+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve Antika ve Tarihi Eser Forumunda Çanak Çömleğin Arkeologlar İçin Önemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Güneş Hoca
    Devamlı Üye

    Çanak Çömleğin Arkeologlar İçin Önemi








    Çanak Çömleğin Arkeologlar İçin Önemi



    Kil kökenli maddelerden yapılan kap kacaklar genel olarak üçe ayrılmaktadırlar. Türkçe’de ilkel yöntemlerle yapılmış ve sırlanmamış olanlar, genel olarak, “çanak çömlek”; çanak çömlek gibi düşük ısıda fırınlanmış ama sırlanmış olanlar “seramik”, ergime derecesine dek ısıtıldıktan sonra camsı bir yapıya sahip olanlar ise –sırlı olsun olmasın- “porselen” olarak tanımlanmaktadır.

    İnsan kap-kaçaklarını kilden yapmaya ve ateşte pişirerek bugünlere kadar ulaşmasını sağlamaya Neolitik Çağ’la birlikte başlamış olsa da kil, ilk olarak Neolitik Çağ’dan daha önce, yaklaşık 22 bin yıl önce, Üst Paleolitik Çağ’da bir takım heykelciklerin yapılması için insanlarca kullanılmaya başlanmıştı. Kil Neolitik Çağ’la birlikte yalnız çanak çömlek yapımında değil, mimaride de önemli bir görev üstlendi. Dal örgü duvarların, tabanların, ambarların sıvanmasında, ocakların, sekilerin ve kerpiç duvarların yapılmasında kil kullanılmıştır. Aynı zamanda heykelcikler, oyun ve sayı taşları ve bazı aletler de çanak çömlek gibi kilden yapılıyordu. Bu kadar önemli bir nesneden çanak çömlek yapımı yaklaşık 8200 yıl önce Anadolu, Kuzey Suriye ve Kuzey Mezopotamya’da ortaya çıktı ve 2000 yıl gibi insanlık tarihi için kısa bir sürede tüm Eskidünya’ya –bazı istisnalar hariç olmak üzere- yayıldı. Amerika kıtası da bundan yaklaşık 5000 yıl önce Yakındoğu’dakine benzer nedenlerle ama Yakındoğu ve tüm Eskidünya’dan bağımsız olarak çanak çömlek yapımına başladı. Avustralya kıtasının çanak çömlekle tanışması ancak Avrupalılarca işgal edilmesi sürecine rastlar.

    Çanak çömlek, yazılı belgelerin olmadığı tarihöncesi çağların aydınlatılması için, çok asitli topraklar dışında, hiç bozulmadan kalabilmesi sayesinde, günlük yaşamın, ekonomik durumun, ticaretin, teknolojik düzeyin ve bunlara benzer pek çok şeyin anlaşılmasında arkeologlara en çok yardım eden buluntulardan biridir. Çanak çömlek yapım tekniğine, biçimine ve bezemesine göre topluluklara ayrılır ve bu toplulukların coğrafi ve zamansal dağılımı, mutlak tarihleme yapılamayan durumlarda –ve yapılabildiği durumlarda da- işe yarayan “göreli kronoloji”nin oluşturulmasında işe yarar. Çanak çömlek biçimlerinde ve yapımlarında oluşan değişimler, kültürel değişimlerin de yansıtıcısı olurlar. Çanak çömlek buluntuları sayesinde kil analizleri yapılabilir ve kilin kaynağına göre ticaret ve kültürel ilişkiler aydınlatılabilmektedir.



    Çömlekçi çarkında (torna/turnet) yapılmayacak işler için kile %5-15 kadar kum ya da şamot (dövülmüş pişmiş toprak), her ikisinin toplamı %15’i geçmeyecek kadar koyulması biçimlendirmeyi kolaylaştırır (ayrıca fırınlama ısısını düşürür ve kurumayı hızlandırır). Kille çalışılabilmesi için kilin içinde eşit dağılmış %25-30’u kadar su bulunmalıdır. Kile gereksinime göre istenen katkılar katıldıktan sonra hamur homojenleşmesi (katkıların eşit dağılması) için sıkıştırılır. Sıkıştırma genellikle hamuru iki parçaya bölüp parçaları birbirine vurarak yapılır. İçindeki havanın çıkması için hamur yoğrulur. Yoğurma işlemi için genel olarak iki yöntem vardır, ilki daha çok doğulu çömlekçiler tarafından uygulanan “burgaçlı yoğurma”, ikincisi ise “öküz-kafası” yöntemiyle yoğurmaktır.

    Biçimlendirme

    Hamur hazırlandıktan sonra çanak çömleği şekillendirmek için temel olarak iki yöntem vardır: El ve çark. Elle yapım çarka göre daha eski ve ilkel olmasına karşın bundan 7000 yıl önce biçim, kenar kalınlığı ve nitelik olarak çarklardan daha “üstün” çanak çömleklerin yapılmış olması bu iki yöntemden birinin diğerine göre üstün ya da daha iyi olduğunun belirlenemeyeceğini kanıtlamaktadır. Elle çömlek yapmak için pek çok yöntem vardır ve elle çömlek yapmanın sınırı hayal gücünün sınırıyla sınırlanmıştır. Ama genel olarak geçmişte ve bugün kullanılan yöntemler şöyledir: Parmaklarla çimdikleyerek, halkaları üst üste dizerek (“kangal” yöntemi), levhaları birleştirerek (dik kenarlı biçimler için), ve kalıp kullanılarak (kil, bir şeyin çevresine sarılarak ya da bir şeyin içine konulup şekillendirilerek gibi).

    Günümüzden yaklaşık 6000 yıl önce Mezopotamya’da yavaş dönen çarkın (turnetin) elle biçim vermeyi kolaylaştıran dönen tabladan türetilerek bulunmasıyla birlikte çark yapımı dönemi başlamış, ancak el yapımı da bugüne kadar sürmüştür. Hızlı dönen çarkta merkezkaçtan yararlanılarak –turnetin aksine- elle çekme yöntemiyle çömleğe şekil verilir. Yapılan çömlekler çömleğin orta eksenine göre tam simetriktir. Hızlı dönen çarkla birlikte çömlekçilikte seri ve standart üretim de başlamıştır. Kentlerden kent devletlerine geçişin gereksinimi olan çarkın, kullanıldığı yerler kent devletleriyle sınırlı kalmıştır. Çark elle ya da ayakla ya da hem el hem ayakla döndürülebilir. Bazı çarklarda döndürmek için bir dişliler sistemine bağlanmış bir kol ve döndürme işi için başka hiçbir iş yapmayan bir kişi bulunabilir

    Açkı, Astar ve Sır

    Yüzeyde işlemler yapılmadan önce çömlek bir iki gün kadar kuruması için bırakılır. Ancak çömlek tam kurumadan deri, bez, tahta, kemik ya da taş bir aletle –günümüzde metal bir alet- sürtülerek parlatılır. Bu parlatma işleminin adı açkıdır (perdahtır). Yapılan açkıya göre çömleğin yüzeyi donuk ya da cilalı gibi parlak olabilir ya da camsı bir parlaklık kazanabilir. Açkının temel nedeni güzellik olmasa da açkı ile çömlekler “güzelleştirilir”. Açkının asıl amaca gözeneklerin kapatılarak çömleğin geçirimsiz yapılmasıdır.

    Astar ise çömleğin üzerini farklı renkte ya da aynı renkte ama farklı dokuda olan bir başka kil hamurla kaplamaktır. Astarların yüzeyi genellikle açkılanmıştır ve astarın amacı kabı güzelleştirmektir. Astarı kaba sürmenin en kolay yolu kuru çömleği astarın olduğu kaba batırıp çıkarmaktır. Diğer yöntemlerse akıtma ve sıkma ile astarı sürmektir. Astar ile iki tür bezeme yapılabilir. İlki “ıslak üzerine ıslak” (astarlanmış kabı bir nesne ile çizerek şekiller yapmak gibi), ikincisi “kuru üzerine ıslak”tır (kabın üzerine astarı belli bir şekilde sürmek gibi).

    Sırlama tarihöncesi çağlarda uygulanmayan bir yöntemdir. Sır metalik bir silikattır ve çömleğin üzerine astar gibi sürülür. Ancak astardan farkı çömleğin ilk fırınlamasından sonra sürülmesi ve sır sürülmüş çömleğin tekrar fırına koyulmasının gerekmesidir.

    Bezeme

    Tarihöncesi çömlekçilikte, çömlek daha tam kurumadan, bezeme genellikle çizi, kazı ve oyuk bezeme olarak yapılırdı ve bazen oyukların içi beyaz bir macunla doldurulurdu. Bununla birlikte yiv ve oluk bezemeler, parça ekleme yoluyla yapılan kabartma bezemeler, tırnak, deniz kabuğu ya da alet bastırarak yapılan baskı bezemeler de yaygındı. Boya bezeme ise zor bir yöntem olduğu için ender rastlanan bezeme türlerindendir. Bazı bezemeler açkı, astar ya da çarkta yapılmış olabilir. Bazı bezemeler ise yüzeye grafit, altın suyu gibi maddeler sürülerek yapılmış olabilir.

    Fırınlama

    Fırınlama kilin içine katılan katkılar gibi çömleğin renginin belirlenmesinde rol oynar. Fırının indirgenmiş (karbonize) ya da yükseltilmiş (okside) olması çömlek renginde belirleyici olur. Bu iki tür fırınla çift renkli çömlekler pişirmek olasıdır. Tarihöncesi çömlekçilikte katkıya göre fırınlama 600-900 C dereceler arasında olmuştur. Saf kil yataklarının kullanılmamış olması ya da kullanıldıklarında mutlaka çıkan killere katkı maddesi koyup çömlek yapılmış olmasının nedeni, tarihöncesi çağlarda fırınlama yöntemlerinin kilin ergime noktası olan 1200 C derecenin üstüne çıkmaya olanak vermemesidir. Çömlekler pişirilmeden önce mutlaka çok iyi kurutulur. İyi kurutulmamış çömlekler ani ısı değişimlerinde kırılabilirler. 100 C dereceye kadar çömlek suyunu kaybederek kurur ve 600-700 C dereceler arasında çömlekte geri dönüşü olmayan değişimler başlar. 900-1000 C derecelerde ise kil taneleri kaynaşmaya başlar. Ancak yöresel killerin çoğu 800 C derecede sertleşip camlaşabilmektedir. Çömlek fırınlamak için bir fırın da zorunlu değildir. Anadolu’nun bazı yerlerinde çömlekler rüzgarlı bir havada dizilirler ve bir saat boyunca ateşin içinde bekletilerek pişirilebilirler.

    Mardin Müzesi







  2. Ezlem
    Üye





    Kilden hamur haline getirilerek daha sonra şekil vererek fırınlanan çanak ve çömlekler eski çağlardan günümüze kadar gelmiştir. Kilden bazı heykeller ve araç gereçlerde yapılmıştır.




+ Yorum Gönder