+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Jeolojik zamanlarla ilgili bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Jeolojik zamanlarla ilgili bilgi










    Jeolojik Zamanlarda Neler Yaşandı Biliyor Musunuz?



    jeolojikzamanlar.jpg

    Jeolojik Zamanlar Dünyanın yaratılışından bu yana geçen zaman. Bu konu ve dünyanın yaşı insanların en çok ilgi duyduğu konulardan birisi olmuştur. Eski müneccimler, yani o zamanın astronomları dünyanın yaşı için gezegenlerin sayısı kadar bin sene ve sadece yedi gezegen bilindiği için toplam 7000 sene demişlerdir. Tarihlerin çoğunda yazılı bulunan ve bazı din kitaplarına da geçmiş olan yedi bin sene, buradan gelmektedir. Bazıları burc sayısınca bin sene, yani 12.000 sene, bazıları da merid


    Jeolojik Zamanlar Dünyanın yaratılışından bu yana geçen zaman. Bu konu ve dünyanın yaşı insanların en çok ilgi duyduğu konulardan birisi olmuştur. Eski müneccimler, yani o zamanın astronomları dünyanın yaşı için gezegenlerin sayısı kadar bin sene ve sadece yedi gezegen bilindiği için toplam 7000 sene demişlerdir. Tarihlerin çoğunda yazılı bulunan ve bazı din kitaplarına da geçmiş olan yedi bin sene, buradan gelmektedir. Bazıları burc sayısınca bin sene, yani 12.000 sene, bazıları da meridyen sayısınca bin sene, yani 360.000 sene demişlerdir. Endülüs alimlerinden Ebu Abdullah Kurtubi’nin Tezkire’sinden Abdülvehhab-ı Şarani’nin hülasa ettiği Muhtasar isimli kitapta ise, 360.000 x 360.000 = 129.600.000.000 sene olduğu yazılıdır. Bunların hepsi zandan öteye gitmemektedir. İdris aleyhisselamın; “Bizler peygamber olduğumuz halde, dünyanın yaşını bilemedik.” buyurduğu nakledilir.

    Yirminci yüzyılın başlarında dünyanın yaşı, yer kabuğundaki erozyon ve tabakalaşmanın incelenmesiyle tahmin edilmeye çalışıldı. Bu çalışmalardan yaşın birkaç yüz milyon sene olduğu ileri sürülmüştü. Ancak, daha sonra 20. yüzyılda radyoaktivitenin keşfi, tabii izotopları incelenen kayaçların yaşının bulunmasına imkan sağladı. Kayaçlar, mineral topluluklarıdır. Tek bir mineralin çok sayıda birikmesinden veya çeşitli mineral ve taş parçacıklarının bir araya gelmesinden meydana gelirler. Kayaç terimi, “külte” olarak da kullanılmaktadır. Bu çalışmalardan dünyanın yaşının 4 milyar senenin üzerinde olduğu çıkarıldı. Dünyanın ömrünün son % 10’luk kısmındaki gelişmeler, fosiller incelenerek tahmin edilmesine rağmen, geri kalan kısım için radiyoaktif metotlara ihtiyaç vardır. Bu konuda uygulanan birkaç tür metod mevcuddur. Bunlardan “radyoaktiflik saati”denilen usul ile, yani pechblend filizinde şimdi mevcut olan kurşun ve uran maddelerinin miktarları nisbeti bulunup, bu kadar kurşunun şimdiki uran ile bu kurşuna tebeddül etmiş (dönüşmüş) bulunan uran miktarlarından teşekkülü için lazım olan zamanı Uran I’in bozunma sabitine göre hesab ederek Erd kabuğunun yaşını, yani dünyanın ömrünü 4,5 milyar sene olarak bulmaktadırlar. Bu bakımdan fen adamlarına göre günümüzde en geçerli tahmin olarak dünyanın yaşı, 4.500.000.000 yıl olarak kabul edilmektedir.

    Güneş sisteminin oluşumu ve gelişimi konusunda çeşitli görüşler (hipotez ve teoriler) ileri sürülmüştür. Bunlardan birinde, dünyanın ve diğer gezegenlerle güneşin başlangıçta kozmik bir toz bulutu şeklinde bulunduğu ileri sürülmektedir. Bu görüşün savunucularına göre, bu toz bulutlarının değişik zamanlarda bir araya gelmesiyle gezegenler ve güneş meydana gelmiştir. Muhtemelen dünya, kendi radyoaktif ısısının etkisi altında erimiş bir şekilde, günümüzdeki tabakalı duruma gelmiştir. Dış kabuğun içindeki çekirdekte bulunan kısım, erimiş durumunu hala korumaktadır. Meydana gelen değişiklikler sonucunda, zengin silisyumlu kabuk tabakası ile ağır metalleri ihtiva eden çekirdek kısmı meydana gelmiştir. Ortaya çıkan bu kuvvetler arzda sürekli olarak değişiklikler meydana getirmiştir. Bazan deniz olan kısımlar dağ şekline dönüşmüştür. Bu değişikliklerden, dağların üst kısımlarında deniz hayvanı fosillerinin bulunması ile buraların bir zamanlar deniz olduğu neticesine varılabilir. Yer kabuğunun tabakalanma şeklinden hareketle en üst katın en son meydana gelen kat olduğu kabul edilerek, jeolojide “üst üste gelme” anlamını taşıyan “Süperpozisyon kanunu” ortaya konuldu. Yapılan çalışmalardan her katın kendine has özelliklere sahip fosilleri ihtiva ettiği tesbit edildi. Benzer fosilleri ihtiva eden karalar, aynı jeolojik zamanda meydana gelmiş tabakalar olarak kabul edildi.

    Hutton’un Dünya Teorisi

    Jeolojik zamanlarla ilgili modern fikirlere en yakın olanı İskoçyalı Fizikçi Hutton (1726-1797) tarafından ileri sürülmüş, jeolojik değişmelerin peryodik olarak devamlı olduğu kabul edilmiştir.

    Hutton’un incelemelerinden kayaçların atmosfer tesiri ile yavaş yavaş eridiği ve sularla taşınarak deniz yataklarında yeni kara katmanları meydana getirdiği anlaşıldı. Kat kalınlığı arttıkça basınçla ve ısıyla bu katlar içinde yeni minareller ve yapılar hasıl olduğu ileri sürüldü. Neticede yeniden granit ve kayaçlar meydana gelerek, yeni peryod başlangıcına gelindiği söylenmiştir. Hutton, inceleme yaptığı İskoçya Arran Adasında bazı granit parçalarının tortu kayaçlardan daha genç olduğunu tesbit etmiştir.

    Hutton aynı zamanda değişik katlardaki kayaçların birbiri ile bağlantısı olmadığını da buldu. Deniz yataklarında biriken tortularda eski ve yeni kara materyalinin karışık yer alması, dünya kabuğunun hareketi ile zamanla daha yaşlı kayaçların genç kayaçlar üzerinde yer aldığının anlaşılması, dünya kabuk katmanlarının jeolojik sırasının tesbitinin ne kadar zor olduğunu meydana çıkardı.

    Jeolojik zaman sırasının bulunmasında jeolojistler bazı ipuçlarından harekete başlarlar. Bunlardan biri tortular üzerinde rüzgar, su dalgası ve akıntıların meydana getirdiği izlerdir. Tortular içine gömülen hayvan organ parçalarının bir kısmının hala yumuşak, bir kısmının ise sertleşmiş olması yüzeyde ne olduğunu anlatabilir.

    Jeolojik Zaman Sıralama Tablosu

    Yerkürenin tarihi, kültelerin tabakalaşma durumları, yaşları ve ihtiva ettikleri fosillerin özellikleri dikkate alınarak dört büyük jeolojik zamana ayrılmıştır. Bunlar aşağıdan yukarıya doğru: 1. zaman, 2. zaman, 3. zaman ve 4. zamandır. Bu dört zaman; yer kabuğunu teşkil eden ilk fosilli tabakalardan günümüze kadar geçen zaman peryodunu kapsar. Bu dört zamandan başka bir de bu zaman yerlerine temel vazifesi gören yer kabuğunun gerçek fosil ihtiva etmeyen en eski tabakaların teşekkül ettiği dönem olarak kabul edilen zaman vardır ki, bu ilk zamana “Azoik” veya “Anterkambrian” adı verilir. Bu duruma göre yerküremizin tarihi beş büyük zamana, her jeolojik zaman da kendi içinde devirlere, devrelere ve çağlara bölünür. Günümüz jeolojistlerinin bir çoğu 1. zamandan önceki ilk zaman dönemini, “Proterozoik” ve “Arkeozoik” olmak üzere iki zaman birimine ayırırlar. Bunlara göre de dünyanın jeolojik tarihi altı zamana ayrılır. Süperpozisyon kanunu ve kayaçlarda bulunan fosillerden yer kabuğu katlarının oluş sırası tesbit edilmesiyle, jeolojik zaman sıralaması bir tablo haline getirilmiştir. Bu yöndeki çalışmalar ilk jeolojik zamanın hiç fosil ihtiva etmeyen Arkeozoik zaman olduğunu ortaya koymuştur. İlk fosil Proterozoik zamanla başlar.

    Fosil taşıyan tabakaların radyoaktif saat metoduyla incelenmesinden, yeryüzünde iki milyar yıl öncesine kadar hayatın bulunmadığı ortaya çıkarılmıştır. Hayatın ilk izleri en fazla iki milyar yaşındadır. İlk gerçek fosiller kuzey Amerika’da Süperior Gölü kıyısında Prekambriyen devrine ait 2 milyar yıl yaşındaki Guntflint kayaçlarında bulunan Guntflint bitki fosilleridir. Bu fosiller mavi-yeşil alg ve bakterilerden meydana gelmişti.

    Jeolojik zamanlar, bazı özelliklerine göre isimlendirilmişlerdir. 1. zamana eski hayvanlar zamanı anlamında “Paleozoik”, 2. zamana orta hayvnlar zamanı anlamında “Mesozoik”, 3. zamana yeni hayvanlar zamanı anlamında “Neozoik” ve 4. zamana da insanı ihtiva eden zaman anlamında “Antropozoik” zaman adı verilmiştir.

    Kaynak: Rehber Ansiklopedisi








  2. Mine
    Devamlı Üye





    Jeolojik Olayların Tarihlendirilmesi Hakkında Bilgi



    Jeolojik olayların tarihlendirilmesi konusunda fikirbirliğine varılması uzun tartışmalar sonucunda mümkün olmuştur.Joologlar başlangıçta,kayaçları oluştukları dönemlere göre kategorize etmeyi denediler.Ama sınır çizgilerini nerelere çekmeleri konusunda sık sık uzlaşmazlığa düşüyorlardı.Bu tartışmaların en önemlisi,’ Büyük Devoniyen İhtilafı’ olarak bilinir.
    Roderick Murchison,bir kayaç katmanının Silüriyen Dönem’de olduğunu söylemişti.Rahip Adam Sedgwick ise sözkonusu katmanın Kambriyen Dönem’e ait olduğunu ileri sürdü.Bu tartışma giderek şiddetlendi ve yıllarca sürdü.Martin J.S.Rudwick,bu ihtilafı konu alan bir kitap yazdı.Bu bilimsel kavga 1879 yılında Silüriyen Dönem’le Kambriyen Dönem arasına yeni bir dönemin,yani Ordovisyen Dönemi’nin eklenmesi ile sona erdi.
    *
    Jeoloji terminolojisinde İngiliz adları egemendir.
    Devoniyen,İngiltere’de bir il olan Devon’dan türemiştir.
    Kambriyen,Galler’in Latincedeki adıdır.
    Ordovisyen ve Silüriyen eski Gal kabileleri Ordovislere ve Silürlere dayanır.
    Jeoloji araştırmaları yaygınlaştıkça terminolojiye dünyanın diğer yerlerinden de adlar girmiştir.
    Jura Dönemi,adını Fransa-İsviçre sınırındaki Jura Dağı’ndan alır.
    Permiyen,Ural Dağları’ndaki Perm bölgesi ile ilgilidir.
    Terminolojiye giren adlar her zaman yer adları olmayabilir.Örneğin Kretase,tebeşir anlamındadır.
    *
    İlk başlarda jeolojik tarih dört zaman dilimine bölünmüştü:
    Birinci
    İkinci
    Üçüncü (tersiyer)
    Dördüncü (kuvaterner)
    Bu sistem çok basitti,bu sebeple kalıcı olamadı.Jeologlar bazı kısımları elediler ve yeni eklemeler yaptılar. Birinci ve İkinci Dönemler tamamen kaldırıldı.Dördüncü Dönem bazı jeologlar tarafından kaldırıldı,bazılarınca korundu.
    Charles Lyell,dinozorlar çağından bu yana geçen süreyi kapsamak için,bölümler ya da dizinler olarak bilinen ek birimler önermişti.Bunlardan bazıları şöyleydi:Pleistosen (en yakın) , Pliyosen (daha yakın) , Miyosen (az çok yakın) ve Oligosen (belki bir nebze yakın).Son ek olarak ta ‘senkron’ terimini kullanmak istiyordu.Böylece Miyosenkron ve Pliyosenkron gibi terimler üretiyordu.
    William Whewell,etimolojik gerekçeleri öne sürerek Charles Lyell’in yöntemine itiraz etti, ‘senkron’ yerine ‘-eous’ modelini önerdi.Böylece Meioneous ve Pleioneous gibi terimler üretti.
    *
    Zaman,dönem ,bölüm ve zaman dilimi olarak, bugün kullanılan jeokronoloji şöyledir:
    ZAMAN
    DÖNEM
    BÖLÜM
    ZAMAN DİLİMİ (y.milyar yıl önce)
    Prekambriyen



    4-570



    Paleozoik (Birinci)



    570-225




    Kambriyen
    Ordovisiyen
    Silüriyen
    Devoniyen
    Karbonifer
    Permiyen




    570-500
    500-430
    430-395
    395-345
    345-280
    280-225


    Mezozoik (İkinci)



    225-65




    Triyas
    Jura
    Kretase




    225-190
    190-136
    136-65


    Senozoik (Yakın)



    65-günümüz




    Tersiyer



    65-2,5




    Paleosen



    65-54



    Paleojen



    54-26




    Eosen



    54-38



    Oligosen



    38-26


    Neojen



    26-2,5




    Miyosen



    26-7



    Pliyosen



    7-2,5

    Kuvaterner



    2,5-günümüz




    Pleyistosen



    2,5-10 bin



    Holosen



    10 bin-günümüz



    Prekambriyen, Kambriyen Öncesi olarak kullanılır. Paleozoik,eski hayat anlamındaki sözcükten türetilmiştir. Mezozoik,orta hayat, Senozoik ise yeni hayat anlamına gelir.John Wilford’un,zaman ve dönem konusunda pratik bir önerisi vardır. Prekambriyen, Paleozoik, Mezozoik ve Senozoik olan zamanları yılın mevsimleri gibi, Karbonifer, Permiyen, Jura,vb. gibi dönemleri de mevsimlerin ayları gibi düşünmek kolaylık sağlar.
    Yukarıdaki tabloya eklenmesi gereken katlar ya da çağlar diye bilinen ve adlarını Illinois,Des Moines,Croix gibi çeşitli yerlerden alan daha küçük altbölümler vardır.
    *
    Aslında bütün olarak ele alındığında jeokronoloji konusunda tam bir fikir birliği yoktur.Örneğin Kuzey Amerika’daki kat veya çağların,Avrupa’dakilerden farklı adlarla kullanıldığı olur.Çoğu da zaman içinde ancak tahminen çakışır. Kuzey Amerika’daki Cincinnati katı büyük ölçüde Avrupa’daki Ashgill katına ve küçük ölçüde biraz daha önceki Caradoc katına denk gelir.
    Ayrıca bu bilgiler kitaptan kitaba değiştiği gibi kişiden kişiye de değişebilir.Bazı jeologlar 7 tane yeni bölüm tanımlar,bazısı da 4 bölüm.Bazı kitaplarda Tersiyer (Üçüncü) ve Kuvaterner(Dördüncü) çıkarılmış,yerlerine Paleojen ve Neojen olarak adlandırılan farklı uzunluktaki dönemler konmuştur.
    Prekambriyen Zaman’ı,çok eski Arkeyan Devir ve daha yakın Proterozoik Devir larak ikiye ayıranlar vardır.Bazen de Paleozoik (Birinci), Mezozoik (İkinci) ve Senozoik (Yakın) zamanları içine alan zaman dilimini tanımlamak için Fanerozoik Üstzaman terimi kullanılır.
    *
    Bütün bunlar sadece zaman birimleri içindir.Kayaçlar,kendi içlerinde sistemler,diziler ve katlar olarak bilinen farklı birimlere ayrılmıştır.Ayrıca zaman açısından geç ve erken,kayaç katmanları açısından alt ve üst birimler arasında da farklar vardır.
    KAYNAKLAR:
    A Short History of Nearly Everything
    AnaBritannica

    Şimdi liste şeklinde yazıyorum:
    ZAMANLAR ZAMAN DİLİMİ (y.milyar yıl önce)
    Prekambriyen 4-570
    Paleozoik (Birinci) 570-225
    Mezozoik (İkinci) 225-65
    Senozoik (Yakın) 65-günümüz
    DÖNEMLER
    Kambriyen 570-500
    Ordovisiyen 500-430
    Silüriyen 430-395
    Devoniyen 395-345
    Karbonifer 345-280
    Permiyen 280-225
    Triyas 225-190
    Jura 190-136
    Kretase 136-65
    Tersiyer 65-2,5
    Kuvaterner 2,5-günümüz
    BÖLÜMLER
    Paleosen 65-54
    Paleojen 54-26
    Neojen 26-2,5
    Pleyistosen 2,5-10 bin
    Holosen 10 bin-günümüz
    ALT BÖLÜMLER
    Eosen 54-38
    Oligosen 38-26
    Miyosen 26-7
    Pliyosen 7-2,5





+ Yorum Gönder


jeolojik zaman tablosu,  eski zamanlarla ilgili bilgiler,  jeolojik devirler,  jeolojik devirler tablosu