+ Yorum Gönder
Güncel Konular ve Bunları Biliyormuydunuz Forumunda İlk barut nerede kim tarafından ne zaman kullanılmıştır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    İlk barut nerede kim tarafından ne zaman kullanılmıştır








    İlk Barut Kim Tarafından Yapıldı Hakkında Bilgi
    İlk Barut ateşli silahlarda patlama ile itiş kuvveti oluşturmak için kullanılan bir karışımdır. Barut güherçile, kükürt ve kömür tozundan meydana gelmiş patlayıcı bir maddedir. Ateşli silahlarla mermiyi atmak için kullanılır. Çok kez, “kara barut” adıyla anılır. Barutun çok eski bir tarihi vardır. M.Ö. 1000 yıllarında, Çinliler, ateşi bir savaş silahı olarak kullanırlardı. Gerek Doğu’da, gerekse Batı’da, alev ve ateşten savaşlarda da yararlanılıyordu. Özellikle Çin ordusunda, dehşet saçan savaş arabaları vardı ki, bunların görevi çömlek ve güllelerin içindeki ateşi düşman ordusuna atmaktı.

    Batılıların, ateşli silahları Doğululardan öğrendikleri sanılıyor. Ancak, tarihçi Home-ros’un (M.Ö. IX. yüzyıl) eserlerinde, ateşli silahlar üzerinde herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. Peloppones Savaşları’nda (M.O. 428-424) içlerinde kömür, kükürt ve zift gibi yanıcı maddeler bulunan toprak kapların mancınıklarla atıldığı biliniyor. Ne var ki, bu yoldan çıkarılan yangınlar, üzerine toprak atmakla kolaylıkla söndürülebiliyor, büyük bir zarara yol açması önleniyordu.

    Bunun sonucu olarak, daha etkili yanıcı maddeler aranmaya başlandı. Yanmak için gerekli oksijeni havadan değil de, kendi bünyesinden alabilen yanıcı maddeler en iyisiydi. Yani, ateşin üstü örtü ise bile, sondürülememeli, alevler çıkmaya devam etmeliydi. İşte böylece de, ateşli silahlardan patlayıcı silahlara geçilmiş oldu. Bu işte ilk olarak, güherçile kullanıldı. Güherçile, beyaz renkte, ince billurlar halinde bir maddedir. Kimyasal adı “potasyum azotat”tır.

    Doğu’da, Çinliler, güherçileyi biliyorlardı. Abdullah adında Malaga’lı (İspanya’nın güneyi) bir Arap yazarı (1200 yılları), güherçileden söz ederken, “Çin karı” deyimini kullanmıştır. İranlı yazarlar ise, güherçileye “Hint karı” derlerdi. Böylece, güherçile, XIII. yüzyılın ortalarına doğru. Doğu’dan İslam ülkelerine geçti. Anlaşıldığına göre, Çinliler barut yapmayı biliyorlardı. Ancak, barutu, “maytap” ve “kestane fişeği” dediğimiz biçimde kullanmışlardır. Büyük İskender Hindistan’a gittiği sıralarda, barut Hindistan’da da biliniyordu. Marco Polo, Çin’e yaptığı uzun gezisinde, Çinli rahiplerin geceleri havada baruttu fişeklerle şenlikler yaptığını görmüştü.

    Avrupa’da barutu ilk bulanın ise, Friburglu Berthold Schwartz (1318-1384) adında bir Alman rahip ve filozofu olduğu sanılıyor. Schwartz, Venediklilerin kullandıkları ilk topları dökmüş, bu toplarla gülleleri uzağa fırlatmak için de, baruttan yararlanmıştı. Ancak, kimi tarihçiler de, Avrupa’da barutun icadı şerefini, Roger Bacon (1224-1294) adındaki İngiliz bilginine verirler.

    Avrupa’da, ateşli silahlarla barut, ilk kez XIII. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. XIV. yüzyılda da, barutun topçuluk alanında kullanılması geliştirilmiştir. Barutun, bugünkü anlamıyla, ilk olarak. İngilizlerle Fransızlar arasındaki Cressy Savaşı’nda (1346) kullanıldığı sanılıyor.

    Kimya alanındaki ilerlemeler sonucunda, nitrosellüloz ve nitrogliserinin elde edilmesiyle, hafif dumanlı barutlar kullanılmaya başlanmıştır. Eskiden, barut çok miktarda duman yaptığı için, ateş eden topun yeri hemen belli oluyor, üstelik, bu, top namlusunün kalın bir is tabakasıyla örtülmesine de yol açıyordu. Paul Vieille adındaki Fransız mühendisi (1854-1934) dumansız barutu icat ettikten sonra İse, silahlarda yalnız bu çeşit barut kullanılmaya başlandı (1886). Bundan birkaç yıl sonra da, İsveçli kimyager Alfred Nobel (1833-1896) daha yüksek nitelikte patlayıcı bir madde olan nitrogliserinil barutu keşfetti. Zamanla, barut geliştirilerek, değişik silahlarda, istenilen biçimde kullanılabilecek duruma getirildi.

    Barut Nasıl Elde Edilir?

    Barutun karışımında, %70 – 80 potasyum nitrat (NOs), %12-20 odun kömürü, %3-14 de kükürt vardır. Bu karışımdaki potasyum nitrat, kömürle kükürtün yanması için gerekli olan oksijeni verir; kükürt de, barutun kolayca tutuşmasını sağlar ve yakılınca çok miktarda gaz çıkartır. Barutu meydana getiren maddelerden kömürün yanmasıyla, karbon dioksit (CO2), kükürtün yanmasıyla da, kükürt dioksit (SO2) gazları oluşur. Geriye, potasyum sülfat, potasyum karbonat, potasyum sülfür kalır ki, bunların gazları yüksek bir basınç meydana getirir. Bu basınç da, ateşli silahlarda, merminin ileriye fırlatılmasını sağlar.

    Teknikteki ilerlemelere rağmen, barut, bugün de, pek az bir farkla, eskiden elde edildiği yollardan elde edilir: Karışımı meydana getiren maddeler, önce ayrı ayrı, sonra da bir arada öğütülerek, karıştırılır. Bu karışım, basınçla, hamur haline getirilir; sarsıntılı eleklerden geçirilerek, tozundan ayrılır. Bu işlemin sonunda, tane halinde barut elde edilmiş olur. Bu hamur, borulara basılarak, çubuk halinde barut haline getirilir; buna, “makarna barutu” adı verilir. Ayrıca, küp, prizma, vb. gibi biçimlerde kaplar kullanılarak, istenilen biçimde barut da elde edilebilir.

    Bugün, karabarut, şistli killer, kaya tuzları gibi, ötekilere oranla yumuşakça kütlelerin atılmasında kullanılmaktadır. Çok duman çıkarttığından, askerlik alanında artık büyük bir önemi kalmamıştır. Bugün için, ateşli silahlarda, daha çok “dumansız barut”, daha doğru bir deyişle, “az dumanlı barut” kullanılmaktadır. Dumansız barut kolodyum, trinitro gliserin, trinitro tolüen gibi patlayıcı maddelerin karışımıdır.

    Bugün, bu patlayıcı maddeleri yapabilmek için, çok miktarda potasyum nitrata ihtiyaç vardır. Oysa, bu madde, yeryüzünde pek az bulunur. Yalnız, Güney Amerika’da, And Dağları’nın denize bakan kıyılarında, kuşların bıraktığı gübreler, bu madde bakımından son derece zengindir. O dolaylarda, bu gübreyi temizleyecek kadar bol yağmur da yağmadığı İçin, “guana” adı verilen bu gübreler, uzun süre, bozulmadan kalabilir. Bu gübreler, genişliği 3 kilometre, uzunluğu 300 kilometre olan bir alanı kaplamış durumdadır. Gübre tabakasının kalınlığı da 1,5 metreyi bulur. İşte, bu çevre uzun süre, devletlerin barut yapması için gerekli olan ham maddeyi sağlamıştır.

    Bütün devletler, Şili’den gübre satın almak zorunda kalmıştır. Yalnız Almanya, 1913 yılında, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, bu gübrelerden tam 750.000 ton satın almıştı. İngiltere de aynı miktar gübre almış ve bu iki ülke, bu maddelerden yaptıkları barutları birbirlerine karşı kullanmışlardı. Ancak, Almanlar, savaş sırasında, havadan aldıkları azotla, potasyum nitrat yapmayı başardılar. Böylece, barut yapımı için, Şili’deki gübreler yerine, bitmek tükenmek bilmeyen havadan yararlanılmaya başlandı.








  2. Zühre
    Devamlı Üye





    Barut ne zaman kimler tarafında ve nasıl icat edilmiştir

    Barut;
    ateşli silâhlarda mermiyi atmak için kullanılan, güherçile (Potasyum nitrat), kükürt ve kömür tozundan meydana gelen patlayıcı bir maddedir. Çok kere karabarut adı da verilir.

    Barutun çok eski bir tarihi vardır. M. Ö. 1000 yıllarında Çinliler savaşlarda ateşi bir silah olarak kullanıyorlardı. Gerek Doğuda, gerek Batı’da savaşlarda alev ve ateşten de faydalanılıyordu. Bilhassa Çin ordusunda çömlekler ve gülleler içindeki yanıcı maddeleri düşman ordusuna atarak dehşet saçan savaş arabaları vardı.

    Batılılar’ın ateşli silahları Doğulular’dan Öğrendikleri sanılıyor. Fakat tarihçi Homeros’un (M. Ö. IX. yüzyıl) eserlerinde ateşli silahlar hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. Pelopones Savaşları’nda (M. O. 428-424) içlerinde kömür, kükürt ve zift gibi yanıcı maddeler bulunan toprak kaplar mancınıklarla atılmıştı. Yalnız, böylece çıkarılan yangınlar, üzerine toprak atmakla kolayca söndürülüyor, fazla bir ziyan ve hasara sebep olmuyordu.

    Bunun sonucu olarak, yanmak için gerekli oksijeni havadan değil de kendi bünyesinden alan yanıcı maddelerin aranmasına başlandı. Yani, üzeri örtülse bile söndürülememeli, alevler devam etmeliydi. Böylece, ateşli silahlardan patlayıcı silahlara geçilmiş oldu.

    Bu işte ilk olarak güherçile kullanıldı. Güherçile, kimyasal adı «potasyum azotat olan beyaz renkte, ince billurlar halinde bir maddedir.

    Doğu’da Çinliler güherçileyi (Potasyum nitrat) biliyorlardı. Abdullah adında Malaga’lı (İspanya’nın güneyi) bir Arap yazarı (1200 yılları), güherçileden bahsederken “Çin karı” tâbirini kullanmış, İranlı yazarlar da “Hint karı” demişlerdi. Böylece, güherçile XIII. yüzyılın ortalarına doğru Doğu’dan İslam memleketlerine geçmiştir. Çinliler’in barut yaptıkları anlaşılıyorsa da, onlar barutu maytap ve kestane fişeği dediğimiz şekilde kullanmışlardı.

    Büyük İskender’in Hindistan’a gittiği sıralarda barut Hindistan’da da biliniyordu. Marco Polo Çin’e yaptığı uzun gezisinde, Çin rahiplerinin geceleri havada barutlu fişeklerle şenlikler yaptıklarını görmüştü.

    Avrupa’da barutu ilk defa Friburglu Berthold Schwartz (1318 – 1384) adlı bir Alman rahip ve filozofunun bulduğu sanılıyor. Schwartz, Venedikliler’in kullandıkları ilk topları dökmüş, bu toplarda gülleleri uzağa fırlatmak için baruttan faydalanmıştı. Fakat bazı tarihçiler Avrupa’da barutun icadı şerefini Roger Bacon (1224- 1294) adlı İngiliz bilginine verirler.

    Avrupa’da ateşli silâhlarda barut ilk defa XIII. yüzyılda kullanılmaya başlanmış, XIV. yüzyılda da topçulukta kullanılması geliştirilmiştir. Barutun bugünkü anlamiyle ilk olarak İngilizlerle Fransızlar arasındaki Cressy Savaşı’nda (1346) kullanıldığı sanılıyor.

    Kimya alanındaki ilerlemeler sonucunda nitrosellüloz ve nitrogliserinin elde edilmesiyle hafif dumanlı barutlar kullanılmaya başlanmıştır Eskiden barut fazla miktarda duman yaptığı için ateş eden topun yeri belli oluyor, üstelik bu, top namlusunun kalın bir is tabakasıyla örtülmesine de yol açıyordu. Paul Vieille adlı bir Fransız mühendisinin (1854 – 1934) dumansız barutu icadından sonra silâhlarda bu cins barut kullanılmaya başlandı (1886). Ondan birkaç yıl sonra da İsveçli kimyager Alfred Nobel (1833 -1896) daha yüksek evsafta patlayıcı bir madde olan nitrogliserinli barutu keşfetti. Zamanla barut, değişik silah çeşitlerinde istenilen şekilde kullanılabilecek duruma getirildi.





+ Yorum Gönder


barut kimler tarafından nasıl kullanıldı,  Barut ilk hangi savaşta kullanıldı