+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Destanın ortaya çıkış dönemi hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Destanın ortaya çıkış dönemi hakkında bilgi








    Destanın ortaya çıkış dönemi hakkında bilgi verir misiniz? Destan hangi dönemde ortaya çıkmıştır kısaca bilgi verin lütfen







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Destanın ortaya çıkış dönemi hakkında bilgi

    Destanın ortaya çıkış dönemi


    Destan Hangi Dönemde Ortaya Çıkmıştır?

    Destan (Farsça: داستان), milletlerin hayatında büyük yankılar uyandırmış (savaş, göç, istilâ gibi) tarihî olayların (yangın, salgın hastalık, sel, deprem gibi) toplumsal ve doğal olayların çağdan çağa aktarılmış, aktarılırken de hayal unsurlarıyla oluşmuş, süslenmiş, değiştirilmiş manzum söylenceleridir.
    Destanlar, Araplar’da “esastır “, Batı’da “myth” olarak adlandırılır.

    Destanlar ikiye ayrılır; Yapay ve Doğal Destanlar.

    Yapay Destanlar: yazarı belli olan,daha yakın zamanda yazılan ve olağanüstü durumlara az yer veren bir destan türü iken,

    Doğal Destanlar: anonim( yazarı belli olmayan),ilkel dönemde yaşanmış olayları konu alan ve sözlü destan türüdür. Destanlar İslamiyet’in kabulünden önceki Türk Edebiyatı kategorisine aittirler. Ayrıca da çok uzun yazılardırlar. Destanlar 3 safhadan oluşur:

    Halkın benliğinde iz bırakan olaylar ve bunda rol oynayan kahramanlar,
    Olayın ağızdan ağıza aktarılması,
    Yazıya daha sonradan geçirilmesidir.
    Milletlerin toplumu derinden etkileyen, tarihi önem arz eden önemli olaylarını (doğal afetler, savaşlar, göç, yangın vb.) konu edinirler. Çoğu kez manzum olurlar. Tarih, etnografya, folklor gibi bilimler destanlardaki bilgilerden yararlanır.

    Destanlar da masallar gibi Sözlü ve Yazılı olmak üzere ikiye ayrılır.

    a)Doğal Destanlar (İslamiyet öncesi ve islami dönem destanları-Sözlü Destanlar-Anonim)

    b)Yapay Destanlar (Örn. Nazım Hikmet ^ Kuvayı Milliye) Türk edebiyatında destanlar İslamiyet öncesi ve İslami dönem olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar doğal destanlardır.

    Doğal Destanlar : Bu destanların çoğu destan döneminde yani İslamiyet öncesi dönemde ortaya çıkmıştır. Destan dönemi çok eski dönemlerde mitolojilerin ortaya çıktığı dönemdir. İnsanların evreni, yaradılışlarını, yaşanılan tüm doğa olaylarını sorguladıkları, adlandırmaya çalıştıkları dönemdir. (Örn. Yunan mitolojisindeki Zeus ve Afrodit gibi tanrı ve tanrıçaların ortaya çıkması bu dönemdedir.)

    1-) Destanların temelinde çekirdek bir olay vardır. Bu olay gerçektir. Zaman içerisinde yaşanmış olan bu gerçek olay o millet tarafından; kimi zaman benzetmeler, kimi zaman abartmalar kullanılarak yaratılmıştır.

    2-) Özellikle İslamiyet öncesi döneme kaynaklık ederler.

    3-) Destanların dil ve anlatımı kimi zaman kahramanlara olağanüstü özellikler kazandırır, ifadeler açıktır. Uzun betimlemeler yer almaz.

    4-) Sözlü ürünlerdir. Doğal destanların üç dönemi vardır :

    a) Ortaya çıkma b) Yayılış c) Derleme

    5-) Destanlar manzum örneklerdir. Bu, akılda kalıcılığı ve sürekliliği sağlamak içindir.

    6-) İslamiyet öncesi Türkler göçebe yaşam tarzı sürerlerdi. Atçılık ve avlanma onlar için önemlidir. Göktanrı inancı hakimdir. Tüm bu sosyal şartları aynı zamanda destanlarda görebiliriz.
    7-) Destanlarda iki tip vardır : a) “Veli” tipi (yol gösteren, yaşlı pir kişi) b) “Alperen” tipi (savaşçı, cesur, korkusuz kişi) Özellikle bazı destanlarda, anlatılan bölüm hikaye, karşılıklı konuşmaların ve seslenmelerin olduğu bölüm nazımdır. Yani nazım ve nesir iç içedir. (Destanların aslı manzum örneklerdir)

    Destan; halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir. Bu tanımdan, tarihi olayla*ra masalsı öğelerin girdiği destanın, halk ruhunda ve hayalin*de şekillenerek oluştuğu anlaşılmaktadır.



    Bazı milletlerin millet hâline gelmesi tarihin çok eski çağlarında, bilinmeyen döneminde olmuştur. Bu döneme, destan dönemi denir. Dolayısıyla milletlerin tarihlerinin başlangıcını bulmak çok zordur.



    Destanların ortaya çıktığı zaman kesin olarak bilinmediği için Türk milletinin İslam öncesi yaşamına ait asıl bilgi kaynağı des*tanlardır. Göktürklerin büyük bir yenilginin ardından Ergenekon adını verdikleri yere kaçmaları ve orada çoğaldıktan sonra demir dağı eritmeleri, Saka Türklerinin İskender'le savaşa gir*memek için geri çekilmeleri (Şu destanı), Oğuz Türklerinin Üçoklar ve Bozoklar olarak ikiye ayrılmaları (Oğuz Kağan destanı) gibi birçok bilgiyi destanlardan öğreniyoruz.



    Destanlar, tarihleri bu şekilde eskilere uzanan milletlerin bilin*meyen ilk çağlarını bize birtakım mitolojik hikâyeler halinde an*lattığı için önemlidir. Bunlar gerçek olmasalar; hatta gerçeğe uymasalar bile, milletlerin kendi geçmişleri hakkında neler bilip neler düşündüklerini haber vermeleri bakımından önemlidir. Destanların, bir ulusun düşünce ve sanat hayatına kaynak olması bakımından da önemi vardır. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydın*latan en önemli kaynaklardandır. Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatlarını, aşk, ai*le, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında göre*biliriz. Bu yüzden destan dönemi, ulusların edebiyatı, kültürü ve tarihi için önemlidir.



    Mitlerin Doğuşu ve Efsane


    Destan dönemine efsanevi, masalsı yani mitolojik öğeler hâ*kimdir.



    Mitoloji; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları tanrıların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayatından söz eden hikâyelerdir. Mitolojiler, temsil ettiği topluluğun aynası gibi*dir. Mitoloji, Eski çağlar*da yaşamış olan insan*ların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dinî inançlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır.



    Eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olay*ları konu edinen hayali hikâyelere efsane denir. Efsanede an*latılan olaylar bazen hayali olabilir; ama efsaneler çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu nedenle her ulusun, efsaneleri, destanlarını, kahramanlık öykü*lerini, kahramanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır.



    Efsanelerin kaynağı tarihî olaylardır. Bu olaylar, halkın hayal gü*cü yardımı ile olağanüstü hayallerle olgunlaşır. Halk, inançların etkisi altında, tarihle ilgili olayları idealize ederek masallaştırır. İşte bu bakımdan efsaneler, tarihî olaylarla örülü masallardır. Bu masallar cin, peri, dev, ejderha gibi masalsı öğelerle süsle*nerek anlatılır.



    Mitolojik olaylar, tarih öncesi tanrılarının maceralarını anlatan, bir topluluğun duygularını, özlemlerini göstermesi bakımından değeri olan efsanelerdir. Çünkü efsanelerde tabiat olayları akıl*dışı, olağanüstü açıklamalarla anlatılır. Efsanenin bir yanı az çok tarihe dayanmakla beraber, efsane inanılmaz olaylarla süs*lü halk hikâyesidir.

    Mitlerin önemli bir türü bir kültürün, evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin görüş ve inanışları açıklayan ve tanımlayan yaratılış mitleridir.



    Türklerin ortak efsanesi türeyiş efsanesidir. Bu efsane neredeyse her Türk topluluğunda vardır.



    Destanların Olağanüstü Oluşları


    Türk mitolojisinde hakan, Tanrı tarafından gönderilmiş ve "kut" (mutluluk) verilmiş bir insan olarak kabul edilmektedir. Türk an*layışında hakan iyi veya kötü, bilgili veya bilgisiz olabilen bir in*sandır. Hakan olmak o kişi için bir nasiptir ve hakan buna lâyık olmak zorundadır. Eğer iyi ise, bilge ise, Tanrı'nın yardımı da onunla beraberdir; değilse Tanrı yardımını ondan çeker ve ha*kan öldürülür. Hakanların soyu kutsal kılınmış olduğundan, ha*nedan mensuplarının kanı toprağa akıtılmaz, onlar kirişle boğularak öldürülürler.



    Tanrı tarafından verilen görev, cihan devletini kurmaktır. Hakan bütün acunu (cihan) yönetmekle görevlidir. Türk Devleti, yeryü*zü ile gökyüzü arasında düşünülür. Orhun abidelerinin ifadesi ile üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğulları üzerine ise Türk kağanları oturtulmuşlardı.



    Halkı derleyip toparlamak, eğitmek, açı doyurup çıplağı giydir*mek, töreyi hâkim kılmak da hakanın görevleri arasındadır.



    Halkın hakanlara verdiği olağanüstü nitelikler, destanlarda da olağanüstü olayların anlatılmasına zemin hazırlamıştır.



    Farklı Uluslarda Destan Dönemleri


    Destanlar, tarihin bilinmeyen dönemlerinde oluşur ve ulusların yaşadığı büyük olayları yansıtır. Bu bilgiler ışığında köklü bir ta*rihi olan ulusların (Türkler, İranlılar, Sümerler, Yunanlılar, Hintler) destan dönemlerinin olduğu söylenebilir. Bu ulusların tarihin bilinmeyen dönemlerinde yaşamış oldukları büyük olaylar, destanları doğurmuştur. Dolayısıyla destan sahibi büyük ulus*ların destan döneminin olduğundan söz edebiliriz




  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Destan, tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla il*gili olağanüstü olayları konu alan şiir ve hikâyelerdir. Bu hikâyeler halkın hayal dünyasında masallaştırılır.



    Destanlar, çeşitli konulardaki yaratılış hikâyeleri yanında, millet*lerin hayatında büyük yankılar uyandırmış bir kahramanın veya tarih olayının bir ulusun hayal dünyasında ortak sembol ve ifa*delerle zenginleştirilmiş uzun manzum hikâyelerdir.



    Destanlar, insanların yaşamlarında derin izler bırakan olayları dinleme ve anlatma ihtiyacından ortaya çıkmıştır.



    İnsanlar ilk çağlarda yaşadıkları toplum ve doğa olaylarını an*lamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrıyı düşündü*rürdü: Gök gürlemesi Tanrının hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar, Tanrının insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa olayını korkuyla karışık bir hayranlıkla izlerlerdi.



    Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri, toplumu derinden etkileyen her olayı, hayallerle süsleyerek bir*birlerine anlattılar. Bu süreçte doğal olarak destanlar, kurmaca bir yapıya büründü, hayaller ve duygularla zenginleşti.



    Bu şekilde meydana gelen destanların oluşmasının belli aşa*maları vardır. Bir olay, bu aşamaları geçtikten sonra destana dönüşür. Ayrıca bir ulusta destanın oluşabilmesi için o ulusun hayal gücünün en eski çağlarda bile, efsaneler, destanlar ya*ratmaya elverişli olması gerekir.



    Ayrıca o ulusun tarihinde unutulmaz doğa olayları, büyük sa*vaşlar, göçler, baskınlar, değişik coğrafi çevrelere dağılmalar gibi halkının gönlünde ve kafasında nesiller boyu etkisini sür*dürecek önemli olayların yaşanması gerekir. Yaşanmış olan bu olayları anlatacak ozanların bulunması da bir başka şarttır.

    Destanların Oluşumu:

    * Halkı derinden etkileyecek bir olayın yaşanması

    * Bu olayda öne çıkan bir kahramanın olması

    * Toplumda derin izler bırakan olay ve kahramanın destansı öykülerinin ozanlar tarafından söylenmesi ve bunun yayıl*ması

    * Güçlü bir şairin toplum içinde anlatıla anlatıla zenginleştiril*miş hikâyeleri derleyerek yeniden yazması.



    Destanların bir ozan tarafından son hâli verilinceye kadar olan süreçte halkın hayalleri destanlara katılır, zamanla destanlara yeni olaylar da eklenir. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, or*tak bir eser haline gelir.



    Destanları anlatan her yeni ağız, destanlara yalnız bir olay de*ğil, dil ve söyleyiş güzelliği de katar. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabilmiştir.

    Destan (Epope)


    Destanlar ulusların yazı öncesi çağlarında oluşmuş olağanüstü olaylarla, doğaüstü kahramanlarla ve kahramanlıklarla yüklü, öyküleyici özellikler taşıyan uzun şiirlerdir. Destanlar, eski çağlarda ezgiye eşlik etmeye en uygun biçimde, çoğunlukla nazımla düzenlenmiştir. Epik şiirin en güzel örnekleri olan destanlarda olağanüstü olayların, doğaüstü kahramanların, tanrıların savaşlarının yanı sıra; eski çağ insanlarının inanışları, yaratılış ve varoluş konusundaki düşünceleri; ulusların özlemleri ve düşleri de dile getirilir. Destanlar insanların olayları dinleme ve anlatma gereksiniminden dolayı kuşaktan kuşağa yayılmıştır.

    --Destanların Doğuşu

    İnsanlar ilk çağlarda toplum ve doğa olaylarını anlamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrıyı düşündürdü: Gök gürlemesi Tanrının hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar Tanrının insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa olayını korkuyla karışık bir hayranlıkla izledi.



    Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri her olayı, olağanüstü olay ve hayallerle süsleyerek birbirlerine anlattılar. Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, halk arasında yayılarak ortak bir eser haline geldi. Destanları anlatan her yeni ağız destanlara yalnız bir olay değil, dil ve söyleyiş güzelliği de kattı. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabildi.



    Özkırımlı’nın (1995) Tarih İçinde Türk Edebiyatı adlı yapıtında da belirttiği gibi:



    “Denilebilir ki, doğayla savaşımın ve toplum biçiminin, yine toplumun ortak düş gücüyle insanın zihninde sanatsal bir biçimde yoğrulması destanları doğurmuş; insanlar toplumun oluşumuna, doğanın gizlerine destan kahramanlarının serüvenleriyle yanıt vermişlerdir.”



    Destanlar, birçok doğa olayının çözüme ulaştığı dönemlerde bile yer yer önemini koruyarak köklü bir destan geleneğinin oluşmasını sağlamıştır. Zamanla, destan gelenekleri zenginleşen ulusların, destan şairleri yetişmiştir.



    Sözlü dönem destanlarının özellikleri

    1. Toplumun ortak görüşleri yansıtılmıştır.
    2. Olağanüstü özellikler bulunmaktadır.
    3. Önemli kişiler han, kral gibi seçkin kişilerden veya toplumun kabullendiği bir kahramandan ibarettir.
    4. Söyleyiş milli dil tarzındadır.
    5. Oldukça uzun yazılardır.
    6. Milli nazım ölçüsü kullanılmıştır.
    7. Konuları bakımından savaş,deprem,yangın,mizah,ünlü kişilerin yaşamları şeklinde gruplandırma yapmak mümkündür.



    - Türk Destanları



    Bir ulusun destan sahibi olabilmesi için:



    • O ulusun halkının hayal gücünün en eski çağlarda bile, efsaneler, destanlaryaratmaya elverişli olması,
    • O ulusun tarihinde unutulmaz doğa olayları, büyük savaşlar, güçler, baskınlar, değişik coğrafi çevrelere dağılmalar gibi halkının gönlünde ve kafasında nesiller boyu yaşayacak önemli olayların yaşanmış olması gerekir.



    Destanların oluşumu için gerekli olan bu şartlar, Türk tarihinde fazlasıyla görülür. Seyit Kemal Karaalioğlu Türk Edebiyat Tarihi adlı yapıtında: “Türk tarihine, Türk destanları ile girebiliriz, Türk tarihinin kökenine ilk Türk destanları ile inebiliriz” derken, Türk tarihinin destanlarla, destanlaşmış kahramanlarla dolu olduğunu da vurgular. Ne yazık ki, Türk destanlarının asıl metinleri elimizde değildir. Çok zengin olduğu bilinen Türk destanları ile ilgili bilgiler Arap, İran ve Çin kaynaklarından elde edilmektedir.



    Türk destanlarının bir kısmı Türk ve yabancı araştırmacılar tarafından halk ağzından derlenmiştir. Bir kısmına Arap, İran ve Çin kaynaklarında rastlanmaktadır. Bir kısmına Batılı kaynaklarda rastlanırken bir kısmı da Türk aydın ve yazarları tarafından çeşitli dönemlerde, çeşitli nedenlerle, çeşitli dil ve yazılarla kaleme alınmıştır.



    Destanlarımızın büyük bir kısmı yazıya oldukça geç geçirilmiş, sözlü edebiyattaki şekliyle de tamamen yazıya aktarılamamışlardır. Ancak yüzyıllar içinde yaşayıp yeni olaylarla zenginleşmiş Türkün duygu, düşünce ve anılarıyla değer kazanmışlardır. Araştırmacılar Eski İran ve Yunan destanları ile Türk destanları arasındaki benzerliklere dikkat çekerler. Destan devri yaşayan uluslar arasındaki bu tür alışverişler
    doğaldır.

    Destanlar; tarih, düşünce ve sanat bakımından büyük değer taşırlar. Tarihi aydınlatır, düşünce ve sanata kaynak oluştururlar. Bilimsel tarih araştırmaları yanında, tarihi olaylar karşısında halkın duygu ve düşüncelerini yansıtırlar. Banarlı’nın (1971) Resimli Türk Edebiyatı adlı yapıtında da belirttiği gibi: “Destanlar halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir.” Destan kahramanlarının doğaüstü özellikler göstermesi, olayların olağanüstülüklerle anlatılması destanların gerçeklerden uzak olduğunu göstermez. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydınlatan en önemli kaynaklardır.



    Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatlarını; aşk, aile, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında görebiliriz




+ Yorum Gönder


destanların ortaya çıkış nedenleri