+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12
Atatürk Forumu ve Atatürk'ün hayatı Forumunda Atatürk'ün Kehanetleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    --->: Atatürk'ün Kehanetleri

    Atatürk’ün Fransız Genelkurmay Başkanı Gemelin Hakkındaki Kehaneti

    100701-3-4-943bf.jpg

    Yıl: 1938…

    Mustafa Kemal Atatürk’ün rahatsızlığının arttığı Ekim ayındayız…

    Atatürk’ün yıllar öncesinden bahsetmeye başladığı II. Dünya Savaşı’nın hızla yaklaşmakta olduğunu, Avrupa’nın beşli başlı ülkelerini yöneten liderler hala göremiyorlardı… Bunların da başında İngiltere’nin ve Fransa’nın yöneticileri geliyordu.

    O günlerde ne dönemin Başbakanı Celal Bayar, ne de hükümetin herhangi bir yetkilisinin Dış Politika’daki gelişmeler hakkında Atatürk’e bilgi verilmediği bilinmektedir. İşte o günlerde Atatürk’le görüşen Celal Bayar’ın daha sonraları kaleme aldığı anılarda ilginç satırlara rastlanır. Celal Bayar’ın Atatürk’le yaptığı bir görüşmede, Avrupa’daki gelişmeler hakkında konu açılmıştı. O sırada Atatürk yine o kendisine has düşünceler daldığı birkaç dakikalık bir sessizlikten sonra şunları söylemeye başladı:

    -“Gemelin Fransa’nın başına büyük bir bela getirecektir. Çünkü idareye memur olduğu vaziyeti göremiyor. Karşısındaki vaziyeti göremeyen bir Erkanı Harp (Genelkurmay Başkanı) memleketine mutlaka bela getirir. Böyle adamlar Fransa’nın başında kaldıkça, bu memleketin nasibi belaya uğramaktır…”


    Gemel’in (1872 – 1958) Atatürk’ün bu sözlerinden kısa bir süre sonra Ulusal Savunma Kurmay Başkanlığı’na atadı…

    2 yıl sonra…

    II. Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra, Batı’daki Müttefik Kuvvetler’in Komutanlığı görevini üstlendi.

    Almanlar’ın Mayıs 1940’da Fransa’ya karşı başlattıkları saldırıyı durduramadı. Fransa’nın aynı yılın Haziran ayında büyük bir bozguna uğramasına yol açtı. Hazırlıksız yakalandığı bu saldırılar sonucunda, Müttefik Kuvvetler’in ikiye bölünmesine neden oldu. 19 Mayıs 1940’da görevden alındı. Daha sonra Rion’da mahkeme önüne çıkartıldı. Savaş sonuna kadar hapiste kaldı.

    Atatürk bir kez daha haklı çıkmıştı. Ancak ne yazık ki, bu konuda haklı çıktığını göremedi. Fakat O, haklı çıkacağından zaten hiçbir zaman şüphe de duymamıştı…Gemelin’in iki yıl sonra yapacağı hataları önceden görebilmiş ve ülkesinin başına büyük bir felaket getireceğini önceden söyleyebilmiştir…

    Bu Atatürk’ün son kehanetlerinden biridir…




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan

    --->: Atatürk'ün Kehanetleri frmacil sayfa 2iki --->: Atatürk'ün Kehanetleri

  2. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Uçaklarla İlgili Kehaneti


    Cumhurbakan_Atatrk_Eskiehirde_Tayyare_Mektebinde_uular_izlerken9_Haziran_1936.jpg


    Atatürk uçakların henüz daha bırakın savaşlarda kullanılmasını normal günlerde bile kullanılmadığı ve birçok kimse için ölüm kutusundan başka bir şey olmayan günlerde, Fransa’da Abidin Daver’e söylediği uçaklarla ilgili şöyle demiştirt.


    - “Teyyareler gün gelecek savaşlarda önemli roller oynayacaktır.”


    Atatürk’ün bu sözü tam anlamıyla bir kehanet niteliği taşır. Çünkü O, bu sözünü 1908 yılında söylemiştir. Abidin Daver, Atatürk’ün o yıllarda söylediği söze asla inanmadığını da itiraf etmiştir. Çünkü o yıllarda uçakların savaşlarda kullanılabilmesini hiç kimse ihtimal bile vermiyordu. Hatta akıllara bile gelmiyordu. Ancak O’nun nice inanılmayacak gibi görünen “Ön Görü” leri bu sefer de gerçekleşmiştir.




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan





  3. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Mustafa Kemal Atatürk Neden O Uçağa Binmek İstemedi?



    Ata'nın hiç görülmemiş fotoğrafları müzayedede.jpg


    Mustafa Kemal Atatürk, son Osmanlı Padişahları’ndan olan Mehmet Reşat ile Almanya’ya gitmişti. Askeri üsler gezilirken, bir askeri üsde şereflerine uçaklarla gösteriler yapılacaktı. Birinci Dünya Savaşı öncesi 1910 yıllarında uçaklar az çok gelişme göstermişti. Askeri üsde gösteri yapacak olan uçaklardan birine de Atatürk’ün binmesi kararlaştırılmıştı.

    Planlanan törende zamanı gelince Atatürk, uçağa doğru ilerlemeye başladı…

    Ancak bir anda geri dönerek uçağa binmekten vazgeçtiğini söyler. Bütün ısrarlara rağmen Atatürk fikrinden vazgeçmez. Onun yerine bir Alman subayı uçağa biner.

    Uçak havalandıktan bir müddet sonra arızalanarak düşer. İçindeki Alman subayı ölür!

    Atatürk uçağa niçin binmek istemediğini açıklamamıştır. O sadece içindeki sese her zaman olduğu gibi kulak vermiş ve mutlak bir ölümden dönmüştür.




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan





  4. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    BAŞKENT ANKARA



    Atatürk'ün Ankara'yı Başkent yapmasının ardındaki sebep hayli ilginçti:

    "Ben Türk'ün imkansızı imkan haline getiren kudretini bütün dünyaya göstermek için Ankara'yı istedim. Bir gün gelecek şu çorak tarlalar yeşil ağaçların çevirdiği villalar arasından uzanan yeşil sahalar, asfaltlar ve binalarla bezenecek. Hem bunu hepimiz göreceğiz, yakında olacak…"

    Ankara 13 Ekim'de başkent oldu. Bazı Batılı devletler Ankara'nın nüfusu ve kırsallığı yüzünden büyükelçi göndermeyeceklerini açıklamalarına rağmen karar değişmedi.









    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  5. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Annesinin Ölümü İle İlgili Gördüğü Rüya



    Zübeyde Hanım rahatsızlığı arttığından Uşşakizadeler ‘in evinde oğluna hasret vefat eder.

    Ancak bu haberi Paşa’ya nasıl vereceklerini düşünüyorlardı. Annesinin ölümünden habersiz olan Mustafa Kemal, aynı saatlerde trenle çıktığı Yurt gezisinde uyumaktaydı. Gecenin ilerleyen saatlerinde gördüğü kabus gibi rüya yüzünden kan ter içinde uyanır..

    Bir sigara yakar ve zile basarak kompartımanındaki hizmetine bakan Ali Çavuş’u çağırıp:

    -“Gördüğüm rüya canımı sıktı…”der.

    Ali Çavuş :

    -”Hayırdır Paşam” deyince

    Atatürk de rüyasını anlatır:

    -“Pek hayır olacağa benzemiyor. Kırlık bir yerdeymişiz. Her taraf yeşillik. Birden bire sel geliyor, annemi alıp götürüyor. Endişe ediyorum. Yaverlere söyle, İzmir’e telgraf çekip annemin sağlık durumunu sorsunlar…”

    Acı haber tez gelir derler…Kısa bir süre sonra Yaver Salih’in yolladığı şifreli telgraf gelir.

    Atatürk telgrafın şifreli olduğunu derhal anlar:

    -“Annem öldü mü?”

    Ali Çavuş üzgün bir şekilde telgrafı uzatır:
    -
    -“Başınız sağ olsun Paşam.”

    Gözleri yaşla dolan Atatürk :

    -“Bana malum oldu..Bana malum oldu…Bunun kabusunu gördüm ben..Anam..Zavallı çilekeş anam..Benim anam öldü başka analar sağ olsun..” diyerek koltuğuna çöker.

    Vatan hizmetinin zorunluluğu yüzünden annesinin cenaze törenine katılamaz.



    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  6. Gülcan
    Devamlı Üye
    Atatürk'ün Kehanetleri

    Atatürk'ün ileri görüşlülüğü

    Atatürk’ün Rusya’nın Geleceğini Tahmin Etmesi

    atatrknrusyanngeleceini.jpg
    Bilindiği gibi, 1985 yılında Sovyetler Birliği’nde işbaşına gelen Gorbaçov’un başlattığı Glasnost (açıklık) ve Perestroika (yeniden yapılanma) politikalarının sonucunda, 70 yıl süren komünist sistem ve dolayısıyla da Sovyetler Birliği dağıldı. 1991 yılının Aralık ayında Rusya, Ukrayna ve Beyaz Rusya’nın “Bağımsız Devletler Topluluğu”nu kurduklarını açıklamalarıyla Sovyetler Birliği tarihe karışmış oldu.

    Kuşkusuz ki, Sovyetler Birliği’nin dağılması 20. yüzyılın en önemli siyasi olaylarından biriydi. Çünkü Rusya Federasyonuyla birlikte, Sovyetler Birliği’ni oluşturan 14 Cumhuriyetin bağımsızlıklarını ilan etmesi, Orta Asya, Kafkasya ve Doğu Avrupa’daki bölgesel dengeleri de farklı boyutlara taşıdı. Burada bizleri en çok ilgilendiren nokta, bağımsızlıklarına kavuşan Cumhuriyetlerden beşinin Türk olması idi. Orta Asya haritasında yer alan bu Türk devletlerinin, petrol-doğal gaz gibi yeraltı zenginliklerine sahip olması, Avrasya adı verilen ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgeyi önemli bir konuma getirdi.

    Türkiye’nin, Balkanlar, Kafkasya ve Doğu Akdeniz bölgelerinin kesişme çizgilerinin tam ortasında, mihver durumunda olması, Avrupa devletlerinin ve tüm dünyanın dikkatinin Türkiye üzerinde toplanmasına yol açtı. Bu durumda yapılması gereken, tüm dünya ülkeleri ile dostane ilişkiler kurmak ve jeopolitik konumumuzun sonuçlarını lehimize kullanmaktır.

    Burada ilginç olan, 1936 yılında, henüz II. Dünya Savaşı çıkmamış ve Rusya büyük bir güç olmamışken, Atatürk’ün Çankaya’daki akşam yemeklerinden birinde, Rusya’nın gelecekteki konumuyla ilgili olarak söylediği şu sözlerdir:


    "Biraz sabredin…Yurtta Sulh, Cihan’da Sulha sarılın. Çünkü 60 yıl sonra Rusya 60 parça olacak. Bu nesil Bolşevik ihtilali yaptı. Kan kussa, kızılcık yedim der. Oğulları da babalarının istikametinde gider. Ama ondan sonraki nesil Rusya’yı 60 parçaya böler…”

    Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat, yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Bugün Rusya’nın elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim, bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür. İnanç bir köprüdür. Tarih bir köprüdür.Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onların bize yaklaşmasını beklememeliyiz, bizim onlara yaklaşmamız gereklidir. Rusya bir gün dağılacaktır. O zaman Türkiye onlar için örnek bir ülke olacaktır.” 4

    Yakın dönemde yaşanan bu gerçekleri ve Türkiye’nin 21.Yüzyıl’da Avrasya için bir kilit ülke konumunda olacağını öngörmesi, Atatürk’ün bu üstün özelliğinin bir kanıtıdır.

    Atatürk 1933 yılında şu sözleri söylediğinde, bunların gerçekleşebileceğine kuşkusuz kimse ihtimal vermezdi. Ancak Büyük Önder kişiliğine yansımış ileri görüşlülüğü ile, düşüncelerini şöyle dile getirmiştir:


    “Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlığa ve hürriyete kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelmiş olarak vuku bulacaktır. Bu milletler, bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen, manileri yenecek ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır”

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 12


1.dünya savaşından cumhuriyetin ilanına kadar yaşanan önemli olaylar,  1.dünya savaşından cumhuriyetin ilanına kadar yaşanan olaylar