+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Ülkemizde sanat, spor gibi farklı alanlarda düzenlenen sosyal etkinlikler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ülkemizde sanat, spor gibi farklı alanlarda düzenlenen sosyal etkinlikler








    Ülkemizde sanat, spor gibi farklı alanlarda düzenlenen sosyal etkinlikler







  2. HAKAN
    Özel Üye





    Kısaca Ülkemizde sanat, spor gibi farklı alanlarda düzenlenen sosyal etkinlikler

    ÜLKEMİZDE KÜLTÜR VE SANATA DAİR - 1

    (Ülkemizin kültür ve sanata duyarlı yüreklerinde yankı yaratacağına inandığım içerikli ve yepyeni unsurlarla yüklü yazısı için köşemi yeğleyen sanat ve kültür tutkunu değerli dostum, sanatçı milletvekili Dr. Arif Ali Albayrak'a teşekkür ederim. Sevgili Albayrak, değerli görüşleri ve açıklamalarıyla üç gün boyunca köşemin konuğu olacaktır. Bugün ilk yazıyı sunuyorum. A. TOLGAY)

    "Toplumlar ve ülkeler kültürleriyle var olurlar" veya "Politikanın giremediği yerlere Kültür-Sanatla ulaşmak mümkündür" tanımlamaları hep duyulur çünkü hep söylenir insanlar tarafından hem de usanmadan. Esas soru ve cevap, bu söyleme ne kadar uyulduğu ile ilgili konularda gizlidir.

    Ülkemizde kültür sanat adına çok çeşit alanlarda, sürekli ve çok güzel üretimler yapılmaktadır. Ayni zamanda bu sanat üretimlerine yönelik eğitim çalışmaları da sürmektedir. Bunlar gerek amatör, gerekse profesyonel düzeyde korolar, dernekler, atölyeler, okullar, üniversiteler ve özel eğitim merkezleri vb yerlerde yapılmaktadır. Üretilenlerin muhtelif yollarla toplumumuzla paylaşılması sağlanırken ayni zamanda dünya insanı ile tanıştırılması gayretleri de sürmektedir. Ülkemizde kültür sanata dair altyapı yatırımları sürmektedir. Bunlar; kültür ve tiyatro salonları, müzeler, galeriler, yasal düzenlemeler, yasa ve tüzük çalışmaları vb konuları içermektedir. Ülkemizdeki tüm sorular ve sorunlar işte tüm bunların yeterliliği veya yetersizliği ile ilgilidir. Devlet sanat yapmaz, ancak sanatın özgürce ve sunulacak imkanlar içinde kolayca yapılmasını sağlar. Daha doğrusu sağlamalıdır. Bunun için de ülkede "tutarlı ve keyfi bir biçimde değişme olasılığı taşımayan bir sanat politikası" geliştirmelidir. İşte bütün mesele bu noktada yoğunlaşmaktadır.

    Genel bütçe içerisindeki Eğitim ve Kültür genel bütçesi toplamda % 14.95 ile diğer bakanlıklara göre en yüksek dilimi oluşturmaktayken bunun içinde yer alan "Kültür Bütçesi" ise ancak % 0.15 kadardır. Belki de kavganın maddiyata dayalı boyutu burada aranmalıdır. Gerisi ise "kendi kültürümüzü yaşatmak ve korumakla ilgili kültürümüzde" yatmaktadır. Yani ağlayıp sızlamak yerine hep ümitle ve hep inatla ve hep inanarak bir şeyler yapmak, kültür sanatla uğraşan veya onu konu eden her kişinin görevi olmalıdır diye düşünüyorum.

    Bu dönemdeki sorunlar, değerlendirmeler ve katkı koyup yaratmaya çalıştıklarımızla ilgili bir genel yorumlamaya göz atacak olursak özetle şunları görmemiz mümkün olur:

    * Kültür Sanat Derneklerine Yardım Tüzüğü: Bu çerçevede ilgili bakanlık, ülkemizdeki kültür sanat üretimini desteklemek amacı ile 3 yıldan beridir sanatçılarımıza hibe olarak proje karşılığı maddi destek vermektedir. Her yıl artırılarak hazırlanan bu bütçe 2008 yılı için 270.000 YTL olarak belirlenmiş olup herhangi bir kültür sanat derneğine üye kişiden gelecek proje karşılığında seçilmiş bir "kültür sanat değerlendirme kurulu" tarafından verilen kararla kullanılmaktadır. Bugüne kadar yaklaşık 50 projeye 500.000 YTL civarında katkı konmuştur. Ne yazık ki hala daha çoğu sanatçımızın bu konudan haberdar olmadığını veya yeterli ilgiyi gösteremediğini görmekteyiz. Bu konuda Kültür Dairesi müracaat beklemektedir. Tüzük gereği sadece kültür derneklerine üye kişiler bugün için bu bütçeden yararlanabilmektedir. Ancak yapılacak bir düzenleme ile kişiler, vakıf veya belediyeler de bunan yaralanabileceklerdir. Bu konudaki çalışmalarımız sürmektedir.

    * Kültür Sanat Kredisi: Kısa bir süreden beridir telaffuz ettiğimiz ve üzerinde çalıştığımız bir konudur. Gerek Kalkınma Bankası ve gerekse Ekonomi ve Turizm Bakanlığı ile yapılan toplantılarda bu konu çok iyi bir noktaya getirildi. Teknik yönü ve çalışma protokolü tamamlandıktan sonra bunun neticesini ve işleyiş biçimini sanatçılara büyük bir heyecanla duyurmayı planlıyoruz. Geçtiğimiz yılın bütçesinde yapmış olduğum bir konuşmada; "demiri işleyen demirciye, tahtayı işleyen ve üreten marangoza düşük faiz veya sıfır faizle kredi verilirken, notayı işleyen müzisyene, rengi ve boyayı işleyen ressama, hece ve kelimeyi işleyip üreten yazara ve şaire kısacası sanatçılara neden böylesi bir kredi verilmesin" diye sormamla başlamıştı bu yolculuk. Anlayış gösteren yönetim kurulu üyelerine, ilgili bakanlık yetkililerine ve bu heyecana katılan sanatçı dostlarımıza bu anlamda teşekkür ediyorum. Ancak olayı yurtiçi veya yurtdışında bir sergi açmak, bir kitap veya bir CD hazırlamak olarak almamak gerekir sadece. Düşünün ki sanat üretimi ciddi altyapı yatırımları ile paralel gider. 50-100.000 dolarlık kaliteli stüdyolara da çağdaş galerilere de ihtiyacı var bu ülkenin. Neden böylesi yatırımlar devlet destekli veya kredi destekli olmasın. Bunların kaliteli üretimin vazgeçilmez unsurları olduğunu unutmamalıyız. Bu konuda görüşü olanların samimi önerilerini beklemekteyiz.

    * Kültür Sanat İşbirliği Protokolleri: Eğitim ve Kültür Bakanlığı ve Meclis Kültür Komitesinden ne yazık ki (değerli iki partimizin kendilerine göre çok anlamlı boykotları nedeniyle ) sadece Meclis başkanı ve Kültür Komitesi üyesi olarak benim katkımla dış temas yaptığımız ülkelerde imzaladığımız kültür işbirliği protokolleri var. Kırgızistan ve Makedonya bunlardan en yakın olanlarıdır. Bu çerçevede "Kırgız Kültür Haftasını" geçtiğimiz yıl ülkemizde gerçekleştirdik. Bu yıl Nisan-Mayıs aylarında Makedonya'da bir "Kıbrıs Türk Kültür Festivali" yapma daveti aldık. İlgili Bakanlığımız ve Meclis bunu değerlendirmektedir. Sergi, konserler, konferans, kitap fuarı, halk dansları, tiyatro ve otantik kültürel öğeler sergilenmesi konusunda sanat örgütlerinin katkılarını beklemekteyiz. Otantik değerlerin yanında çağdaş sanat ve kültüre ilişkin üretimler de bu tanıtım programlarının önemli bir parçasını oluşturmalıdır. Artık sadece eleştirmekle bu işlerin olmayacağını idrak etmemiz gerekmektedir.

    * Makedonya Kıbrıs Türk Kültür Ofisi: Yapılan temaslar çerçevesinde geçtiğimiz aylarda ülkemize Makedonya Kurucu Başbakanı ve "Makedonya-KKTC Kültür ve Turizm Dayanışma Derneği" yöneticilerini davet ettik. Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığındaki görüşmeler sonrasında "Makedonya Kültür Ofisinin " açılması kararını almış olmak bence oldukça önemlidir. Şubat veya Mart aylarında bu eylemi resmen gerçekleştirebileceğimize şahsen inanmaktayım. Sadece inanmakla kalmayıp bu konuda ciddi şekilde çalışmaktayız.

    * FECO 2008 Kuzey Kıbrıs'ta: Avrupa Karikatür Dernekleri Federasyonu olan FECO girişimlerimiz sayesinde FECO Genel Kurulunu ülkemizde yapma kararı almıştır. Bu önemli projeyi ayni zamanda FECO-Cyprus olarak da bilinen Kıbrıs Türk Karikatürcüler Derneği (KTKD) önerisi ile Başbakanlık gündemine almış ve üzerinde çalışmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinden seçilmiş karikatür sanatçıları ve yöneticileri bu projeyle ülkemize gelip genel kurullarını burada yapacaklar ve kalacakları 3-5 günlük sürede sergi, söyleşi ve konferanslar gerçekleştirerek bir katalog hazırlayacaklardır. Bu çalışmalara ülkemizin karikatür sanatçıları da katılacaktır. Dünyanın yüze yakı ülkesinde örgütlü bulunan bu gücün bu etkinlikle yaratacağı etkiyi düşünürsek bu konuda çalışmaların gerçekten ciddiye alınması gerekliliğini hissedebiliriz. Ben bu konuda Başbakanlık, ilgili bakanlıklar, KTKD ve diğer organizatör ve sponsorlara büyük görev ve sorumluluk düştüğüne inanmaktayım.

    * Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrosu Binası: 9 yıldan beridir yanık olarak ilgi beklemekte olan bina, 2008 bütçesine konan 1.5 milyon YTL ile ümitli bir bekleyiş içine girmiştir. Bu yıl içinde önemli bir adım atılacağına inanmaktayım. Yaklaşık olarak 1 milyon YTL'lik bir ilave katkı ile, kültür adına bu ülkenin yüzkarası bir abide olarak duran bu bina bu ayıptan kurtulabilecek ve son derece modern bir hale gelebilecektir. Özelikle ilgili bakanlığın buna ilgi göstereceğine yürekten inanmak isterken sivil toplum örgütlerinin de yeterli katkı ve desteği ortaya koymasını beklemekteyim. O güzelim salonda güzel bir Brecht oyunu izleyebileceğimiz günlerin özlemini çekmekteyiz. Ve izleyeceğiz de.

    * Çağdaş Sanat Müzesi: Ülkeler kültürleriyle tanınır ve var olurlar derken işaret edilen önemli yerlerden biri de müzeleridir. Bu konuda ne denli zayıf ve yetersiz olduğumuzu bilmeyen yoktur sanırım. Yaklaşık iki yıldan beridir bu arayış içinde olan bizler en sonunda müze olabilecek bir yer bulabilme veya yaratabilme şansını yakaladık. Bilindiği gibi her şey önce "istemekle" başlar. İlgili bina bir bakanlığın yaklaşık bir yıl sonra taşınması ile boşalacak yer olacaktır. Bu kararın sonuna kadar götürülmesi için sonuna kadar kavga vermemiz gerekmektedir. Yabancı siyasiler, kültür adamları veya turistler ülkemize geldikleri zaman onları gururla gezdirebileceğimiz en önemli yerler müzelerimiz olacaktır. Bu müzenin içeriğinin nasıl şekilleneceği ise ayrı bir tartışma konusudur. Açılış günü heyecanını şimdiden yüreğinde hissedebilenler katkı koymaya hazır olsunlar.

    (SÜRECEK)

    Dr.Arif Ali Albayrak

    CTP-BG Gazimağusa Milletvekili

    KKTC Meclisi Kültür Komitesi Üyesi





  3. HAKAN
    Özel Üye
    Ülkemizde spor gibi farklı alanlarda düzenlenen sosyal etkinlikler

    Türkiye nüfusunun % 29’unu 12-24 yaş grubu oluşturmaktadır. Geriye kalan orta yaş ve yaşlı nüfusu oluşturan grupla birlikte genç nüfusun spora olan ihtiyacı oldukça fazladır. Şöyle ki; günümüzde gerek bilim ve teknolojideki gelişmeler, gerekse tıp alanındaki gelişmeler ortalama yaşam sınırını yükseltmiştir. Böylece spor yapmaya olan ihtiyaç artmaktadır. Spora ihtiyaç gösteren grupların spor yapabilmesi ise öncelikle spor kulüpleri ile okullarda olabilmektedir. Ancak Türkiye’de spor kulübü sayısı, 1999 verilerine göre 5.988’dir. Bunun 4.828’i futbol branşında, 1.160’ı ise diğer spor branşlarında faaliyet göstermektedir. Yani, her 10.455 kişiye bir spor kulübü düşmekte, futbol branşı baz alındığında ise her 12.967 kişiye bir futbol spor kulübü düşmektedir. İl bazında ise, Uşak'ta 3874 kişiye bir spor kulübü düşerken, Ankara’da 14.004 kişiye, İstanbul’da 14.474 kişiye bir spor kulübü düşmektedir. Böylece, Ankara, İstanbul gibi büyük iller Türkiye ortalamasının altında kalmaktadır. Nüfusa göre spor kulübü başına düşen en fazla insan sayısı ise Kilis'te bulunmaktadır (36.681). Yine özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinden Kahramanmaraş, Mardin, Şırnak, Van, Şanlıurfa ve Diyarbakır'da da kulüp başına düşen insan sayısı oranları açısından iyi durumda değillerdir.Futbol Aydın ilinde çok yaygınlaşmıştır. Aydın'daki çocuklar adeta futbol düşünür.[1]
    Almanya’da her dört kişiden biri spor kulüplerine üye iken(21 milyon kişi) 12 milyon kişi de spor kulüpleri dışında spor yapmaktadır ve bu ülkede spor örgütlerinin başarı kriteri sporu tüm nüfusa yaygınlaştırmaktır. Bu ülkelerde spor yapan insanların oranı genel nüfusun yarısına kadar ulaşırken, Türkiye'de bu oran sadece % 1-2 kadardır.
    12 Haziran 1990 tarihinde yaşam boyu spor faaliyetlerini organize etmek amacıyla GSGM bünyesinde Herkes İçin Spor(HİS) federasyonu kuruldu.buda basketbolun tarihçesinin kısa bir bölümünü açıklar.





+ Yorum Gönder