+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda muğla yöresi halk oyunları kıyafetleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    muğla yöresi halk oyunları kıyafetleri








    Muğla yöresi halk oyunları kıyafetleri ile ilgili bilgi vermenizi istiyorum. bunun dışında bana tam olarak muğla ilinin hangi bölge de yer aldığını ve ayrıca ne gibi kültürel özelliklere sahip olduğu hakkında da kısa kısa bilgiler verebilir misiniz.







  2. Şemsihan
    Devamlı Üye





    muğla yöresi halk oyunları kıyafetleri hakkında bilgi


    A- Baş’a:
    1- Narçiçeği veya bordo renginde uzun-kısa püsküllü, kalıplı-kalıpsız bir fes. Fes’in püskülü kısa olursa buna “Dıngıl Koza” denir.
    2- Fes yağlık veya tartamak’la beslenirse bunun üzerine iri iğne oyalı ipek kefiye sarılır. Püskül arkadan sarkar. Fes beslenmezse sadece fes’in üzerine ipek iğne oyalı yazma sarılır. Yazmanın bir ucu püskülle birlikte yandan sarkıtılabilir. Ayrıca yazma oya ile beslenebilir.

    Kullanım amacı ile ilgili görüşler;
    a- İpek kefiye başı yatağan darbesinden korur.
    b- Fes efe’ye yastık görevi görür.
    c- Dağda çatışma anında başı kamufle eder.

    B- Vücuda:
    1- İç’e beyaz önü yirik ve düğmeli olan beyaz yakasız bir mintan giyilir. Mintan ipekten olursa “Bürümcek-Bürümcük” adı verilir. Eğer ipek ve iplik karışımından dokunmuşsa yörede adına “yüzünakma” denir. Bu mintanların kolları uzun ve geniştir. Kol uçları ise iğne oyalıdır. Muğla erkek giyiminde gömleğin arkadan ve önden dışa taşması gerekirdi.
    2- Mintan üzerine kolsuz yelek türünde, çapraz iliklenen ancak göğüs memelerini örtebilen önü mavi çuha üzerine siyah kaytan işlemeli sırtı ise siyah kadife üzerine sarı veya turuncu renkte ibrişimle işlemeli Kavuşturma giyilir. Halk arasında buna “Delme” denir.
    3- Bunun üzerine ise Camadan giyilir. Muğla’da iki tür camadan mevcuttur. Aynı renk ve işlemeden yapılmış olan bu camadanların bazılarının önü açıktır. Yani çapraz iliklenmez. Bu tür camadanlar giyildiğinde altına mutlaka kavuşturma giyilmesi gerekir. Ayrıca bunun üzerine cepken giyilmez. Diğer türüne gelince; bunlar mavi veya siyah çuha kumaş üzerine gene siyah kaytan işlemeli çapraz iliklenen camadanlardır. Bu camadanların altına ise kavuşturma giyilmez. Sadece üstüne cepken giyilir.
    4- Çapraz iliklenen ve yukarıda özellikleri belirtilen camadanın üzerine ise mavi çuha üzerine tamamen siyah kaytan işleme kolları açık ve arkadan sarkan bazen de kopçaları ile camadanın kollarına tutturulan Cepken giyilir.
    5- Bel’e ise; önce “Dolgu kuşak” veya “Bel yastığı” sarılır. Bunun üzeri ise çarşaf veya başka bir kuşakla beslenir. Bundan sonra yöremizde “Kalbur Kuşak” olarak adlandırılan “Trablus Kuşağı” tüm beli boydan boya kaplayacak şekilde dolanır. Bazen de Trablus kuşağı üzerine kolon bağlanır. En üste ise koyu kahverengi deriden yapılmış kat kat cepleri olan Silahlık ise özel kayışları ile takılır. Silahlık zeybeğin bir tür gardrobudur. Gözlerine değişik amaçlarla kullanılacak olan her türden malzemeler konur. Örneğin: Para, kehribar, gümüş tütün tabakası, iki okka ağırlığında yapağı, kulaklı yatağan, gümüş hançer, tabanca veya kubur, tel kırma yağlık vb.
    6- Alta gelince; Mavi çuha kumaştan yapılmış ve ön kısımları siyah kaytan işleme olan ağı yaklaşık 5-8 metre arasında değişen, diz kapaklarına kadar inen kısa bir don giyilirdi ki buna halk arasında “TOPDON” veya “TOPANDON” denilirdi. Kasıktan bağlanan bu donların iki veya üç parmak eninde bordo renkli uçkurlukları vardı. Don uçkurları ise ipekten olup, uç kısımları tel işlemeli idi. İşlemesiz yerli dokuma kumaşlardan yapılmış beyaz, siyah ve larcivert renklerdeki topdon’ları da yöremizde görmek mümkündür.

    C- Alta:
    1- Bacaklara aynı renk ve işlemeden yapılan ve arkası boydan boya sık bir şekilde kopçalı olan “TOZLUK” lar takılırdı. Tozlukların düşmemesi içinde üst kısımlarına koza ve püskülleri dışa gelecek şekilde tozluk bağları bağlanırdı. Tozluk bağları, vişne renginde yerli dokumadan yapılırdı. Uç kısımlarında ise koza ve püsküller bulunur, püskül uçlarında ise beyaz-şeffaf veya sarı pirinç küçük boncuklar mevcuttu. Püskül ve kozaların üst kısımları da sarı sırma sarılıydı. Bazen bu tozluklar yerine meşin tozluklar kullanılırdı ki bunlara da “Kepmen” adı verilir. Özel işlemeli ve adına “Kayalık” denilen çizmeleri ise yalnız efe’ler giyerdi.
    2- Ayaklara; yün çorap , çarık veya Tulumbacı denilen ayakkabılar giyilirdi.

    Erkek giyimini tamamlayan diğer malzeme ve aksesuarlar ise;
    a- Gümüş köstek: İki tür gümüş köstek kullanılırdı. Bunlardan biri omuzdan aşağıya doğru takılan “Omuz Kösteği” diğeri ise boyundan geçirilerek silahlık üzerine doğru uzanan ve ortadan kılips ile tutturulan “Boyun Kösteği” idi.
    b- Pazubant: Kola takılan ve gümüş kaplı olan pazubantların içerisinde Hun ve Uygur yazılarına benzeyen metinler bulunurdu.
    c- Hamayıl: Kızan iken takarlar,ölünceye kadar da çıkartmazlardı.
    d- Musaflık: Deri muhafaza içerisinde omuzdan bele doğru çaprazlama takılırdı.
    e- Kargılık: Efelerin göğüs üstüne taktıkları (çapraz olarak) işlemeli fişeklik.
    f- Boyun Dolağı: İpek kumaştan yapılmış uçları püsküllü boyuna sarılan bir dokuma.
    g- Kehribar: Bir çeşit tesbih.

    Bu giyimin tümüne halk arasında “Kırıkpısat” denir. Bu tür giysiler yörede başlangıçta Damat elbisesi “Güvey Pusadı” olarak dikilirdi.

    KADINLARDA
    A- Baş’a:
    1- Kenarları kesilmiş, sadece tepesi kalmış bir fes, fesin dik durmasını sağlamak amacı ile de tam ortasına gümüş veya değişik metallerden yapılmış işlemeli ve ortası taşlı bir tepelik dikilirdi. Bordo renkli bir dokuma parçası üzerine sık olarak dikilen ve yörede onluk, yetmişlik ve seksenlik altın olarak adlandırılan ise tepeliğin çevresine ve ön kısmına dizilirdi. Ekonomik gücün zayıflığı halinde ise altın yerine benzeri sarı metal olanları kullanılırdı ki bunlara yörede “Mançur” adı verilirdi. Fesin düşmemesi için iki tarafından çene altına gene bordo renkli dokumadan bir bant takılırdı. Bu bandın üzerine gene sık bir şekilde dizilmiş yirmilik altınlar veya sarı para olarak adlandırılan Mançurlarla kaplanırdı. Bu tür başlığın Muğla ‘da ki yöresel adı “SAKAĞI” dır. Sakağı eğri duracak şekilde özel tokaları ile başa tutturulur, alın hizasından ise duruşu daha da sağlamlaştırmak için çeki bağlanırdı. Üzerine de gidilecek yerin durumuna göre bele kadar inen ve dirsekleri örten ince, şeffaf gümüş veya altın tel işlemeli örtüler örtülürdü. Bu örtüler üsküf, tel kırma gibi adlar alırdı. Ayrıca baş mevsim çiçekleri ve elmaslarla zenginleştirilirdi. Takılan çiçeklerin ve takılış şekillerinin aynı oyalarda olduğu gibi değişik anlamları vardı.
    Baş bağlama çeşitleri: Üsküf alta, çekide bunun üstüne bağlanması halinde bu tür baş’a “Çete Başı” denir. Çeki alta üsküf ise bunun üstüne takılması halinde ise bu başa “Eğribaş” denir.
    B-Vücuda:
    1- İç’e yerli dokuma ipek veya iplikten bir mintan giyilirdi. Aynı erkeklerde olduğu gibi ipek olanına “Bürümcek veya Bürümcük” ipek-iplik karışımı olanına da “Yüzünakma” denirdi. Mintan kolları ve yakaları aralarında küçük boncukların bulunduğu iğne oyaları ile bezenirdi.
    2- Bunun üzerine önden bağlanabilir özellikte olan ancak göğüs memelerine kadar inen kollu bir cepken giyilirdi. Bunlar kadife kumaşlardan veya çitare tabir edilen dokumalardan yapılırdı. Cepkenlerin kol yenleri dilimli (kertmeli) yakaları, bazen sırtları kolları ve kol yenleri ise gümüş veya altın tel işlemeli idi.
    3- Bel’e ise yerli dokumadan yün kuşak veya Trablus kuşağı sarılırdı. Kuşak serbest bırakıldığında arkadan veya yandan sarkardı. Yün kuşaklarda bordo renkli bağın yanı sıra kenarlarında kozalı ve püsküllü sarkan parçaları da mevcuttu. Kuşak üzerine Tel kırma mendil takılırdı.

    C- Alta:
    1- Alta, ağı çok uzun olan ve kasıktan bağlanan ve ayak uçları büzgülü yerli dokuma düz kumaş veya çitare’den bir don giyilirdi ki buna halk arasında “Kırıkdon” denirdi.
    2- Ayağa ise; yün çorap ve kırmızı yemeni giyilirdi.

    KULLANILAN DİĞER MALZEME VE AKSESUARLAR

    Aksesuar olarak özellikle kollara altın veya gümüşten “Şişe Bilezik” boyna ise “Beşibirlik” değişik türde altınlar ve küçük taneli inciler takılırdı.
    Kadınlar göz ve kaşlarına “Rastık” çekerler. Orta yaşlardan itibaren baş’a kına yakılır. Nişan ve düğün gibi özel günlerde yüze allık gibi boyalar sürerler. Gelinlerin yüzlerine yaldızlı küçük yıldızlar yapıştırılır. Kızların saçları gelin oluncaya kadar hiç kesilmezdi. Saçları iki tane veya kırk denem saçı örerlerdi. Nadiren saç serbest bırakılırdı. En çok kullanılan renkler; Al, mavi, pembe ve sarı idi.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Muğla bilindiği gibi türkiyenin 81 ilinden biri olup aynı zaman da ege bölgesinde yer alan bir ildir. bu il bilindiği gibi tarihi açıdan önemli ve güzel olan pek çok yer barındırmaktadır. bunun dışında bu il özellikle bodrum ile çok turist alan bir yerdir.




+ Yorum Gönder