+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Barışlar ve Savaşlar Forumunda Anadolu insanının kurtuluş savaşında sıkıntıları nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Anadolu insanının kurtuluş savaşında sıkıntıları nelerdir








    Anadolu insanının kurtuluş savaşında sıkıntıları nelerdir

    Kurtuluş Savaşı Sırasında Verilen Mücadele ce Çekilen Sıkıntılar Nelerdir?

    anadolu insanının kurtuluş savaşında sıkıntıları ne.jpg.

    Kurtuluş Savaşı öncesinde,
    Türkiye'nin maddi ve mali durumu çok kötü bir durumdaydı. Osmanlı Devleti, maddi ve mali zorunluluklar nedeni ile zaman zaman kağıt para (banknot-kaime) çıkartmıştı. Ancak, çıkartılan kağıt paralar Birinci Dünya Savaşı yıllarının enflasyonist baskısı ve savaş uzadıkça ekonomideki mal darlığının daha da artması sonucu doğan aşırı fiyat artışları karşısında hızla değer kaybetmeye başlamıştı.




    Yine bu yıllarda Türkiye'nin maddi ve mali durumu ve ekonomideki tıkanıklık ve darlık bütçeyi olumsuz yönde etkilemişti. Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kapatılmasından bir gün önceki son toplantısında görüşülen ek ödenek kanun tasarısı görüşmelerinde İstanbul halkına ekmek sağlamak için İaşe Nazırlığını'nın üç milyon liralık ek ödenek sağlanması isteğine verilen bir cevapta Anadolu halkının büyük çoğunluğunun aç ve sefil olduğu, tarlalarda ancak dul, yetim ve ihtiyarların çalıştığı, hazinenin bomboş olduğu, borçlanma yolu ile para temininde bile güçlük çekildiği ifade edilmekteydi.

    1919 mayısında gelirlerinin önemli bir bölümü Düyun-ı Umumiyye ve Tütün Rejisi idareleri gibi yabancı kökenli kuruluşların elindeydi. Bu nedenle devletin temel gelirlerinden olan vergi, harç ve diğer gelirlerden büyük bir kısmı bunların eliyle dış borç ödenmesi için toplanıyordu. Geri kalan gelirler ise savaş nedeniyle arada kaybolup gidiyordu.

    Birikmiş Paralar

    Milli Mücadele'nin başlangıcında maddi kaynakların bir kısmı Mustafa Kemal Paşa'nın maddi ve mali imkan temini için yaptığı çalışmalar sonucunda elde edildi. Mustafa Kemal Paşa, bu çalışmaları sonucunda ordunun desteğini sağladı. İkinci olarak, ordu komutanlığı yaptığı esnada yetiştirmiş olduğu atları 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa'ya satarak 5.000 altın lira temin etti ve bu parayı Samsun'a çıktıktan bir kaç ay sonra ihtiyacı olunca harcadı. Üçüncü olarak da Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele'yi örgütlemek için Anadolu'ya geçerken birlikte ***ürmekte olduğu karargah personelinin giderlerini karşılamak üzere Dahiliye Nezareti Örtülü Ödeneği'nden üç aylık ödenek olarak 25 bin lira temin etmişti. Zamanın Dahiliye Nazırı Mehmed Ali Bey ve Emniyet Şube Müdürlerinden Raci Bey , yola çıkılacağı gün Bandırma vapuruna gelerek bu parayı makbuz karşılığı Mustafa Kemal'a verdiler. Mustafa Kemal, Samsun'a çıktıktan sonra bu parayla bir kaç ay idare etti. Ancak bazı yabancı yazarlar bu paranın azlığını ileri sürerek Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçerken Vahideddin'in kendisine bir ödenek vermediğini iddia etmektedirler. Dördüncü olarak, Amasya'da iken Erzurum'a gidinceye kadar geçen süre zarfında da hayatı boyunca biriktirmiş olduğu 800 lirayı kullandı. Fakat Erzurum Kongresi'nden sonra yeni kaynaklar bulmak gerekmişti. Çünkü kendisi ve beraberindekiler her türlü imkana sahip askerlik mesleğini bırakarak bütün maddi imkanlardan yoksun bir hale düşmüşlerdi.

    Kongreleri Halk finanse etti

    Mustafa Kemal, 3 Temmuz 1919'da Erzurum'a geldi. Erzurum Kongresi'ne gelen doğu vilayetlerine ait temsilcilerin yollukları, kendilerini seçen Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetleri tarafından ödenmişti. Bu cemiyetler zamanın demekler kanunu hükümlerine göre kurulmuş olup gelirleri üyelerinin ödedikleri aidatlar ve halkın bağışlarından oluşuyordu. Kısacası Erzurum Kongresi delegelerinin yollukları halk tarafından ödenmişti. Nitekim kongrenin toplanması kararlaştırıldığı zaman cemiyetin Erzurum şubesi yapılacak harcamaların karşılanması için halkın bağışının artırılması yönünde bir karar almıştı. Bu yolla 1.500 lira toplandı. Ayrıca gelen delegelerin bir kısmı yer temininde güçlük çekilmesi nedeniyle Erzurumluların konaklarında kaldı.[9] Erzurum Kongresi bittikten sonra Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Sivas'a geçmeleri söz konusu olduğunda yine para meselesi bir sorun olarak ortaya çıktı.[10] Çünkü Erzurum Kongresi yapılmış, eldeki gelirler tümüyle kongrenin masraflarına harcanmıştı. Artık güçsüz kalan halktan da hemen o esnada destek almak imkansız olduğu gibi Heyet-i Temsiliyye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyelerinin de bu yola harcayacak hiç maddi imkanları yoktu. Çaresizlik içinde kalan cemiyet üyelerinin imdadına nihayet Heyet-i faale azasından emekli binbaşı Süleyman Bey yetişti. Onun hayatı boyunca biriktirmiş olduğu 900 lira ile yol ve iaşe masrafı, ulaşım aracı ve paşanın karargahının nakli yapıldı.

    İşgal kuvvetleri ve Milli Mücadele'ye karşı olanlar, Erzurum Kongresi'nden sonra Sivas'ta toplanacak daha geniş kapsamlı bir kongreyi önlemek için türlü girişimlerde bulunurlarken Mustafa Kemal Paşa, bütün gücünü kongrenin bir an önce toplanmasına yöneltiyor, Sivas'a gönderilecek temsilcilerle ilgili her türlü yardımın esirgenmemesi için bütün komutanlara, valilere ve mülki amirlere haber gönderiyordu.

    Erzurum Kongresi'nde uyguladığı gibi Sivas Kongresi'ne katılmak üzere gelen temsilcilerin masrafları da Müdafaa-i Hukuk ve Redd-i İlhak cemiyetlerince ödendi. Bazı üyeler ise kendi imkanlarıyla kongreye katılarak maddi külfeti bir nebze azalttılar. Bütün güçlüklere, ulaşım yetersizliğine, pahalılığa, yolların güvensizliğine rağmen 19 ilden 36 temsilci kongreye katıldı. Ayrıca Sivas halkı da ellerinden gelen yardımı esirgemediler. Gelen temsilcileri barındırma ve ağırlama işini ise tek başına Sivas Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi Şekeroğlu İsmail Efendi üzerine aldı. Ancak bütün gayretlere rağmen kongre masraflarını karşılanmasında güçlük çekildi. Mustafa Kemal Paşa ve yanında bulunan askerlerin Erzurum'da ordu tarafından karavana masraflarının ödenmesine karşılık Sivas'ta bunun yapılmaması geçim ve beslenme meselelerinin ortaya çıkmasına, bu durum da Milli Mücadele'nin tamamen ve doğrudan doğruya Anadolu halkının desteğine dayandırılmasına sebep oldu.








  2. Leyla
    Devamlı Üye





    Osmanlı Bankası’ndan borç

    Mustafa Kemal ve beraberindekiler,
    üç ayı aşkın bir süre Sivas'ta kaldıktan sonra Sivas'ta mevcut Amerikan Okulu'nun müdüründen otomobilleri için lastik ve benzin temin ettiler. Yolculuk için gerekli olan para ise Mazhar Müfit Kansu adına Osmanlı Bankası'ndan borç para alınarak temin edildi.
    Mustafa Kemal Paşa, Osmanlı Bankası'ndan para teminine karşı çıktı ise de bu para temin edilmeseydi yolda bütünüyle aç kalmak ihtimali vardı.

    Bu şartlar altında 18 Aralık 1919'da Sivas'tan ayrılan Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekiler 27 Aralık 1919 günü Ankara'ya vardılar. Ankara'da halkın bağışları ve merkezi Ankara'da bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuad (Cebesoy) Paşa'nın desteğiyle ve milli bütünleşmenin en son halkası olan Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla ileride görüleceği üzere imkansızlıklar bir nebze bertaraf edildi.

    Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'dan ayrılışından yedi buçuk ay geçtikten sonra Ankara'ya geldiği zaman 1.200 lirası vardı. Ankara'da bir hafta boyuna belediye tarafından ağırlandılar. Sonra Milli Mücadele'de büyük emeği geçen Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Müftü Rıfat Efendi Ankara tüccarından altı bin lira toplayarak paşaya verdi. Bu paranın bin lira olduğunu söyleyen kaynaklar da vardır.

    Anadolu'nun orta ve doğusunda maddi sıkıntı çekilirken, ilerlemekte olan Yunan kuvvetlerine karşı direnmeye çalışan Batı Anadolu'daki durum da iç açıcı değildi. Mesela 31 Temmuz 1919'da toplanan Balıkesir Kongresi'nde para konusuna ağırlık verilerek, kazalarda da Balıkesir'de olduğu gibi maliye örgütü ve levazım heyetlerinin kurulması kararlaştırılmıştı. Daha sonra toplanan Alaşehir ve Nazilli kongrelerinde de bu konularla ilgili ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır. Maddi ve mali kaynakların nasıl toplandığını gösteren bir örnek olması bakımından Nazilli Kongresi'nin kararlarından bazılarını gözden geçirirsek para temininin milli mücadele için çok önemli olduğu anlaşılır:

    Bağış yapmayana ceza

    ''Savaşların ve Heyet-i Milliye'nin yerel giderinin karşılanması halkın vereceği para ve mal bağışlarının toplanmasına bağlıdır.

    Her kişinin ne kadar bağışta bulunacağı, o kişinin parasal gücü konusunda ihtiyar heyetleri tarafından verilecek bilgilere dayanılarak Heyeti Milliye tarafından belirlenecektir.
    Para ve mal toplama konusunda her türlü ferdi davranışlar engellenecektir.
    Öngörülen bağışları yapmaktan kaçınanların cezaları Kuva-yı Milliye Kumandanları tarafından yerine getirilecektir.

    İstenildiği zaman 100 lira bağışta bulunanlar gönderilmeyip işleri başında bırakılacaklardır. Ancak bu ayrıcalık üç ay için geçerli olacaktır.''

    Kuva-yı Milliye'nin mali kaynakları ile yapısı arasında yakın bir ilişki vardı. Kuva-yı Milliye'nin yapısı ve mali kaynaklardan yararlanışı, hiç şüphesiz komutanlarının kişilikleriyle yakından ilgilidir. Herhangi bir Kuva-yı Milliye birliğinin komutanı eşkıyalıktan gelme ise beraberindekiler de ona göre oluyor, gönüllülerin komutanı ise ona göre belli bir özellik taşıyordu, Biri eşkıyalıktan kalma alışkanlıkla, mücadele için gerekli parayı halktan zorla almakta kendisini haklı görürken, diğeri halktan düzenli olarak topladığı parayı yine bir düzen içinde harcamak durumundaydı

    Kaynak sağlamak için muhtelif yolların denendiği görülmektedir, Mesela Çerkez Etem, eski İzmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu kaçırarak, geri vermesi karşılığında 50,000 lira temin etmiş, bununla askerini uzun müddet beslemişti. Ayrıca Osmanlı Devleti'ne vergi veren halk, benzer şekilde ancak özellikle ilk zamanlar da gizli olarak ''nakdi ve ayni teberru" adıyla Kuva-yı Milliye'nin desteklenmesi için para ve mal vermekte yükümlü tutuluyordu. Bunun adı bağıştı ama herkes bu parayı belli ölçüde vermek zorunda tutulmuştu. Yukarıdaki örnekte belirtildiği üzere bazen zulüm ve haksızlıkla para toplandığı da olmuyor değildi. Bu durum bazen harcamalarda da kendini gösteriyordu. Çünkü her birliğin komutanı mahalli şartlara göre bol imkanlar içinde savaşıyor yada çok sıkıntılar çekebiliyordu. Bu durum ise bazı yerlerde Milli Mücadele'nin çığırından çıkmasına ve halkın ızdırap çekmesine neden olmuştu

    Ancak bir süre sonra yukarıda belirtildiği üzere Nazilli Kongresi'nde alınan kararların benzerleriyle Kuva-yı Milliye'nin mali düzeninin kurulmaya çalışıldığı görülmektedir.

    Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920'de çalışmalarına başladı. Ancak ilk beş ay çıkan çeşitli isyanların bastırılması ile geçti. Bu esnada mali kaynaklara son derece ihtiyaç duyulduğu halde zorunlu olarak gelir arttırıcı vergi kanunlarının çıkarılmasında yumuşak bir tutum izlendi. Bu tutum ise düzenli ordunun kurulmasını geciktirdi.

    23 Eylül 1920 günü ''Tuz Resmi Kanunu" çıkarılarak verimli gelir artırıcı alanlarla ilgilenilmeye başlandı. Milli Mücadele'nin finansmanı konusunda da ciddi düzenlemelere gidildi.

    Bu dönemde üç önemli gelir kaynağının kullanıldığını görüyoruz. Bunlardan birincisi Düyun-ı Umumiyye gelirleridir ki Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'un işgal edilmesi üzerine bir yandan meclisi Ankara'ya davet ederken bir yandan da Anadolu'daki gelir kaynaklarına el koymuş, Düyun-ı Umumiye ve Reji idarelerinin İstanbul'a ödeme yapmamaları ve mevcut gelirlerin Ankara'ya gönderilmesi için resmi ve askeri kurumlara telgraf çekmişti.

    Büyük Millet Meclisi'nin ikinci geliri de eskiden beri var olan ve yeni çıkartılan kanunlarla toplanan vergilerdi. Bu vergilerden aşağıda inlenecek olan Tekalif-i Milliye vergisi en önemlilerindendir.





+ Yorum Gönder


kurtuluş savaşı,  anadolu insanın kurtuluş savaşında yaşadığı sıkıntılar,  anadolu insanının kurtuluş savaşında yaşadığı sıkıntılar,  anadolu insanının kurtuluş savaşı yıllarında yaşadığı sıkıntılar,  kurtuluş savaşı sırasında anadolu insanının çekilen sıkıntılar,  anadolu insanın kurtuluş savaşı yıllarında yaşadığı sıkıntılar nelerdir