+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Çevre Bilimi Forumunda Tropik yağmur ormanlarının doğaya etkileri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Tropik yağmur ormanlarının doğaya etkileri








    Tropik yağmur ormanlarının doğaya etkilerİ YOL OLURLARSA NE OLUR

    Dünyada her yıl 15 milyon hektarlık orman yok oluyor. Bu, atmosfere bir buçuk milyar ton karbondioksit salınımına eşittir. Brezilya'nın sera gazı salınımlarının dörtte üçü Amazon ormanlarının yok edilmesinden kaynaklanıyor. Aynı felaket Afrika'da da yaşanıyor. Afrika'nın tropikal ormanlarının üçte ikisi Kongo'dadır. Kongo'nun ormanları süratle yok ediliyor. Yapılan tahminlere göre, Kongo kısa sürede ormanlarının yarısını kaybedecek. Yeşil Barış Hareketi, bunun yağmur ormanlarının geleceğini, global iklimi etkileyeceğine inanıyor. Kongo'daki ormanların yok edilmesi, dünyanın ilk sanayileşmiş ülkesi olan Britanya'nın altmış yılda neden olduğu karbondioksit salınımı oranında karbondioksit salınımı yaratacak.
    Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80'ini barındıran tropik yağmur ormanları günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ekolojik sistemler bozulurken, pek çok canlının yaşam alanı yok edilmektedir. Bitki örtüsünün yoğunluğu nedeniyle tropik yağmur ormanları gezegenimizin en önemli oksijen kaynaklarından biri durumdadır. Ayrıca kıtalar üstündeki en büyük su deposu işlevini görürler. Bu nedenle onların yok edilmesi büyük ekolojik felaketlere yol açabilir.

    Tropik Sera İklimi
    Yerküreyi ikiye bölen Ekvator çizgisinin her iki yanında yer alan bölgeye tropik kuşak denir. Burası her zaman sıcak (kış ortalaması 20° Cnin üstünde), yağışlı ve yılın 12 ayı bol güneş alan bir bölgedir. Sıcaklığın yıl içindeki dağılımı çok değişmediğinden mevsimler arasındaki farklar da fazla değildir. Buna karşılık gündüzle gece arasındaki fark görece daha büyüktür. Tropik iklim kuşağında yıl içindeki değişiklikleri ve kuşağın ekolojik düzenini daha çok yükseklik farkları ve yağışlar belirler.

    Ekvator çevresinde, ısınan havanın yükselmesi nedeniyle ortaya çıkan ve bütün dünyayı kuşatan bir alçak basınç kuşağı oluşur. Bunu dengelemek için kuzeydoğudan ve güneydoğudan alize rüzgarları eser. Isınıp yükselen ve onun yerine gelen hava kütleleri 10. ve 25. enlemler arasında kuzeye (temmuz) ve güneye (ocak) doğru gidip gelir. Bu hava hareketlerini yağış izler. Kuzey Yarıkürede yaz aylarında hava akımları kuzeye kayınca yağış düşer; buna karşılık güneyde yağış olmaz. Kuzeyde kış olunca hava akımları güneye kayar ve bu kez oraları yağış alırken kuzey kuraklaşır. İşte, kurak ve yağışlı mevsimlerin birbirini izlemesi, tropik kuşağın tipik özelliklerinden biridir. (Bu konuyla ilgili olarak, savanların anlatıldığı bölüme bakınız.) Tropik kuşakta Güneş ışınları bölgeye dik olarak indiği zaman yağmur yağdığından bu yağışlara zenit (doruk) yağmurları denir. Ekvatorun 10° kuzey ve güneyi arasında kalan bölgede kuraklık yaşanmaz. Buna karşılık buradan uzaklaşılıp dönencelere yaklaşıldıkça yağışlı ve kurak mevsimler daha belirgin hale gelir. Yağışlı mevsimlerin uzayıp, kurak mevsimlerin kısalması hem bitkiler, hem de hayvanlar için dayanılması zor koşullar yaratır.

    Amazon yağmur ormanları öylesine geniş ve hayat dolu ki savunucuları bile neyi koruduklarını tam olarak bilmiyor.

    "Biyo-zenginlik öylesine büyük ki bilmediğimiz şeylerin sayısını bile tahmin edemiyoruz," diyor Dünya Vahşi Yaşamı Koruma Fonu'nun Brezilya merkezi müdürü Cláudio C. Maretti; ve "Amazon'a yaptığınız her keşif gezisinde yeni bir balık, kuş ya da kurbağa cinsi keşfedebilirsiniz" diye de ekliyor.

    Birleşik Devletler kadar bir alanı kaplayan ve 9 ülkeye yayılmış olan Amazon yağmur ormanları burayı evi ilan eden milyonlarca böcek, bitki, kuş ve balık türüyle dünyanın en zengin ve çeşitli doğal yaşam ortamı olarak kabul ediliyor. Sık bitki örtüsü havadaki karbondioksiti emip yerine oksijen bıraktığı için de düyanın ısısını korumasında büyük yol oynadığı biliniyor.

    Ama Amazon uzun zamandır dış etkenlerin tehdidi altında. Son 40 yılda yağmur ormanlarının yaklaşık %20'si yok oldu. Maretti'ye göre bir %17'si de bu durumdan çeşitli seviyelerde etkilendi.

    "Ormanları inanılmaz bir hızla yok ediyoruz," diyor Maretti. Ve bu yok oluşun başlıca sebepleri geniş tabanlı yerleşim, madencilik ve tarım şirketlerinin yanı sıra özellikle de hayvancılıkla uğraşan çiftçiler. Bu faaliyetlerden bir kısmı hükümetlerce yasaklanmış olsa da büyük bir kısmı hala devam ediyor. Yeşil Barış Örgütü buradaki yerleşim yerlerinin %80'inin yasadışı olduğunu tahmin ediyor.



    Amazon yağmur ormanları yerleşim birimlerinin genişlemesi ve doğal kaynak tüketimi yüzünden tehdit altında olan birçok doğal yaşam alanında biri. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) genişleme ve talan yüzünden her yıl 128.000 kilometre karelik bir alanın, İsviçre'nin üç katı büyüklüğündeki bir alanın kaybedildiğini tahmin ediyor.

    Güney Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya'daki tropik bölgelerde bu tehdidin daha açıkça görüldüğünü belirtiyor.

    Örneğin FAO'ya göre Kamboçya 2000-2005 arasında köklü ormanlık alanlarının %30'unu kaybetti. Vietnam için ise aynı rakamın %55'lere çıktığı söylenebilir. Aynı dönemde köklü ormanlık alanlarının %56'sını kaybeden Nijerya ise FAO'ya göre bu konuda en kötü istatistiğe sahip olan ülke.

    Dünyanın en eski ve en zengin ormanlarının yok edilmesi yeni bir olgu değil. Ama yok edilme hızı son dönemlerde hızla artıyor.

    "Dünya genelinde son 10 bin yılda kaybettiğimiz ormanlık alanın yarısını son 80 yılda kaybettik. Ve bunun yarısı da son 30 yıla rastladı," diyor Greenpeace Orman Kampanyası Koordinatörü Scott Paul.

    Paul'e göre ormanların yok oluşunun başlıca sebebi orman ve orman ürünleriyle, çiftlik ürünlerinin artık yerel ihtiyaçları karşılamanın ötesine geçip uluslararası pazarda satılmaya başlaması .

    "Kereste pazarı, ki aynı şey tarım ve madencilik için de geçerli, uluslararası ekonomik sistemin bir parçası olunca pür dikkat kesilmek gerekiyor" diyor.

    Paul bir sertifika sistemi oluşturulmasını istiyor, böylece üreticinin aldığı ürünün kaynak ve üretim şartlarıyla ilgili bilgi edinebileceğini savunuyor.







  2. Mine
    Devamlı Üye





    "Şarap ya da peynir alırken onun hangi yılda hangi bölgede üretildiğini biliyorsunuz. Ama ormanlar hep uzak ve ıssız yerlerde kesiliyor, bir yerlere gidip orada ürüne dönüştürülüyor. Bir ürünün iyi idare edilen bir ormanlık alandan mı yoksa kölelik, uyuşturucu kaçakçılığı ve cinayetlerin hakim olduğu bir bölgeden mi geldiği asla bilinmiyor" diye de ekliyor.

    Dünyanın en eski ormanlarının acımasızca katledildiğine dair hikayeler artsa da bazı bölgelerde yerleşim birimlerine ve tarıma kaybedilen ormanlar yeniden toparlanıyor. Birleşik Devletlerin kuzeydoğu bölgesi ve Avrupa'nın bir kısmında yaşanan şey de bu. Bu durum sürgün edilen ya da büyük ölçüde katledilen bazı türlerin yeniden çoğalmasını isteyen bazı vahşi doğa avukatlarını heyecanlandırıyor.

    Kuzey Ormanlarını Kurtar Derneği idari müdürü Michael J. Kellett'e göre "Kuzey New England, Birleşik Devletlerde büyük ölçekte vahşi hayatın olduğu; kurt, vaşak, puma, orman karibuları ve somon nehirlerinin kurtarılabileceği tek yer. Kellet "Maine ormanlarının neredeyse tamamına yakınını eski günlerde sahip olduğu ekosistemine geri döndürebiliriz" diyor.

    Büyük ölçekli tarım faaliyetleri New England'dan her şeyin uzaklaşmasına sebep oldu ve emlak şirketleri ilgilerini başka alanlara yönlendirdi, ama Kellet yine de emlaktaki gelişimin bu bölgeye de sıçrayıp geniş Maine ormanlarını mahvetmesinden endişe ediyor. Çözüm önerisi ise basit: bir Ulusal Park kurmak.
    Son dönemde Brezilya'da hükümet Amazon'ların yok ediliş hızını yavaşlatma çabalarını arttırdı.

    Geçen Ekim'de Brezilyalı yetkililer ülkenin çevre yasalarını güçlendirerek orman talanını %41 azalttıklarını açıkladılar. Çevreci gruplar bu azalmanın soya fiyatlarındaki büyük düşüşe ve Brezilya parasının dolar karşısında güç kazanmasının ülkenin ihracatını daha pahalı kılmasına da bağlı olduğunu savunuyor.

    Dünya Vahşi Yaşam Fonu'ndan Maretti, Brezilya'nın uluslararası destekle yeryüzünün en canlı doğal yaşam alanlarından biri olan Amazon ormanlarının daha büyük bir kısmını koruyabileceği umudunu taşıyor.

    "Güçlü sivil toplum örgütlerimiz var ve yönetimde söz sahibi oluyoruz" diyor Maretti ", "Ama yurtdışından da desteğe ihtiyacımız var. Brezilya'nın tek başına bu işin üstesinden gelebileceğini sanmıyorum.."

    Yeşil Cehennem
    Tropik kuşak yeryüzünün en çok yağış alan yeridir. Bu bölgeye yılda en az 1.500 mm yağmur düşer. Kamerun Dağı (4.070 m) gibi bazı dağların yamaçlarında bu miktar 10.000 mmye kadar çıkabilir. Yıllık ortalama sıcaklık ise 25 derece dolayındadır. Bunun sonucunda bu kuşak dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip bölgesi durumuna gelmiştir. Balta girmemiş ormanlarda bitkiler yüksekliklerine göre kümelenir. En altta otlar ve sürünen bitkiler, onun üstünde yüksek çalılıklar, daha yukarıda da 20-30 m yüksekliğindeki ağaçlar yer alır. Ağaçların yaprakları zeminin üstünü bir şemsiye gibi örter. Bunların arasında tek tük 2-3 m kalınlığındaki bir gövde üstünde 60-70 mye yükselen ağaçlara rastlanır. Ağaçların gövdesini yaklaşık 100-200 m uzunluğundaki tırmanıcı bitkiler sarar. Dallardan aşağıya, havadaki yoğun nemden yararlanarak yaşamlarını sürdüren, orkide gibi epifitler sarkar. Bu ormanlarda yükseklikleri 10 mye, yapraklarının büyüklüğü ise 1 mye ulaşan palmiyeler görülür. Bu tabloyu olağanüstü büyüklükte meyveler veren ağaçlar ve bambu gibi Ağaç yüksekliğindeki otlar tamamlar. Bu ormanlarda yaşayan canlı türlerinin sayısının 5-30 milyon arasında olduğu sanılmaktadır. Bu konudaki araştırmalar henüz başlangıç aşamasındadır. Bitkiler çok hızlı büyüdüğünden otların kesilmesiyle açılan yollar birkaç gün içinde yeniden kapanır. Burada hava birdenbire kararır ve gece olunca sürünen ya da tırmanan hayvanlar çığlıklar ve ötüşler arasında deliklerinden çıkar. Yeşil cehennemdeki bu konsere kurbağalar, kuşlar ve maymunlar da katılır. Orman renkli kolibriler ve cırtlak sesli aralar gibi birçok ilginç hayvanın da barınağıdır. Sağlıksız sera havası yalnızca çok sıcak değil, aynı zamanda yüzde 80-90ı bulan nem oranıyla çok ağır ve bunaltıcıdır. Burada ekmek çok çabuk küflenir, tuz ıslanır ve teknik araçlar inanılmaz bir hızla paslanır.

    Tehlikeli Boyutlara Ulaşan Bir Yağma
    Tropik hastalıkların tedavi biçimleri ve aşıları bulununcaya değin tropik yağmur ormanları beyaz adamın mezarı sayılırmış. Bu nedenle bu ormanların tıpkı çöller gibi yüzyıllar boyunca el değmemiş olarak kalmasına şaşmamak gerek. Burada yetişen meyveler sera etkisiyle çok çabuk çürürken, bu balta girmemiş ormanlarda yalnızca Pigmeler, Amazon bölgesinde de Yerliler yaşamayı becerebiliyor. Bunların yanı sıra yüzyıllardan beri kuzeyden Sudanlılar, güneyden Bantular Afrikanın tropik ormanlarından küçük parçalar koparmaya çalışıyorlar, bunu da çoğunlukla tarla açmak amacıyla ormanı yakarak gerçekleştiriyorlar. Tümüyle yanmamış ağaç köklerinin altındaki toprağı çapayla biraz gevşettikten sonra burada muz, manyok, yam, darı ve tatlıpatates yetiştiriyorlar. Yüksek yağış miktarı nedeniyle toprağın içindeki mineraller çabucak akıp gidiyor ve toprağın besleyiciliği hızla azalıyor. Afrikalılar bunun üzerine tarlalarını ve köylerini terk edip başka bir yere gidiyorlar. Onların bulunduğu eski yeri ikincil bir orman alıyor. Yerlilerin kendi gereksinmelerini karşılamak için yaptıkları bu tarımın yanı sıra, beyaz sömürgecilerin kurduğu plantasyonlar da var, buralarda dünya pazarlarına sunulmak üzere, kakao, kahve, muz, hindistancevizi, kola ve palmiye yetiştiriliyor. Eskiden Amazon bölgesinin bir milyar insanı besleyebileceği düşünülürken bugün yağmurların değerli besinleri alıp götürdüğü ve balta girmemiş ormanların insanlar tarafından yağma edilmesinin büyük felaketlere neden olabileceği biliniyor.

    ALINTI





    2030'a kadar Amazon'ların yüzde 60'ı yok olacak

    Küresel ısınmanın yaratacağı iklim değişikliği ve insanların orman alanında yarattıkları tahribat nedeniyle "Dünya'nın akciğeri" sayılan Amazon ormanlarının yüzde 60'ının 2030 yılına kadar yok olacağı bildirildi.

    WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) çevre örgütünün raporunu hazırlayan Daniel Nepstad, "Amazon ormanlarının, yerkürenin iklimi üzerindeki öneminin azımsanmaması gerektiğini" söyledi. Amazon ormanlarının, sadece küresel sıcaklığı düşürmesi açısından değil, çok önemli bir su kaynağı olduğu için de önemli olduğunu belirten Nepstad, hepsinden önemlisi, bu ormanların çok büyük miktarlarda karbon gazını temizlediğini vurguladı.

    Raporda, Amazon ormanlarının zarar görmesinin, 2030'da fazladan 55 ile 96 milyar ton arasında karbondioksit gazının atmosfere salınması anlamına geleceği belirtildi.Amazon ormanlarının, ağaç kesimi, çiftliklerin genişlemesi ve artan kuraklığın tehdidi altında olduğu belirtilerek, yağışların azalmasının da ormana giderek daha fazla zarar vereceği kaydedildi.Yaklaşık 4,1 milyon kilometre kareye yayılmış durumda olan Amazon ormanları, Brezilya'nın yüzde 60'ını kaplıyor.

    SABAH




+ Yorum Gönder


tropikal ormanların azalmasının sonucunda doğada hangi olumsuzluklar meydana gelir,  tropikal ormanların azalmasının sonuçları,  tropikal ormanların yok olmasının zararları,  tropikal ormanların yok olmasının doğaya zararları,  tropikal ormanların yok olmasının doğaya zararları nelerdir,  tropi