+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Atatürk Forumu ve Atatürk'ün hayatı Forumunda Atatürk'ün Kehanetleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Atatürk'ün Kehanetleri








    Atatürk'ün Kehanetleri



    "Bir yolcunun yolda yürüyebilmesi için ufku görmesi yeterli değildir.
    Ufkun ötesini de görmesi gerekir"


    Mustafa Kemal ATATÜRK





    281711.jpg

    Sınır Ötesi Yayınları


    Atatürk ile ilgili şimdiye kadar çok şey söylendi çok şey yazıldı Ancak, O'nun çok önemli bir özelliği üzerinde hiç durulmadı.

    O öyle bir özellikti ki, tüm yaşamını etkilemiş ve belki de Atatürk'ü Atatürk yapan en temel niteliklerinden biriydi
    Bu, O'nun inanılmaz ölçüde gelişmiş "Geleceği Önceden Sezebilme" yeteneğiydi Evet Maalesef O'nun bu özelliği üzerinde şimdiye kadar hiç durulmadı

    Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün olağanüstü yaşamı boyunca, başından son derece ilginç ve gizemli olayların geçtiği biliniyor Bunlar yan yana getirildiğinde; Atatürk'ün bilinen üstün yanlarının yanı sıra, bilinmeyen bazı gizemli yönleriyle birlikte, çok daha olağanüstü bir şahsiyet olarak karşımıza çıktığını görüyoruz.

    Atatürk'ün bilinmeyen yönlerinin başında, O'nun "Parapisikolojik Yetenekleri" gelir.

    Atatürk'ün "Duyular Dışı Algılamaları"nın normal bir insanla kıyaslanamayacak derecede gelişmiş olduğu, bu kitapta tarihi belgelerden alınan kanıtlarıyla birlikte ortaya konulmuştur. Bu kantıların ışığında; Atatürk'ün sıradan bir "altıncı duyu"ya değil, son derece gelişmiş bir "geleceği görme" yani "kehanet" yeteneğine sahip olduğu görülmektedir.


    Gazeteci Ali Bektan'ın 18 yıllık araştırmasının ürünü.








  2. Uğur Baki
    Devamlı Üye





    Atatürk’ün İnönü İçin Söylediği Kehanetler



    Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Öncesi Kehanetleri





    Ekim1924.jpg



    Birinci Dünya Savaşı sıralarıdır…


    İkinci Ordu Kumandanı İzzet Paşa rahatsızlığı sebebiyle İstanbul’a gitmesi üzerine, Ordu Kumandan Vekili olarak Mustafa Kemal karargahın bulunduğu Pola civarındaki Sakrate Köyü’ne geldi.

    Kış o sıralarda pek şiddetli geçiyordu. Ordu iaşe hususunda da sıkıntı içindeydi. Mustafa Kemal komutayı aldığının ikinci günü, evvelce hazırlanmış olan plan gereğince orduyu kışı geçirmek üzere, belli bir hatta çekilme emri verdi. İsmet Bay (İnönü) de o günlerde tayin olduğu bir kolorduya Kumandan olarak oradan ayrılmak üzereydi. Mustafa Kemal’in komutasındaki ordu Diyarbakır’a nakledilirken, İsmet Bey de yeni vazifesine gitmek için hareket etti…

    1916 yılının Aralık Ayı’ydı…

    Diyarbakır seyahati zorluklar içinde Osmaniye’ye kadar yapıldı. Atla yol alınıyordu. Her taraf kalın kar tabakası ile örtülü idi. İlk geceyi arkadaşları ile beraber geçiren Mustafa Kemal pek neşeli değildi. Hep havadan ve askerin iaşesinden bahsediliyordu…

    Söz bir ara İsmet Bey’den açıldı. Konuşmanın bir yerinde Mustafa Kemal arkadaşlarına dönerek :


    - “ İsmet Bey gün gelecek Erkan-ı Harbiye Reisi olacak bir askerdir “ dedi.


    Yani İsmet Beyin Genel Kurmay Başkanı olacağını söylemiştir. İnanılacak gibi değil ama bu sözünü 1916 yılında söylemiştir. Hatırlanacağı üzere İsmet Bey bu göreve 1920 yılında gelmiştir.




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan





  3. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Kafasının İçi Sarıklı Olanlar Hakkındaki Kehanetleri



    Kurtuluş Savaşı Sonrası Kehanetleri





    18Haziran1936Yesilkoy.jpg



    İtalya’nın faşist lideri Musolini’nin Türkiye’ye karşı savaş açmak için bahaneler aradığı günlere rastlayan bir tarihte Atatürk, 300 kadar üyeyi Büyük Millet Meclisi’ndeki salonunda kabul etti.

    Özel olarak yapılan toplantıda Türk Ocakları’nın başlıca konuları devrimlerin halk tabakalarına anlatılması, prensip olarak kabul edilmiştir.

    Atatürk şöyle diyordu :

    - “ Terbiye ya milli olur, ya da dini olur. Biz dini terbiyeyi aileye bıraktık. Milli terbiyeyi de devlete aldık. Okullarımızda ve bütün kültür müesseselerimizde milli terbiye esas alınmıştır. Çocuk dini terbiyesini ailesinden alacaktır. Bu arada İlahiyat Fakülteleri’de dini terbiyeyi takviye edecektir…”


    Bu arada bir Kurultay üyesi atılarak : “ Paşam müsterih olun. Bu inkilaplar yeleşmiştir. Millet bunu anlamıştır, benimsemiştir. Devrimlerimizin halk tabakaları arasında ve her tarafta kökleşmiş olduğu muhakkaktır. Bundan emin ol Paşam” dedi. Bu sözleri duyan Atatürk bir an durdu. Sonra teker teker herkese sordu :

    - “ Arkadaşınızın bu fikrine ne dersiniz? “

    Verilen cevaplar içinde, bu fikre kati şekilde iştirak edeni yok gibiydi. Herkes aşağı yukarı müphem konuştu. Bunun üzerine Atatürk :

    - “ Arkadaşlar inkilaplarımız henüz yenidir. Dedikleri gibi kökleşip benimsendiği hakkındaki kanaatlerimiz ancak ileride karşılaşacağımız hadiselerle tahakkuk edecektir. Fakat şimdi şuna emin olmalısınız ki, bugün başına şapka giyen, sakalını bıyığını traş eden, smokin ve frakla cemiyet hayatında yer alanlarımızın çoğunun kafalarının içindeki zihniyet hala sarıklı ve sakallıdır. “

    O’nun bu ileri görüşlü tahmini, maalesef günümüzde de hala geçerliliğini sürdürmektedir… Ve kafalarının içindeki sarıkları yaptıkları takiyelerle gizlemeye çalışan gerici çevreler, halen varlıklarını sürdürmeye devam etmektedirler…

    Aradan geçen bunca yıldan sonra; insan ister istemez düşünüyor… Atatürk o yıllarda bunları söylüyordu… Peki ya bugün hayatta olsaydı… Evet bugün hayatta olsaydı, yükselen şeriat tehlikesine karşı acaba neler söylerdi?





    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan





  4. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Celal Bayar İle İlgili Kehaneti



    Kurtuluş Savaşı Sonrası Kehanetleri





    1.jpg


    Cumhurbaşkanlığı yaptığı süre içinde krallardan, devlet adamlarına kadar birçok kişi ile görüşen Atatürk, gelecek yıllarda politikada üst düzeylere kadar çıkacak olan kişiler için de zaman zaman bazı kehanetlerde bulunmuştur…

    Atatürk Celal Bayar’ın bir gün ülke yönetimine geleciğini de çok önceden söylemişti…

    Atatürk, yanında Bakanlar’la birlikte trenle bir yurt gezisine çıkmıştı. O yıllarda Türkiye ekonomisini kurtarmak için çalışmalar yapan Celal Bayar’da geziye katılanlar arasında yer alıyordu. Tren bir mola sırasında durmuştu. Atatürk’ün gözleri bir ara Celal Bayar’ın üzerinde durdu…

    O sıra bir düşünce alemine daldığı belli oluyordu…

    Sonra birden yanındakilere dönerek şöyle konuştu:

    - “ Şayet bu memlekette bir gün kansız ihtilal olacaksa ve bu ihtilale biri liderlik edecekse, o adam Celal Bayar olacaktır. “

    Sonra başka bir konuya geçen Atatürk’ün bu sözlerini dinleyenler hiçbir şey anlamamışlardı…

    Olay unutulup gitti…

    Aradan uzun yıllar geçti… Ve aradan geçen yıllar Atatürk’ü bir kez daha haklı çıkardı. Tutucu ve bağnazların desteklediği Demokrat Parti 1950’de iktidara geldi. Adnan Menderes Başbakan olurken, Demokrat Parti’nin liderliğini yapan Celal Bayar Cumhurbaşkanı oldu…(*)

    (*) Atatürk devrimlerinden sapma gösterecek kansız ihtilal gerçekleşmiş oldu… Şeriatçı Tarikatların yeniden ortaya çıkması da bu tarihlere rastlar. (Sınır Ötesi Yayınları)




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  5. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Mustafa Kemal’in Parapsikolojik Gücü
    İle Kafkas Cephesi’de Kazandığı Büyük Başarı




    Kurtuluş Savaşı Sırasındaki Kehanetleri


    24mayis1938.jpg

    Birinci dünya Savaşı’nın o karanlık yıllarında, hiç yoktan savaşa giren Osmanlı Devleti, çeşitli cephelerde savaşmak zorunda kalmıştı. Malzeme ve asker yönünden kuvvetli düşmanlara başarıyla karşı koyan Osmanlı Orduları Kafkas Cephesi’nde zor durumda idi. O sıralarda başlı başına bir kahramanlık abidesi olan Çanakkale Zaferi’nden sonra Mustafa Kemal’e yeni bir görev verdiler. 1916 sonbaharında Kafkas Cephesi’nde İkinci Ordu Kumandanlığı’na gönderildi. İkinci Ordu o esnada gayet nazik bir durumda bulunuyordu. İkinci Ordu’nun elinde tuttuğu mevziler, Çapakçur Boğazı’nın Kuzey ve Doğusu’ndaki dağlardı. Ve bu dağlar üzerinde yorgun ve zayıf bir orduyu o civarda çok şiddetli kış aylarında araç ve malzemesiz bırakmak bir felaketti.

    İkinci Ordu’nun bu zor durumunu Başkumandanlık gibi Kafkas Cephesi Kumandanlığı da görmüştü. Fakat bir türlü mesuliyeti üzerlerine alarak geri çekilme emri veremiyorlardı. İşte bu sırada genç bir ordu kumandanı olan Mustafa Kemal, Çanakkale’de kazandığı parlak şöhretini tehlikeye koyacak tarzda bir tedbire başvurdu.

    Çapakçur Boğazı’nın Kuzey ve Doğusu’ndaki dağlar üzerinde Emniyet Kuvvetleri bırakmak şartıyla ordunun büyük kısmını geriye çekeceğini ve bundan doğacak sorumluluğu kabul edeceğini Başkumandanlığa bildirdi.

    Bu son derece riskli bir karardı. Çapakçur Boğazı’ndan geri çekilince, Rusların herhangi bir direniş ile karşılaşmadan bu önemli mevzileri ele geçirmeleri, böylelikle de Osmanlı Ordusu’nu mağlup etmeleri olanak dahilindeydi. Ancak böyle bir şey olmadı. Fakat böylesine son derece önemli bir kararı alabilmek için Ruslar’ın nasıl hareket edeceklerini önceden bilmek gerekirdi. Aksi taktirde hiçbir kimsenin böylesine büyük bir riski üstlenmesi mümkün olamazdı. Nitekim kendisinden başka hiçbir komutan buna cesaret edememişti!

    Mustafa kemal bu inanılmaz kararıyla Kafkas Cephesi’nde son derece önemli bir başarıya imza atmıştır.




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  6. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk Düşmanın Adeta Zihnini Okuyordu



    Kurtuluş Savaşı Sırasındaki Kehanetleri




    1.jpg


    19. Fırkası ile Çanakkale’de savaşa hazırlanan Mustafa kemal düşman ordusunun nereye çıkartma yapacağını önceden biliyordu. Hem de hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir yerden düşmanın çıkartma yapacağını önceden hissedebilmişti. Bu büyük öngörüsü düşmana Çanakkale’yi geçilmez yapmıştır.

    Düşmanın adeta atacağı her adımı önceden biliyordu. Sanki daha önce gördüğü bir filmi yeniden seyrediyormuşçasına tüm olaylara hakim olabiliyordu. İngiliz ve Fransızlar’ın nereye çıkartma yapacaklarını çok iyi bilen Mustafa Kemalo günleri şöyle anlatıyor.

    - “ Benim kanaatime göre düşman ihraç teşebbüsünde bulunursa iki noktadan teşebbüs ederdi. Biri Seddülbahir, diğeri Kabatepe civarı Ve benim noktai nazarıma göre düşmanı karaya çıkartmadan bu sahil parçalarını doğrudan doğruya müdafaa etmek mümkün değildi. Binaenaleyh Alayları’mı böyle sahilden müdafaa edecek surette yerleştirdim. “


    1915 yılında Mustafa Kemal’in söyledikleri yine çıkıyor. Kimsenin tahmin bile edemeyeceği Seddülbahir ve Kabatepe’ye düşman asker çıkartma teebbüsünde bulunuyor…Ancak bunu önceden hissedebilen Mustafa Kemal gerekli önlemleri çoktan almıştı bile… Bu sayede düşmana büyük bir darbe yedirtiliyor.

    O günlerde ilgili Mustafa Kemal’in kayıtlara geçen sözleri son derece düşündürücüdür :

    - “ 5 Mart günü donanmasıyla boğazı zorlayan düşman ordusu bir maksat elde etmekten ümidi kestiklerine hükmediyorum. Mutlaka sahile çıkacaklar. ”




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  7. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Hacı Bektaş-ı Veli’yi Ziyaretindeki Gizli Görüşmesi…



    Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Sırasındaki Kehanetleri


    2.jpg


    Anadolu’ya 19 Mayıs 1919’da çıkan Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı gerçekleştirebilmek amacı ile çeşitli destekleri de kimlerden görebileceğini düşünüyordu.

    Erzurum ve Sivas Kongresi’nin ardından Ankara’ya gitmeden önce arkadaşlarıyla birlikte Hacı Bektaş bucağına uğrar. Burada yatan ve Horosan’dan buraya gelmiş olan ünlü Sufi Hacı Bektaş-ı Veli’nin türbesini ziyaret eder. Anadolu tasavvufi düşünürlerinin en ünlülerinden olan Hacı Bektaş-ı Veli, aynı zamanda Aleviler ve Bektaşiler için de çok önemli bir zattı.

    Dergahı ziyaret etmek üzere gelen Mustafa Kemal’i Bektaşi lideri Cemalettin Çelebi karşılar. O tarihlerde Anadolu’da yaşayan Alevi Cemaati’nin 3 ila 4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyordu. Cemalettin Çelebi ve ileri gelenlerle gizli bir toplantı yapan Mustafa Kemal şu açıklamalarda bulunur :


    1 – Kurtuluş Savaşı’nı yapmak zorundayız. Savaşı kazanacağız. (O sırada İstanbul’un yanı sıra, Anadolu’nun da büyük bir bölümü işgal altındaydı.)

    2 – Padişah ve halifelik kalkacak.

    3 – Egemenlik : Din, Dil, Mezhep ve Tarikat ayrıcalığı olmadan Türk Halkına ait olacak.

    4 – Halk kendisini yönetenleri seçecek.

    5 – Kadın – erkek eşitliği sağlanacak.



    Görüşmeler sürerken, Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal’e : “ Paşa hazretleri, cesaretli ve öngörüşlü yönetiminizde Türk Ulusu’nun düşmanı kahredeceğine inancım sonsuz. Ulu Tanrı’nın ulusumuza bağışlayacağı zaferden sonra Cumhuriyet İlanını düşünüyor musunuz? “ dedi.

    Çelebi’nin Cumhuriyet sözcüğünü böylesine açık yürekle söylemesi üzerine Mustafa Kemal Paşa heyecan ve dikkatle Cemalettin Çelebi’nin gözlerine bakıyor, biraz daha yaklaşıyor, onun elini avuçlarının içine alıyor. Kulağına fısıldar gibi yavaş fakat kararlı bir ses tonuyla :

    - “ 0 mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak koşuluyla ‘evet’ Çelebi hazretleri, Cumhuriyet’i ilan edeceğim.”

    O günlerde düşünülmesi bir yana akla dahi zor getirilebilecek bu büyük değişimleri kesin olarak başarabileceğinden bu kadar emin olabilmek, normal izah yollarıyla açıklanabilecek bir kararlılık değildir. Bir insanın bu kadar kendisinden emin bir tarzda hareket edebilmesinin tek izahı var : “ Üstün Sezme Gücü…”




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  8. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Suriye’deki Kehaneti



    Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Öncesi Kehanetleri



    3.jpg
    Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nın son zamanlarında, ölmüş olan 5.Mehmet’in yerine tahta geçen Padişah Vahidettin’in önerisiyle 7. Ordu’nun Komutanlığı’na getirilmişti.

    Düşman saldırıları karşısında ordular teslim oluyorlardı. Osmanlı Ordusu Almanlar’la beraber Suriye’de çarpışıyordu.

    Mustafa Kemal durumun umutsuzluğunu görmüştü…

    Geçen zamanın bizim lehimize bir sonuç kaydetmesi imkanı olmadığını, hiç olmazsa insan kaybına yer vermemesinin lazım geldiğini düşünüyordu. Kendi emrindeki orduları geri çekmeye başladı.

    Bunun üzerine Alman Generali : “ Ne oluyor? ” diye sormasına karşılık, fazla kayıp vermemek için orduları geri çektiğini söylemiş ve ilave etmiştir :

    - “ Boş yere insan kaybına gerek yok, bir gün onların hepsi bana lazım olacak! “

    Mustafa Kemal geriye çektiği ordularının askerleri savaş sonunda terhis edilmeye başlandığı zaman onlara silah ve cephane vermiştir. Kahramanmaraş ve Gaziantep savunmalarının temelinde, Mustafa Kemal’in terhis olan askerlere verdiği silah ve cephaneler yatar. Aynı zamanda düşmana karşı koyan çetecilerin elinde de aynı silah ve cephaneler vardır!




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


  9. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Bulgar Ivan Manelof’a Söylediği Kehanetler



    Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Öncesi Kehanetleri


    1.jpg
    Laiklik ve Kadın Erkek Eşitliği hakkındaki kehaneti


    Mustafa Kemal başından beri Türk Milleti’ni kurtaracak olan bir lider olacağını biliyordu…

    Bununla ilgili sayısız kanıtlardan biri de 1906’da Bulgar Ivan Manelof ile Selanik’de yaptığı konuşmalardır.


    Şöyle diyordu Mustafa Kemal :

    - “ Bir gün gelecek, ben, hayal olarak kabul ettiğiniz bu inkilapları başaracağım. Mensup olduğum Türk Milleti bana inanacaktır. Düşündüklerim demagoji mahsulü değildir. Bu millet gerçeği görünce arkasından yürür. Saltanat ortadan kalkacaktır. Devlet mütecanis (tek türlü) bir unsura dayanacaktır. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılacaktır. Batı medeniyetine döneceğiz. Batı medeniyetine girmemize engel olan yazıyı atarak, Latin kökünden alfabe seçilecektir. Kadın ve erkek arasındaki farklar kalkacaktır. Her şeyimizle Batılı olacağız. Emin olunuz ki hepsi bir olacaktır…”

    Atatürk’ün bu konuşmayı yaptığı yıllarda II. Abdülhamit ülkenin tek hakimiydi. Yine o yıllarda padişahlık kurumunun kuvvetli ve kutsal sayıldığı bir ortamda bu sözleri söylemiş olduğunun da altını çizmek gerekir.

    Atatürk’ün söylediklerine Manelof’un ne kadar inandığını bilemeyiz ama yaşadı ise, 20 yıl sonra kendisine anlatılanların gerçekleştiğini görmüş olmalıdır.




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan






  10. Uğur Baki
    Devamlı Üye
    Atatürk’ün Arkadaşları İçin Söylediği Kehanetleri



    Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı Öncesi Kehanetleri



    ata-34_k.jpg
    Mustafa Kemal henüz daha Kolağası (Ön yüzbaşı) iken, Selanik’te arkadaşlarıyla bir gün Olimpiya Birahanesi’nde oturmuş sohbet ediyorlardı…


    Önce Osmanlı Devleti’nin dış siyaseti ile ilgili bir konu üzerinde tartıştılar. Arkasından Mustafa Kemal Osmanlı Devleti’ni ağır bir dille eleştirmeye başladı. Daha sonra da sanki işi şakaya dökercesine arkadaşlarına bazı görevler dağıtmaya başladı…


    Arkadaşları için son derece eğlenceli bir toplantıya dönüşmüştü… Mustafa Kemal’i gülüşerek dinleyen arkadaşları için söylenen sözler sadece bir şakadan ibaretti… Ancak aradan geçen yıllar bir gerçeği ortaya çıkardı…


    İşte o gün aralarında geçen konuşmanın tarihe geçen kayıtları…

    Mustafa Kemal önce Tevfik Rüştü Bey’i göstererek:

    - “ Bu sakim siyaseti bir gün doktor vasıtasıyla düzelteceğim…”

    Yakın arkadaşı Nuri Conker, Tevfik Rüştü’ye dönerek cevap verdi: “ Ne sen mi düzelteceksin?”

    Bunun üzerine Mustafa Kemal tekrar devreye girerek, Tevfik Rüştü Bey’i kastederek :

    - “ Evet…Ben doktoru Hariciye Vekili yapacağım. Bütün falsoları ona tamir ettireceğim. “

    Nuri Conker şakaya devam eder : “ Demek sen doktoru Hariciye Vekili yapacaksın… Ya beni? ”

    - “ Seni de Vali ve Kumandan yaparım. “

    Bu sırada Salih Bozok atılır : “ Herhalde beni de bir şey yaparsın? “

    - “ Salih seni Yaver yapacağım ve yanımdan ayırmayacağım. “

    Daha sonra da o yıllarda kendisinden daha kıdemli bir asker olan Fethi Okyar’a :

    - “ Seni Sadrazam (Başbakan) yapacağım. “ demişti.

    Bütün bu konuşmalardan sonra Nuri Conker yine dayanamaz ve sorar : “ Allah’ını seversen, sen ne olacaksın ki hepimize şimdiden böyle bir takım makamlar veriyorsun? “

    Mustafa Kemal’in cevabı son derece net ve kısaydı… Ciddi bir ses tonuyla :

    - “ Bu memuriyetleri veren ne olursa, işte ben de o olacağım…”

    Bu sözler o akşam için güzel bir sohbet olarak kalırken, geleceğin onları hangi makamlara getireceğini bilmiyorlardı…

    İçlerinde geleceği bilen, sadece Mustafa Kemal’di….

    Yıllar sonra Fethi Bey Başbakanlık ve parti başkanlığı görevini Gazi Mustafa Kemal’den aldı. Atatürk bu kehanetini söylediğinde Fethi Bey Binbaşı, Mustafa Kemal ise Kolağası yani Ön yüzbaşı idi.

    Atatürk Osmanlı Hanedanı’na mensup bir kişi olmadığı için elbette padişah olamazdı. Fakat padişah ayarında bir kişi olabilirdi. Bu mevkii de Cumhurbaşkanlığı idi. Atatürk daha 1907 – 1908 yılları arasında kendisinin bir gün Cumhurbaşkanı olacağını biliyordu. Ayrıca o yıllarda padişahlık kuvvetli ve kutsaldı. Padişahlığın yıkılması diye bir şey kolay kolay düşünülecek bir şey değildi. O yıllarda böyle bir düşünce bile kimsenin aklının ucundan dahi geçemezdi…

    Diğer arkadaşlarına gelince… Onlar da aradan geçen yıllardan sonra, o konuşmanın aslında hiç de basit bir şaka olmadığını anladılar…

    Atatürk kehanetlerini ileri sürdüğü zaman olayların gerçekleşmesine daha 15 yıl vardı.

    Etrafındakiler onun bu özelliğini daima ileri görüşlülük olarak yorumlamışlardır. Şimdi diyeceksiniz ki, neden çevresindeki kişilere kendisindeki bu özelliği açıklamıyordu?

    O yıllarda ona kimse inanmaz hatta ona deli gözüyle bakmaya başlarlardı. Günümüzde daha yeni yeni Parapsikoloji önem kazanmaya başladığını dikkate alacak olursak, O’nun bu sırrını saklamasının doğal karşılanması gerektiği kendiliğinden ortaya çıkacaktır.




    Atatürk'ün Kehanetleri Kitabı
    Ali Bektan


+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


1.dünya savaşından cumhuriyetin ilanına kadar yaşanan önemli olaylar,  1.dünya savaşından cumhuriyetin ilanına kadar yaşanan olaylar