+ Yorum Gönder
Güncel Konular ve Bunları Biliyormuydunuz Forumunda Hiç kendi cenaze töreninize katıldınız mı? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DereeN
    Devamlı Üye

    Hiç kendi cenaze töreninize katıldınız mı?








    Hiç Kendi Cenaze Töreninize Katıldınız mı? Hakkında Bilgi

    Kendi cenaze töreninize katıldığınızı düşünsenize.Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde Deniyordu ki; "arada bir, çok bunaldığınızda, hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün" cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum Ama "kendi ölümümüzü ve cenazemizi" düşünmemiz tavsiye ediliyordu Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an Ama ön yargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim
    Diyordu ki; " bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini, onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın o andan geriye dönme şansınız olmadığını, hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın bırakın canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz orda, o musalla taşında düşünün kendinizi seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin"

    Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım Eşimi, oğlumu, annemi, babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenim deki yerlerine Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini Hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı Görüyordum işte "baba" diye ağlayan biricik oğlumu Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu per perişan Koca çınar babacığım belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı oğluna" diyordu acıyan ses tonlarıyla Ve dostlarım onlar da şaşkındı bazısı "daha dün birlikteydik, nasıl olur" diyordu Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, bur dayım" demek istedim hayal olduğunu unutup Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamini okumadan kitabın

    Farkın dalık önemli bir kavramdır psikolojide Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkın dalığı göstermek istemişti yazar Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim Almam gereken dersi ve mesajı almıştım Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum Şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum Bu olayda tek farkın dalık da yok üstelik Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi, deşifre etmem gereken metin

    Canım oğlumun söyleyecek çok şeyi yoktu özleyecekti, yokluğumu hissedecekti ağlayacaktı aklına geldikçe Belki ölümün ne anlama geldiğini hissedecek yaşa gelinceye kadar sıradan bir üzüntünün ötesine geçmeyecekti duyguları Ama hayal bu ya, 18-20 yaşına getirdim 2 saniyede oğlumu "Hayal - meyal hatırlıyorum be baba seni Keşke şimdi yaşıyor olsaydın da erkek erkeğe sohbet etseydik seninle Bak mezuniyet törenimde de babasızdım Askere giderken kimin elini öpeceğim senin yerine" diyecek canı yanarak bir köşede

    Sevgili eşim benim muhteşem hatunum Nasıl dayanır bensizliğe O ki benim için her şeyini feda edip koşmuştu bana Hayatının tek adamı şimdi toprak olacaktı Bir daha seni seviyorum diyemeyecekti bir daha hevesle açamayacaktı çalan kapıyı Ve her gelen gece bensizliğini haykıracaktı yüzüne Her sabah da bensiz başlayacaktı koca gün Tek cümlesi takıldı o an içime; "oyunbozanlık yaptın be böceğim, hani beraber ölecektik"

    Babam-annem,o bugüne kadar evlat olarak mutlu edecek hiçbir şey yapamamanın acısıyla kahrolduğum güzel insanlar Helaldi şüphesiz hakları bilerek hiç kırmamıştım onları Üzerine titredikleri evlatları onlardan önce göçmüştü işte önlerinde ve dualarına muhtaçtım Kaç anne ve babanın çekebileceği bir acıydı ki evladının cenazesinde bulunmak Herhalde insanın uzun yaşadığına üzüldüğü nadir anlardan olsa gerek

    Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına rağmen yeniden doğdum Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma" sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş, oyun perde demişti Peki ya hayal değil de, gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak üzere kapansaydı

    Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN, DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah' tan başka bilen yok İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken yapabileceklerinizi yapın, ertelemeyin bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın biraz Hıncal abi tarzı olacak ama, sevginizi ve verdiğiniz değeri haykırın onlara iş işten geçmeden ve en önemlisi; VERDİĞİ -VERMEDİĞİ, ALDIĞI - ALMADIĞI HERŞEY İÇİN, TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARADAN' A


    Taner Erdem







  2. Asel
    Bayan Üye





    Cenaze törenleri nasıl yapılır?


    Tevbe 84: Onlardan ölen birinin namazını hiçbir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkâra saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler.
    Ayetin klasik meali yukarıdaki gibidir. Ayetin Arapçasına ise aşağıdaki gibidir:
    Tevbe 84: Ve la tüsalli ala ehadim minhüm mate ebedev ve la tekum ala kabrih* innehüm keferu billahi ve rasulihı ve matu ve hüm fasikun
    Ayetin orijinal halinde namaz ifadesi yoktur. Bildiğiniz gibi ayette namaz kelimesinin geçmesi için “ekımıs salate” ifadesinin olması lazımdır. Hâlbuki burada geçen “tü salli” ifadesi bir namaz değil sadece anmak, ta’zim, ta’ziye anlamına gelmektedir. Nitekim zaten namaz sadece Allah için yapılan bir tapınma hareketidir. Eğer ayette ölü için “ekımıs salate” ifadesi olsaydı bu bildiğimiz anlamda namaz olurdu. Ama orada belirtilen sadece bir anma son bir uğurlayıştır. Zaten diğer türlü olsaydı, (Normal kıldığımız namaz gibi olsaydı) o namaz, Allah’a şirk koşmak olurdu.
    Cenaze namazı, namaz değildir, bir Resulullah uygulamasıdır. Bir son uğurlayıştır. Bu son uğurlayışta bütün insanların ölümlü olduğu, bir gün hepimizin öleceği vurgusu yapıldığından önemlidir. Ama farz değildir. Bir nevi insan olmanın gerekliliğidir. Bu son uğurlayışla ölümlü varlıklar olduğumuzu hatırlarız. Eğer cenaze töreni "BİLDİĞİMİZ ANKLAMDA, HER GÜN KILDIĞIMIZ NAMAZ GİBİ" olsaydı, mevta/tabut camii içine taşınır ve orada SECDE ile kılınırdı (Namaz, secdesiz olmaz). Hâlbuki öyle kılınmıyor. Kur'an'da hiçbir şey eksik bırakılmadığına göre, demek ki ayete göre; cenaze namazı NAMAZ değil bir defin töreni, bir son uğurlayıştır. Bunu zaten ayetten de görebiliyoruz. Bu durumda cenaze törenini yapan imam, aslında bizlere namaz kıldırmıyor, sadece defin törenini yönetiyor. Bu defin törenini ise, herkes yapabilir. Bunun için paralı bir imama gerek yoktur.
    Cenaze töreninde; tekbir, kıyam ve kıraat dışında hiçbir şey yapılmaz. Cemaatin içinden herhangi biri imam olur (Asla paralı bir imamın arkasında durmayın. Durmak zorunda kalırsanız da asla niyetinizde uydum imama falan demeyin). “Niyet ettim Allah rızası için mevtayı uğurlamaya uydum hazır olan imama” (eğer imam paralı ise “Niyet ettim Allah rızası için mevtayı uğurlamaya” dersiniz. Uydum imama demeyin.) şeklinde niyet ettikten sonra Allahuekber deyip ister ellerinizi bağlayın, isterseniz de ellerinizi serbest bırakın fark etmez. Sonra da içinizden kendi kulağınızın duyabileceği ölçüde fısıltı ile Mevtaya ayet okuyunuz. Daha sonra imamın selam vermesi ile sağa ve sola “Selam ve Selam” deyin. Cenaze töreni bu şekilde bitmiş olur. Mevtayı omuzlayın, kabrine götürün ve bir an önce buluşmak istediği toprağı kürekle üzerine atın. Kendinizi hırpalamamak koşuluyla üzülüp ağlamanızda bir sakınca yoktur. (Ağlayınca, hayvan değil insan olduğumuzu idrak ederiz.) Borcunu silin, hakkınızı helal edin, ıskata girmeyin. Ama ıskat yetersiz ise ve alacaklısı varsa, kendi kazancınızdan infak ederek, alacaklısına borcunu bizzat öderseniz çok iyi bir iş yapmış, Allah’a borç vermiş olursunuz.
    Üç günden fazla yas tutmayın:
    1. İlk gün yakınlarını teselli etmek ve cenaze evine yemek sağlamak üzere orada olun. Özellikle bir kenarda çocuklarla oynayarak onları teselli edin. Hatta çocukları sinemaya, parka vb. götürün
    2. İkinci gün ıskat-infak ve hayır işlerine bakın, ailesini yeniden ve çok kısa ziyaret edin, varsa çocukları(torunları) yeniden lunaparka vb. götürün
    3. Üçüncü gün Kur’an okuyun, ruhuna armağan edin. Dilerseniz dini günlerde mezar ziyeretine gidin. Bundan sonra ise hayat devam ediyor ve yas tutmayın artık. Normal hayatınıza dönün…





+ Yorum Gönder