+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Nevriye Uzun
    Üye

    Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi








    Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi nedir Turizm ülkemizi ekonomik yönden nasıl etkilemektedir. Türkiyenin ekonomisinde turizmin etkisi nasıldır bana bu konuda bilgi verebilir misiniz?







  2. Asel
    Bayan Üye





    Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi

    Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi Hakkında

    Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi Nedir

    Turizmin Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi İle İlgili Bilgi



    Gün geçtikçe büyüyen, gelişen, globalleşen bir sektördür turizm. Bu yüzden turizmin bir ülkeye kazandırdığı ekonomik yararlar tartışılmaz bir gerçektir. Gerek insanlara istihdam olanağı sağlaması, gerekse milli gelire ve ödemeler dengesine katkıda bulunması nedeniyle her ülke için vazgeçilmez ekonomik bir kaynaktır.
    Günümüzde birçok ülke, özellikle de gelişmekte olan ülkeler ödemeler dengesi bakımından önemli sorunlar yaşamaktadır. Bu sorun genellikle ödemeler dengesinin önemli miktarlarda açıklar vermesi sonucunda oluşmaktadır. Ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında temel yol ülkenin dışsatımının artırılmasıdır. Birçok ülke turizm sektörünü geliştirerek ödemeler dengesi açıklarını kapatmak için ve ekonomik darboğazlara düşmemek için büyük çaba harcamaktadır. Bu ülkelerden birisi de Türkiye’dir.
    Türkiye özellikle son yıllarda turizmi önemli ölçüde teşvik ederek dış turizm gelirlerini artırma ve bu gelirlerle ödemeler dengesi açıklarını kapatma politikası benimsemiştir. Benimsemiş olduğu bu politikada önemli oranda başarı sağlayan Türkiye için ödemeler dengesini olumlu etkileyen en önemli kalemlerden birisinin turizm olduğu görülmektedir.
    Turizmin diğer bir faydası ise birçok kişiye istihdam olanağı sağlamasıdır. Bugün, turizm sektörünün içinde bulunduğumuz kriz dolayısıyla her zaman olduğundan daha fazla istihdama katlıda bulunması beklenmektedir. Türkiye’nin jeopolitik konumu, dört semavi dininin buluştuğu bir ülke olarak ön plana çıkması, bununla birlikte rakiplerine göre son derece temiz plaj ve koylara sahip olması ve dört mevsimin bir arada yaşanması özellikleri nedeniyle adeta bir turizm cenneti görünümündedir. Türkiye’nin sahip olduğu bu değerleri turizm amaçlı kullanması, ülkemizin içinde bulunduğu işsizlik sorununun giderilmesinde çok önemli rol oynayacaktır.
    Bu çalışmanın amacı; turizm sektörü ile istihdam arasındaki ilişkiyi, turizmin Türk ekonomisine sağladığı faydayı ve Türk ekonomisindeki önemini göstermektir.

    1. TURİZM OLAYINA GENEL YAKLAŞIM

    1.1. Turizmin Tanımı ve Turizm Olayına Yaklaşımlar

    Turizmin tanımı sanıldığı kadar kolay değildir. Özellikle de çok yönlü özelliği, her kesimden insanlar tarafından kabul edilecek bir tanımın yapılmasını zorlaştıracaktır.
    Turizm tanımının kökü Latince’den gelmektedir. Latince “Tornus” sözcüğü bir dönme hareketini ifade eder. İngilizce “Touring” kelimesi ile “Tour” kelimesi bu sözcükten çıkmıştır. “Tour” dairesel bir hareketi, bazı site ve yörelerin ziyaretini, iş ve eğlence amacı ile yapılan yer değiştirme hareketini ifade eder. “Touring” kelimesi ise zevk için yapılan eğitsel ve kültürel özellik gösteren seyahatler için kullanılır. “Tourner” dönmek ve ya döndürmek anlamına gelir.”Tour” ise hareket edilen yere dönmek şartıyla yapılan kısa veya uzun süreli seyahatleri ifade eder.

    “Türkçe’de “Seyyah” sözcüğü turist, “seyahat” sözcüğü ise turizm kelimelerinin karşılığıdır. “Turist” sözcüğü ise turizmle ilgisi olan anlamına gelir.
    Turizmin zor olmasına rağmen, halen mevzuatımız açısından geçerli olan tanımı 13.05.1953 günü kabul edilen 22.05.1953 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Turizm Endüstrisini Teşvik Kanunu’nun 36. maddesi gereği Bakanlar Kurulu’nun 05.08.1955 gün ve 5643 sayılı kararı ile 17.09.1955 tarih ve 9016 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Turizm İşbirliği Nizamnamesinin 3. maddesine göre turizm:
    “Yerleşmek niyeti olmaksızın, hava tedbili yapmak, sayfiyeye gitmek, spor, ziyaret, tetkik ve araştırma yapmak, tedavi edilmek, eğlenip, dinlenmek gibi maksatlarla, kültür veya sanat hareketleri sebebiyle toplu veya bireysel olarak yapılan seyahatlerdir.”
    Yine aynı maddeye göre turist:
    “Yukarıdaki tanımda yazılı maksatlarla, toplu ya da münferit bir halde seyahat eden yerli veya yabancı kimselerdir.” ”
    Bunun yanı sıra turizm aşağıdaki özellikleri kapsayan geniş bir kavramdır.
    1. Turizm her şeyden önce insanların belirli bir süre için değişik amaçlarla seyahati ve konaklamayı kapsar.
    2. Turizm insanların kendi konaklama yerleri dışında, sürekli yerleşim amacı gütmemek üzere yaptıkları seyahat ve geçici konaklamayı içerir.
    3. Turizm para kazanma amacı gütmemek üzere yapılan seyahat ve geçici konaklamaları içerir.
    4. Turizm, liberal bir atmosfer içinde yapılan hareketler bütünüdür.
    5. Turizm, insanların iş, merak, din, sağlık, spor, dinlenme, kültür, aile ziyareti, kongre ve seminerlere katılmak gibi nedenlerle yaptıkları seyahatleri ve konaklamaları kapsar.
    6. Turizm, insanların toplu ya da kişisel şekilde yaptıkları seyahatleri kapsar.
    7. Turizm, bir yandan seyahatin teşkil ettiği dinamik elemanı, diğer yandan gidilen yerde 24 saati veya bir gecelemeyi aşan konaklamaların meydana getirdiği statik elemanı kapsar.
    8. Turizm, aynı zamanda sosyal bir olaydır.
    9. Turizm, sadece seyahat veya konaklamadan ibaret bir faaliyet değildir, aynı zamanda endüstridir.
    Turizm her şeyden önce ağır bir endüstridir. Turizm sektörü son derece çeşitli ve büyük boyutlu yatırımların yoğun olduğu bir sektördür. Bu yatırımlar genellikle şu katogoriler içinde incelenebilir.

    -Alt Yapı Yatırımları
    -Üst Yapı Yatırımları
    -Tamamlayıcı Yan Turistik Yatırımlar

    Bu belirtilen yatırımları içeriği, ortak hedefi ve bölünmez bir bütünü oluşturması turizm sektörüne aynı zamanda entegre bir endüstri özelliği kazandırır.örneğin yol olmadan konaklama potansiyelinin yeterli olmasının anlamı yoktur.

    1.2. Turizm Olayının Özellikleri

    Turizmin en önemli özelliği ekonomik bir olgu oluşudur. Turizm geliri, turizm endüstrisinin ulusal gelire olan bir katkısıdır, dolayısıyla ekonomik açıdan ödemeler dengesine katkıda bulunur.
    Ülke içi ve ülkeler arası ilişkilerin gelişimine olan katkısı, yoğun çalışma ve yaşama koşullarının doğurduğu gerilimleri dinlenme ve eğlence olanakları yaratarak azaltması, yumuşatması turizmin bir başka özelliğidir.
    Ayrıca turizm, yatırım olanakları sağlayan bir özelliğe sahiptir. Bu yatırımlar ithalata dayalı olmayan, istihdam olanakları yaratan, hammadde sorunu çıkarmayan yatırımlardır.
    Sonuç olarak, turizmimiz ve bünyesinde varolan potansiyel birikim, ödemeler dengesine olumlu etkisi ve sosyo-kültürel gelişmeye yararları yönünden ülkemizde alternatifi olmayan bir sektörü oluşturmaktadır.

    1.3. Turizmin Önemi

    2. Dünya Savaşı yıllarına kadar gelişimini sürdüren turizm, savaş yıllarında ölü döneme girmiştir. 1950’lerden sonra yepyeni bir içerikle (sosyal turizm) yeniden canlanmaya başlamıştır. Bu canlanmaya, gelişen ülkelerin yaşam seviyesinin yükselmesi, nüfusun hızla artış göstermesi, çalışanların yeni haklar elde etmeleri, teknik ve teknolojik gelişmenin ulaşım, tanıtma ve organizasyon gibi sahalarda başarı ile uygulanması, kredili ve taksitli gezi olanaklarının ortaya çıkışı gibi gelişmeler yeni bir hız vermiş, turizmin öneminin kavranması da bu gelişmelere yeni boyutlar kazandırmıştır.
    Yirminci yüzyılın ilk yarısında, ülke ekonomilerinin karşılaştığı ulusal ve uluslar arası ekonomik sorunların çözümünde ve darboğazların aşılmasında turizm, dinamik ekonomik özellikleri ile adeta bir çıkış noktası olmuştur.
    Turistik hareketleri döviz arzını artırarak ödemeler bilançosu açıklarını azalması, milli paraya değer kazandırması, turizm gelirlerinin tekrar dağılımı yoluyla ekonominin canlanması, turistik talep artışlarına paralel olarak yatırımların hızlanması, milli gelir üzerindeki katma değer etkisi, devletin vergi gelirlerini artırıcı rolü ve iç fiyatlar üzerindeki etkileri belli başlı moneter etkinliklerdir.
    Emek-Yoğun üretim tekniğinden kaynaklanan istihdam etkisi, turistik faaliyetlerin yürütülmesinde yararlandığı sektörler üzerindeki olumlu etkileri ile fiziksel ve kurumsal alt yapı üzerindeki olumlu etkileri turizmin reel karakterli etkileridir.
    Bunların yanı sıra uluslararası yakınlaşma, ulusal değerlerin değerlendirilmesindeki rolü ve uluslararası kültür alışverişlerini kolaylaştırmada sağladığı olanaklar vs. turizmin önemini ortaya çıkaran konular olmuştur. Bilindiği gibi bu konular, turizme yönelen ve ondan bir şeyler bekleyen ülkelerin ağırlık verdiği konulardır
    Yıllardır her alandaki bilinçsizlik ve eldeki olanakların yeterince değerlendirilememesi ile ortaya çıkan bugünkü durum, turizmin yaşanılan döviz darboğazında kısa vadeli bir çözüm olarak ele alınmasına yol açmıştır.
    Kalkınması sanayileşmeye dayandırmış ve döviz sorunu olmayan ülkelerde turizm, önceliği olan bir sektör olarak kabul edilmemekte veya bu sektöre pek fazla güven duyulmamaktadır. Türkiye de kalkınmasını sanayileşme ile gerçekleştirebileceğini ilke olarak kabul etmiştir. Ancak farklı olarak ülkemizde döviz sorunu bir darboğaz olarak görünmektedir. O halde, turizmi kısa vadeli ekonominin sürükleyici bir sektör olarak kabul etmekle birlikte döviz darboğazı sorununun çözümlenmesinde önceliği alabilecek bir sektör olarak görmek gerçeği ortaya çıkmaktadır.
    Sonuç olarak Türkiye, kalkınma için sanayileşmenin gerekliliğini ve önemini kavramıştır. Ancak, hızla sanayileşirken bu çabayı dışa bağımlı bir şekilde sürdürmekte ve içine düşülen bugünkü ekonomik darboğazda turizmi tek yanlı olarak sadece ekonomik açıdan ele almaktadır. Yani, bugün için turizm, sanayi girdilerinin finansmanında dışarıya ödenmesi gereken dövizin önemli bölümünü sağlayabilecek, dış borçların ödenmesi için bir “kaynak” olarak değerlendirilmektedir.
    Turizm yatırımları son derece pahalı yatırımlar olmasına karşılık gerek yatırım sırasında gerekse işletme döneminde çok az miktarda hatta hiç döviz gereksinmesine ihtiyaç göstermezler. Dış borçlanmayı gerektirmeyen bu yatırımlar, eldeki kaynakların verimli olarak kullanımını sağladığı gibi, üretken niteliklerden dolayı da sürekli döviz kaynağı olma durumunu sağlamaktadır. Tüm bunların yanı sıra akıllıca değerlendirildiği süre içinde sosyal, kültürel ve yoğun istihdam sağlayan birçok olumlu gelişmeleri bünyesinde barındırmaktadır.












    2. TURİZMİN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ

    2.1.Turizm İle İstihdam Arasındaki İlişki

    İstihdam kavramı günümüzde çeşitli anlamlarda kullanılmaktadır. Bazı yazarlara göre istihdam; iş arayan veya emek arzı olarak tanımlanırken , bazılarına göre ise, ekonomide çalışma istek ve arzusunda olan tüm yetişkin insanların, iş bulup çalışmalarını ifade etmektedir. Geniş anlamda ise istihdam; üretim faktörlerinin(emek, sermaye, toprak, girişim) üretimde kullanılması anlamını taşımaktadır. Çalışmanın amacı gereği istihdam, bundan sonraki kısımlarda genel anlamından ziyade daha çok iş gücü anlamıyla kullanılacaktır. Buna göre istihdam, diğer üretim faktörleri göz önünde tutulmaksızın, sadece emek faktörünün çalıştırılması ve üretimde kullandırılmasını ifade etmektedir.
    Turizm sektörünün emek-yoğun bir sektör olması ve otomasyona diğer sektörlerden çok daha az imkan sağlaması bu sektörde insan gücüne olan ihtiyacı daha da arttırmaktadır. Turizm sektöründe gelişmiş ülkeler incelendiğinde, o ülkeleri ilginç ve çekici yapan unsurların sadece maddi kaynakları, yatırımları, tarih ve tabiat zenginlikleri değil, onların değerlendiren insan ve organizasyon gücü olduğu görülmektedir. Buna göre bir ülkede turizm sektörünün geliştirilmesi açısından özellikle arz tarafındaki insan unsuru büyük önem taşımaktadır. Örneğin, otel işletmelerinde en üst düzeydeki yöneticiden, en alt kademedeki işgörenlere kadar gerekli niteliklere sahip olmayan bireyler söz konusu ise, otel yatırımı istediği kadar çağdaş ve kaliteli olsun, işletmenin gelişmesi ve verimli çalışması mümkün değildir. Bu durum yalnızca otel işletmeleri için değil, turizm sektörü içerisinde doğrudan ya da dolaylı olarak yer alan bütün işletmeler için geçerlidir. Turizm sektörünün bu özelliği, özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu sektörün geliştirilmesi ile, yeni iş olanaklarının arttırılmasında, dolayısıyla istihdam üzerinde önemli rol oynayacaktır. Örneğin, bir ülkede turizmin gelişmesi üst yapı yatırımlarının ve döviz gelirlerinin artışına yol açacak, bu durum da önemli ölçüde yeni istihdam olanaklarının açılmasına imkan sağlayacaktır.
    Günümüzde özellikle işsizlik oranı yüksek ülkelerde herhangi bir sektörün ekonomi üzerindeki gözle görülebilir en belirgin etkisi yaratılan istihdamdır. Bu tür ülkelerde sanayileşme oranı düşük olduğu için işsizliği gidermenin tek yolu turizm sektörünün geliştirilmesiyle mümkündür. Turizm sektörünün gelişmesi ile istihdam etkisi, turizmin gelişmesine ve turizm talebinin yoğunluğuna bağlı olarak artar. Turizmin gelişmesine paralel olarak turistik tesis yatımlarının artması, iş gücü talebini arttırdığı gibi, turizmin mevsimsel özelliğinin bir sonucu olarak talebin yoğunlaştığı dönemlerde turistik işletmelerde iş gücü talebi artacaktır. Mevsim dışında ise, işgücü talebi azalmakla birlikte yine de bir devamlılık göstermektedir.
    Turizmin genel olarak; doğrudan, dolaylı ve uyarılmış olmak üzere üç tür istihdam meydana getirdiği kabul edilmektedir
    a) Doğrudan İstihdam: Turizm sektörünün kendisinden kaynaklanan ve ona bağımlı olan işlerdir. Konaklama, yeme-içme işletmeleri, hediyelik eşya satan mağazalar, bar ve gece klüpleri, seyahat acentaları, ulaştırma işletmeleri ve turizm örgütlerinde yaratılan işler bu gruba girmektedir. Uluslar arası alanda yapılan araştırmalar, turizm sektöründe çalışanların yaklaşık % 75’inin doğrudan istihdam edildiğini göstermektedir.
    b) Dolaylı İstihdam: Turizm endüstrisinin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetleri veren, bir başka deyişle sektörü beslemeleri sonucu ortaya çıkan istihdamdır. İnşaat, tarım, imalat ve hizmet sektörlerinde, turizm gelişmesi ile birlikte sağlanan istihdam bu gruba girer.
    c) Uyarılmış İstihdam: Doğrudan ya da dolaylı istihdamla sağlanan gelir harcandıkça turizmin çarpan etkisi ile ekonomide yaratılan ek istihdamdır.
    Turizm sektörünün emek-yoğun üretim tarzı ile çalışması, turistik mal hizmet üretiminde makineleşmeye ve otomasyona büyük ölçüde gitmenin imkansızlığı, bu sektörün doğrudan istihdam etkisini artırmaktadır. Ayrıca, turizm sektörünün insan gücüne dayanmasından dolayı, bu sektörde istihdam yoğunluğu diğer sektörlere oranla daha yoğun olmaktadır.

    2.2. Türkiye’de Turizm Sektörünün İstihdamdaki Yeri ve Önemi

    Türkiye, yetişmiş yeni iş gücünün önemli bir kısmı için, iş bulma olanakları kısıtlı olan bir ülkedir. Ülkede hem hızlı nüfus artışı hem de artan bu nüfusun kentlerde yoğunlaşması sorunu günden güne ağırlaştırmaktadır. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinin oluşturduğu ortam, çalışabilecek durumdaki insanlara yeni iş alanları yaratma konusunda bir takım zorluklar yaratmaktadır. Turizm sektörü bu konuda yeni iş alanlarının açılmasını sağlayarak önemli bir işlev görmektedir.
    Türkiye’de iş gücü istatistikleri ayrıntılı biçimde elde edilemediğinden, turizm için istihdam rakamı değişik yollarla tahmin edilmektedir. Tahminlerin dayanak noktasını ise, yatak başına çalışan kişi sayısı oluşturmaktadır. Türkiye’de yapılan çeşitli çalışmalar, konaklama tesislerinde yatak başına 0.5 kişinin istihdam edildiğini göstermektedir. 2001 yılı sonu itibariyle Turizm Bakanlığı’ndan işletme, yatırım ve belediye belgeli toplam yatak sayısı 1.000.000dolaylarındadır. Bu durumda, konaklama tesislerinde doğrudan çalışan işgücü sayısı 500.000 olmaktadır. Bu rakama marina ve yatçılık, ulaştırma şirketleri, seyahat acentaları, alış-veriş merkezleri gibi turizmle ilgili çeşitli birimlerde çalışan işgücü eklendiğinde sektörde doğrudan istihdam yaklaşık 800.000’i bulmaktadır. Öyle ki,1999 yılında yapılan bir araştırmada Türkiye’de turizm sektöründe 732.000 kişinin doğrudan istihdam edildiğini göstermektedir. 2010 yılında bu rakamın 1.427.000’e ulaşacağı tahmin edilmektedir.
    Araştırmalar, turizmde bir birim doğrudan istihdamın, yan sektörlerde 1,5 birim dolaylı istihdam yarattığını göstermektedir. Böylece günümüzde turizmde dolaylı istihdam rakamı 1.200.000’i, doğrudan ve dolaylı istihdam toplamı ise yaklaşık 2.000.000’u bulmaktadır.

    2.3. Turizmin Türkiye’nin Ödemeler Dengesine Etkisinin Analizi

    2.3.1. Ödemeler Dengesi Kavramı
    “Bir ülkenin ödemeler dengesi bilançosu o ülke bireyleri ve işletmeleri ile yabancı ülke bireyleri ve işletmeleri arasında yapılan tüm ekonomik işlemlerin sistematik bir şekilde tutulan kaydı olarak tanımlanmaktadır.”
    Ödemeler dengesi; belli bir dönemde (genellikle bir yıl) bir ülkenin tüm yabancı ülkelerle olan ekonomik ilişkilerini gösteren bir tablo olarak tanımlanmaktadır. Belirli sisteme göre tutulan kayıtlarla düzenlenen bu tablo, belli bir dönemde, bir ülkede oturan kişi ve kurumların diğer bir ülkeye yaptıkları her türlü ödemelerle, o ülkeden yapılan ödemeleri, ülkeler arası her türlü ekonomik işlemleri, dışalım ve dışsatım nedeniyle ortaya çıkan her türlü borç ve alacakları gösterir. Diğer bir anlatımla, bir ülkenin ödemeler bilançosu; o ülkenin belirli bir zaman süresi içindeki bütün ekonomik işlemlerine ait bilanço şeklindeki istatistiksel kayıtları ifade eder.
    Ödemeler dengesi iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm mal ve hizmet hareketlerini ve bu hareketlerin neden olduğu döviz giriş ve çıkışlarını göstermektedir. İkinci bölüm ise, birinci bölümdeki mal ve hizmet hareketlerinin neden olduğu döviz giriş ve çıkışlarında meydana gelen dengesizliklerin açıklanması amacını taşır.

    2.3.2.Turizmin Ödemeler Dengesine Etkisi

    Turizm, özellikle gelişmekte olan ülkeler tarafından şiddetle ihtiyaç duyulan döviz girdisi sağlayan, istihdam olanakları yaratarak işsizliğin azaltılmasına katkıda bulunan bir ekonomik faaliyet olarak kabul edilmektedir. Öyle ki, Türkiye’nin de içinde bulunduğu kimi ülkeler turizmi başlı başına bir ekonomik gelişme amacı olarak kabul etmişler ve yetersiz ekonomik kaynakların önemli bir bölümünü turizmin gelişimine ayırmışlardır. “1991 yılında Türkiye’de yapılan toplam sabit sermaye yatırımlarının % 4’ünü turizm alanındaki sabit sermaye yatırımları oluşturmaktadır.” Gelişmekte olan ülkelerde, ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesi için temel şart dışsatımın arttırılmasıdır. Dolayısıyla gelişmekte olan ülkelerin turizmi ekonomik kalkınma aracı olarak kullanmak isteme nedenlerinden birisi; turizmin görünmeyen dışsatım olarak söz konusu ülkeler için önemli miktarda gelir yaratması olduğu söylenebilir.
    Birçok ülke için önemli miktarlarda görünmeyen dışsatım geliri sağlayan turizm, diğer dışsatım sektörlerinden farklı özelliklere sahiptir. Bu özellikler şu şekilde sıralanabilir:
    1. Bankacılık ve sigortacılık sektöründe olduğu gibi turizm sektöründe de bir yerden başka bir yere gönderilen somut bir ürün söz konusu değildir. Gerçekte turizm, müşterinin ürünün üretildiği yere gelip bizzat ürünü tükettiği birkaç sektörden birisidir.
    2. Turizmin görünmeyen ihracat olarak bir başka özelliği, ülkenin sahip olduğu uluslar arası ulaştırma işletmelerinin ödediği navlun hariç ülke turistik ürün dışsatımı için herhangi bir navlun ödememektedir.
    3. Turizm ürününün birçok parçadan oluşması nedeniyle turizm, ulusal ekonomi içindeki birçok sektörü etkilemektedir. Örneğin, turist harcamaları otelleri, alış-veriş merkezlerini, restoranları, rekreasyon hizmeti veren işletmeleri, ulaştırma işletmelerini vb. gibi birçok sektörü doğrudan etkilerken, yerel yönetimlerin gelirleri, alt yapı hizmetleri vb. gibi alanları dolaylı olarak etkilemektedir.
    4. Turizm hem mevsimsel dalgalanmaların yaşandığı hem de olumlu iç ve dış gelişmelerden yavaş, olumsuz iç ve dış gelişmelerden ise çok çabuk etkilenen bir sektördür. Dolayısıyla turizm istikrarsız bir dışsatımdır.
    5. Turizm sayesinde dışsatımı olanaklı olmayan jeo-ekonomik varlıklar, sosyo-kültürel varlık, değer ve olaylar ile spesifik bazı hizmetlerin dışsatımı yapılmakta ve ülkeye döviz girişi sağlanmaktadır.
    6. Turizm ürününün bir başka özelliği de ürün pazarlamasındaki farklılıktır. Diğer dışsatım ürünleri fuarlarda somut bir ürün olarak sergilenebilirken, soyut nitelik taşıyan turizm ürünü sergilenememektedir. Acentalar aracılığı ile satılan turizm ürünü sözlü tanıtım ve poster, slayt, film, broşür vb. gibi görüntülü araçlar yardımıyla satılır.
    Bugün dünyada hem ödemeler dengesi fazla veren Japonya gibi ülkelerin hem de ödemeler dengesi açık veren Türkiye ve Yunanistan gibi ülkelerin turizmi ulusal seviyede teşvik etmelerinin temel nedeni; turizmin ödemeler dengesine her iki ülke açısından da katkıda bulunmasıdır.
    Japonya gibi ödemeler dengesi fazla veren ülkeler, bu fazlalığın enflasyona neden olmaması ve eritilmesi için vatandaşlarının uluslar arası turizme katılmalarını teşvik etmektedirler.
    Bunun aksine ödemeler dengesi açık veren ülkeler ise, ödemeler dengesi açıklarını kapatmak istemektedirler. Çünkü, ödemeler dengesindeki bir bozukluk gelir, istihdam ve fiyatlara yansımaktadır. Bu nedenle ödemeler dengesi politikası gerek dış ekonomi politikası ve gerekse genel ekonomi politikası içinde önemli bir yere sahiptir.
    “Gelişmekte olan ülkeler için uluslar arası turizmin geliştirilmesi, gereksinim duyulan döviz gelirlerinin artırılması açısından diğer sektörlere kıyasla üç temel üstünlüğe sahiptir. Bu üstünlükler şunlardır:
    1. Turizm, sürekli büyüyen bir endüstridir.
    2. Turizm pazarı, imalat ve diğer temel mal pazarlarının aksine göreceli olarak daha az korunmaktadır. Dahası turizm pazarı tüketicilerin turistik ürünü tüketmek için üretim yerine gitmek zorunda oldukları bir pazardır. Dolayısıyla ithal ikamesi daha etkindir.
    3. Turizm, birçok ülke açısından hem ekonominin çeşitlenmesi hem de geleneksel dışsatıma bağımlılığın azalması anlamına gelmektedir.”

    2.3.3. Dış Turizm Bilançosu

    Ödemeler dengesi belli bir dönemde bir ülkenin diğer ülkelerle olan tüm ekonomik işlemlerini ana başlıklar altında toplam olarak ortaya koyduğundan, ekonomik ilişki kapsamına giren mal ve hizmetlerin çeşitleri bakımından ayrıntılı bir incelemeye gereksinim duyulduğunda ayrı ayrı bilançolar düzenlenmesi gerekir. Bu amaçla, ülkeler arasındaki mal hareketleri için “dış ticaret bilançosu” hizmet hareketleri için “hizmetler bilançosu ve sermaye hareketleri için de “sermaye bilançosu düzenlenir. Aynı şekilde bir ülkenin diğer ülkelerle olan turistik ilişkilerinden doğan döviz hareketleri içinde “turizm bilançosu” düzenlenir.
    Görünmeyen kalemler altında yer alan dış turizm hesabına ait bütün gelir ve giderler dış turizm bilançosunda gösterilmektedir. Dış turizm bilançosu bir ülkenin belirli bir süre içerisinde (genellikle bir yıldır) diğer ülkelerle olan turistik ilişkileri sonucunda oluşan turistik gelir ve giderlerini gösteren bir tablodur.
    Yıllık olarak düzenlenen dış turizm bilançosunun sonucu üç şekilde olabilir.
    1- Denk Dış Turizm Bilançosu: Bir yıl içerisinde uluslar arası turistik hareketler sonucunda ülkeye giren döviz ile ülkeden çıkan döviz miktarının eşit olması durumunda denk dış turizm bilançosu oluşmaktadır. Denk dış turizm bilançosunun ülkenin ödemeler dengesine olumlu ya da olumsuz herhangi bir katkısı bulunmamaktadır.
    2- Aktif Dış turizm bilançosu: Bir yıl içerisinde uluslar arası turistik hareketler sonucunda ülkeye giren döviz miktarının ülkeden çıkan döviz miktarından fazla olması durumunda dış turizm bilançosunda ülke lehine bir fazlalık oluşmaktadır. Bu durum Japonya gibi istisnalar hariç tüm ülkeler tarafından arzulanan bir durumdur. Çünkü dış turizm bilançosundaki fazlalık ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında kullanılmaktadır.
    3- Pasif Dış Turizm Bilançosu: Bir yıl içerisinde uluslar arası turistik hareketler sonucunda ülkeye giren döviz miktarının ülkeden çıkan döviz miktarından az olması durumunda dış turizm bilançosunda ülke aleyhine bir açık oluşmaktadır. Bu durum yukarıdakinin aksine istenmeyen bir durumdur ve ödemeler dengesi açıklarının artmasına neden olur.

    2.3.4. Türkiye’nin Dış Turizm Bilançosunun Analizi

    Birçok ülke gibi Türkiye’de dış turizm bilançosunun ülke lehine fazla vermesini sağlamak için bir taraftan reklam, tanıtım ve turizm yatırımlarının teşvik edilmesi gibi çeşitli araçları kullanarak dış turizm gelirlerini artırmaya çalışırken;diğer taraftan, pasaport harçlarının artırılması ve dış seyahat vergilerinin artırılması gibi çeşitli ekonomik araçları kullanarak yurt dışına çıkacak vatandaşların sayısını azaltarak;dış turizm giderlerini azaltmaya çalışmaktadır. Türkiye özellikle 1980’li yıllardan itibaren turizmi ekonomik gelişme için itici bir güç olarak kabul etmiş ve bu amaçla Turizm Teşvik Kanunu çıkartarak yetersiz ekonomik kaynakların önemli bir bölümünü turizmin gelişimine ayırmıştır.
    Bu çabalar sonucunda hızlı gelişme göstererek Türkiye’nin en genç ve en dinamik sektörlerinden birisi haline gelen Türk turizm sektörü günümüzde ilişki içerisinde olduğu diğer sektörler de dikkate alındığında; Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olduğu söylenebilir.









    Tablo 1: Dış Turizm ve Dış Seyahat Gelir ve Giderleri (Milyon Dolar)
    Yıllar T. Gelirleri T .Giderleri Net Turizm Geliri
    1990 3.225 520 2.705
    1991 2.654 592 2.062
    1992 3.639 776 2.863
    1993 3.959 934 3.025
    1994 4.321 866 3.455
    1995 4.957 911 4.046
    1996 5.650 1.265 4.385
    1997 7.002 1.716 5.286
    1998 7.177 1.754 5.423
    1999 5.203 1.471 3.732
    Kaynak: D.İ.E.
    Tablo 1’de görüldüğü gibi 1990-1999 yılları arasında Türkiye’nin turizm gelirlerinde zaman zaman gerilemeler yaşanmasına rağmen sürekli bir artış söz konusudur. Gelirlerde görülen gerilemelerde 1991 Körfez Krizi ve 199 yılında terör örgütü liderinin yakalanması sonucu turizmin içine düştüğü krizin katkısı olduğu söylenebilir.






    Tablo 2: Turizm Gelirlerinin Ulusal Gelir ve Dışsatım İçindeki Payı
    Yıllar Ulusal Gelir
    (UG)
    ($ milyon) Turizm Geliri
    (TGL)
    ($ milyon) TGL/UG (%) Dışsatım Geliri
    (DG)
    ($ milyon) TGL/DSG (%)
    1990 150.736 3.225 2,13 12.959 24,88
    1991 150.168 2.654 1,77 13.593 19,52
    1992 158.121 3.639 2,30 14.715 24,72
    1993 178.717 3.959 2,22 15.345 25,79
    1994 132.298 4.321 3,27 18.106 23,86
    1995 170.076 4.957 2,91 21.636 22,91
    1996 181.821 5.650 3,11 23.225 24,32
    1997 192.438 7.002 3,63 26.261 26,66
    1998 206.559 7.177 3,47 26.973 26,60
    1999 185.700 5.203 2,80 26.588 1,.56
    Kaynak: DİE, TCMB ve TC. Başbakanlık Hazine müsteşarlığı

    Ödemeler dengesinin açık vermesi özellikle gelişmekte olan ülkelerin dış ödeme güçlükleriyle karşı karşıya kalmalarına neden olmakta ve bu dış ödeme güçlükleri, ülke ekonomilerini darboğazlara sürüklemektedir. Türkiye bu güçlükleri ve darboğazları zaman zaman yaşayan ülkelerden birisidir. Bu tür ekonomik sıkıntıları aşmak ve bir daha aynı sıkıntıları yaşamamak her ülke ekonomi politikasının temel önceliklerinden birisidir. Bu amaçla ülkeler dışsatımın artırılmasını öncelikli hedef olarak belirlemektedirler. Çünkü, daha öncede belirttiğim gibi, dışsatım her ülke ekonomisinin büyümesi için temel itici güçlerden birisidir. Bu amaçla, Türkiye’de özellikle 1983 yılından itibaren serbest piyasa ekonomisinin dış ticaret alanında gerektirdiği tedbirleri alarak dış ticaretini artırmayı hedeflemiştir. Bir taraftan ticaret alanında birçok mal ve hizmetin dışalımı serbest bırakılırken diğer taraftan da ihracatı artırmak için çeşitli teşvik politikalarını yürürlüğe koymuştur. Yürürlüğe konan dışsatımı teşvik politikaları sonucu, hem dışsatım hem de turizm gelirlerinde önemli miktarlarda gelişme yaşanmıştır.
    Turizm gelirlerinin Türkiye ekonomisi içindeki ağırlığını somut olarak görebilmek için turizm gelirlerinin ulusal gelir içindeki payına bakmak gerekir. Turizm gelirlerinin ulusal gelirler içindeki payının artması turizmin ülke ekonomisindeki ağırlığını da artırmaktadır.
    Dış turizm giderleri ülke vatandaşlarının turist olarak yaptıkları yurt dışı seyahatlerde yaptıkları toplam harcamaları ifade eder. Ülke vatandaşlarının yurt dışına çıkışlarında ülkeden döviz çıkışı olduğundan, turizm giderleri görünmeyen bir dışsatım olarak görülür. Dış turizm giderlerinin görünmeyen bir dışsatım olması nedeniyle ödemeler dengesini olumsuz etkilemektedir.
    Tablo3: Turizm Giderlerinin Dışalım İçindeki Payı
    Yıllar Turizm Gideri
    (TGD)
    ($ milyon) Dışalım Gideri
    (DAG)
    ($ milyon) TGD/DAG (%)
    1990 520 22.302 2,33
    1991 592 21.047 2,81
    1992 776 22.871 3,39
    1993 934 29.428 3,17
    1994 866 23.270 3,72
    1995 911 35.709 2,55
    1996 1.265 43.626 2,89
    1997 1.716 48.558 3,53
    1998 1.754 45.921 3,81
    1999 1.471 40.686 3,61

    Kaynak: TCMB ve DİE




    Tablo4: Net Turizm Gelirlerinin Dış Ticaret ve Cari İşlemler Dengesindeki Yeri

    Yıllar Net Turizm Geliri
    (NTGL)
    ($ milyon)
    NTGL =
    (TGL – TGD) Dış Ticaret
    Dengesi
    (DTD)
    ($ milyon)
    DTD= TDA - TDS) NTGL/ DTD
    (%) Cari İşlemler Dengesi
    (CİD)
    ($ milyon) NTGL Dikkate Alınmadığında Oluşacak (CİD)
    ( $ milyon)
    1990 2.705 -9.555 28,30 -2.625 -5.330
    1991 2.062 -7.340 28,09 250 -1.812
    1992 2.863 -8.190 34,95 -974 -3.837
    1993 3.025 -14.160 21,36 -6433 -9.458
    1994 3.455 -4.216 81,94 2.631 - 824
    1995 4.046 -13.212 30,62 -2.339 -6.385
    1996 4.385 -10.582 41,43 -2.437 -6.822
    1997 5.286 -15.358 34,41 -2.638 -7.924
    1998 5.423 -14.220 38,13 1.984 -3.439
    1999 3.732 -10.447 35,72 -1.364 -5.096
    Kaynak: T.C. Merkez Bankası ve Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı verilerinden yararlanılarak düzenlenmiştir.
    Türkiye’nin dış ticaret dengesi büyük miktarlarda açık vermektedir. Bu açığın en önemli nedeni dış ülkelerden yapılan mal dışalım rakamlarının dış ülkelere yapılan mal dışsatımları rakamından oldukça büyük olmasıdır. 1994 yılında ekonomik kriz sonucu ulusal gelirin düşmesi hem dışalım hem de dış turizm giderlerinin bir önceki yıla oranla düşmesine neden olarak net dış turizm gelirlerinin dış ticaret dengesine oranını aşırı derecede yükselttiği ileri sürülebilir.

    2.4. Turizmin Etkilediği Faaliyet Kolları

    Hizmetler sektörü içinde yer almakla birlikte turizm taşıdığı özellikler nedeniyle diğer sektörlerle yakın bir ilişki içerisindedir. Turizm sektörü, turistik ihtiyaçların karşılanmasında, ekonominin bütün sektörlerinden yararlandığı gibi, bazı sanayi kollarını içine almakta, bazılarına kendi ihtiyacına göre şekil vermekte, bir kısmını da yeniden meydana getirmektedir. Ayrıca tarım sektörü ürünlerinden de büyük oranda yararlanma söz konusudur. Bunun örneklerini, turizmin yoğun yaşandığı sahil bölgelerinde sera sebzeciliği ile tarımsal gelişmede görmekteyiz.
    Ülke ekonomisinde iç ve dış turizm hareketlerinin yarattığı tüketim gelir çarkı özellikle tarım sektöründe ve turizm sektörü ile birlikte diğer sektörlerde de bir canlanmaya ve hareketlenmeye neden olur. Turizm artmasın adayalı olarak, inşaat sektöründe, geleneksel küçük zanaatlarda, küçük ölçekli ticaret kolları da büyük bir canlanma yaşamaktadır. Öyle ki Bodrum örneğinde yaşandığı gibi ölçekli yerleşim birimleri turistik hareketlerdeki artışa dayalı olarak gelişen bu sektörlerin etkisiyle önemli kent merkezleri haline dönüşebilmektedir.
    Turistlerin yaşantısı, barınma ve beslenme gibi olağan, sağlık ve kaza gibi olağanüstü ve oyun, spor, eğlence gibi tatil yaşantısı ile ilgili ihtiyaçların karşılanması arasında fark vardır. Bazı ihtiyaçlar arasında benzerlik olmasına rağmen turizmin gelişmesine paralel olarak turistin ihtiyaçları ile yerli halkın ihtiyaçları arasındaki farkların artması sonucu turistik yaşantının etkisi altında kalan hizmetler, sanatlar ve ticaret biçiminde büyük çeşitlilik yaratır.
    Bir ekonomide turizmin gelişmesi çeşitli aşamalardan geçerken, her aşama ile birlikte ekonominin diğer sektörleri üzerindeki etkisi de farklılaşır.

    SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

    Türkiye’nin 21. Yüzyılda karşı karşıya kaldığı sorunların başında ekonomik sorunlar gelmektedir. Son dönemlerdeki ekonomik krizlerle birlikte çok sayıda iş yerinin kapanması, küresel rekabette pazar paylarını koruyabilmek için birçok işletmenin teknolojik yeniliklere daha fazla ağırlık vermesi ve otomasyona geçmesi mevcut ortam içinde işsizlerin sayısını daha da arttırmıştır.
    Türkiye tam istihdamı gerçekleştirebilmek için sahip olduğu mevcut kaynakları en etkin şekilde kullanmak zorundadır. Üretim faktörleri açısından bakıldığında, ülkemiz özellikle emek faktörü bakımından oldukça zengin durumdadır. Hatta mevcut ortam içinde Türkiye’de emek arzı fazlalığı bulunmaktadır. Bu fazlalığı gidermenin tek yolu; hizmetler sektörünün geliştirilebilmesine bağlıdır. Hizmetler sektörünün başında ise “turizm” gelmektedir.
    Turizm sektörü emek-yoğun bir sektör olması nedeniyle otomasyona geçme olanaklarının oldukça sınırlı olmasından dolayı, bu sektörde emek gücüne olan ihtiyaç azalmanın aksine git gide yükselecektir.
    Turizm sadece ülkenin iş sorununa çözüm getirmekle kalmamaktadır. Ödemeler dengesine de büyük katkılar sağlamaktadır. Bir ülkenin diğer ülkelerle yaptığı tüm ekonomik işlemleri gösteren dış ödemeler bilançosunun dengede olması tüm ülkeler için oldukça önemlidir. Çünkü, ödemeler dengesindeki bir bozukluk gelir, istihdam ve fiyatlara yansımaktadır. Hem ödemeler dengesi açıklarını kapatmak hem de ülke ekonomisini canlandırmak için içinde Türkiye’nin de birçok ülke, bir taraftan dış turizm gelirlerini artırmak amacıyla çeşitli turizm teşvik politikaları uygularken; diğer taraftan dış turizm giderlerini azaltmak amacıyla çeşitli kısıtlayıcı politikalar uygulamaktadır.
    Ödemeler dengesi önemli miktarlarda açık veren Türkiye, 1983 yılından bu yana dış turizmi teşvik ederek açıkları kapatmayı ekonomi politikasının önemli bir unsuru olarak uygulamaktadır. Turizm sektörünün teşvik edilmesinin, hem bireylere fayda sağlayacağı gibi ham de ülke ekonomisine fayda sağlayacağı unutulmaması gereken önemli bir gerçektir.






  3. Gülşen
    Devamlı Üye
    Turizm ülkelerin ekonomilerini olumlu etkilemektedir. Turizm ülkeler için çok gelir sağlar turistler gittikleri ülkelerde konaklama yerlerini kullanır taşıma araçlarını kullanır ve sürekli olarak alış veriş yapar bu da ülke ekonomisini olumlu etkiler Konaklama yerlerinin açılması istihdamı arttırmakta gençlere iş imkanı sağlamaktadır.




+ Yorum Gönder