+ Yorum Gönder
Slayt ve Ciddi Konular ve Ciddi Konular Seviyeli Forum Forumunda Ateşli silahların kökeni Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Ateşli silahların kökeni








    Ateşli silahların kökeni hakkında bilgi


    Ateşli silahların kökeni1.jpg


    Ateşli silahların kökeni ve ilk gelişimleri hakkında çok şey söylenmekle birlikte, konu yeterince araştırılmadığından ve gerçek kaynaklara dayandırılmadığından sonuçlar hep kuşkulu olmuştur. Ateşli silahların ortaya çıkışındaki başlangıç noktasını, atık organik bazı maddelerin çürümesi sonucu oluşan güherçilenin (potasyum nitrat) bazı karışımlar ile yanıcı patlayıcı bir madde olarak kullanılmaya başlamasını gösterebiliriz. Barutun ilk ortaya çıkışı incelendiğinde, onun ne bir savaş aracı ne de yanıcı madde olarak kullanıldığı görülür. Simyacıların mistik inançlarla her şeyin özü olan iksiri bulma çalışmalarının bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Barutu oluşturan güherçile ile sülfür ve odun kömürü karışımının patlayıcı, alev alıcı ve fırlatıcı özelliğini, düşmanlarına karşı uzaktan daha kolay saldırı ve savunma yöntemleri arayışında olan dönemin merkeziyetçi hükümdarlarının, bu yeni buluşu bir savaş aracı olarak kullanmaları düşünülemezdi, çağdaş anlamda kara barutun keşfi ile ilkel de olsa ilk ateşli silah olan topun ortaya çıkışının aynı döneme rastladığını söylemek kanımızca yanlış olmaz. Çünkü top da yanmayla oluşan gazların tüp şeklindeki namlu içindeki merminin yüksek bir hızla fırlatılması sistemine dayanmaktadır. Barutun Çinlilerce bir salah olarak ortaya çıkmadan önce, yanıcı ve gürültü çıkarıcı olarak uzun zamandan beri çeşitli amaçlarla kullanıldığı bilinmekteydi, ancak XIII. Yüzyıldan itibaren Çinlilerin, korkunç ses ve alevler çıkartan barutlu humbaraların ilk örneklerini kullandıkları ve bomba niyetine kalın kağıtlara veyahut sert ve sağlam metallerin içine koydukları barutla karışık çeşitli sert parçacıklardan oluşan kütleleri, elle veya mancınıklarla düşmanın üzerine attıkları bilinmektedir. Barutun genleşmesiyle ortaya çıkan gazların çeşitli nesneleri fırlattığı gibi bu nesnelerin içine konulan şarapnel benzeri parçacıkları da etrafa saçtığını Çinliler uzun zamandan beri biliyorlardı. Metal boruların içine doldurulan barutla, gülle fırlatılan düzeneklerin kullanılması da çok gecikmedi. Araplar, Moğollar ve Hintlilerden sonra egzotik doğuya seyahat eden tüccarlar ve gezginlerin ülkelerine dönüşlerinde, gördüklerini anlatmaları ile XIII. Ve XIV. Yüzyıllarda Avrupalıların da barutun alev alıcı ve patlayıcı özelliğini tanımalarına vesile olmuştur. Avrupa’da barutla ilgili bilenen ilk çalışmaların, İngiliz rahip Roger Bacon (1219-1292) ve alman rahip barthold Schvvantz (1310-1348) tarafından yapıldığı bilinmektedir. Roger Bacon, 1252’de yazmış olduğu “concerning the Marveleous of art and nature and concerning the mullity of magic” adlı eserinde kara barutun birleşimindeki maddeleri rafine etmenin metodunu ve formülünü belirtmiştir. Barthold Sachvvantz’ın da 1377 de Venedik’te bir atölye açarak tunç top tasarımladığı ve top dökümü yanı sıra kara barutla ilgili çalışmalar yaptığı biliniyordu. Alev alıcı ve fırlatıcı özellikleri olan böyle bir maddeyi avrupa’da mancınıklarla düşmanlarına koca taş gülleler fırlatan veya rum ateşi püskürten dönemin gülü hükümdarları, yeni bir silah olarak böyle bir yeniliğin olumlu sonuçlarını, askeri alanda düşmanlarına karşı kullanmakta gecikmediler, Gerek doğu ve gerekse batı kaynaklarında, ilk ateşli silahın tarih sahnesine çıkışı, kim tarafından yapıldığı ve ilk defa hangi savaşta kullanıldığına dair kesin bir kayıt bulunmamaktadır. Avrapu’da ateşli silahların ilk defa kullanımını, belgelere göre XIII.yüzyılın ikinci yarına kadar götürmek mümkündür. 1284’te italya’da Forti kasabasında “sclopi” adı verilen barutlu silahların kullanıldığı bilinmektedir. 1313’te de fransa’daki ghant kasabasında barutla kullanılan ilk top örnekleri ile ilgili kayıtların olduğu tespit edilmiştir. Floransa kent konseyi iki memurunu, cumhuriyetin koruması iç in top döktürmek ve mermi imal ettirmek için 11 şubat 1326’da demir gülleler ateşleyen pirinç topların kullanıldığını göstermektedir. İngiltere’de yer alan 1327 tarihli el yazması eserde, ilkel bir ateşli silah minyatürü yer almaktadır. Bu minyatürde yer alan topun içinde gülle yerine dev bir ok veya mızrak vardır. Yine Norveç’in başkenti stockholm’deki devlet tarih müzesinde aynı dönemlere ait küçük bir top bulunmaktadır. İlk kullanılan barutlu silahlar, dövme demir veya döküm demirden vazo biçiminde imal edilmiştir. Bu silahlar ok veya mızrak biçimli nesneleri fırlatan “potsde-fer” adı verilen silahlardı. Bu ilk ateşli silahların kullanımından sonra çeşitli boy ve cinste demir veya bronz toplar, arkebüzden başlayarak fitilli, zemberekli, çakmaktaşlı, kapsüllü ve iğneli mekanizmalarla ateşleme yapan tüfek ve tabancalar, makineli tüfekler barutun barutun tarihsel gelişimine ve savaş teknolojisinin ihtiyaçlarına paralel olarak ateşli silahların gelişiminde aşamaları oluşturmuştur. . Omuza dayanarak kullanılır. Kullanıldığı yerlere göre piyâde tüfeği, su altı tüfeği, av tüfeği gibi adlar alır. Mekanizma, kundak, dipçik ve namlu olmak üzere dört ana parçadan meydana gelir. Mekânizma ateşlemeyi ve kovanı dışarı atmayı sağlar. Kundağın muhâfaza ettiği namlu mermiye yön vermeye, dipçik ise tüfeğin tepkisini hafifletmeye yarar. On dördüncü yüzyılın sonlarında kullanılmaya başlanan tüfek ilk zamanlar ağızdan doldurulan, yivsiz ve ağır bir yapıya sâhipti. Ateşleme dışardan yapılıyordu. Bu sebeple ancak savunmada kullanılabilmekteydi. Zamanla hem savunmada, hem de taarruzda kullanılmaya başlandı. Dışardan ateşlemenin mahzurlarını gidermek için birbirine çarpan iki demirin çıkardığı kıvılcımla ateşlenen çakmaklı tüfekler yapıldı. Daha sonraları aynı çalışma sisteminde çakmak taşı kullanılarak daha iyi bir ateşleme mekanizması elde edildi. Buna rağmen ateş hız ve gücü hâlâ yetersizdi. Bu gâyeyle tüfeklerde pekçok değişiklikler kaydedildi. Doldurmanın ağız yerine kuyruktan yapılması, namluya helezonik yiv yapılması, mâdenî kovanlı fişeklerin kullanılması, iğne ve kapsül sistemine geçilmesi bellibaşlı gelişmelerdir. Fişek hazneleri ve mekanizma sistemlerinin tüfeklerde kullanılmasıyla mermilerin ard arda ateşlenmesi mümkün oldu. Buna göre 1900’lere doğru yapılan Alman Mavzer veFransız Lebel tüfekleriyle 2000 m menzile erişildi. Birinci Dünyâ Harbinde piyâde tüfeklerinin yerini makineli tüfekler aldı. İkinci Dünyâ Harbinde ise tüfek artık otomatik silâhlarla bir bütün hâline geldi. Otomatik ve yarı otomatik tüfeklerde, atışın otomatik olarak yapılmasını sağlamak için ilk atışta meydana gelen barut gazından faydalanılır. Türklerde tüfeğin kullanılması Osmanlıların kuruluş devirlerine kadar dayanır. Birinci Kosova Muhârebesi (1389) ve İstanbul’un fethi sırasında tüfek kullanıldı. Hattâ Osmanlı ordusunda tüfekçi denen ve savaşta önemli rol oynayan ordu birlikleri bulunurdu. Silâhların bakım ve tâmiratına çok önem verildiğinden, başlarında tüfekçibaşı bulunan, bu işlerle ilgili birlikler de vardı. Kânûnî Sultan Süleyman Han zamânında tüfek îmâlâtına ağırlık verildi. On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru eldeki tüfekler Avrupa’ya göre geri kaldığından Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın gayretleriyle daha modern Alman Mavzer tüfekleri alındı. Birinci Dünyâ Harbinde, Osmanlılar pekçok çeşitte tüfek kullandı. Daha öncekilerine ilâve 1938’lerde Türk Silâh Fabrikalarında Alman Mavzer tüfeği kalitesinde tüfekler îmâl edildi. Bugün ordumuzda Amerikan M1, M14 ve Alman G1, G3 piyâde tüfekleri kullanılmaktadır. Tüfekler, hâlâ savaşlarda belirli görevler için muhârip sınıfların yanlarında devamlı bulundurdukları silâhlardır. Ayrıca tüfeğe dürbün takılarak hedefi daha yakına getirip isâbet ihtimâlinin artması, tüfeğe bomba takılarak (Tüfek bombası) bombaatar haline getirilmesi ve özel dürbünlerle gece bile hedefi görüp ateş edebilmek bu konudaki önemli gelişmelerdir. Piyade tüfeği dışındaki diğer av ve su altı tüfekleri de zamanla pekçok değişikliğe uğradı. Av tüfeklerinin tek ve çifte denen çift namlulu olanları vardır. Kullanıldığı yere göre kısa menzilli, uzun menzilli gibi değişik özelliklere sâhiptir. Su altı tüfekleriyse su altında avlanırken tüfeğe naylon iple bağlı zıpkını atmaya yarar. Bunlar deniz içinde bilhassa balıkların avlanmasında kullanılır.








  2. Hatice
    Bayan Üye





    Tarihteki bulgulara baktığımız zaman ateşli silahların av amaçlı kullanıldıklarını ve maalesef bu silahların geliştirilmesi ile birlikte savaş ve şiddet için kullanıldıklarını görmekteyiz.




+ Yorum Gönder


amerikan mavzer