+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Özgürlük Ile Irade Arasında Nasıl Bir Ilişki Bulunmaktadır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Özgürlük Ile Irade Arasında Nasıl Bir Ilişki Bulunmaktadır








    Özgürlük ile irade arasında nasıl bir ilişki bulunmaktadır?







  2. Zeyneb
    Bayan Üye





    Özgürlük Ile Irade Arasında Nasıl Bir Ilişki Bulunmaktadır


    irade ile özgürlük kavramları arasında karşılıklı bir ilişki vardır. Genelde, irade*nin, özgürlüğün bulunduğu bir alanda dış-laştuılabileceğini söylemek de yanlış değil*dir. Buradan hareketle Özgürlükle zorunlu*luk arasında karşılıklı bir ilişki olduğu da söylenir. Zorunluluğun olduğu yerde öz*gürlük yoktur; veya tersine, özgürlük varsa zorunluluk yoktur.

    Kuşkusuz, bu teshiller, konu uç noktala*rından ele alındığında ortaya çıkar. Özgür*lük, irade ve zorunluluk kavramları Baü dü*şüncesinde ilk çağlardan beri tartışılan ve ifratla tefrit arasında bir o yana, bir bu yana giden sarkaç halinde değerlendirilen konu*lar arasındadır.

    Özgürlük konusu aynı zamanda insanın "değerinin" tartışıldığı ve belirlendiği bir kapsam içinde ele alınmaktadır. İradeye ve zorunluğa yaklaşım tarzımıza göre, insanı tanrı veya köle yerine koymamız olasıdır. Varlığın bir irade ürünü olduğunu savunan öğretilere (iradecilik: volantarizm) göre in*san var olmak istediği için var olmuştur. (Schopenhauen Varım, çünkü var olmak is*tedim). İradeciliğin zıddı olan mekanizmde ise insan, mutlak bir zorunlulukla hareket eder, davranışları doğanın yasalarıyla belir*lenir ve onun dışına çıkamaz; insanın öz*gürlüğü yoktur, zorunlulukların kölesidir. Diyalektik materyalizm ise bu iki görüşü bir bakıma uzlaştırmaya çalışayarak insa*nın ne köle, ne tanrı olduğunu, fakat doğa*nın zorunluluklarına bilinçli olarak katılan ve o zorunluluğu bilinciyle etkileyen ger*çek anlamda bir insan olduğunu ileri sü*rer.

    Bu görüşler konuya bütünüyle materyalistik bir açıdan yaklaşmaktadırlar. Bu ko*nuyla dini bütün Hıristiyan düşünürler de il*gilenmişler, açıklamalarında "irade-i cüz'iyye" kavramına da yer vermişlerse de, konunun temelinde yer alan sorulara doyu*rucu bir açıklık sağlayamamışlardır.

    İslam, öteki sorunlarda olduğu gibi, bu konuyu da ayrı bir düzlemde ele almakta*dır. Bir takım kavramları hareket noktası olarak kabul edip insanın değerini mi belir*leyeceğiz, yoksa insan için belirlenmiş bir değere göre kavramlarımızın mahiyetini mi belirleyeceğiz? îslamda, insan sadece "kul" olarak değerlidir. Ancak buradaki kulluğu Batı fikriyatında kullanıldığı biçimiyle, si*yasal anlamda kölelik diye almamalı. İnsan, Allah'ın kulu olduğu hususunda bir bilinç taşıyorsa, Allah'tan başka her şeyden öz*gürdür. Böyle bakınca, insan özgürlükten de özgürdür (müstağnidir.) Yani özgürlük diye bir kavrama boyun eğerek yerini ve de*ğerini ölçüp biçmeye kalkışmaz.

    Fakat özgürlüğün anlamını, değerini, yerini belirler. Özgürlüğe köle olmaz. Belki özgürlüğü kendine köle kılar. Kulluk bilin*cini bütün boyutlarıyla kavramış olan insa*nın aynı zamanda Allah'ın vekili veya hali*fesi kabul edildiği düşünülürse, onun irade*sinin Allah'ın İradesinden bağımsız olmadı*ğı da anlaşılabilir. Başka bir deyişle, böyle bir kul, esasen Allah'ın iradesine aykın dü*şebilecek bir irade izharında bulunmanın kendi özgürlüğü ile çelişkiye düşmek ola*cağını farkeder. Böylelikle Allah'ın iradesi ile kulun iradesi en yüksek düzeyde her za*man uzlaşma (tetabuk) halinde bulunur. Başka bir söyleyişle irade ile zorunluluk bütünleşmiş, özdeşleşmiş olur.

    Olaya bu açıdan yaklaşıldığında, Al*lah'ın önceden koyduğu buyruklara boyun eğmenin insanın özgürlüğüne ket vuracağı hususundaki görüşün yapma bir sorun ola*rak ortaya ıkacağı da anlaşılabilir.

    Ünlü mutasavvıf Beyazid el-Besta-mi'nin: "irade etmemeyi dilerim" sözü, Öy*lesine bir özgürlük kavramını dile getiriyor ki, irade etmeme özgürlüğünü kullanarak kendi iradesi ile Allah'ın iradesini özdeşleş*tiriyor. Özgürlüğe bunun ötesinde bir sınır*sızlık biçmek kuramsal olarak da mümkün değildir. Fakat dikkat etmeli ki, özgürlüğe tanınan bu sınırsızlık, özgürlüğün hatırı için değildir, Allah'ın hükümlerine inkiyad et*me halinin tezahürüdür.

    Öyleyse kimdir özgür insan? İlk bakışta, dilediğini, dilediği biçimde gerçekleştire-bilen kişiyi özgürdür diye düşünmek müm*kündür. Değil mi ki, o kişi, bir işi yapmayı diliyor, yapmayı dilediği bu işi de yapıyor, onu kimse o işi yapmaktan alıkoymuyor, öyleyse o kişi özgürdür, diyoruz.

    Gerçekte, o kişinin, sahiden özgürlüğü*nü elinde tutup tutmadığını kestirebilme-miz için, onun neyi dilediğini, dileğinin ne*yi gerçekleştirmeye yöneldiğini anlama*mız gerek.

    Daha ileri giderek, bir takım dilekleri olan kişinin, gerçekte özgür olup olmadığı sorulabilir.

    Böylece dilek (dileme) kavramıyla öz*gürlüğün bağdaşıp bağdaşmadığı ve özgür*lük denen şeyin kendi başına bir amaç taşı*yıp taşımadığı sorusu ortaya çıkar: İnsan, niçin bir şeyi diler? Dilediği şeyle (dileğin objesi) ile o kişi arasında ilişki nedir? O kişi, niçin o şeyi dilemektedir? Bu sorunun ceva*bı basittir: Bir kimse, bir şeyin gerçekleş*mesini (olmasını) veya bir şeye sahip kılın*masını istiyorsa, o şeye ihtiyaç duyuyor de*mektir. Yani, dileyen kişi, halen yoksun bulunduğu o şeylere sahip olmadıkça, onların eksikliğini duyumsuyor ve o ihtiyaçlara mahkumiyetini belirtiyor, diye düşünmeye zorlanıyoruz.

    Ayrıca, burada sözü edilen dileğin muh-tevasmdaki nefsaniliğe dikkat etmek gerek: Nefsaniliğe bulaşmış her dilek ona bulaş-mışlığı ölçüsünde, sahibi üstünde bir hü*kümranlık sahibidir.

    Bu yüzden denebilir ki, özgürlük insan zihninin yaman aldatmacalarından biridir. Özgür olmak isteyen insan, özgürlüğün ha*kikatini kavramadıkça, neye karşı özgür ol*mak istiyorsa, aslında ona köle olmaktan başka bir şey yapmıyor, denebilir.

    Özgürlüğün hakikatine biraz daha yak*laşılırsa, o, yalnız ve ancak Allah'a teslim olmak diye değerlendirilebilir. Özgürlük, kendi anlamını sadece bu teslim oluşta bu*lacaktır. Allah'a teslim olmanın sımnı elin*de tulan, başka hiç bir şeye teslim olmaz, O'na karşı özgürlük ilanına kalkışansa, her şeye karşı köleliğini açıklamış olur.

    insanın, her şeye karşı özgürlüğünü ilan ve elde ettiğini düşünsek bile, bu kez, öz*gürlüğüne karşı özgürlük ilan edebilme gü*cünü gösterebilir mi? örneğin ölüme karşı özgürlüğünü ilan etmeye girişen kimse, öz*gürlüğünü kanıtlamak için, kendini Öldür*mekten başka ne yapabilir? O, aslında böy*le yapmakla Ölümünü bile çabuklaşürabîl-miş değildir, sadece vehminin kurbanı ol*muştur, demek mümkündür.

    Allah'a karşı, insan, nefsinin özgürlüğü*nü neyle, nasıl kanıtlayabilir? Bu noktada, insan natıkasının varacağı en çılgın doruk ancak kendisini öldürmek olabilir. Fakat kendisini öldüren kimse, de neyi isbat et*miştir? Allah'a karşı özgürlüğünü mü, yani Allah'ın bilinen ve bilinmeyen, söylenen ve gizlenen her şeye sari ve şamil olan irade*sinden azade olarak bir fiil işlediğini mi is-bat ettiğini sanmakla? Yoksa çılgınlık nö-betindeki dimağın icadı olan vehimlerine nefsini kurban ettiğini mi isbatlamış olmak*ta?

    Burada, nefsin aczi o kadar bellidir ki, nefs, özgürlüğünü isbat sadedinde ölümden başka bir yol bulamamaktadır. Üstelik ölme veya kendini öldürme fiili, o farkına varma-sa da, ancak Allah'ın dilemesiyle vuku bul*muştur. Çünkü Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye ölmek yoktur (Ali îmran: 145).

    Ölüme karşı özgürlüğünü kanıtlamak is*teyen insan, ölüme baş eğmiş oluyor. Yoksa Ölüme karşı özgürlüğünü kanıtlamış olmu*yor.

    İnsan, farkında olsa da, olmasa da, ger*çekte sadece Allah'a karşı kulluğu aramak*tadır. Allah'a karşı Özgürlüğünü ilan etmeye kalkışanı, Allah her şeye kul haline getiri*yor. O'na kul olmanın sırrını kavrayabilen-se, başka her şeye karşı özgür ve müstağni kılınıyor.

    öyleyse İslam yönünden özgürlüğe na*sıl bir anlam yüklenebilir?

    Bu açıdan özgürlük Allah ve Resulün*den başka her şeye müstağni kalmaktan başka bir anlam taşımaz.

    Kelime-i şehadet: Allah ve Resulünden (îslam)dan gaynsma istiğnadır.

    Namaz: Bütün putlara istiğna.

    Oruç: Nefsin kendinden istiğnası.

    Zekat: Kişinin malından ve malın mal*dan istiğnası.

    Hac: Kabe dışında, bütün mekana istiğ*na.

    İslam'da özgürlük, bir istiğna disiplini*dir, diye düşünmek mümkündür.

    Rasim ÖZDENÖREN Bk. İrade






+ Yorum Gönder