+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Çevre Bilimi Forumunda Doğal Afetler Yaşanmasında İnsanların Rolü Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Doğal Afetler Yaşanmasında İnsanların Rolü Nedir








    Doğal Afetler Yaşanmasında İnsanların Rolü Nedir

    Jeolojik Kökenli Afetler [değiştir]Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yer kabuğu ya da yerin derinliklerinden alan doğal afetlerdir. Jeolojik Kökenli Afetler'in en çok görülenler;

    a.Deprem
    b.Toprak Kayması(Heyelân)
    c.Kaya düşmesi
    d.Çamur Seli’dir.


    =Meteorolojik Kökenli Afetler=
    Atmosfer olayları sonucunda meydana gelen afetlerdir. Bunlar atmosfer olaylarının (sıcaklık, yağış, basınç ve rüzgar) insan için yararlı olduğu sınırı aşmasıyla meydana gelir. Meteorolojik Kökenli Afetler'in en çok görülenler;

    a.Sel
    b.Aşırı Kar
    c.Çığ
    d.Don
    e.Fırtına
    f.Tipi
    g.Yıldırım Düşmesi
    h.Dolu
    i.Sis
    j.Kuraklık k.selam millwet nasıl bilgi kutusu k.İklim Değişiklikleri
    l.Toprak Kayması (Heyelân) 'dır.

    Meteorolojik afetlerin oluşumunu hazırlayan temel etkenler atmosfer kökenli olmasına rağmen, bazılarında afetin oluştuğu yerin özellikleri de etkili olmaktadır. Sel, çığ ve sis buna örnek olarak verilebilir

    Afetlerin doğurduğu sonuçlara baktığımızda; en başta can ve mal kaybına neden olurlar.Can kayıpları insan ve hayvanların ölmesi; mal kayıpları ise eşya bina ve tarım alanlarının zarar görmesidir. Kayıpların bir kısmı doğrudan hemen afetle birlikte ortaya çıkarken bir kısmı ise belirli bir süre sonra ortaya çıkmaktadır. Örneğin sel sırasında can ve mal kaybı meydana gelmektedir. Ancak sel baskınından sonra sellerin getirdikleri moloz, kum ve balçıklar tarım alanlarını verimsizleştirerek dolaylı zararlarda meydana getirmektedirler.







  2. AZMİYE
    Devamlı Üye





    Bazen büyük oranda bazen de tamamen insanları kontrolü dışında gerçekleşen çoğu zaman can ve mal kaybına yol açan olaylara doğal affet denir. Doğal affetlerin en önemli özelliklerinden biride doğrudan ortaya çıkması ve engellenememesidir.




  3. Zeyneb
    Bayan Üye
    Atmosfer Kökenli Doğal Afetler

    İnsanlar, beslenme, üreme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla yaptıkları bütün etkinliklerini çağlar boyunca hakim olan iklim ve çevre koşullarına göre düzenlemişlerdir. Doğal olarak bu durum hayvanlar ve bitkiler için de geçerlidir. Ancak iklimde görülen bazı dalgalanmalar ve beklenilmeyen ekstrem (uç) olayların yaşanması, canlıların yaşamı üzerinde çok olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

    Bir yerde o güne kadar görülmeyen veya çok seyrek olarak görülen sıcak ve soğukların belli bir süre yaşanması, başta insanlar olmak üzere bütün canlılar ile doğal ve yapay çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü her canlının sıcaklık, nem, rüzgâr, basınç gibi pek çok atmosferik değişkene karşı, mutlaka fizyolojik bir tepkisi vardır. Ancak çevreye ve iklim koşullarına en kolay uyum sağlayan, olumsuz sonuçlarından en az etkilenen canlı, insandır. Buna rağmen insan da, zaman zaman yaşanan, sürekli ya da geçici olarak görülen sıcaklık değişmeleri karşısında nemin de etkisiyle çaresiz kalmaktadır. Örneğin, yaşanan aşın sıcaklarda güneş çarpmasından, aşırı soğuklarda ise donarak, yaşamını kaybedebilmektedir.
    Daha önce don,kar ve tipi gibi tehlikeli atmosfer olay lan anlatılırken düşük sıcaklıkların olumsuz etkileri üzerinde geniş bir biçimde durulmuştur.Bu*nun için burada daha çok aşın sıcaklıklar, özellikle de bunların insan üzerinde*ki olumsuz etkileri konusunda bilgi verilecektir.

    Genellikle insanların yaşamlarını rahat bir biçimde sürdürebildikleri hava sıcaklık değerleri, 17°C ile 31°C'ler arasıdır. Doğal olarak normal yaşam için bu değerlerin altında ve üstünde belirli bir tolerans sının söz konusudur. Ancak bu tolerans sınır değerlerinin dışındaki sıcaklık değerleri, değişik bünyelerde çok farklı klinik sendromlara, fizyolojik streslere, hastalıklara ve hatta ölümlere bile neden olabilmektedir. Normal olarak ortalama vücut sıcaklığı 36.5-37.0 °C arasındadır. Aşırı sıcak ve nemin etkisiyle belli bir süre insanların hissettikleri sıcaklık 40.6° ve daha yüksek değerlere ulaşırsa bir sıcak hava dalgasının var*lığı söz konusudur. Bu durumda güneş çarpmalarına bağlı ölümler görülebil*mektedir. Yine yaşanan sürekli aşın sıcaklarda, çok sayıda insan kalp krizi ve diğer fizyolojik rahatsızlıklardan dolayı ölmektedir. Doğal olarak sıcaklıkla be*raber artan nemin ve rüzgârın da bu olumsuz tablo üzerinde büyük etkisi var*dır.
    Bu konuda, ABD ve Avrupa'da yapılan araştırmalara göre, sıcak dalgaların*da, ölüm olaylarının, özellikle de hastalardaki ölüm oranlarında %50 artış ol*duğu tespit edilmiştir.

    Birkaç gün süreyle yaşanan aşırı sıcaklar (sıcak hava dalgalan) kırsal alan*lara göre büyük kentlerde sıcaklık adacığı oluşması nedeniyle daha etkili ol*makta, yüzlerce insan yaşamını kaybedebilmektedir. Örneğin 1995 yılında Şikago'yu etkileyen sıcak dalgasında onlarca, 1995 ile 2003 yılları arasında Hindis*tan'da değişik zamanlarda yaşanan sıcak dalgalarında ise, binlerce insan yaşa*mını yitirmiştir. 1998 yılında Rusya'da yaşanan sıcak dalgası 100'den fazla insa*nın ölümüne neden olmuştur. 2000 ve 2003 yılları arasında, Hindistan'da 1000'lerce kişi aşın sıcaklardan ölmüştür. Örneğin Kuzey ve orta Güney bölge*lerinde etkili olan sıcaklardan 2001 yılında 150, 2003 yılında ise 1000 dolayında insan yaşamını kaybetmiştir.

    Aşırı sıcaklar gibi, aşın soğuklarda ölümlere neden olmaktadır. Örneğin, 2001 yılı kış mevsiminde Rusya'da Moskova civarında 100 Hindistan'ın kuzey bölgelerinde ise 140 kişi yaşamını yitirmiştir (Cornford, 2002). Yine 2003 yılının Aralık-Ocak aylarında Güney Asya ülkelerinde toplam 1900 kişi aynı nedenle ölmüştür. Bu sayı sadece Hindistan'da 819'dur (Hürriyet Gazetesi, 24 Ocak 2003).

    Genel olarak aşırı sıcaktan daha çok hastalar ile hastalığa karşı hassas bünyeye sahip olanlar, 65 ve 65 yaşın üzerindeki insanlar etkilenmektedir. Ancak insan vücudunun hastalığa ve yaşa bağlı olmadan da aşırı sıcağa karşı bir has*sasiyeti vardır. Kronik hastalıklar (kalp ve beyin), deri hastalıktan, anlama zorluğu ve davranış bozuklukları (akıl hastalığı) aşın sıcaklarda artış gösteren hastalıklardır. Yine kullanılan bazı teskin edici ilâçlar ile alınan alkolün etkisi de aşırı sıcaklarda arttığı için, istenmeyen durumlar ortaya çıkmaktadır. Buraya kadar aşın sıcakların insan sağlığı üzerinde doğrudan yaptığı olumsuz etkilerden söz edildi. Doğal olarak aşın sıcakların ve soğukların dolaylı etkileri de vardır. Bunlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

    Bir yerde aşın sıcak ve soğuk havanın uzun bir süre devam etmesi, bir kuraklık nedenidir. Bu süre uzadıkça da, kuraklığın şiddeti artmaktadır. Subtropikal kuşak ile kutup bölgelerinde yaşanan devamlı kuraklık, oralarda yaşanan sıcaklık koşullarıyla ilişkilidir (Fizikî kuraklık, fizyolojik kuraklık). Örneğin, ABD'nin büyük bir kısmında 1977-2001 yıllarında etkili olan ekstrem kış koşullan ile aynı bölgelerde, 1980 yılında yaşanan ekstrem yaz koşullan, sonuçları çok ağır olan ve o güne kadar görülmeyen kuraklıkların yaşanmasına neden ol*muştur.

    Sıcak ve soğuk baskınları ile uzun dönem yaşanan ekstrem sıcaklıklar ve bunun sonucunda oluşan kuraklık, daha sık ve yaygın olarak orta enlemlerde görülmektedir. Yaşanan kuraklık daha önce kuraklık konusunda açıklanan zararların yanında dolaylı olarak insanlarda büyük strese ve salgın hastalıklara neden olmakta, özellikle hasta yaşlı ve dayanıksız kişiler başta olmak üzere birçok insan yaşamını yitirmektedir.

    İnsanlar, hayvanlar ve bitkiler aşın soğuklarda dondan, aşırı sıcaklarda ise, bünyelerinin bu beklenmeyen hava koşullarına uyum sağlayamamasından dolayı büyük zarar görmektedir.
    Beklenmeyen sıcakların ve soğukların yaşandığı dönemlerde, hem sürü*cülerin ruhsal ve bedensel yönden olumsuz etkilenmesi, hem de yolların fizikî koşullarının bozulması nedeniyle büyük can ve mal kayıplarının görüldüğü ka*zalar daha sık olmaktadır.

    Baraj göllerinin aşın soğuklarda donması, aşın sıcaklarda ise buharlaşma sonucunda su seviyesinin hızla düşmesi sonucunda, kullanma ve içme suyu azalmakta enerji üretimi düşmekte, buna bağlı olarak da üretim azalmaktadır. Halbuki kışın yaşanan aşırı soğuklarda ısınma, yazın görülen aşırı sıcaklarda ise serinleme amacıyla kullanılan cihazlar için daha fazla enerjiye ihtiyaç vardır. Böyle durumlarda enerji ihtiyacını gidermek için değişik doğal kaynaklar daha çok kullanılmakta, canlı ve cansız çevre daha çok zarar görmekte, büyük boyutta ekolojik sorunlar yaşanmaktadır.

    Soğuk ve sıcak süreçlerin uzaması ölçüsünde oluşan kuraklık sonucunda çekilen içme ve kullanma suyu sıkıntısı yanında, aşırı sıcaklıklara bağlı olarak büyük orman ve çalı yangınları görülebilmektedir.

    Türkiye, bulunduğu enlem derecesi, etkileyen hava kütleleri ve basınç yapılarının özellikleri ile genel fizikî coğrafya koşullan, nedeniyle aşırı sıcak ve soğukları ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan etkili tehlikeli olayların ve özellikle de kuraklığın sıkça görülebildiği bir ülkedir.

    Ülkemizde Ekstrem sıcaklıkların yaşanması aşağıdaki olaylar sonucu olmaktadır.
    Sibirya oluşumlu karasal kutbi (cP) hava kütlesi ile denizel kutbi (mP) hava kütlesinin beklenilmeyen, zamanlarda anî olarak bir bölgemize inmesi (karayel, yıldız ve poyrazla) ve orada belirli bir süre kalması, bir soğuk baskını olarak değerlendirilebilinir. Böyle bir durumda insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi bütün canlı varlıklar yaşamsal olarak etkilenmekte akarsular, göller ve göletler donmakta, enerji üretimi aksamakta ve büyük ekonomik kayıplar görülmektedir. Ayrıca ulaşımda büyük aksamalar yanında, can ve mal kaybına neden olan kazalarda büyük artış olmaktadır.




+ Yorum Gönder


doğal afetlerin yaşanmasında insanların etkisi,  doğal afetlerin yaşanmasında insanların rolü nedir,  doğal afetlerde insan rolü,  dogal afetlerin yasanmasinda insanlarin rolu olabilir mi,  doğal afetlerin meydana gelmesinde insanların rolü nedir,  doğal afetlerde insanın rolü