+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Yeraltı nehirleri ni yüzeye çıkarmamız mümkün mü Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Yeraltı nehirleri ni yüzeye çıkarmamız mümkün mü









    Yeraltı Nehirlerini Yüzeye Çıkarmamız Mümkün Müdür?


    Şu anda, Londra'da yaşayan biri musluğunu açıp, çaydanlığına su dolduruyor. Bu kişi,
    çaydanlık dolarken, büyük bir olasılıkla suyun geçmişi üzerinde kafa yormayacaktır.
    Suyun bir bölümü buhara dönüşmekte, bir bölümü de delikten akıp gitmektedir; suyun
    kalanı da bir kaç dakika içinde içip tüketilecektir. Bu kadar kısa ömürlü gibi gözüken
    bir şeyin, nasıl bir geçmişi, tarihi olabilir ki? Çaydanlığı dolduran kişi, musluktan
    akan suyun binlerce yıl önce, tüylü mamutlar* Trafalgar Meydanı'nda dolaşırken
    yağmur olarak toprağa düştüğünü bilseydi, şaşırırdı şüphesiz. Londra'nın suyunun
    büyük bir bölümü Chalk aküferinden gelir; Chalk aküferi, kentin yüzlerce kilometre
    altında bulunan devasa bir yeraltı su havzasıdır. Bu aküferde depolanan suların bir
    bölümü, son Buzul Çağı kadar uzak bir geçmişte, yeraltına inmiştir.
    Suyu, akan veya buharlaşan bir şey olarak düşünmek doğaldır. Yağmur olarak
    düştüğünü, nehir ve derelerde aktığını görürüz. Ama kullandığımız tatlı suyun büyük
    bir bölümü göremediğimiz kaynaklardan, yerin altındaki su havzalarından yani
    aküferlerden gelir. Aküferler, kum ve çakıl gibi kolayca su geçiren maddelerden veya


    Yeraltı nehirleri.gif

    yeraltındaki kayalar arasındaki boşluklardan meydana gelen jeolojik oluşumlardır.
    Aküferler, çok büyük miktarlarda suyu depolayabilirler; yağmur suları, taşan nehirler
    ve eriyen buzullarla beslenirler. Dolayısıyla kullandığımız suyun büyük bir bölümünü
    yerkürenin yüzeyinde görmeyiz. Dünyanın sıvı halde bulunan tatlı su kaynaklarının
    yüzde 97'si, aküferlerde depolanmıştır.
    Son elli yıl içinde küresel nüfus ve gıda talebi ikiye katlandıktan sonra, nehirler ve
    dereler çevre kirliliğine maruz kaldı. Bu nedenle, içme ve sulamalı tarım için gerekli
    suyu sağlamak için aküferlerden daha fazla yararlanmaya başladık; bu süreçte de
    aklımızı başımıza getiren bir keşif yaptık. Aküferlerin çevre kirliliğine yol açan
    maddelerden korunduğuna ilişkin yaygın izlenime karşın, bilim adamları her kıtada
    çiftlikler, kentler ve fabrikaların civarında yer alan aküferlerde çevre kirlililiğine
    ilişkin kanıtlar bulmaya başladılar. Ayağımızın altındaki suların çevre kirliliğinden
    zarar görebileceğini görmekle kalmadık, yeraltı sularının bazı açılardan yüzey
    sularından daha fazla kirlenebileceğini de keşfettik.
    Bu keşfin çok ciddi sonuçları var. Su, dünya yüzeyinde buzullar kadar ağır hareket
    ettiği için, on yıllar içinde aküferler, çevre kirleten maddelerin biriktiği dev lavabolara
    dönüştü. Bazı aküferler, içindeki suları oldukça hızlı dönüştürür ve yeniler; Chalk
    aküferi gibi bazı yeraltı su havzaları ise suyu binlerce yıl boyunca saklarlar. Ama
    yeraltı sularının aküferde ortalama kalış süresi yaklaşık 1,400 yıl; suyun bir nehirde
    ortalama kalış süresi ise 16 gündür. Dolayısıyla denize döküldüğü veya sürekli tatlı
    su eklendiği için, içindeki çevre kirletici maddelerin oranları giderek azalan nehir
    sularının aksine, aküferde çevre kirletici maddeler birikmeye devam eder. Nehirlerin
    aksine, aküferlerde çevre kirliliği sürecini geriye döndürmek genellikle imkansızdır.

    İklim değişikliğinin başlamasıyla birlikte başımızın üzerindeki havanın devasa
    güçlerin savaş alanı olduğunu keşfetmemiz gibi, su krizi de, çok ağır hareket etse de
    yeraltı sularının güçlü bir hidrolojik sistemin parçası olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu
    hidrolojik sistemin içinde dünya, yüzey suları, gökyüzü ve deniz karşılıklı etkileşim
    içindedir; bu gerçeği göz ardı etmekle kendimizi ciddi bir tehlikeye atıyoruz. Birkaç
    sene önce insani faaliyetlerin iklimi nasıl etkilediğini düşünmeye başlamışken,
    Columbia Üniversitesi'nden bilim adamı Wallace Broecker şöyle bir uyarıda
    bulunmuştu: "İklim sistemi kızgın bir hayvana benziyor ve biz de onu değneklerle
    dürtüp, duruyoruz". Benzer bir ifade ayaklarımızın altında duran sistem için de
    kullanılabilir. Yerin altına delikler açıp, yerin atıklarımızı yutup bize tatlı su vermeye
    devam etmesini beklersek, dünyanın en önemli su kaynağını hiç tahmin etmediğimiz
    bir biçimde tehlikeye atıyor olabiliriz.








  2. Meryem
    Bayan Üye





    Yer altı suyu; birçok şehrin, havzanın ve sanayi tesisinin su ihtiyacını karşılamak üzere faal durumda olan doğal su kaynağıdır, Karadeniz'in altında bulunan dünyanın tek aktif sualtı nehri, dünyadakilerin tersi yönünde akmaktadır Nehir, Akdeniz'den Boğaz yoluyla Karadeniz'in derinliklerine dökülmektedir




+ Yorum Gönder


yeraltı su kaynakları