+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda İnsan Hayatı Üzerinde Volkanlar mı Depremler mi Daha Etkilidir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    İnsan Hayatı Üzerinde Volkanlar mı Depremler mi Daha Etkilidir








    İnsan Hayatı Üzerinde Volkanlar mı Depremler mi Daha Etkilidir ?




    VOLKANİK HAREKETLER (VOLKANİZMA)

    Yerin derinliklerinde bulunan mağmanın, yerkabuğunun zayıf kısımlarından yeryüzüne doğru yükselmesine volkanizma denir.
    Katı, sıvı ya da gaz halindeki maddelerin yeryüzüne çıktığı yere volkan ya da yanardağ, bu maddelerin çıkışına da püskürme denir. Püskürdüğü bilinen volkanlar etkin volkanlar, püskürdüğü bilinmeyen volkanlar da sönmüş volkanlar olarak adlandırılır.

    Volkanlardan çıkan akışkan maddelere lav, katı maddelere de volkan tüfü (proklastik maddeler) denir. Lavların ve tüflerin yeryüzüne çıkmak için izledikleri yola volkan bacası adı verilir. Yüzeye çıkan lav ve tüfün oluşturduğu yer şekline volkan konisi, koninin tepe kısmındaki çukur kısmına da volkan ağzı (krater) denilmektedir.
    Kraterlerin patlamalar ya da çökmelerle genişlemiş şekillerine kaldera denir. Kalderalar kraterlere göre daha dik yamaçlıdırlar ve genişlikleri derinliklerine oranla daha fazladır.
    Volkanların şekli ve püskürme özellikleri çıkardıkları maddelere göre değişir. Volkanik etkinlikler bazen yalnızca gaz patlaması şeklindedir. Bu durumda patlama çukurları oluşur. İç Anadoluda Karapınar ve Nevşehir dolaylarında bu tür patlama çukurları yaygındır.
    Bu patlama çukurları maar olarak adlandırılır. Maarlar, volkanik faaliyetlerin yeni başladığı veya sona erdiği yerlerde daha çok görülürler.
    Türkiyedeki Volkanik Sahalar
    Doğu Anadolu Bölgesinde; Büyük Ağrı, Küçük Ağrı, Süphan, Tendürek ve Nemrut dağları
    İç Anadolu Bölgesinde; Erciyes, Hasandağı, Melendiz, Karadağ, Karacadağ ve Karapınar çevresi
    Güneydoğu Anadolu Bölgesinde; Karacadağ
    Kuzeybatı Anadoluda; Köroğlu Dağları
    Akdeniz Bölgesinde; Hatay yakınında Hassa çevresi
    Ege Bölgesinde; Kula (Manisa) çevresi
    SEİZMA HAREKETLERİ (DEPREMLER)
    Yerkabuğundaki herhangi bir sarsıntının, çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki hareketine deprem denir.
    1. Volkanik depremler
    Volkanik püskürmeler esnasında görülen ve etki alanları dar olan depremlerdir.
    2. Çöküntü (Göçme) depremleri
    Kayatuzu, jips, kalker gibi kolay eriyebilen karstik sahalarda, zamanla yer altında büyük boşluklar oluşur. Bu boşlukların üstü bir müddet sonra çökerse sarsıntılar oluşur. Etki alanları en dar olan depremler bunlardır.
    3. Tektonik (Dislokasyon) depremler
    Yer kabuğunun derinliklerinde basınç ve gerilimler sonucu, katmanların yer değiştirme, oynama ve kırılma gibi hareketlerinin ortaya çıkardığı sarsıntılardır. Etki alanları en geniş olan ve en çok hasara neden olan depremler bunlardır.
    Depremin, yerin içinde oluştuğu kısmına iç merkez (hiposantr) denir. Depremin yeryüzüne en kısa yoldan ulaştığı yere de dış merkez (episantr) denir. Deprem bilimi sismoloji, deprem şiddetini ölçen alet de sismograf olarak adlandırılır.
    Depremlerin ne kadar kuvvetli olduğunu belirlemek için iki türlü ölçek kullanılır.
    Richter (Rihter) ölçeği
    Mercalli - Sieberg ölçeği (Şiddet Iskalası)
    Mercalli - Sieberg ölçeği sarsıntının yol açtığı zarar ve değişikliklere göre düzenlenmiştir. Richter ölçeği ise, iç merkezde depremle boşalan enerjinin ölçülmesi esasına dayanır. Deprem sırasında boşalan bu enerjiye depremin büyüklüğü (magnitüdü) denir.
    Yeryüzündeki en sık ve en şiddetli deprem kuşakları, ana çizgileriyle, genç kıvrımlı dağlar kuşağına ve Dünyanın başlıca kırıklı alanlarına tekabül etmektedir.
    Pasifik Okyanusu, Japonya çevresi, Antil Adaları, Doğu Hint Adaları, Akdeniz çevresi ve Amerika kıtalarının batı kesimleri yeryüzünde depremlerin en çok olduğu alanlardır. Buna karşılık, eski jeolojik devirlerde oluşan Doğu Avrupa, Kanada, Sibirya, Grönland Adası, Avustralya ve İskandinav Yarımadasında hemen hemen hiç deprem olmamaktadır.

    Türkiyedeki Deprem Alanları

    Türkiye nüfusunun % 60'a yakını, faal olan ve zarar verebilen deprem alanları üzerinde yerleşmiştir.
    Daha önce görülen Erzurum, Erzincan, Van, Bolu, Çankırı, Tokat, Adapazarı, Kütahya, Burdur, Lice, Bingöl, Dinar, Ceyhan, Gölcük ve Düzce depremlerinin büyük oranda can ve mal kaybına neden olmasında, bu kentlerin fay hatları üzerinde yer almalarının önemli rolü olmuştur.
    Konya Ovası, Karaman, Mersin (Taşeli Plâtosu çevresi), Ergene Havzası ve Mardin Eşiği deprem bakımından tehlikesi az olan yerlerdir.
    Depremlerden korunmak ve etkisini azaltmak için,
    Kırık (fay) hatlarından uzak, sağlam zeminlere yerleşmek,
    Mümkün olduğunca ovalarda yerleşmemek,
    Depreme dayanıklı binalar inşa etmek,
    Halkı, depremde alınacak sivil savunma önlemleri konusunda eğitmek, vb. önlemler gereklidir.








  2. Meryem
    Bayan Üye





    aslında bu konu nufusun hangi bölgelerde daha çok olduğuna bağlıdır yanardağlar etrafnda pek yerleşim olmaz ama deprem bölgelerinde her zaman yaşam vardır




+ Yorum Gönder