+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Bir arının günlüğü hikayesinde yapım ekleri almış kelimeler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Haberler
    Devamlı Üye

    Bir arının günlüğü hikayesinde yapım ekleri almış kelimeler








    Bir arının günlüğü hikayesinde yapım ekleri almış kelimeler hakkında bilgi verir misiniz?







  2. Asel
    Bayan Üye






    BİR ARININ HİKAYESİ


    Rabbin balarısına vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan,

    insanların kurduğu kovanlardan kendine evler edin.

    Sonra mahsullerin hepsinden ye de, Rabbinin sana müyesser kıldığı, yollara çık.”

    Onların karınlarından çeşitli renklerde bir şerbet çıkar ki,

    onda insanlar için şifa bulunur.

    Elbette bunda düşünen bir topluluk için bir ibret vardır.



    NAHL (ARI) SÛRESİ, 68-69


    Bir bal arısı toplumunu, incelemeye kalktığımızda karşımıza, on binlerce ortak ve personeliyle, ajanları ve yönetim kurullarıyla, muazzam depolama ve işleme tesisleriyle, yeterli bir haberleşme ağı ve etkili bir manevra gücüyle, büyük pazarların peşinde koşan büyük bir anonim şirketi çıkar. Hayvanlar âleminde başka hiçbir canlı türü, bu konuda bal arısıyla rekabet edebilecek bir organizasyona sahip değildir. Bütün bu üstünlüğü, gücü ve orijinalliğiyle, bir arı topluluğu, serbest rekabet esasları içinde çalışır. Ve bu pazarda atik, cesur ve akıllı davranan kazanır.

    Meselâ bal arısının hergün dolaşıp durduğu çiçekler, onlardan başka daha binlerce cins böceğe, arıya, sineğe, kelebeğe açıktır. Hepsi de buraları ayrı ayrı dolaşıp tek tek rızıklarını toplarlar. Ama bal arısı küçük işler peşinde koşmaz, büyük pazarlar arar. Bir yerde dişe dokunur, verimli bir kaynak bulduğunda binlerce, on binlerce arıyla bir ordu halinde o tarafa akın eder.

    Kovan nüfusunun—veya şirket personelinin—yüzde 5 kadarı böyle kaynakları arayıp bulmakla görevlidir. Bunlar personelin en tecrübeli olanlarıdır. Sürekli olarak araştırırlar, buldukları sonuçları şirket merkezine rapor ederler.

    Arılar, bir yönetim kurulu gibi, bu raporları değerlendirir, kaynağın kalite ve kapasitesini ölçer, birbirleriyle karşılaştırır ve bunlardan hangisinin yatırıma değdiği konusunda bir karara varırlar. Meselâ keşif personelinden birisi, sabah vakti 1 milyon çiçeklik bir alan keşfedecek olsa, birkaç saat içinde bu tarlanın bütün malı bal arısının depolarına transfer edilmiş demektir. İkindi vakti o tarafa uğrayacak olan diğer böceklere uğurlar olsun!


    Nüfusu yerinde bir bal arısı topluluğunun bir gün içinde çiçek tarlalarına yaptığı seferleri uç uca ekleyecek olursanız, Dünyadan Aya kadar uzanan bir hat çizmiş olursunuz. Böyle bir topluluğun günlük bal üretimi, şartlar elverdiği takdirde, bir kilonun üzerine çıkabilir. Sezon boyunca ise, kendi ihtiyaçlarını giderdikten sonra, insanlara da en az otuz kilo bal sunarlar. Bu arada tarlalardan kovana yarım ton kadar nektar, su ve polen taşınmıştır.

    Oysa tek bir bal arısının bütün ömrü boyunca kendi payına düşen bal üretimi, bir çay kaşığını ya doldurur, ya doldurmaz. Kovanın bütün kuvveti, iyi bir plânlama, organizasyon, işbirliği ve dayanışmadan geliyor.

    Her şirket gibi, bal arısı toplumu da zaman zaman krizlerle karşılaşır. Kuraklık veya diğer doğal felâketler yahut başka sebeplerle ortaya çıkabilecek bu krizlere karşı arılar her zaman hazırlıklıdır. Depolama tesislerinin büyüklüğü, sağlamlığı ve yeterliliği, böyle talihsiz devreleri, ne kadar uzun da sürecek olsa, rahatça atlatmalarına imkân hazırlar. Bir yandan arıların kriz devrelerini sabırla geçirmelerini sağlayan bu stoklar, diğer yandan da çeşitli alternatifler karşısında kararlar alırken onlara rahat davranma imkânı verir. Böylece, bal arıları, önlerine âniden çıkıveren imkânları seri bir şekilde değerlendirebildikleri gibi, değişen kaynaklara ve diğer şartlara derhal ve kitle halinde cevap verebilirler. Hatta, kovan daha büyük bir felâket geçirdiğinde, arılar arasındaki yaş, kıdem, mevki, görev farkı ortadan kalkar; balarıları yeni duruma uygun bir organizasyonu yeni baştan yaparak, normal olarak yaşlarına uygun düşmeyen görevler alırlar. Her ne kadar bu durumda normal şartların verimi elde edilemese bile, sonuç itibarıyla arılar bir felâketin altından kalkmış ve kendileri için derlenip toparlanma fırsatı hazırlamış olurlar.

    Balarısının bu mükemmel organizasyonundaki en önemli pay, haberleşme yeteneklerine aittir. Gerçi haberleşme hemen hemen bütün canlı türleri arasında şu veya bu şekilde cereyan eden bir olgudur. Fakat bir bal arısı toplumundaki haberleşmenin benzerini insanlardan başka hiçbir canlıda bulamazsınız. Bal arısı, o anda bulunduğu yerden ve bulunduğu zamandan daha başka yerde ve daha başka zamanda cereyan eden olaylar hakkında bilgi alıp verebilen yegâne hayvan cinsidir. Yoksa, sabahleyin beş kilometre uzaktaki bir yerde olup bitenleri öğle vakti yuvada arkadaşlarına anlatan başka bir canlı türü yoktur. Bu haberleşmenin de ötesinde, gelen haberin gerektirdiği davranış hakkında karar vermek ve bu kararı kitle halinde uygulamak da yine bal arısının çok özel becerileri arasındadır.

    İşte bizim bal arısının bugünkü macerası da bunun tipik bir misali.

    Öğleye doğruydu. Yaşlı arılardan biri, heyecanla kovanın kapısından içeri daldı. Bu, kaynak araştırmakla görevli arılardan biriydi. Bizim bal arısı da o sırada yükünü boşaltmış, tekrar uçuşa geçmek üzereydi. Gelenin heyecanını fark edince hemen kendisini izleyerek aynı peteğe kondu. Bu, kovan girişinin yakınlarındaki düşey levhalar halindeki peteklerden biriydi. Bir bakıma, keşif kollarının dans pistiydi burası. Fakat ortalık oldukça kalabalıktı. Sürekli olarak oradan oraya koşuşturan kovan içi görevlileri burayı boşaltmadan olup biteni öğrenmek mümkün olmayacaktı. Dışarıdan gelen bal arısı, önce kovan içinde çalışan arıları dolaşarak herbirinin önünde birkaç saniye müddetle karnını titretti. Bu, az sonra göreceğimiz arı danslarından bir cinsini teşkil ediyordu ve "Pisti boşaltın" anlamına geliyordu.

    Pist birkaç dakika içinde boşaldı. Durumu gören diğer yetişkin arılar da hemen oraya doluştular.

    Arıların bir Sherlock Holmes’a ihtiyaçları yoktu. Arkadaşlarının üzerine yapışmış çiçek tozlarının kokusundan, bulduğu kaynağın cinsini kolayca anlayabiliyorlardı. Ağzından çıkarıp peteğin üstüne bıraktığı nektar nümunesinin de tadına baktılar. Gerçi biraz fazla sulu gibiydi. Bal arıları genellikle nektarın az sulandırılmışını tercih ederler. Fakat birkaç gündür sıcaklar iyice bastırdığı için, bu kadar "sululuk" bir problem teşkil etmeyecekti. Ayrıca, nümune sabah saatlerinde alınmıştı ve balarıları bunun da farkındaydılar. Sabah saatlerinde nektar içindeki şeker oranı düşük seviyededir; öğle vaktinde daha da yükselmesi gerekir.





+ Yorum Gönder


bir arının günlüğü