+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Selimiye camiini yaptıran padişah Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Selimiye camiini yaptıran padişah








    Selimiye camiini yaptıran padişah







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Selimiye camiini yaptıran padişah

    Selimiye camiisini kim yaptırdi


    Yapımına 1569 yılında başlanmış,1574’te tamamlanmıştır. Evliya Çelebi’nin verdiği bilgiye göre açılışı için 27 Kasım 1574 tarihi kararlaştırılmış, camiyi yaptıran Padişah II. Selim,1 Kasım 1574’te vefat edince açılışı görememiştir.


    Cami,14 Mart 1575 tarihinde ibadete açılmıştır. Klasik Osmanlı Dönemi eseri olan Selimiye Camisi’nin mimarı, Mimar Sinan’dır. Selimiye Cami Edirne’de Kavak Meydanı ya da Sarıbayır adı verilen yerde inşa edilmiştir. Eser için Sinan, “Ustalık Dönemi Eserim” demiştir.

    Yeri, Sinan özel olarak seçti
    Mimar Sinan'ın Edirne'de Kavak Meydanı ya da Sarıbayır adı verilen alanda inşa ettiği ve “ustalık dönemi” eseri olarak nitelendirdiği Selimiye Cami, tasarımı ve anıtsallığıyla dünya mimarlık tarihinin en önemli yapıtlarından biridir.

    Selimiye'nin yapıldığı alanda, Sultan I.Murat'ın emriyle başlatılan ancak Sultan Yıldırım Beyazıt’ın geliştirdiği Eski Saray (Saray-ı Atik) olarak anılan Edirne'nin ilk Sarayı ve Baltacı Muhafızları Kışlası bulunmaktaydı. Evliya Çelebinin Kavak Meydanı olarak adlandırdığı bu yerin seçimi bizzat Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Sinan yer seçimini yaparken, Selimiye’nin merkezi bir yapı olmasına özen göstermiştir.


    Selimiye Cami, Edirne’nin her yanından görülebilen hakim bir mevkide yer alır.
    Selimiye Camisi’nin Edirne’de yapılması konusunda muhtelif rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan biri Padişah II. Selim’in gördüğü rüyadır. II. Selim bir gece rüyasında Peygamber Hz. Muhammed’i görür ve onun işaret ettiği yer olan Edirne’ye Selimiye Camisi’ni yaptırmaya karar verir. Bir başka rivayete göre; Kanuni, İran seferine çıkarken, II. Selim’i tahtının korunması için Edirne'de bırakmış, bu nedenle Selim, Edirne'ye özel bir sevgi ile bağlanmıştır. Selimiye cami için Edirne tercihinin arkasında bu olayın olduğunu söyleyenler bulunmaktadır.

    Üçüncü bir iddianın sahiplerine göre, İstanbul’da uygun bir arsa bulunamadığı için Padişah Edirne’yi tercih etmiştir.

    3 şerefeli 4 minare
    Yapımına 1569’da başlanan Selimiye Cami, tümüyle 2475 metrekare, iç bölüm olarak 1475 metrekare bir alanı kaplamaktadır. Cami, güneydoğu ve güneybatısındaki iki medreseyle birlikte, bir avlu içine yerleştirilmiştir. Avlunun batısındaki arasta ve darülkurra, külliyeye, Sultan III. Murad döneminde, Mimar Davud Ağa tarafından eklenmiştir.


    Mimar Sinan’ın her köşesini nakış gibi işlediği Selimiye Cami’nin son cemaat yeri revak birimlerinden ikisi manastır tonozuyla, diğerleri kubbelerle örtülüdür. Avlunun ortasında, onaltıgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır.


    Cami, kareye yakın dikdörtgen planlı bir harim ve kuzeyindeki revaklı avludan oluşmaktadır. Avluya kuzey, doğu ve batı cephelerindeki üç açıklıktan girilmektedir. Avlunun ortasında, onaltıgen planlı bir şadırvan bulunmaktadır. Son cemaat yeri revak birimlerinden ikisi manastır tonozuyla, diğerleri kubbelerle örtülüdür. Harimin dört köşesine, yaklaşık 3.80 metre çapında, 71metre yüksekliğinde, üçer şerefeli birer minare yerleştirilmiştir. Kuzeydoğu ve kuzeybatı köşedeki minarelerin şerefelerine üç ayrı merdivenle çıkılmaktadır. Bu minarelerdeki her şerefeye ayrı yoldan çıkılması hayranlık uyandırmaktadır. Evliye Çelebi, minarelerdeki 12 şerefenin II. Selim’in 12. Padişah olduğuna işaret ettiğini yazmıştır.

    Kubbesi Ayasofya’ya gölgede bıraktı
    Selimiye’yi Dünya mimarlık tarihinin en önemli yapıtlarından biri yapan özelliği, ibadet mekânının kurgusudur. Mekânı örten Ayasofya’dan büyük olan, 31.50 metre çapındaki kubbeyi onikigen kesitli sekiz sütun taşımaktadır. Kubbenin yerden yüksekliği 42.25 metredir. Kubbeye geçiş, iri tromplarla sağlanmıştır. Doğu ve batıdaki ayaklar, dışta, revak ve galerilerle gizlenmiş ikişer payandayla desteklenmiştir. İçte, duvarlarla ayaklar arasında kalan boşluklar galerilerle değerlendirilmiştir.


    Mekânı örten kubbenin çapı kendisinden önce en büyük olarak bilinen Ayasofya’nın kubbesinden büyüktür. 31.50 metre çapındaki kubbeyi onikigen kesitli sekiz sütun taşımaktadır. Kubbenin yerden yüksekliği 42.25 metredir.

    Sinan, Selimiye Camii'nde, mihrabın yer aldığı yarım kubbeli bölüm hariç, merkezi planlı diğer yapılarında uyguladığı yarım kubbe ya da kubbelerle örtülü ek birimleri terk etmiş, mekân bütünlüğü sorununu ortadan kaldırmıştır.

    Harimin ortasında, altında fıskiyeli havuz bulunan müezzin mahfili güneydoğu köşesinde ise hünkâr mahfili yer almaktadır. Halk arasında bu havuzdan akan suyun zemzem suyu olduğu kabul edilir.


    Kubbenin altında yer alan Müezzin Mahfili, 2 metre yüksekliğinde 12 mermer sütun üzerine oturmuştur. Mahfelin sol köşesinde bulunan mermer sütun üzerinde kabartma ters bir lale motif bulunmaktadır. Bu motifle ilgili anlatılan rivayete göre, yerin sahibi olan yaşlı kadın, lale bahçesi olan arsasını vermekte terslik çıkarınca, Mimar Sinan, onun anısına sütuna ters lale motifi koymuştur. Ancak Kavak Meydanı olarak bilinen bu yerde eski bir saray olduğu kabul edilirse, bir hikâyenin gerçek olma olasılığı yoktur.


    Selimiye Cami’nin Müezzin Mahfili gerek süslemeleri gerekse altındaki şadırvanıyla çok özel bir bölümdür. Ayrıca sağ önde bulunan sütunun üzerine işlenmiş lale motifi çeşitli rivayetlere konu olmuştur.


    Müezzin Mahfili altında bulunan şadırvanın suyunun, halk arasında zemzem suyu olduğu iddia edilir.

    Yapının beden duvarları düzgün kesme taşlarla; taçkapı, mihrap ve minber gibi unsurları ise mermerle kaplanmıştır. Mihrabın içinde yer aldığı yarım kubbeyle örtülü bölümün duvarları, hünkâr mahfili duvarları, pencere alınlıkları ve kadınlar mahfili kemer köşelikleri, sıraltı teknikli İznik çinileriyle süslenmiştir. Hünkâr mahfilindeki çinilerin bir bölümü, 1877–78 Osmanlı-Rus savaşında sökülerek Moskova'ya götürülmüştür. Müezzin mahfili ve kubbede, bitkisel desenli kalem işi süslemelere yer verilmiştir. Bu süslemeler 1982–1984 yılları arasında onarılmıştır. Zengin geometrik süslemeler içeren minberi ve mukarnaslı kavsarayla örtülü çokgen kesitli bir nişe sahip olan mihrabı, Osmanlı mermer işçiliğinin en güzel örneklerindendir.


    Dışının estetiği kadar içinin ferahlığı ve derinliği ile gezenleri büyüleyen Selimiye Cami’nin 999 penceresi olduğu iddia edilmiş ve "Eğer bin olsaydı Mekke yerine geçecekti." görüşü ortaya atılmıştır. Oysa pencere sayısı söylenenin neredeyse yarısı kadar olup haremde 342, harem avlusunda 42 pencere toplam 384 tanedir. Bu nedenle iddia gerçeği yansıtmamaktadır.


    Külliye içinde güneydoğuda yer alan medrese günümüzde Türk- İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. Burada yörede bulunan Türk ve İslam eserleri bir araya toplanmıştır.

    Selimiye Camii, bugün halen ibadethane olarak işlevini sürdürmektedir. Dış avluda ise sübyan mektebi, darülkurra, darül hadis, medrese ve imaret bulunmaktadır. Sübyan mektebi günümüzde çocuk kütüphanesi, güneydoğusundaki medrese Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır




+ Yorum Gönder