+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Barışlar ve Savaşlar Forumunda Saraybosnayı igman dağlarından vuran sırplar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Saraybosnayı igman dağlarından vuran sırplar








    Saraybosnayı igman dağlarından vuran sırplar

    Saraybosnayı igman dağlarından vuran sırplar hakkında bilgi

    İgman,Saraybosna'nın düzlüğüne tepeden bakan en yüksek ve ihtişamlı dağ idi.Şehri yukarıdan süzen şahin bir bakışı ve kendine çok güvenen bir duruşu vardı.Her zaman nazlı bir gelin gibi süslü olurdu.Yeşilin bütün tonlarının bulunduğu elbisesi ona çok yakışır,naz makamındaki beyaz gelinliğini her kış erken giyinir,üzerinden geç çıkarırdı.

    İgman Dağı'nı ilk defa gören de,birkaç defa gezen de ona tutulur,birçok insan her an görmek istediği bir sevgili gibi ilk fırsatta kendini bu dağın kollarına bırakırdı.

    Onun aşıkları; baharla birlikte akın akın bu; sinesi geniş,gönlü ferah dağa koşar,oynayıp,eğlenip,piknik yapıp,yaşama sevinçlerine sevinç katarlardı.Kışları ise Saraybosna'dan önce kar ilk buraya düşer,bembeyaz örtüsü sevenlerini kendine çekerdi.

    Kayak yapmak,kartopu oynamak,karla güreşmek belki de başka hiçbir dağda buradaki kadar zevkli değildi.Bunun için olsa gerek,çok az dağa nasip olan kış olimpiyatları seksen dört yılında İgman'da yapılmıştı.Bosna'da olduğu gibi bütün dünyada bu nazlı dağ tanınır,sevilir hale gelmişti.O tarihten sonra özellikle kış sporları için dünyanın dört bir tarafından insanlar akın akın İgman'a gelmeye başlamış ve kapasiteler taleplere cevap veremez olmuştu.Bu durum doksan iki yılında savaşın başlamasına kadar sürdü.Onbinlerce insanın gezdiği,nefes aldığı dağda,artık yüzlerce top ve tankla birlikte binlerce asker gezinmeye başlamış ve şehrin üzerinde endamlı bir gelin gibi duran dağ,bu defa şehrin üzerine bir karabasan gibi çökmüştü.Bütün tepelerden olduğu gibi İgman'dan da şehre doğru bombalar yağar hale gelmiş dağ,o sevimli ve şirin halini büsbütün kaybetmişti.

    Yüzbinlerce insan hapsolmuş,bütün giriş ve çıkışlar tank ve toplarla kesilmişti.Şehir nefes alamıyor,şehir bunalıyordu.İnsanlar bir yol bulup en azından nefes alabilecekleri bir çıkışın olması gerektiğini biliyorlar,bunun için de çözüm yolları düşünüyorlardı.İşin şakaya gelir tarafı yoktu.Her gün onlarca insan ölüyor,erzakları ve zaten az olan silahları tükeniyor,dışarıdan herhangi bir yardım gelemiyordu.Ümitler tükenmeye yüz tutmadan bir çıkış yolu bulunmalıydı.

    Uzun görüşmelerdein sonunda vardıkları karar her ne pahasına olursa olsun İgman Dağı'ndan şehre giriş ve çıkışı sağlayabilecek birkaç kilometrelik bir alan alınmalı,vefalı İgman onlara bağrını açmalıydı.Bu,çok kolay yapılabilecek bir şey değildi.Ellerindeki silahlar ve takviye kuvvetler çok azdı fakat bundan başka yapılabilecek farklı bir çzöüm yolu görünmüyordu.

    Çok zor bir görev olduğundan çember yarma hareketine askerlerin içinden önce gönüllü olanları seçeceklerdi.Yetmezse diğer birliklerden takviye yapılacaktı.Beklenilenden fazla asker ortaya çıkmış takviyeye ihtiyaç kalmamıştı.

    Gönüllülerin içinde diğerlerinden farklı bir asker vardı.Kendisi Sırp olmasına rağmen bu vahşete göz yumamamış,çok sevdiği Boşnak arkadaşıyla birlikte Saraybosna'yı savunmak için kendi isteğiyle orduya katılmıştı.Çocukluktan beri birlikte büyüdükleri,aynı mahallede komşu olarak yaşadıkları,birlikte gülüp birlikte ağladıkları arkadaşlarıyla bu kararı vermişlerdi.Birbirlerini en zor anda bile yalnız bırakmamışlar,üniversiteyi birlikte okumuşlar,iki kardeş gibi birbirlerine sahip çıkmışlardı.Savaş da aralarındaki bu muhabbeti değiştirmemiş,mazlumun yanında yerlerini almışlardı.Kendisinin lise birinci sınıfa giden bir oğlu,ortaokula yeni başlamış bir kızı vardı.Boşnak arkadaşının da on üç yaşında bir oğlu bulunuyordu.Her ikisi de gönüllüler arasına girmiş,hareket başlamadan birlikleri belli olmuştu.Belki de hayatlarında ilk defa ayrılıyorlardı.Boşnak arkadaşı mühendis olduğu için geri destek bölüğünde görev yapacak,kendisi dağın tepesine doğru girişilecek çember açma harekatının içinde bulunacaktı.Her ikisinin de geri dönememe ihtimali vardı.Ayrılmadan önce son defa birbirlerine sıkı sıkı sarıldılar ve hemen her Bosnalının birbirlerinden ayrılırken kullandıkları "Allah'a emanet" cümlesini ıslak gözlerle söyleyip birbirlerini Allah'a emanet ettiler.

    Çatışmalar kışı soğuğunda ve çok şiddetli bir şekilde başladı.Zorlu harekat İgman Dağı'nı sardı.Mücadele günlerce devam etti ve o,girdiği birçok çatışmada büyük yararlılıklar gösterdi.Beraber çatışıtğı askerler bu gözü pek yiğidi çok benimsedi ve ondan aşk,şevk alır hale geldi.

    Korkusuz ve fütursuz oluşu,bir an önce açılması gerekn koridoru açmak istediği,bu amaç doğrultusundaki müthiş gayreti,arkadaşları arasında onu akhraman yapmıştı.

    Şiddetli bir çatışma anında birçok askerle birlikte şehit düştü.Dağ gibi bedeni üç hain kurşuna hedef olmuş ve bir çınar gibi yere yıkılmıştı.Vefat etmeden önceki son szöleri " Arkadaşıma haber verin çocuklarıma sahip çıksın ve beni buraya,öldüğüm yere İgman'a gömün. " olmuştu.

    Şehitleri defnettikleri gibi onu da elbiseleriyle birlikte birçok askerin gözyaşları ve duları ile birlikte defnetmişlerdi.O artık İgman Dağı'nın tapusuydu.Her yiğidin gidişi hüzünlü olurud.Fakat bu gidişte bambaşka bir hüzün vardı.

    Arkadaşı olan mühendis onun ölüm haberini bile almadan,üç hafta sonra acımasız şarapnellerle şehit edilmişti.Mühendisle birlikte onbir arkadaşı da ebedi hayata göç etmişti.

    Toprağa düştükleri yer İgman Dağı'nın eteklerinde bir yerdi.Defnedilmeleri için yakın bir köye getirilmişler,gömülmeden önce üzerleri aranmıştı.Mühendisin cebinde;defterini bulmuşlar,okumuşlardı.Defterin sayfalarında Sırp arkadaşlarıyla yaptığı sözleşmeden de bahsediyordu.

    Kim önce ölürse arkadaşını toprağa verecek ve çocuklarına sahip çıkacak,hayatı uğruna onları kollayıp gözetecekti.Eğer her ikisi de ölürse sonra ölen vasiyet edip önce ölenin yanına defnedilecek ve kıyamete kadar yan yana birlikte yatacaklardı.

    Mühendisi Sırp arkadaşının yanına götürüp elbiseleriyle birlikte defnettiler.Savaşın belki de en anlamlı birlikteliği İgman Dağı'nın bir avuç toprağında gerçekleşmişti.Onların bu şekilde bir araya gelmelerine gökler ağlamış,yağmur hiç kesilmeden bardaktan boşanırcasına gece yarısına kadar yağmıştı.

    Bosnalılar bir hafta sonra İgman Dağı'ndan kendilerine yetecek kadar bir koridor açmayı başarmışlardı.Bu,savaşın seyrini değiştirmişti.

    Açılan bu koridordan gelip geçen insanlar,iki kahramanın destanını İgman Dağı'ndan başlayarak Saraybosna'ya ve bütün Bosna-Hersek'e taşımışlardı.Bu hikaye artık dilden dile dolaşmaktaydı.



    Müdür Bey'in anlattığı İgman Dağı hikayesi onu çok etkilemiş ve son kurduğu cümle aklına takılmıştı: " Ölmeyen diğerinin çocuğuna sahip çıkacak." Fakat şimdi her ikisinin çocukları da " Allah'a emanetti.








  2. Acil

    Saraybosnayı igman dağlarından vuran sırplar isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder