+ Yorum Gönder
Atatürk Forumu ve Atatürk'ün hayatı Forumunda Atatürk’ün Kişisel Özelliklerini Anlatan Anılar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Atatürk’ün Kişisel Özelliklerini Anlatan Anılar








    Atatürk’ün Kişisel Özelliklerini Anlatan Anılar

    Atatürk’ün Kişisel Özelliklerini Anlatan Anılar Hakkında Bilgi


    ASKERLE GÜREŞ

    Bir gezisinde Kolordu binasının kapısında aslan yapılı bir Mehmetçik gördü Çağırdı ve güler yüzle sordu:
    - Sen güreş bilir misin?
    Yanındakilerden en kuvvetli görünenlerle Mehmetçiği güreştirdi Genç asker her zaman üstün geliyordu
    Çok neşelendi ayağa fırladı
    Ceketini çıkarıp Mehmet'e ense tuttu:
    - Haydi bir de benimle güreş!
    Katıksız ve temiz Anadolu çocuğu Ata'sının yüzüne hayranlıkla baktı:
    - "Atam" dedi "Senin sırtını yedi düvel yere getiremedi Bir Mehmet mi bu işi başarır?"
    Gözleri doldu ve ağlamamak için gülmeye çalıştı
    Tahsin UZER

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    KAHRAMAN TÜRK KADINI

    Mart 1923 Tarsus:
    Mustafa Kemal İstasyon'dan şehre doğru bir süre yaya olarak yürüdü O'nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek ilerledi O sırada ansızın bir olayla karşılaştı
    Milli Mücadele'deki çete giysili bir kadın Atatürk'ün yolunu keserek ayağına kapandı Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
    - "Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!"
    Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar
    Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:

    - "Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın"
    Taha TOROS

    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

    TÜRK ORDULARI BAŞKUMANDANIYIM

    fyonkarahisar'ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak geceleyin Mustafa Kemal'in çadırına getirilmişti
    Bunlardan birisi Muzaffer Generalin doğup büyümüş olduğu Selanik'ten gelmişti Yüz kendisine yabancı gelmediğinden
    ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı
    - Binbaşı mısınız?
    - Hayır
    - Albay mı?
    - Hayır
    - Korgeneral mi?
    - Hayır
    - Peki nesiniz?
    - Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım! Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
    - Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!

    General SHERRIL


    Kaynak: General Sherril - Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik 1935

    GENELGEYLE DEVRİM OLMAZ

    1924 yılının ilkbaharıydı Erzurum ve Pasinler'de depremde birçok köyün evleri yıkılmıştı
    Zarar gören halkla görüşmek için Pasinler'e gelen Atatürk halkın içinden ihtiyar bir köylüyü çağırdı:
    - Depremden çok zarar gördün mü baba? diye sordu Atatürk ihtiyarın şüphesini görünce tekrar sordu:
    - Hükümet sana kaç lira verse zararını karşılayabilirsin? İhtiyar Kürt şivesiyle:
    - Valle Padişah bilir! dedi
    Atatürk gülümsedi Yumuşak bir sesle:
    - Baba Padişah yok; onları siz kaldırmadınız mı? Söyle bakalım zararın ne?
    İhtiyar tekrar etti:
    - Padişah bilir!
    Bu cevap karşısında kaşları çatılan Atatürk Kaymakam'a döndü:
    - Siz daha devrimi yaymamışsınız! dedi
    Bu sırada görevini başarmış insanlara özgü bir ağırbaşlılıkla ortaya atılan tahrirat katibi:

    - Köylere genelge yolladık Paşam dedi Atatürk'ün fırtınalı yüzü daha çok karıştı:
    - Oğlum dedi genelgeyle devrim olamaz!"

    Ahmet Hidayet Reel


    -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


    YENİLSEYDİK SORUMLU BEN OLACAKTIM

    Bir aralık konu İstiklâl Savaşı'na geldi Dikkat ettim Binbaşılar dahil her komutanın hangi birliğe komuta ettiğini
    nerede bulunduğunu -bir gün önce olmuş gibi- hatırlıyordu O savaş ki araç gereç
    personel kıtlığı bugün güç tasavvur edilirdi Tümenlere binbaşılar Kolordulara yarbaylar komuta ediyordu!
    Fakat bu kadro canını dişine takmış bir ekipti Var olmak ya da olmamak bu savaşın sonucuna bağlıydı 30 Ağustos bu ruh haletinin eseriydi Böyle bir dramı hem yazarı hem baş aktörünün ağzından dinlemek müstesna bir mutluluktu O anılar Ata'yı coşturdukça coşturuyordu Anlatmalarında abartma yoktu Ama bu anlatış öylesine canlı öylesine plastikti ki hepimiz heyecandan heyecana sürükleniyorduk Anlatışlarını şöyle bağladı:
    - İşte büyük zafer böyle ortak bir eserdir Şerefler de ortaktır
    Bu alçakgönüllülük şaheseriyle konunun kapanacağını tahmin ediyorduk Bu arada

    Atatürk bir duraklama yaptı Sonra içine dönük adeta kendisiyle konuşur gibi ilave etti:
    - Ama yenilseydik sorumluluk ortak olmayacak yalnız bana ait olacaktı
    Bu belagat karşısında gözyaşımı tutamadım Tarihin zaferleri kendine maleden yenilgileri ise maiyetine yükleyen
    sahte kahramanlarını hatırladım
    Ord Prof Sadi IRMAK


    YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR

    Kral Edvard İstanbul'a geldiği zamanyatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı
    Atatürk rıhtımda onu bekliyorduDeniz dalgalıydıKralın bindiği motorinip çıkıyordu
    İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sıradaeli yere değerek tozlandı
    O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu
    Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
    -Yurdumun toprağı temizdiro elinizi kirletmezdiyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı

    DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ

    Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti
    Yaşlıgençkadınerkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı
    Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu
    yazı devriminin en dikkate değer yanıAtatürk'ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır
    Örneğin bazı kimseler kendisine:
    -Paşamilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım
    O kuşakla birlikte ortaokululiseyi ve üniversiteyi izletelimdiyorlardı
    Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı -Devrim ya bir anda oluryada hiç olmazdedi

    YAPACAKLARIMDAN SÖZ EDİN

    Bir soruşturma dolayısıylaAtatürk'ün başardığı işlerden Vasıf Çınar söz açmıştı
    Kendisine Sordu:
    -Sizin en büyük eseriniz hangisidir?
    Atatürk'ün kısa cevabı şu olmuştu:
    -Benim yaptığım işlerbiri ötekine bağlı gerekli olan işlerdirFakatbana yaptıklarımdan değil
    Yapacaklarımdan söz edin

    BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK

    Yazı devriminden sonra(1928)Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünceO'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı
    Aslındaadlandırmada geç kalınmıştı
    Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonrabir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:
    -Yurdu kurtardınızŞimdi ne yapmak istrerdiniz?
    Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti:
    -Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü Yükseltmeye çalışmaken büyük amacımdır
    Ondan sonra Atatürk nerede görünsemutlaka orada bir okula gireröğretmen ve öğrencilerle konuşurdu
    Birgün Atatürk'ün yolu köy okuluna düştüTek sınıflı okulda bir genç öğretmen ders veriyordu
    Atatürk sınıfa girinceöğretmen kürsüsünü terk etti
    Atatürk:
    -Hayıryerinizde oturunuz ve dersinize devam edinizdediEğer izin verirsenizbizde sizden faydalanmak isterizSınıfa girdiği zamanCumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir








  2. Acil

    Atatürk’ün Kişisel Özelliklerini Anlatan Anılar isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder