+ Yorum Gönder
Çocukların Forumu ve Çocuk Eğitimi Forumunda Çocuk sevgisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. cananne
    Üye

    Çocuk sevgisi








    Çocuk sevgisi hakkında bilgi


    Çocuk Sevgisi
    Sevgi” yi; herhangi bir şeye karşı duyulan muhabbet, ilgi ve alâkadır diye tarif edebiliriz. En yüce sevgi; ilâhî sevgi, Rab sevgisidir. Sonra Kitabullah’a gösterilen sevgi, Peygamber sevgisi, ilme karşı olan sevgi, insan sevgisi, evlât sevgisi diye sıralayabiliriz. Mevlâ’mızın biz insanlar için yarattığı, elle tutulamayan ama hissedilerek bilinen bir duygudur sevgi. Hayatta mutlu kalabilmenin sırrı bu güzel kelimede gizlidir.

    Çocuk sevgisi ise Cenâbı Hakk’ın anne-babaya sunduğu ilâhî bir armağandır. Evlât sevgisi, Allahu Teâlâ ile irtibatı en kuvvetli gönüller olan Peygamber gönüllerinde baş tâcı olmuştur. Daha da önemlisi kutlu yolun yolcusu Peygamberler, ümmetlerine çocuk sevgisinin nasıl olması gerektiğini öğretmişlerdir. Onlar, yaşadıkları hayat tarzının üzerine hassasiyetle titreyerek bunu göstermişlerdir. Bu örnekleri yüce kitabımız Kur’ân-ı Hakîm’den öğreniyoruz. Meselâ: Hz. Nûh (a.s.)’ın, tufan başlayıp dağları yutarak, sel suları yükseldiğinde, yüreğindeki engin muhabbeti ile oğluna

    “Oğlum! Gel bizimle beraber gemiye bin! Kâfirlerle beraber olma”1 diyerek ikaz etmesi Ve yine Yakub (a.s.)’un çocuklarına

    “Oğullarım! Allah sizin için uyulacak dini seçti. Başka dinlerden sakının, yalnız Müslüman olarak can verin”2 deyişi, bir babanın yavrularına duyduğu derin şefkati dile getirmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’den bu iki misal bizlere şu dersi veriyor: İyi bir ebeveyn peygamberlerin yaptığı gibi çocuklarına Allah’a giden yolu öğretmeli, onları gerçek anlamda sevdiğini söz, nasihat ve ikazlarıyla tatlı bir şekilde ortaya koymalıdır “Yavrularım! Dünyanın cazibesine kapılıp gitmenizi değil peygamberlerin gösterdiği o pırıl pırıl yolda yürümenizi istiyorum. Dünya bugün var yarın yok. Allah’ın huzuruna dünya imtihanını başarmış olarak çıkmanızı umuyorum” demelidir. Çocuklarımızı sevdiğimizi hem kendi dînî yaşantımıza hem de onların dînî yaşantılarına dikkat ederek göstermeliyiz

    Bu hususta asıl ölçüyü Hz. Peygamber aleyhisselâtü vesselâmda bulabiliriz. O, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’i çok severdi. Onlara bakarak şöyle buyurmuşlardı

    "Bunlar benim oğullarım, kızımın yavruları. Allah’ım! Ben onları çok seviyorum. Onları sen de sev!”3

    Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâm neden onları kendinin sevmesini yeterli görmüyor da Allahu Teâlâ’nın da sevmesini istiyordu? Çünkü herkes için hayatın bir tek gayesi vardı O da Allah’ın sevgisini kazanmaktı. Sevgili torunları ve yakınlarındaki herkesin bu bahtiyarlığı tatmasını arzu ediyordu. Demek ki, çocuklarımızı sevdiğimizi, onlara maddî servet bırakıp dünyevî geleceklerini garanti altına almakla değil, asıl mânevî servet birikimiyle onları donatarak ispatlamış oluruz.

    En güzel sevgilerin kendisinde odaklandığı Resûlullah aleyhisselâtü vesselâm, çocukları çok severdi. Hattâ çocukları şöyle tarif ederdi:
    “Çocuklar, cennet kokusu, gözümün nuru”4
    Çocuklarımıza sevgi izhar etmede yine O’nun uygulamalarını esas alacağız. Hz. Peygamber aleyhisselâtü vesselâmın çocukları ve torunlarını kucaklayıp öptüğünü, kokladığını, bağrına bastığını5, sevip okşadığını6, şakalaştığını7, omuzlarına aldığını, hattâ namazda sırtına binen torunlarının kendiliklerinden inmesi için secdesini bile uzattığını8, daima iyilik, şefkat ve sabırla muamele ettiğini 9 sokakta dahi onları önemseyip sevdiğini anlatmak için selam verdiğini10, oyunlarını durup seyrettiğini hattâ kendisi de bazen iştirak ettiğini11, seferden dönüşte onları bineğine aldığını12, onlara yetişkinler gibi değer verdiğini, hastalandıklarında Müslüman olmayan çocukların dahi ziyaretlerine gittiğini13, çocukların yaptığı hatalardan dolayı ne kızdığını ne bağırdığını, “neden böyle yaptın?” diye sorgulamadığını, kimseyi hesaba çekmediğini14 O’nun sünnetinden öğreniyoruz. Bir hadis-i şeriflerinde Sevgili Peygamberimiz aleyhisselâtü vesselâm çocuğa sevgi gösterilmesinin ehemmiyetini vurgulamak için şöyle buyururlar

    Her öpücük için cennette beş yüz yıllık mesafesi olan bir derece verilir 15
    Ancak, terbiye sınırlarını aşan herhangi bir uygunsuz davranış gözlendiğinde gerekli müdahale yapılmalıdır. Bu da çocuklarımızı sevdiğimizin bir göstergesidir. Nitekim gönüller sultanı Hz. Peygamber aleyhisselâtü vesselâmın uygulamasında bunu görüyoruz:

    “Küçük Enes, annesi Ümmü Süleym tarafından Hazreti Peygamber’in hizmetlerini görmek ve Peygamber terbiyesiyle yetiştirilmek niyetiyle Peygamber hanesine verilmişti. Bir gün Allah Resûlü, küçük Enes’i bir yere gönderdi. Enes isteksizdi ama yine de yola koyuldu. Yolda
    arkadaşlarına rastladı ve oyuna daldı. Bu esnada Resûlü Ekrem aleyhisselâtü vesselâm elini Enes’in omuzuna koyarak ‘Enes! Söylediğim yere git.’ dedi.”16
    >Hz. Peygamber aleyhisselâtü vesselâm çocukları çok sevmesine rağmen, onları yakın takipte tutar, verdiği görevin yerine getirilip getirilmediğini kontrol eder, onların belirli bir program ile hareket etmelerini ister, sevgisinden dolayı onların yanlışlarına göz yummaz, usûlü dairesinde tatlılıkla düzeltmeye çalışırdı. Sevgisinin enginliğinden, muhabbetinin çokluğundan dolayı şımartmazdı. Hem etrafındakilere hem de çocuklara daima dengeli ve ölçülü bir anlayış sergilemişti
    An>ne-babanın çocuklarına duyduğu sevgi, kendilerine fıtraten verilmiş ulvî bir duygudur. Bu sevgi sıcak, sevecen, katışıksız, şefkat ve muhabbet doludur. Vasatî ölçüye riayet ederek sevgimizi çeşitli biçimlerde onlara hissettirmeliyiz. O da bizden gördüğü sıcak sevgi iklimini ileride kendi hayatına uygulayabilsin. Sevgi görmeli ki gösterebilsin
    >Se
    vgi, bebeklik döneminden ilk çocukluk yıllarının bitimine kadar çocukta güven duygusunu oluşturacak yegâne cevherdir. Sevildiği, çocuğa hissettirilmelidir. Çocuk sevildiğini bilmelidir. Bu çeşitli şekillerde ortaya konabilir. Çocuğun, annesi tarafından kucağa alınıp, sarılıp okşanması ve öpülmesi onun en temel ihtiyacıdır. Psikologlar: “Hiçbir anne sevgisini göstermede çekingenlik göstermesin. İçinizden geldiğince çocuklarınızı sevin, öpün, koklayın.” diyor. Sizin evlâdınıza karşı olan sıcak sevgi dolu davranışınız, onda öz güven duygusunu artıracaktır. Anne sevgisiyle güven duygusu gelişen çocuk, gelecekte dengeli hareketler geliştirecektir. Böylece kendi rûhî gelişimi de hızla artacaktır
    Sevgi, ifrat ve tefritten uzak, dengeli (vasatî) bir şekilde olmalı ki ortaya sağlıklı, şahsiyetli bireyler çıksın. Çocuk ruh sağlığı açısından, sevginin aşırı olması da, yetersiz kalması da davranış bozukluğuna sebep olur. Anne-babaların veya diğer aile bireylerinin, çocuğu seviyoruz diye, onların bir dediğini iki etmemeleri hiç kuşkusuz onaylanır bir davranış değildir. Her isteği yerine getirilen çocuk, sonuçta şımarık, sorumsuz, arsız bir kişilik geliştirecektir. Anne-baba; ne, nerede, nasıl yapılır bunun bilincinde olmalı. Yeri gelir sever, yeri gelir ceza verir. Hepsi yukarıda bahsedildiği ölçü ve denge içerisinde olmalıdır. Ama şu da bilinmelidir ki, her şeyin başı sevgidir. Anne ve babasında gerekli sevgi ve şefkati gören çocuklar, yetersizlik duygularını aşar ve güçlü bir kişilik oluşturur.
    Toplumda ne kadar problemli çocuk, hattâ yetişkin birey varsa, problemlerinin altında sevgisizlik yatar.

    Sevgi; açlık ve susuzluk gibi sürekli doyurulması gereken bir olgudur. Yunus Emre’nin dediği gibi “Sevgi gelince bütün eksiklikler gider.” Hayatta sevgi boşluğunu dolduracak ve onun yerini tutabilecek başka bir şey gösterilemez. Ana kucağındaki yavru da; seksen yaşındaki insan da sevgisiz olamaz. Sevginin devamlılığı, ruh sağlığı açısından da gereklidir. Çocukların bekledikleri sevgi, anne ve babanın her ikisinden de eşit miktarda gelmelidir. Diğer aile fertlerinden gelen sevgi, anne-baba sevgisi gibi doyurucu olmaz ve çocukluktaki güven duygusunu geliştirmez.

    Hayatta başarılı olması istenen bugünün küçükleri yarının büyükleri sevgi ile beslenmelidir. Victor Hugo’nun dediği gibi: “Hayatta en yüce mutluluk sevildiğini bilmekten gelir.” Sağlam şahsiyetli, başarılı, aklı başında fertlerde sevgi baskın bir mihenk taşı konumundadır. Başarılı şahsiyetlerin başarılarına başarı eklemesi, doygun, güvenli bir karakterin göstergesidir. Çocuk yönünden de, insan yönünden de önemli olan sevildiğini hissetmektir
    Dipnotlar
    1) Hûd, 11/42. 2) Bakara, 2/132. 3) Tirmizî, Menâkıb: 30. 4) İbrahim Canan, Hz.Peygamberin Sünnetinde Terbiye, İstanbul, 1982, s. 77. 5) Tirmizî, Menâkıb: Hadis No:9, 33, 3774. 6) Buhârî, C.12 s.124. 7) Taberânî, Sağir, 2, 39. 8) Tirmizî, Menâkıb:Hadis No: 50, 9, 3785. 9) İbn-i Mâce, Edeb: Hadis No:2. 1209, 3665. 10) Nevevî, Hadis No: 15, 70. 11) Buhârî, C.12, s.152. 12) İbn-i Mâce, Edeb: 48/2, 1240.3774 H. 13) Ebû Dâvûd, 6/3 Hadis No:185, 3096. 14) Darimî, es-Sünen, Hadis No:1401. 15) İ. Canan, a.g.e., s. 78. 16) İ. Canan, a.g.e., s. 163.
    Altınoluk/Ocak 2008








  2. Fatma
    Administrator





    Bir aile için çocuk en önemli varlıktır.Eşlerin statüsü çocukları olduğu andan itibaren ebeveyn olarak değişir. Büyük-küçük çocuklarımıza sevgi ve şefkat göstermek, sevip öpmek sünnettir.




+ Yorum Gönder