mevcut okulların tümünde okuyan öğrenci sayısı 2.792, öğretmen sayısı 198’dir.

    1998-1999 öğretim yılında İsmail Hakkı Örmeci İşitme Engelliler Çok Programlı Lisesi, 2005-2006 öğretim yılında da Senirkent Anadolu Lisesi açılmıştır. 2005-2006 öğretim döneminde Senirkent ilçesinde ilk ve orta öğretim kurumlarında okuyan öğrenci sayısı 2.300’dür. İlçe merkezinde ilköğretim kurumlarında 858, ortaöğretim kurumlarında 788 olmak üzere toplam 1.646 öğrenci vardır.

    Son yıllarda öğrenci sayısındaki düşüş sebebiyle bazı köy okulları kapatılarak taşımalı eğitim başlatılmış, bazı orta öğretim kurumları birleştirilerek Çok Programlı Lise’ye dönüştürülmüştür. 1997-1998 öğretim yılında Senirkent Lisesi, Kız Meslek Lisesi ve Ticaret Meslek Lisesi birleştirilerek Çok Programlı Lise’ye dönüştürülmüştür. Öğrenci yetersizliğinden dolayı İmam Hatip Lisesi de 2002-2003 öğretim yılında Çok Programlı Lise’ye alınmıştır.

    Yıllarca eğitimde öncü ve önder olan Senirkent ilçesi, genç nüfusun yetersizliğinden dolayı eğitim kurumlarını yaşatma ve geliştirme hususunda büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Eğitimde öncü ve örnek olma vasfını kaybetmek istemeyen Senirkentliler, 1994 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi’ne bağlı olarak açılan Meslek Yüksek Okulunu yaşatmak ve geliştirmek için çok büyük gayret sarf etmektedirler. 2005-2006 öğretim yılında ilçe merkezinde Anadolu Lisesi’nin açılmış olması takdire şayan bir olaydır. Senirkent Anadolu Lisesi, eğitimi seven ve eğitim kurumlarını destekleyen ilçemiz için son yılların en güzel yatırımıdır.

    EKONOMİK VE SOSYAL YAPI

    1901 yılındaki verilere göre Senirkent nahiyesinde;1 hükümet dairesi, 13 cami ve mescid, 3 tekke, 7 medrese, 16 mektep, 1776 hane, 55 dükkân ve mağaza, 290 halı vesaire tezgahı, 2 fırın, 9 değirmen, 3 kahvehane; 99 deve, 2.149 öküz, 8 manda, 10.484 koyun, 3.954 adi keçi 967 tiftik keçisi, 155 bargir (beygir), 1.140 merkep, 96 ester (katır) mevcuttur

    24 Temmuz 1931 tarihinde Dr Tahsin Tola öncülüğünde Senirkent Yükseliş Birliği, 1940 yılında Senirkent Dokumacılar Kooperatifi, 1948 yılında da Senirkent Halıcılar Küçük Sanat Kooperatifi kurulmuştur. Senirkent Yükseliş Birliği Afyon’da öğrenci yurdu açarak, Senirkentli gençlerin okumalarına imkân sağlamıştır

    1937 yılında 7.500 metre mesafedeki Devekaya kaynağından 40.000 lira harcanarak içme suyu temin edilmiştir

    Projesi 1947 yılında tasdik edilen elektrik tesisatı, 95.000 liraya ihale edilmiştir

    1950’de basılan belediyeler yıllığına göre Senirkent’te,12 mahalle, 1.700 hane,.1 belediye doktoru ile iki serbest doktor, 1 eczane, 1 halkevi, 2 otel, belediyeye ait 1 han ile 2 otomobil, 5 lokanta, 1 belediye gazinosu, 6 fırın, 3 otobüs ve 5 kamyon mevcuttur. Senirkent’te dokumacılık çok gelişmiştir ve dokumacılar kendi aralarında bir kooperatif kurmuşlardır. Bu kooperatifin 1.426 ortağı ve ortakların 1.587 tezgahı vardır Kooperatife girmemiş olan dokumacıların miktarı da ortakların yarısından çoktur Dokumalar İstanbul, Akşehir, Yalvaç, Afyon, Ankara, Diyarbakır ve daha bir çok yerlere sipariş üzerine gönderilir. Yılda 70.000 toptan fazla dokuma yapılır Yapılan dokumaların başlıcaları kaput, reçine, arjantin, zincirli, refine, peştimal, çatmalı alaca vesairedir. Halı tezgahlarının sayısı 927 olup yılda 4500 metrekare halı yapılmaktadır 30.000 dönüm bağdan yılda 7000 ton kuru üzüm, 2000 ton şarap elde edilir. Badem sağladığı gelir bakımından önemli bir üründür. Yılda 150 ton kadar iç badem elde edilmektedir

    Yukarıdaki bilgilerden 1940’lı yıllarda dokumacılığın Senirkent için ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır Bu kadar yoğun bir ekonomik faaliyetin sonucunda nüfus 12.000’lere yaklaşmış, ancak çağın gereklerine uygun sanayileşme gerçekleştirilemeyince Senirkent’in gelişimi durmuştur

    Senirkent,16 Haziran 1952 tarihinde ilçe olmuştur

    1954 yılında 20 yataklı Senirkent Hastanesi hizmete açılmış, 1961 yılında Göğüs Hastalıkları Hastanesi ile birleştirilerek 120 yataklı Senirkent Devlet Hastanesi adını almıştır

    1949 yılında özel okul statüsünde açılan Senirkent Ortaokulu ve Senirkent Hastanesi’nin kuruluşu Dr. Tahsin Tola önderliğinde Dokumacılar Kooperatifi ve halkın desteğiyle gerçekleştirilmiştir Hastanenin uzman hekim ihtiyacını karşılamak üzere Dokumacılar Kooperatifi iki doktor hemşehrimizin (Dr.Ali İhsan Balım ve Prof. Dr. Yusuf Keçeci) burslu olarak ihtisas yapmalarına imkân sağlamıştır Dr. Ali İhsan Balım ihtisasını tamamladıktan sonra milletvekili seçildiği 15.10.1961 tarihine kadar Senirkent Hastanesi’nde görev yapmıştır Senirkent Hastanesi uzun yıllar adeta bölge hastanesi gibi çevre il ve ilçelerde yaşayan insanlara hizmet vermiştir 1992 yılında hastanenin yatak kapasitesi 50’ye düşürülmüştür

    1974 yılında hizmete açılan İmam Hatip Lisesi binası da Senirkent halkının desteğiyle yapılmıştır Kız Sanat Okulu uzun yıllar Dokumacılar Kooperatifi binasında hizmet vermiştir İlkokul binalarının yapılışında da halkın desteği hep ön planda olmuştur Günümüzde Senirkent Meslek Yüksekokulu binası inşaatının halkın katkılarıyla gerçekleştirildiğine hepimiz şahit olmaktayız

    13 Temmuz 1995 tarihinde akşam saatlerinde Kapıdağ’a yağan yoğun yağmurun önüne kattığı taş ve toprak yığınının ilçe merkezine akması üzerine büyük bir sel felaketi yaşanmış, 74 kişi hayatını kaybetmiş, 209 ev oturulamaz hale gelmiştir. Hemşehrimiz 9. Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in desteğiyle sel felaketi yaraları kısa zamanda sarılmıştır

    1973 il yıllığında; geçim kaynağı olarak üzüm ve keten üretimi ile halıcılık ve göl ürünleri belirtilmiş, bademciliğin gelişmekte olduğu vurgulanmıştır

    1996 il yıllığında ise, halkın geçiminin tarıma dayandığı vurgulanmakta, bağcılık, meyvecilik (elma, kiraz, vişne, kayısı, üzüm), gülcülük, pancar ve hububat tarımı yapıldığı belirtilmektedir

    Senirkent ovası sulama şebekesi 1. kısmı 1976 yılında, 2. kısmı 1982 yılında işletmeye açılmıştır. Senirkent ovasında sulu tarımın yapılması tarımın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Ancak ürün pazarlanmasında yaşanılan sıkıntılar üreticileri zor durumda bırakmaktadır. 1940’lı yıllarda olduğu gibi kooperatifleşme veya şirketleşme yoluyla ürün pazarlaması sorunu çözülmelidir Ayrıca ürün tanıtımına yönelik fuar, sergi ve festivaller düzenlenmelidir






+ Yorum Gönder