+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Aleviler neye inanırlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Aleviler neye inanırlar








    Aleviler neye inanırlar bilgi alabilir miyim.. bunun dışında alevilik nedir ve tam olarak ne zamandan beri vardır. bunun dışında alevilik nasıl oluşmuştur ve bunun başın da tam olarak kim vardır kısaca bana alevilik hakkında bilgi verebilir misiniz.







  2. Ayyıldız Bayrak
    Devamlı Üye





    ALEVİLİK i. (aleviden alevî-lik).

    Ali'yi diğer sahabeden ve üç halifeden üstün tutan mezhep ve buna bağlı tarikatların ortak adı.

    — ANSİKL. Hz. Muhammed'den sonra, halifelik ve imamlık makamına Ebubekir'in değil Ali'nin geçmesini savunanlara, Ebubekir'in halifeliğini (imamlığını) kabul edenler, «Ali'ye mensup», inancı bakımından «Ali taraflısı» anlamına alevî dediler. Alevîlik, halifelikte Ali'nin hakkının yendiğini, Ebubekir'in halife seçilmesinin Hz. Muhammed'in yoluna ve şahsına ihanet olduğu iddiasını yansıtır. Alevîler, Ali'nin halifeliği için birçok sebep öne sürüyorlardı.

    Onlara göre Ali, peygamberin tabiî olarak vârisiydi. Her şeyden önce, Müslümanlığı ilk kabul eden oydu. Hz. Muhammed'in amcasının oğluydu. Damadıydı. İslâm savaşlarının kahramanıydı. Yaşadığı sürece Hz. Muhammed'in en yakın yardımcısıydı. Onun bütün işlerine bakardı. Hz. Muhammed Ali'ye olan sevgisini, güvenini birçok hadisinde bildirerek dolaylı biı şekilde kendisinden sonra Ali'nin imam olması gerektiğini ümnletine bildirmişti.

    Bu görüşe inananlar Ali'nin yerine imamlığa Ebubekir'in, sonra da Ömer'in ve Osman'ın getirilmesini Hz.Muhammed'in yoluna aykırı ve bâtıl kabul ettiler. «Bâtıl» (şeriat kurallarına, peygamber sünnetine uygun olmayan) ile savaşmayı bir din görevi saydılar. Alevîler, Ali'de öbür halifelerde bulunmayan bazı tannsal nitelikler ve özellikler olduğuna inanıyorlardı. Bu görüşü ve inancı ileri götürerek, Tanrı'nm Ali'nin varlığında insan suretinde görünüş alanına çıktığını, onun bir tanrı-insan olduğunu söyleyenler bile çıktı. Bunlara Ali-Allahîler dendi. Onlara göre Ali ve Ali soyundan gelenler (Oniki imam) kutsaldı. Ulûhiyet hulul yoluyle Ali'nin varlığına karışmıştı. Bu görüş, bir yandan islâm dini içinde değişik inanç gruplarının doğmasına Öte yandan birtakım siyasî ayrılık ve birleşmelere yol açtı.

    Ali'nin ölümünden sonraki gelişmeler, özellikle Kerbelâ olayı, Hüseyin'in öldürülmesi, alevî topluluğunun siyasî bir görüş çev resinde toplanmasına yol açtı. Sonraları Şia (Şiîlik) adını alan ve daha çok İran'da gelişen alevî mezhebinin özünü besleyen, bu olaylar zinciri oldu. Alevîlik, İran'dan gelen eski din görüşleriyle karıştı. İslâm dininin doğuşu karşısında eski dinlerinin zamanla sarsılacağını, islâm ordularının ilerlemesi, bazı doğu ülkelerini ele geçirmesi sonucu bağımsızlığını kaybedeceğini anlayan İranlılar İslâmlığın içinde doğan ve gelişen bu görüşü eski din ve siyaset-leriyle kaynaştırarak benimsediler. Bundan alevî inancının üç önemli dalından biri olan şiî (şia) kolu doğdu.

    Alevî inancı bu ad altında İran'da hızla gelişti. Kısa bir süre içinde yeni bir mezhep niteliği kazandı. Bu inanca ruhun bedenden bedene geçişini (tenasüh) kabul eden hint inançları da Iran etkisiyle karıştı. Alevî inançları bir yandan eski Anadolu'ya, bir yandan Hint ve İran'a, bir yandan da islâm dininin doğup gelişmesini sağlayan arap ve yahudi geleneklerine dayanır. Böylece, VII. yy. sonlarında doğan Alevîlik VIII. ve IX. yy.larda kısa bir süre Sünnîliğin ağır baskısı yüzünden pek yayılamadı. Ancak X,, XI., XII., XIII. ve özellikle XV. ile XVI. yy.larda hızla gelişti; Anadolu, İran, Türkistan, Mısır, Yemen, Irak'ta yaygınlaştı ve edebiyat alanında önemli eserlerin yazılmasına yol açtı. XIV. ve XV. yy.larda, XVI. yy. başlarında Anadolu alevî düşüncenin en çok geliştiği (İran'dan sonra) ülke oldu. Alevî inançları, Anadolu'da özellikle XIII. yy.dan sonra, daha çok halk tarafından tutuldu ve benimsendi.

    Alevî inancının temel ilkeleri. Alevî inancına göre esas olan imamlıktır. İmamlık Tanrı'dan ve Hz. Muhammed'den sonra gelen en önemli makamdır. İmamlığın seçimle değil Tann buyruğuyle ve Hz. Muhammed soyundan gelen birine verilmesi şarttır. Ali'nin imamlığı tanrısaldır. İmamlık babadan oğula geçer, seçimle değil soy ile, verasetle ilgilidir. İmam, yeryüzünde Tanrı'nm temsilcisi, Tanrı'ya en yakın kimsedir. Tanrı, Ali'de insan biçimine girdiği için Ali ölümsüzdür. Sözleri, buyrukları tartışmasız geçerlik taşır. Bu bakımdan Tanrı'yı sevmek Ali'yi, Ali'yi sevmek Tanrı'yı sevmektir. Ali'yi sevmeyen Tanrı'yı, Tanrı'yı sevmeyen Ali'yi sevmiyor demektir. Ali'yi seveni sevmek, sevmeyeni sevmemek gerekir (tevellâ ve teberra). Ali'den sonra imamlık onun evlâdına geçmiştir. Gerçek imamlar on ikidir. İlk imam Ali, son imam onun torunu Mehdî'dir. Mehdî ölmemiştir, sırlara karışmış, günün birinde tanrısal bir buyrukla ortaya çıkıp görevine başlayacak, insanları doğru yola iletecek, kötülüklerden koruyacaktır. İmamlık makamı kutsaldır. İmam suç işlemez, eksik iş yapmaz, o her türlü suçtan, eksiklikten arınmıştır, masumudur. Bu yüzden imamın sözü bir bakıma Tanrı sözüdür. Çünkü imam Tann diliyle, Tanrı iradesiyle söyler. Oniki imama karşı işlenen her suç Tanrı iradesine karşı işlenmiş sayılır. Çünkü oniki imamın her birinin ayrı bir kutsallığı vardır. Değişik kollara aynlan alevîler genellikle islâm dininin Kur'an ile bildirilen bütün ilkelerine, «sahih» saydıkları hadislere inanırlar. Tanrı'mn birliğini, Hz. "Muhammed'in resullüğünü kabul ederler. Sünnî mezheplerin hiç birine inanmazlar. Hz. Muhammed'in mezarını, imamların makamlarını ziyaret ederler. Bazı alevîler hacca gider, islâm dinini anlayışları, ibadet kuralları değişiktir. Gene bazı alevîler namaz kılar, oruç tutar. İnsanı Tann ile bir şayan, arada ayrılık görmeyen, ruhgöçüne inanan, kıyamete, ahrete inanmayan alevîler islâm dininin gerekli gördüğü ibadetlerin hiç birini yapmazlar. Bunlar alevî inançlarını, Ali-Allahî görüşünü, Mehdî efsanesini aşırılığa vardıran, beş duyu ile algılanan dünyanın dışında bir gerçek, maddenin ötesinde yaratıcı bir güç tanımayan alevîlerdir. Alevîler kadın - erkek ayırımı yapmadan, içkili, sazlı toplantılar düzenler. Ancak bu toplantılarda genel ahlâk kurallarının dışına çıkılmaz. Bu konuda alevîler için ileri sürülen genel ahlâk kurallarının dışında kalan davranışlar, koyu şeriatçıların ortaya attığı birer söylenti olmaktan öteye geçemez.

    Alevi törenleri. Alevî adı altında toplanan Şiîlik, Bektaşîlik ve Kızılbaşlık gibi kolların özel törenleri, toplantıları vardır. Bu kolların hepsinde Hüseyin'in Kerbelâ'da öldürüldüğü 10 muharrem günü matem günüdür, kutsaldır. Şiîler o gün özel anma törenleri düzenler, dövünür, ağlar, yakınırlar. Kızılbaş ve bektaşîler bu günün acısını duyar, çeker fakat dövünmezler. Alevî törenlerinin en büyüğü kadınların da katıldığı âyini cem'dir. Bu tören cuma günleri düzenlenir. Âyini cem'in küçüğüne «dernek» denir. Bu toplantılar sazlı-sözlü, içkili olur. özel zikrler edilir. Töreni yöneten dede tarafından bir sure veya ayet okunur. Ayrıca Cem âyininden başka «görgü âyini», canlardan birinin öbüründen şikâyet etmesi üzerine, bir tür sorguya çekme niteliğinde olan «sorgu âyini» düzenlenir. Bunda suçlu görülene, alevî inançları gereğince ceza uygulanır. Ancak bu töreni daha çok bektaşîler düzenler. Nevruz hem bahar bayramı, hem de Ali'nin doğum günü olarak kabul edildiği için genellikle kutsal sayılır, o gün de özel törenler yapılır.
    Alevilerde oniki imamın adına düzenlenen veya on iki sayısının taşıdığı özel öneme dayanan on iki hizmet vardır; pirlik, halifelik, mürşitlik, zâkirlik, cemiyet basıcılık, nakîblik, hâdimlik, çerağcılık, gözcülük, tarikatçılık, sakalık, ferr aşlık. Bu hizmetlerin her birinin ayrı bir özellik ve önemi vardır. Hizmetler, görevlinin manevî derecesine, bilgi alanındaki yetkisine, tarikat içindeki mertebesine göre sıralanır. Törenlerde bu hizmetle görevli olanların ayrı işleri ve yerleri vardır. Alevilerde durumu elverişli olup hacca gidenler için Ali'yi ziyaret şarttır. Kabe yerine yalnız Necef'te Ali'nin makamını ziyaret etmekle yetinen, sonra Kerbelâ, Kâzimiye, Samerra ve Meşhed illerini, orada yatan alevî büyüklerini ziyaret eden de hacı sayılır.
    Ali'ye bağlandığı için alevî sayılan bazı tarikatlarda, özellikle batınî bir nitelik taşıyanlarla saç, sakal, kaş, bıyık kesme anlamına gelen câr-darb geleneği vardır.
    Alevîliğin kolları. Bunların başında Şiîlik, Bektaşîlik ve Kızılbaşlık gelir. Zeydiye, Muteviliye, Ismailiye gibi, bazı inançları islâm dininin özüne aykırı olan mezhepler de alevidir. Hasan Sabbah tarafından kurulan ve sonradan Batmîye adını alan ihtilâlci mezhebi de alevî sayanlar vardır. Alevîliğin Anadolu'da benimsenen kolu Bektaşîlik ve Kızılbaşlık adlı kollarıdır. Bu kollar daha çok edebiyat (özellikle şiir) aracılığıyle yayılmış ve gelişmiştir. Yunus Emre'den Pir Sultan Abdal'a gelen alevî şairlerin, özellikle halk diliyle türkçe şiirler yazan Hatayî'nin (öl. 1524) bunda büyük etkisi olmuştur. Alevî inançları Anadolu'da olduğu gibi İran'da da daha çok şairler tarafından geliştirilmiş, gene edebiyat aracılığıyle çevre ülkelere yayılmıştır.
    Alevîlerin büyük tanıdıkları yedi sair, Nesimî, Fuzulî, Hataî, Pır Sultan Abdal, Kul Himmet, Yemim, Viranî'dir. Bunlardan Nesimî ve Fuzulî dışındakiler tam batınîdirler. Alevî-Bektaşî edebiyatı, Azmî (XVI. yy.), Kul Nesimî (XVII. yy.), Abdal (XVII. yy.), Kazak Abdal (XVII. yy.), Mir'atî (XIX. yy.) Türabı (XIX. yy.), Edib Harabı (XIX. yy.) gibi birçok şair yetiştirmiştir. Aralarında yetişen birçok da kadın şair vardır: Emine Mükerrem, Şaziye Şazi, Hürmüz Hanım, Şeref Bacı. «Erenler nutku» sayılan bir kısım şiirler, başkalarının duymaması için gizlenmiştir. Alevîlerin Büyük Buyruk'larına bazı nefesleri alınmış olan Pir Sultan Abdal'ın (XVI. yy.) Banaz köyündeki evi ve şairin Horasan'dan getirdiğine inanılan taş ve taşın yanındaki söğüt ağacı bugün bile ziyaret edilir. Alevîlerin kendi inanç geleneklerini dile getiren şiirlerde Hz. Ali'ye çok geniş yer verilir.
    Yollarını müstakil bir din ve lslâmiyetin esası sayan Alevîler, Peygamber, Ali, on iki imam ve Hacı Bektaş'ı kendi yorumcu ve düşünürleri sayarlar.




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Aleviler bilindiği gibi alevilik adıverilen mezhebe bağlı olan kişilerdir. bunun dışında alevilik de bilindiği gibi hazreti alinin yolundan giden ve onu savunan kişilerin mezhebine verilen addır. . bunun dışında bilindiği gibi türkiye de sünnilerden sonra en çok aleviler gelmektedir.




+ Yorum Gönder


aleviler neye inanır,  aleviler neye inanir,  aleviler neye inanırlar,  aleviler neye inanirlar,  Aleviler neye tapar,  aleviler neye inanıyor