+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Ziya paşanın edebi kişiliği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ziya paşanın edebi kişiliği








    Ziya paşanın edebi kişiliği hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Ziya Paşanın nasıl bir edebi kişiliği vardır?







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Ziya paşanın edebi kişiliği

    Ziya paşa hakkında bilgi


    Ziya paşanın edebi kişiliği.jpg

    Şinasi ile Namık kemal arasında, Tanzimat Edebiyatı’nın belli başlı özelliklerini sanatında toplayan Ziya Paşa; bununla birlikte, bizde Divan şiirinin son büyük temsilcilerindendir. Bu köklü şiir geleneğimizin hemen her türünde muhtevadan şekle, üslûba kadar tam bir devamı diyebileceğimiz tarzda şiirler yazmış olması, bunun açık delillerindendir. Hece ölçüsüyle kaleme aldığı ve:

    Akşam olur güneş gider şimdi buradan

    Garip garip kaval çalar çoban dereden,

    Pek körpesin esirgesin seni Yaradan,

    Gir sürüye kurt kapmasın gel kuzucağım!

    Sonra yârdan ayrılırsın, âh yavrucağım!



    mısralarıyla başlayan meşhur türküsü dışında, bütün şiirleri eskinin peşini bırakmaz.





    Lakin her şeye rağmen onun sanatını yeni kılan bir taraf vardır ki; o da düşünce sistemidir. 17. yy. Fransız klasikleriyle beraber, 18. yüzyıl Fransız romantiklerini ve filozoflarını okuyarak yetişen Tanzimat aydınının duygu ve düşünce hususiyetleri, Ziya Paşa’da da aksetmiştir. Kendisi ve Tanzimat Edebiyatı’nın ilk nesli, eserlerinin her türlü kusurlu, noksan taraflarına ve hatta zaman zaman görülen bazı acemiliklerine rağmen; Batı’dan aldıkları birtakım orijinal fikirlerle memleketimizde yaniye samimiyetle kucak açmışlardır. O da diğerleri sosyal ve siyasi mahiyetteki eserlerinde realizme yaklaşmış; ferdî duyguların hakim olduğu yerlerde ve bilhassa şiirlerinde ise romantizme ağırlık vermiştir. Fikren Avrupaî bir edebiyatı arzu eden Ziya Paşa, duyguları ile adeta yerli kalmaya özen göstermiştir, denilebilir. Böylece eserlerinde Doğu-Batı düalitesi (ikililiği) –tıpkı arkadaşlarında olduğu gibi- garip bir şekilde tecelli ve devam etmiştir. Ne var ki Harâbât sahibi Ziya Paşa, klasik zevkinin çizgisinde şeklen ve rûhen eskiyi devamda kararlı görünmüştür. Bu bakımdan o, eserlerinin şeklinden ziyade fikir yönü ile, Batı tesiri altında Yeni Türk Edebiyatı’nın kurulmasında, oldukça büyük hizmetlerde bulunmuştur. Şinasi ve Namık Kemal gibi, Tanzimat’ın getirdiği bütün teklifleri benimseyerek, yeni fikirleri eski nazım şekliyle dile getirmiştir. Fakat eskinin estetik hüviyetinin ağır bastığı Ziya Paşa’yı ve sanatını tam anlamıyla Avrupaî kabul etmemiz mümkün değildir.



    ESERLERİ:



    1. Eş’ar- Ziya veya Külliyat-ı Ziya Paşa

    Ziya Paşa’nın bu isimler altında yayımlanan kitaplarında yer alan şiirleri bir ikisi dışında tamamiyle Divan tarzındadır. Münacaat, mersiye, kaside ve gazellerinde bilhassa hayal sistemi, duyuş ve düşünüş bakımından eskinin samimi takipçisidir. Gazellerinin bir kısmında yeni bir ruh ve tavır da dikkatleri çekmektedir. Mesela Avrupa’dan edindiği intibalardan hareketle, Doğu-Batı alemlerini karşılaştırmak üzere yazdığı ve devrinin esaslı bir kritiği durumundaki:

    “Diyâr-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm

    Dolaşdım mülk-i İslamı bütün virâneler gördüm



    beytiyle başlayan şiiri bunlardan birisidir. Eski edebiyatımızda gazel genellikle lirik duyguların terennümünde kullanılmışken, Ziya Paşa’da bu durum biraz değişmiş ve şair, hikmetli sözleri, sosyal ve siyasi tercihleri ortaya koyan ateşli fikirlerini bu nazım türüyle ifade etmiştir. Mesela;

    Kim ki kormaz Hak’dan andan korkar erbâb-ı ukûl

    Her ne iserse yapar Hak’dan hirâsân olmayan

    ( Bütün akıl sahipleri Allah’tan korkmayandan korkar; çünkü o, Allah korkusu olmadığı için aklına her geleni yapar)

    Nîk ü bed herkes bulur bir gün âlemde ettiğin

    Kendi çekmezse ceza miras kalır evlâdına

    (Bir gün herkes er ya da geç yaptıklarının karşılığını alır. Bu dünyada cezayı kendi çekmezse evlâdı çeker)





    2. Terci-i Bend

    Ziya Paşa’nın Avrupa’ya gitmeden önce Mabeyn katipliğini bitirdikten sonra 1859’da yazdığı, Divan tarzındaki şiirlerinin en meşhurlarından olan Terci-ibend; dinî ve tasavvufi bir atmosferde kaleme alınmış şiirlerden oluşur. Doğu ve Batı düşüncesinin başarılı bir terkibi olarak değerlendirebileceğimiz bu eser, her biri onar beyitlik on iki bentten meydana gelmiştir. Bu eserde baştan sona kadar, kainata ince ve titiz bir dikkatle bakış söz konusudur. Bu bakış sonunda, şairin çözemediği bir yığın muamma karşısındaki hayreti ve kendi şahsından hareketle insanoğlunun acizliği dile getirilmektedir.

    Terci-i Bend, zihniyet itibariyle eski olmakla beraber, kâinat ve insan hayatını geniş bir tablo halinde, âdeta sistematik şekilde kavrama yönüyle yenidir.



    3. Terkib-i Bend

    Ziya Paşa, bu eseri Bağdatlı Rûhî’nin Terkib-i Bend’ine nazire olarak 1870’te İsviçre’de yazmıştır. Her biri 10 beyitlik bentlerden oluşan terkib-i Bend’de toplam 12 bent vardır. Bu beyitlerin arasında,zamanla atasözü hüviyeti kazanan bir çok beyit bulunmaktadır:

    Zâlimlere adlin ne zaman hâk edecekdir

    Mazlûmların çıkmadadır göklere âhı



    (Allah’ım! Mazlum kullarının çektiği eziyetler, ettikleri ahlar göklere çıkmıştır; hal böyle iken, senin yüce adaletin ne zaman, zalimleri yerle bir edecektir?)

    Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenâdan

    Başın alamaz bir daha bârân-ı belâdan



    (Fâniliğin kan dolu çeşmesinden bir damla içen, başını bela yağmurundan bir daha alamaz; yani şu dünyaya bir defa gelmiş olan kimse, başını hiçbir zaman onun dertlerinden kurtaramaz.)

    Bi-baht olanın payına bir katresi düşmez

    Bârân yerine dürr ü Güher yağsa semâdan



    ( Yağmur yerine gökten ince ve mücevher yağsa, talihsiz olanın başına bir damlası bile düşmez.)

    Âyinesi işdir kişinin lafa bakılmaz

    Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde



    (Bir kimsenin işi aynasıdır, aklının derecesi eserinde görünür. Yani fazla konuşmaya gerek yoktur. Herkesin yaptığı iş, onun kalitesini, derecesini göstermeye yeter.)



    4. Harâbât

    Ziya Paşa’nın Avrupa’dan döndükten sonra tertip ettiği ve 1875’te İstanbul’da basılmış olan bu eser, üç büyüt ciltlik bir Divan Edebiyatı antolojisidir. Bu kitabın asıl önemli tarafını “Mukaddime-i Harabat” kısmı teşkil eder. Bu eserin dikkate değer başka bir tarafı da Ziya Paşa’nın yüzünü artık kesin şekilde eskiye çevirdiğini göstermiş olmasıdır. Bu sebepledir ki Namık Kemal’in “Tahrib-i Harabat” ve “Takip” adlı eserlerinden oluşan şidetli eleştirilerinden kurtulamamıştır.



    5. Zafername

    Şairin Sadrazam Ali Paşa’yı över gibi görünüp alaya aldığı, hicvettiği şiirlerinden oluşan eseridir. Kaside, Şerh ve Tahmis adlarıyla birbirini tamamlayan üç bölümden oluşmaktadır.

    6. Şiir ve İnşâ

    Harabat adlı antolojiden 7 yıl önce kaleme alınan bu makalede Ziya Paşa, divan şiirini yermiş, halk şiirini de göklere çıkarmıştır. Yedi yıl sonra kaleme aldığı Harabat Mukaddimesi’nde ise bu durumun tam tersi görülmektedir. Ziya Paşa bu tutarsızlığı sebebiyle edebiyat çevrelerinde çok eleştirilmiştir. Bu makale Londra’da yayınlanan Hürriyet gazetesinin 7 Eylül 1868 sayılı nüshasında çıkmıştır



    7. Rüyâ

    Londra’da Hürriyet gazetesinin 68. Ve 69. Sayılarında çıkan bu eser, Ziya Paşa’nın tıpkı Zafername eserinde olduğu gibi Ali Paşa’yı yerdiği bir eserdir. Ziya Paşa’nın Londra’da Hampton Court’ta bir bahçedeki bankta otururken, Ali Paşa’nın azledilmesini ve yerine geçmeyi arzulamasını konu eden bir rüyadan hareketle yazdığı siyasi hicivlerdendir.



    8. Arz-ı Hâl

    Ziya Paşa, 1867’da Sultan Abdülaziz’e sunduğu bu kitapçık, memleketin o günkü durumundan ve Ali Paşa’ya öfkesinden bahseden bir nesir olma özelliği göstermektedir.



    9. Veraset Mektupları

    1868’de yazılan mektupların veraset kanunundan mağdur olan Mustafa Fazıl Paşa’nın hukukunu korumak üzere kaleme alındığı bilinmektedir.



    10. Endülüs Tarihi

    Ziya Paşa’nın ilk tercüme çalışmasıdır. Viardot’tan çevirdiği bu eserde süslü, sanatlı bir nesir dili hakimdir.



    11. Engizisyon Tarhi

    Ziya Paşa’nın Lavelèe ile Chèuel’den çevirdiği bu eser, Endülüs Tarihi’ne nispetle daha sadedir. İspanya’da Engizisyon Mahkemelerinin durumu ele alınarak özellikle Musevilere yapılan baskılar, zulümler anlatılır.



    12. Emile

    Ziya Paşa’nı Rousseau’dan Türkçeye çevirdiği bu eser, en önemli tercümeleri arasındadır.




+ Yorum Gönder