+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Barışlar ve Savaşlar Forumunda boğazlar meselesi ve montrö antlaşması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    boğazlar meselesi ve montrö antlaşması








    Boğazlar meselesi ve montrö antlaşması

    Boğazlar meselesi ve montrö antlaşması hakkında bilgi


    montro_bogazlar_sozlesmesi.jpg

    Osmanlı Devleti Karadeniz'e, Marmara Denizine ve boğazlara hakim olduğu sırada, boğazlarla ilgili bir mesele olmamıştır. Ancak Rusya, 18. yüzyılda Karadeniz'in kuzey kıyılarına hakim olunca, Osmanlı Devleti, 1774'te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması'yla, Rus ticaret gemilerine, Boğazlardan serbest geçiş hakkı tanıdı.
    1798 ve 1805 Osmanlı-Rus İttifak antlaşmalarıyla, Karadeniz, bütün yabancı devletlerin savaş gemilerine kapatıldı. Rus savaş gemilerine Boğazlardan serbest geçiş hakkı tanındı ve yabancı savaş gemilerinin Karadeniz'e zorla girmek istemeleri durumunda da Osmanlı-Rus donanmalarının birlikte karşı koymaları hükme bağlandı. Fakat bu antlaşma kısa bir müddet sonra, 1807 Osmanlı-Rus Savaşı ile yürürlükten kalktı.

    Osmanlı Devleti, 5 Ocak 1809'da İngiltere ile imzaladığı Kala-i Sultaniye (Çanakkale) Antlaşması ile Boğazları yabancı savaş gemilerine kapalı tutmayı taahhüt etti. 1829 Edirne Antlaşması'yla Rusya, Boğazlardan ticaret gemilerini geçirme hakkını yeniden elde etti. Ayrıca Osmanlı Devleti, Boğazları, sulh içinde bulunduğu bütün devletlerin ticaret gemilerine açtı. Sultan İkinci Mahmud Han, 1833'te Mısır meselesinde aldığı yardım karşılığında Hünkâr İskelesi Antlaşması'nı imzalayarak, Boğazları Rusya lehine yabancı savaş gemilerine kapatmayı kabul etti. Bu antlaşma, büyük Avrupa devletlerinin, Boğazların, sulh döneminde, Osmanlı olmayan bütün savaş gemilerine kapalı tutulması kuralını benimsediği, 15 Temmuz 1841 Londra Boğazlar sözleşmesi ile iptal edildi. Buna rağmen Osmanlı Devletinin müttefiki olan İngiltere ve Fransa, Kırım Savaşı sırasında Rusya'ya saldırmak üzere donanmalarını Boğazlardan geçirdiler. Londra Boğazlar Sözleşmesi, bütün savaş gemilerinin Boğazlardan Serbest geçişine izin veren 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Boğazlar Sözleşmesine kadar yürürlükte kaldı. Birinci Dünya Savaşı sonunda, 30 ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'nden sonra Boğazların hakimiyeti, fiilen Osmanlı Devletinin elinden çıkıp, tamamen İtilaf Devletlerinin eline geçti.

    Lozan Antlaşması'yla birlikte aynı anda imzalanan, Lozan Boğazlar Sözleşmesinin sonunda, Boğazlar, askerden arındırıldı. Savaş gemilerinin geçişi, herhangi bir izne bağlı olmadan tamamen serbest bırakıldı. Sulh döneminde, yabancı ticaret gemilerine geçiş serbestliği tanındı. Bir savaş döneminde Türkiye'nin tarafsız olması halinde de, sulh dönemindeki kaideler geçerli sayıldı. Türkiye'nin taraf olduğu bir savaş halinde, tarafsız gemilerin düşmana yardım etmemek kaydıyla Boğazlardan serbestçe geçmesi hükme bağlandı.

    Türkiye; Lozan Boğazlar Sözleşmesinin, Türkiye'nin hükümranlık haklarını kısıtlayan hükümler taşıması sebebiyle, Boğazlar rejiminin statüsünde ilk defa 1933 Londra Silahsızlanma Konferansında dile getirilen bir değişiklik talebinde bulundu. İtalya dışında Lozan Boğazlar sözleşmesini imzalayan devletlerin katıldığı Montreux Konferansı sonunda, Boğazları tahkim etme konusunda Türkiye'ye tam yetki veren ve Karadeniz'de kıyısı bulunmayan devletlerin savaş gemilerinin geçişini kısıtlayan Montreux Sözleşmesi 20 Temmuz 1936'da imzalandı.

    Boğazlar Meselesi, 1945'te Yalta ve Potsdam konferanslarında müttefik devletler arasında tekrar ele alındı. Ancak kesin ve net bir anlaşmaya varılamadı. İkinci Dünya Savaşından sonra yeniden milletlerarası gündeme gelen Boğazlar meselesi, devletler arasında tartışıldı. Sovyetler Birliği, savaştan sonra siyasi dengelerin değiştiğini, bu sebeple Boğazlar rejiminde de yeni şartlara uygun bazı değişiklikler yapılması gerektiğini savundu. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'nin, Montreux Sözleşmesine uymadığını ileri sürerek, kendi emniyetinin sağlanması için Boğazların, Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlerin savaş gemilerine kapatılmasını, Karadeniz'de kıyısı olan devletlerin savaş gemilerine ise her zaman açık tutulmasını talep etti. Ayrıca Boğazlardan geçiş rejiminin, yalnızca Türkiye ile Karadeniz'de kıyısı olan devletler arasında düzenlenmesi gerektiğini savundu. Diğer taraftan Sovyetler Birliği, düşmanca maksatlarla kullanılmasını engellemek için, Boğazların Türkiye ile Sovyetler Birliği tarafından ortak olarak savunulmasını istedi. Bu isteklerini, 7 Ağustos 1946 ve 24 Eylül 1946 tarihli iki notayla Türk hükümetine bildirdi. ABD ve İngiltere, Boğazlar rejimi hakkında yeni bir düzenleme yapılmasına karşı olmadıkları için, Sovyetler Birliği'nin teklifini kabul ediyorlardı. Fakat diğer batılı ülkeler, Boğazlar rejiminin Montreaux Sözleşmesinin esasları dahilinde, milletlerarası bir toplantıda görüşülmesi gerektiğini savundular. Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında ikili görüşmeler yapılmasını kabul etmediler. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, Sovyetler Birliği'nin notalarına karşı 22 Ağustos 1946 ve 18 Ekim 1946 tarihlerinde verdiği notalarla, Boğazlar rejiminde yapılacak bir değişikliği ilke olarak kabul ediyor, ama bunun ikili görüşmeler yoluyla değil de milletlerarası bir toplantıda ele alınması gerektiğini bildiriyordu. Bu notalarda ayrıca, Boğazlar konusunda ortak savunma talebinin kesinlikle kabul edilemeyeceği açıklandı.

    Bu sırada meydana gelen bazı önemli siyasî ve askerî gelişmeler, Boğazlar rejiminin yeniden değiştirilmesi konusunda milletlerarası konferans toplanması teşebbüsünü neticesiz bıraktı. Dolayısıyla Boğazlar rejiminde bir değişiklik olmadı. Böylece Montreux Sözleşmesinin hükümleri, günümüze kadar değiştirilmeden yürürlükte kaldı.
    Montrö Antlaşması








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Lozan Barış Anlaşması’nın, Boğazlar konusundaki hükümlerini yeniden düzenlemek üzere, Türkiye ile Avustralya, Bulgaristan, Fransa, İngiltere, Japonya, S.S.C.B., Yugoslavya, Yunanistan ve İtalya arasında, İsviçre’nin Montreux (Montrö) kentinde Montreux Palace otelinde imzalanan anlaşmadır (20 Temmuz 1936). Lozan Barış Anlaşması’nda, Boğazlardan ticaret ve savaş gemilerinin serbestçe geçebileceği, Boğazlar bölgesinin askerden arındırılacağı ve geçişi denetleyen bir komisyon kurulacağı esasları kabul edilmişti. Değişen siyasal koşullar sonucunda Lozan Barış Anlaşması’nın bu hükümleri Türkiye için çeşitli sakıncalar doğurmuş bulunuyordu. İtalya’nın Habeşistan’a (günümüzde Etyopya) saldırması, Almanya’nın Versailles Anlaşması‘nı tek yanlı olarak tanımaması ve Japonya’nın Milletler Cemiyeti’nden çekilmesi, uluslararası güvencenin söz konusu olamayacağını gösterdiği gibi, Boğazların askerden arındırılmış olması da, bu bölgenin ve İstanbul’un ani bir saldırı karşısında savunulmasını olanaksız kılıyordu. Türkiye, dünyadaki siyasal koşulların değiştiğini göz önünde bulundurarak, daha 23 Mayıs 1933‘teki Londra Silahsızlanma Konferansı‘nda, Boğazların hukuksal durumunun değiştirilmesi gereğini belirtmişti. 11 Nisan 1936‘daysa, “siyasal koşulların değişmiş olması, hükümlerin de değişmesini gerektirir” biçimindeki hukuk ilkesine dayandırdığı bir muhtırayı (nota), yeni Boğazlar rejimini belirlemek amacıyla, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya ile S.S.C.B. ve Yugoslavya’ ya verdi.
    Bu çağrının ilgili devletlerce kabul edilmesi üzerine, İsviçre’nin Montreux kentinde bir konferans düzenlendi.
    22 Haziranda başlayan ve bir ay kadar süren konferans sonucunda Türk tezini temel alan anlaşma imzalandı (20 Temmuz 1936). Japon delegeleri anlaşma hükümlerini Japon hükümetinin de onaylaması koşuluyla kabul ettiler ve Japonya anlaşmayı 19 Nisan 1937‘de imzaladı. İtalya ise, konferansa katılmamıştı ama anlaşmayı 2 Mayıs 1938‘de imzaladı. Montrö Anlaşması 29 madde ve 4 ekten oluşur ve gemi çeşitleriyle savaş ve barış durumlarına göre değişik düzenlemeler içerir: Ticaret gemilerinin barış zamanında, gündüz ve gece, her an ve yükü ne olursa olsun Boğazlardan serbestçe geçebilecekleri, savaş zamanında Türkiye savaşan devlet değilse gene aynı haktan yararlanacakları, ama Türkiye savaşan devletse bu serbest geçiş hakkını yalnız Türkiye ile savaş durumunda olmayan devletlerin gündüz vakti ve gösterilecek yolu izlemek koşulu ile kullanabilecekleri öngörülmüştür. Ayrıca, Türkiye savaşan devlet olmamakla birlikte kendisini yakın bir savaş tehlikesi içinde görüyorsa, gene ancak aynı koşullarla ticaret gemileri Boğazlardan geçebileceklerdir. Savaş gemileriyle ilgili düzenleme daha ayrıntılı ve değişiktir. Barışta, Türkiye’ye sekiz gün öncesinden hangi gemilerin geçiş yapacağının bildirilmesi gerekir. Öte yandan, bu bildirimde bulunmak koşuluyla gündüz vakti tüm devletlerin hafif tonajlı su üstü savaş gemileri Boğazlardan geçebilmektedirler. Ancak, aynı anda geçiş yapan bu gemilerin toplam tonajı 15 000 t’u aşamayacağı gibi, sayıları da dokuz gemiden çok olmamalıdır. Bununla birlikte, bu sınırlandırmanın Türkiye’nin çağrısı üzerine gelen ya da onarım için Boğazlarda bulunan gemiler için uygulanmayacağı öngörülmüştür.
    Karadeniz’de kıyısı bulunan devletler için de ayrıcalıklar tanınmıştır: Bu devletlerin savaş gemileri tonaj sınırlamasından Boğazlardan teker teker geçmek koşuluyla bağışık tutulmuşlardır. Bu devletlerin Karadeniz dışında yaptırdıkları ya da satın aldıkları her çeşit su üstü ya da su altı gemilerini, tezgâha konma ya da satın alma işlemini Türkiye’ye zamanında bildirmek koşuluyla, Boğazlardan Karadeniz’e geçirmek hakları vardır. Aynı durum, Karadeniz dışında onarılacak gemiler için de söz konusudur. Ne var ki, denizaltı gemileri su üstünde ve gündüz seyretmek zorundadırlar.
    Montrö Anlaşması, Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin bu denizde bulundurabilecekleri savaş gemilerine toplam tonaj ve gemi sayısı bakımından da sınırlamalar getirmiştir.
    Bu devletlerin Karadeniz’de kıyısı olmayan bu denizde bulundurabilecekleri savaş gemilerine toplam tonaj ve gemi sayısı bakımından da sınırlamalar getirmiştir.Bu devletlerin karadenizde bulunabilecek gemilerinin toplam tonajı 30 000 t’u aşamayacak ve kalma süreleri de yirmi bir günü geçemeyecektir. Bu konuda ayrıca bazı ayrıntılı düzenlemeler de öngörülmüştür. Savaş durumuyla ilgili düzenlemede Türkiye’nin savaşan devlet olup olmamasına göre bir ayrım yapılmıştır.
    Sözleşmenin 19.) maddesinde, savaş durumunda, savaşa katılmayan devletlerin gemilerinin barış zamanında olduğu gibi Boğazlardan geçebilecekleri, buna karşılık savaşan devletlerin gemilerine Boğazların kapalı olacağı belirtilmiştir. Ancak, Milletler Cemiyeti Sözleşmesi’ne göre Türkiye’nin yaptığı bir yardım anlaşmasının hükümlerinin uygulanması, savaşan devletlerin gemilerinin bağlı bulundukları limanlara dönmek için Boğazlardan geçmeleri, bunun dışında tulmuştur.
    20.) madde, savaş zamanında ve Türkiye savaşan devlet ise, Boğazlardan hangi gemilerin geçebileceğine karar vermek hak ve yetkisini tümüyle Türkiye’ye vermiştir. 21.) maddeye göreyse Türkiye, kendisini yakın bir savaş tehlikesi içinde görürse, 20.) madde hükmünü uygulayabilecektir. Ancak bağlı bulundukları limanlara dönmek için Boğazlardan geçmek zorunda olan gemilere engel olunmayacaktır.
    Buna karşın, eğer bu gemiler Türkiye ile savaşa girme olasılığı bulunan devlete aitseler, bunlara da Boğazlardan geçme izni verilmeyebilecektir. Lozan Barış Anlaşması’yla kurulmuş bulunan Uluslararası Boğazlar komisyonu da Montrö Anlaşması’nın 24.) maddesiyle kaldırılmıştır. Montrö Anlaşması, Türkiye’nin boğazlar üzerinde tam egemenliğinin ,ilgili devletlerce kabul edildiği belgedir.





+ Yorum Gönder


montrö antlaşması,  boğazlarda söz türkiyenin