+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Orman denizi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Orman denizi









    Orman Denizi Bulunduğu Yerler Nerelerdir?



    Orman denizi1.jpg


    Kara ve denizin buluştuğu noktada serpilen mangrov ormanları, denizyıldızından insana, tüm canlıların yaşamını zenginleştiriyor. Gezegenimiz için taşıdıkları önemse düşündüğümüzden çok daha geniş boyutlar içeriyor.


    Mangrovlar hayatı sınırda yaşar. Bir ayakları karada, bir ayakları denizde olan bu bitkisel amfibiler, sıcağı kavurucu, çamuru boğucu, tuzluluk oranı ise sıradan bir bitkiyi birkaç saat içinde öldürecek bir kuşakta varlık gösterir. Tüm bu sayılanlara rağmen, mangrovların oluşturduğu ormanlar, yeryüzünün en verimli, en karmaşık ekosistemlerinden biridir. Orman örtüsünün yükseklerine, en üst dallara kuşlar tüner; midyeler kendilerini köklere tutturur ve yılanlarla timsahlar buralara avlanmaya gelir. Balıklara erken dönemlerinde barınıp, gelişmelerini tamamlayabilecekleri beslenme ve büyüme alanları sağlayan mangrovlar, maymunlar, geyikler, ağaç tırmanan yengeçler ve hatta kangurular için yiyecek, yarasa ve balarıları için de nektar kaynağıdır.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Aslında bu, tropik dünyanın geneli için geçerli: Mangrov ormanları, kıyı kesiminde yaşayan yoksul halkın süpermarketi, kereste ve yakıt deposu, hatta eczanesi. Buna rağmen bu ormanlar her gün yok ediliyor. Karides çiftlikleri, mangrovların karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biri. İlk bakışta karides, iklimi sıcak yoksul bir ülke için mükemmel bir ihracat ürünü gibi görünebilir. Zengin ülkeler karidese doymuyor ve gelişmekte olan ülkeler de karides çiftlikleri için elverişli arazi ve uygun iklime sahip.

    Ama karides havuzları için en uygun yer, mangrovların yaşadığı kıyı şeridi; bu da sonucu belli, üzücü bir çıkar çatışmasına yol açıyor: Ticaretin karşı konulamaz gücü, sökülmesi kolay mangrovlara baskın geliyor. Daha da kötüsü, karides üreticileri birkaç ürün yetiştirme ve toplama döngüsünden sonra, salgın hastalıklar ve verimlilikte düşüşlerden kaçınmak için havuzlarını terk edip başka alanlara geçiyor, bu süreçte de diğer mangrovları tahrip ediyor.

    Mangrov zengini Brezilya, bu beklenmedik kârdan hak iddia etme konusunda biraz geride kalmış bir ülke. (2000 başlarında karides rüzgârı Brezilya'nın kuzeydoğu eyaletlerine ulaştığında Tayland, Filipinler ve Ekvador gibi karides yetiştiriciliğinde öncü ülkeler onlarca yıldır mangrovlarını söküp atıyorlardı bile.) Bugünse Brezilya'nın liman kenti Fortaleza'yı dolduran futbol sahası boyundaki havuzlar, pirinç tarlalarına benzer bir manzara oluşturuyor. Mangrovların katledilmediği alanlarda bile karides çiftlikleri genelde mangrovlara ulaşımı engelliyor.

    Nehir kıyısında yer alan Porto do Céu ("Cennetin Kapısı") adlı yerleşim biriminde, köy halkının geleneksel olarak hasat yaptıkları arazilere girmesi, elektrikli tellerle engelleniyor. Ama daha da kötüsü var. Karides havuzlarında astarlama yapılmamış olması nedeniyle tuzlu su, kumlu topraktan süzülüp akiferleri kirletiyor. Köylüler, kısa bir süre öncesine dek yüzeye tatlı su çektikleri kuyularını terk etmek zorunda kalmış. Su artık tatlı değil; salgada, yani tuzlu, içilemez halde.

    Karides yetiştiriciliğinin yeryüzünde varlığını sürdürebilen mangrovlar için oluşturduğu tehdidin ciddiyetine rağmen, potansiyel olarak tahribatı çok daha ağır olabilecek bir başka sorun söz konusu: deniz seviyesinin yükseliyor olması. Kara parçalarının en ileri cephesinde gelgitlere karşı saf tutan mangrovlar, ilerleyen sularla yüzleşecek ilk karasal ormanlar olacak.

    Mangrov ormanlarının yok olması, ancak son zamanlarda anlamaya başladığımız korkunç sonuçlar doğurabilir. Penang'da (Malezya) yaşayan emekli deniz ve kıyı araştırmaları profesörü Jin Eong Ong, 25 yıldan uzun süredir mangrovların daha az belirgin olan katkılarından birini inceliyor: Bu ormanlar iklim değişikliklerinde nasıl bir rol oynuyor olabilir? Mangrovların karbon bütçesi -mangrov ekosisteminin atmosferden emdiği ve atmosfere saldığı bütün karbon miktarını gösteren bilanço- üzerinde çalışan Ong ile meslektaşları, bu ormanların çok etkili birer karbon yutağı olduğunu keşfetti. Mangrovlar dolaşımdaki karbondioksidi emerek sera gazı miktarını azaltıyor.

    Ong ve ekibi, ormanın üst katmanındaki yaprakların fotosentez, özsu akışı ve diğer süreçlerini ölçerek, karbonun ne kadarının mangrov yapraklarında tutulduğunu, ne kadarının ağaçlarda depolandığını ve ne kadarının da belli bir süre sonra yakındaki suyollarına karıştığını söyleyebiliyor. Ölçümler, mangrovların tüm doğal ekosistemler arasında en yüksek net karbon üretkenliği oranına sahip olabileceğine (günde hektar başına yaklaşık 110 kilogram) ve bunun üçte biri gibi bir miktarının da organik bileşikler halinde çamur düzlüklerine geçebileceğine işaret ediyor. Görünüşe göre, mangrovlar aslında birer karbon fabrikası ve mangrovların yok edilmesi, denizlerden yaşamsal önem taşıyan bir unsurun çalınması anlamına geliyor.

    Ong'un ekibi, karbonun önemli bir bölümünün orman çökellerinde biriktiğini ve binlerce yıl buralarda tutulduğunu da ortaya koymuş durumda. Mangrov ormanlarının karides havuzlarına çevrilmesi, karbon yutaklarını karbon kaynaklarına dönüştürerek, birikmiş karbonun atmosfere tekrar salınmasına neden oluyor -üstelik tutulmasından 50 kat daha hızlı biçimde.

    Ong, mangrovların birer karbon deposu olarak değerlerinin anlaşılması halinde bu ormanlara gösterilen değerin de radikal bir biçimde değişebileceği görüşünde.

    Karbon ticaretinin gerçeğe dönüşmesi -yani karbon emen, ormanca zengin ülkelerin, "salım kredisi" olarak adlandırılabilecek kredilerini ileri derecede sanayileşmiş, karbon yayan ülkelere satabilmeleri- halinde, hiç olmazsa mangrovların idam fermanının ertelenmesi mümkün olabilir.





+ Yorum Gönder