+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Demiri Hayatı Hakkında Bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Demiri Hayatı Hakkında Bilgi








    Demiri Hayatı Hakkında Bilgi







  2. Asel
    Bayan Üye





    Demiri Hayatı Hakkında Bilgi

    Demiri Kimdir Hakkında Bilgi

    On dördüncü yüzyılda yetişmiş, zooloji ve Şafii mezhebi fıkıh alimi. Adı, Muhammed bin Musa bin Ali ed-Demiri’dir. Künyesi Ebü’l-Beka olup, lakabı Kemaleddin’dir. Batı dünyasında ’Müslümanların Buffon’u’ ünvanıyla anılan Demiri, 1344 (H.745) senesinde Mısır’ın Dimyat şehri yakınlarında ve Nil Nehrinin iki yakasında yer alan Demire adlı büyük bir kasabada doğdu. 1405 (H. 808)senesinde Kahire’de vefat etti. Mezarı, Ali Beyyumi Camii yakınındaki Sabuni Mescidi bahçesindedir. Demiri gençliğinde terzilik yaptı. Sonra bu mesleği bırakarak ilim yolunu tuttu. Zamanının din ve fen ilimlerinde yetiştikten sonra, Ezher Medresesinde; hadis, tefsir, fıkıh, Arap dili ve Edebiyatı gibi birçok ilimleri okuttu ve fen ilimlerinden zooloji alanında söz sahibi oldu. 1379-1399 seneleri arasında, Mekke-i mükerremede ikamet etti ve ilim öğrenmeye devam etti. İlmi tetkiklerini derinleştirdi. Sonra Kahire’ye dönerek taliplerine din ve fen ilimlerini öğretti. Hayat-ül-Hayavan (iki cilt); Tefsir-ul-Ahlam (Rüya tabirleriyle ilgili); En-Necm-ül-Vehhac fi Şerh-il-Mihhac (Şafii mezhebi fıkhı ile ilgilidir); El-Cevher-ül-Ferid fi İlm-it-Tevhid (Akaid ve kelam ilmi ile ilgili) belli başlı eserleridir. Bu eserlerden dünyaca meşhur olanı Hayat-ül-Hayavan adlı ansiklopedik eseridir. Demiri, bu eserinde alfabetik sıra ile bütün hayvanların isim ve özelliklerini ve herbiri hakkında birçok fenni, tıbbi, dini bilgileri toplamıştır. Ayrıca eserini hazırlarken özellikle Arap şiirini inceleyerek, ediplerin, hayvanların huy ve tabiatlarıyla ilgili yazdıkları manzum bilgilere de eserinde yer vermiştir. Böylece o, hem edebiyat ve lügat hizmeti yapıyor, hem de zooloji ilmine büyük ölçüde katkıda bulunmuş oluyordu. Demiri eserini hazırlarken, özellikle İslam alimi İbn-ül-Baytar’ın Kitab-ül-Cami’inden faydalandı. Ayrıca Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriflerden ve bazı fıkıh konularından nakiller yaptı. Bundan başka eserinin başına kısa bir İslam tarihi bilgisi yerleştirdi. Alfabetik sıraya göre kara, deniz ve havada yaşayan hayvanları ve haşeratı zikretti. Bir de hayvanlardan yapılabilecek tıbbi ilaçlar hakkında bilgi verdi. Eser, üç bölümden meydana gelmektedir. Tarih ve siyer ile ilgili bilgiler birinci bölümde yer almaktadır. Demiri hayvanları tanıtırken bunların dinimiz açısından helal, haram, mekruh, caiz, mübah olma durumlarıyle ilgili fıkıh bilgileri de vermiştir. Ayrıca vahşi ve ehil olan hayvanları, bunların belli başlı huy ve özelliklerini, hayvanlarla ilgili bazı rüya tabirlerini izah edip, eserini zenginleştirmiştir. Eserde zikredilen hadis-i şerifler, Kütüb-i Sitte denilen ve dinimizde en muteber sayılan temel altı hadis kitabından alınmıştır. Demiri bu eserinde toplam 560 kitap ve 199 şiir divanından istifade etmiştir. Eserin önemli vasıflarından birisi de, o devre kadar henüz adı duyulmamış, hayvanlara yer vermesi ve bunların tasvir ve tarifini yapmasıdır. Hayvanlardan özellikle aslan üzerinde çok durmuş, bunun vahşi hayvanların en şereflisi olduğunu ifade etmiştir. Demiri’ye göre aslan, kır ve çöl hayvanlarının hükümdarıdır. Heybet ve cesareti, korkunç gücü, kuvveti ve diğer özellikleri ile bu şerefe layıktır. Bilim tarihçilerine göre bu türde ve kalitede bir ilmi eserin tasnifi, Demiri’den önce yapılmamıştır. Onun eseri, hayvanlar alemi ansiklopedisi özelliğinde, yüksek ve pek derin bir kültüre dayalı olarak hazırlanmıştır. Eser, Hakim Şah Muhammed tarafından Farsçaya tercüme edildi. Ömer bin Yunus, Şeyh Takiyyüddin Muhamed bin Ahmed, Şeyh Şemseddin Muhammed bin Ebi Bekr ve Celaleddin Muhammed bin Ebi Bekr ve Celaleddin Abdurrahman Süyuti tarafından muhtasarları yazıldı. Kadı Cemaleddin Muhammed bin Ali eş-Şeybi tarafından zeyli yazıldı ve çeşitli zamanlarda basıldı. DEMİRKAZIK (Bkz. Kutup Yıldızı) DEMİRYOLLARI; Alm. Eisenbahn (-linie) (f), Bahn (f), Fr. Chemin (m) de fer, voie (f) ferree, İng. Railway, railroad. Yolcu ve yük taşımacılığının yapıldığı demirden mamul bir çift ray halinde uzanan ulaştırma ağının adı. Hat fikrinin düşünülerek tatbiki çok eski devirlere dayanır. Eski Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde atla çekilen arabaların tekerleklerindeki sürtünmelerin azaltılması için özel tertibatların uygulandığı bilinmektedir. On beşinci yüzyılda maden ocaklarında arabalar tahta kalaslar üzerine alınmış, demirin ucuzlaması ile de bunlar, ray adı verilen hatlara yerini bırakmıştır. Buharla çalışan bir arabanın ray üzerinde yürütülenini ilk defa 1802 yılında İngiliz Robert Trewithick yapmıştır. Bu arabayı diğerlerinden ayırabilmek için de lokomotif adını vermiştir. Bu sahadaki çalışmalar hızla gelişmiş 1814 yılında George Stephenson adlı bir mühendis iki silindirli bir lokomatif yapmayı başarmıştır. 1825 yılında borulu kazanların keşfedilmesinden sonra bir şirket yük taşımacılığının lokomotiflerle yapılabilmesi için İngiltere’de demiryolu inşasına başlamış, bu maksadla bir de yarışma düzenlemiştir. Stephenson adında birisi 6 Ekim 1829 tarihinde 10 tonluk bir yükle saatte 22 km hız yapan bir lokomotif yapmayı başarmıştır. Demiryolunun kaşifi olarak George Stephenson, demiryolculuğunun başlangıç tarihi de 1829 olarak kabul edilmiştir. 1829 yılından sonra özellikle demiryolu arabalarında hiç durmayan bir gelişme olmuş, 1860 yıllarında demiryolundaki ulaşım hızı saatte 40 km iken, 1913’te 60 kilometreye, 1939’da ise 85 kilometreye ulaşmış, bunun yanında lokomotif güçleri de artmıştır. İkinci Dünya Harbinden sonraki devrelerde buharlı lokomotifler yerini dizelli, elektrikli lokomotiflere bırakmıştır. Saatteki hız, katarlarda (yük taşımacılığında) 120 kilometreye, yolcu trenlerinde ise 160 kilometreye ulaşmıştır. Bir taraftan elektrikli lokomotiflerde gücün artırılması, elektriğin demiryollara uygulanması ve yol yapım tekniğindeki gelişmeler, hızın 250-300 kilometreye kadar çıkmasını sağlamıştır. Avrupa’nın bazı demiryolu hatları değiştirilerek yüksek hız tekniği ile çalışan hatların uygulanmasına başlanmıştır. Demiryollarındaki hız ve konfor yarışı son yıllarda Fransa ile Japonya arasında cereyan etmektedir. Bu ülkelerde yolcu ve yük katarlarının manyetik alana sahip yastıklar üzerinden nakli çalışmalarına hızla devam edilmektedir. Türkiye’de demiryolları: Türkiye’de demir yolculuğu fikri 1836 yıllarına kadar gitmesine rağmen, ilk demir yolu 66 km uzunluğundaki Köstence-Çernova hattı olup, 1860 yılında işletmeye açıldı. Daha sonra 1863 yılında 224 km uzunluğundaki Varna-Rusçuk, 1866 yılında 130 km uzunluğundaki İzmir-Aydın demiryolu hizmete girdi. Bunları Rumeli demiryollarının yapımı ve 1888’de Avrupa demiryolları hattına bağlanması takib etti. Sultan Abdülaziz’in 1871 yılındaki fermanı ile İstanbul-Bağdat demiryolu inşaatı başlatıldı, iki yıl içinde İstanbul-İzmit ve İzmir-Kasaba (Turgutlu) demiryolu bağlantıları sağlandı. Sultan Abdülhamid Han zamanında 1888’den sonra çalışmalara hız verildi. İstanbul-Bağdat hattı tamamlandı. 1890’da Ankara-Eskişehir demiryolu bitirildi. Aydın hattı doğuya, İzmir-Kasaba hattı kuzeye uzatılırken, İç Anadolu’da kurulu şehirler arasındaki bağlantılar sağlanması için demiryolu inşaatlarının yapımına devam edildi. Bu şekilde 1912 yılında 440 kilometrelik demiryolu işletilmeye açılmış oldu. Osmanlı İmparatorluğunda yapılan demiryolu uzunluğu 8000 kilometreye ulaşmış olup, Birinci Dünya Harbi sonunda, 4000 kilometrekarelik kısım işgal devletlerinin eline geçti. İstiklal Harbi’nin başlaması ile Anadolu hattının 926 kilometrelik, Bağdat hattının 325 kilometrelik, İzmir-Kasaba hattının 223 kilometrelik kısmı Eskişehir’de kurulan İşletme Genel Müdürlüğünce yönetilmeye başlandı. Cumhuriyet devrinde demiryolu yapımı için önce bir proje yapılarak çalışmalara başlandı. 1932’de Samsun-Sivas, 1927’de Ankara-Kayseri, 1930’da Kayseri-Sivas, 1931’de Kütahya-Balıkesir, 1933’te Ulukışla-Kayseri, 1935’te Irmak-Filyos ve Fevzipaşa-Elazığ-Diyarbakır demiryolu hatları işletmeye açıldı. Yabancı şirket demiryolları devlet idaresi altına alındı. Demiryolları ağına çeşitli zamanlarda Malatya-Çetinkaya, Afyon-Burdur, Elazığ-Muş-Tatvan-Elazığ-Kurtalan- Gaziantep-Narlı hatları da eklendi ve milli demiryolları 10.993 kilometreye ulaşmış oldu (1993). Demiryolu ulaşımında son gelişmeler: On dokuzuncu yüzyıl başlarında kara ve hava taşımacılığındaki gelişmeler demiryolu taşımacılığında kısa bir süre duraklamaya sebebiyet vermişse de, dünya ekonomisindeki gelişmeler, teknik buluşlar, hat ulaşımındaki yüksek hız verilen önemi yeniden arttırmış, modern lokomotiflerle hareket ettirilen trenlerin çok üstün ve tehlikesi az bir taşıma aracı olduğu anlaşılmıştır. Sinyalizasyon ve kontrol: Sinyalizasyon ve kontrol metodlarındaki ilerleme demiryollarındaki verimin gelişmesine sebeb olmuştur. Kolay görülebilen renkli ışık sinyalleri eski kollu sinyallerin yerini almıştır. Bunlar, bir trafik kontrol merkezinde idare ve yüzlerce kilometreyi kaplayan bir düzen şekline girmiştir. Bu merkezlerde demiryolu ağı bir tabloda minyatürleştirilmiş olup, görevli bir düğmeye basarak herhangi bir sinyali veya hat değişikliğini işleme sokabilmektedir. Tablodaki ışıklar trenin güzergahtaki yerini işaret eder. Bu raylara yerleştirilen ve trenin giderken işleme koyduğu elektriksel devreler aracılığıyla sağlanır. Yüksek hızlı TGV (Yüksek Hızlı Tren) hatlarında, hiçbir sinyal bulunmaz. Hatlardaki elektrik devreleriyle alınan bütün bilgi sürücünün önündeki bir tabloda verilir. Toplu taşıma: Şehirlerde karayoluyla seyahat her geçen gün trafik düğümlenmeleri sebebiyle daha da yavaş olmaktadır. Bunun sonucu olarak daha fazla yeraltı trenlerine ve metrolarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlardan en yeni inşa edilenlerden biri 1980’de işletmeye açılan Hong Kong’un toplu taşıma sistemi olup, günde iki milyon yolcu taşıyacak tarzda projelendirilmiştir. Bu sayı yaklaşık 1963’te işletmeye açılan ve 420 kilometrelik güzergahta dünyanın en uygun yeraltı treni olan Londra metrosunun yolcu sayısına eşdeğerdir. Genellikle toplu taşıma ağlarında güzergahlar yeraltı yanında, yerüstünde de bulunur. Buna bir örnek San Francisco’daki sistem olup, bu sistem 30 kilometrelik yeraltı, 40 kilometrelik yeryüzü ve 50 kilometrelik yeraltı güzergahına sahiptir. Modern toplu taşıma sistemleri genellikle otomatik kontrole sahiptir. Türkiye’de de demiryolu toplu taşımacılığı konusunda Ankara ve İstanbul’da metro çalışmaları hız kazanmış olup, tramvay taşımacılığı da 1992’de İstanbul’da faaliyete geçmiştir. İstanbul-Ankara arasını da iki saate düşürme çalışmaları ilerlemektedir. Tek raylı trenler: Bazı şehirlerde tamamen değişik yerüstü trenlerine rastlanır. Bunlarda tren arabaları alışılagelen iki ray üzerinde değil, tek bir raya bağlı hareket ederler. Bunlardan en eskisi 1901’den beri çalışan Batı Almanya Wuppertal’daki sistemdir. Burada arabalar üstteki bir raya asılı olarak hareket ederler. Benzer bir sistem de Tokyo hayvanat bahçesinde mevcuttur. Tokyo’daki farklı bir tek ray sistemi hava alanını şehre bağlar. Burada araba hattını betonarme krişler teşkil eder. Krişlerin üzerinde bulunan tekerlekler üzerindeki hareket, krişin kenarları boyunca bulunan tekerleklerin tahrikiyle ortaya çıkar. Benzer bir tek raylı sisteme ABD’deki Disneyland eğlence yerinde de rastlanılır.




+ Yorum Gönder


demiri hayatı