+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Kültürel coğrafya nedir neleri ele alır Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Kültürel coğrafya nedir neleri ele alır









    Kültürel Coğrafya Neleri Ele Alır?


    COĞRAFYA Yeryüzünün doğal görünümünü, insanların çevreyle ilişkilerini konu alan bilim dalı. Coğrafyacının temel ilgi alanı, dünya ölçeğinde ya da daha sınırlı alanlarda, doğal görünümler ile iklim, yüzeyşekilleri, bitki örtüsü, toprak, nüfus, ekonomik durum ve siyasal kurumların karşılıklı ilişkileridir. Böylesine karmaşık konuları içeren bir bilim dalı olduğu için birçok uzmanlık alanına ayrılabilir. Coğrafyacı, çevredeki çeşitli öğelerin yerlerini belirlemeye çalışır; bu öğelerin doğal görünümlerini tanımlamaya ve bunlarla ilgili ilkeleri belirlemeye uğraşır. Bu görüntüleri biçimlendiren ve değiştiren süreçleri çözümlemeyi amaç alır. Temel araçlarından biri | haritadır (Bk. HARİTA VE HARİTACILIK).



    Kültürel coğrafya.jpg


    COĞRAFYANIN TARİHÇESİ VE GELİŞMESİ İlk coğrafyacılar. Coğrafya en eski bilim dallarından biri sayılır. İlk coğrafyacılar eski Yunanistan’da ortaya çık-mışlar, o çağda coğrafyaya “doğa tarihi” yâ da “doğa felsefesi” denilmiştir. Gerçekten de, Miletoslu Thales ve Heredotos gibi eski Yunan coğrafyacılarının çoğu, aslında birer tarihçi ve felsefecidirler. Coğrafya’yla ilgili yapıtları da daha çok çevrelerine ilişkin bilgileri içerir. Coğrafya sözcüğü, Yunanca “Yer’in betimlenmesi” anlamına gelen sözcüklerden türetilmiştir.
    Eski Yunanlılar, o dönemde bilinen Batı dünyasına, özellikle de Akdeniz’in doğu kesimine egemen olup, ticaret yapmak, yeni ticaret merkezleri kurmak için denizlere açılmış, denizlere açılan Yunanlı denizciler için havanın açık olması önemli olduğundan, hızlı ve güvenli yolculuklar yapabilmek için rüzgârları da incelemişlerdir. Coğrafyanın bir bilim dalı haline gelmesinde en önemli etmenlerden biri, eski Yunanlıların gözlemlerini ve düşüncelerini yeni kuşaklara aktarmak için kâğıda dökmüş olmalarıdır. Bu konuda Mısır’daki Nil ırmağını, taşkınlarını, deltasındaki değişmeleri anlatan incelemeler önemlidir. İ.Ö.V. yy’da Heredotos, ilk çağlayanına kadar bir yolculuk yaptığı Nil ırmağını kitabında anlatmış ve Nil’in kaynağı konusundaki varsayımını ortaya koymuştur. Eski Yunanlılar genel olarak Yer’le ilgili çalışmalar da yapmışlardır. Dünya’nın yuv.arlak olduğunu ilk anlayan kişilerden Aristoteles (I.ÖİIV. yy.), bu yargıya felsefi akıl yürütme ve astronomi gözlemleri yoluyla ulaşmıştır. Dünya’nın yuvarlaklığı düşüncesini İskenderiye kütüphanesi yöneticisi Eratosthenes de des-
    teklemiş, Dünya’nın Ölçülmesi Üstüne adlı yapıtında boylam yayını ölçerek elde ettiği Dünya’nın çevresinin uzunluğunu vermiştir. Rodoslu astronom Hipparkhos (İ.Öı.ll. yy.), dünyadaki yerlerin konumunu belirlemek için, günümüzde kullanılan enlem ve boylamların öncüsü olan çizgiler sistemini geliştirmiştir.
    Strabon (İ.Ö. 63- İ.S. 21 ), Coğrafya adlı 17 ciltlik ya-pıtında, Calya ve İngiltere’den İran’a, Karadeniz’den, Etyopya’ya kadar yolculuklarını anlatmıştır. Dolaştığı bölgeler ve bu bölgelerde yaşayan insanlarla ilgili be-timlemelerinde atlamalara, yanlışlıklara rastlanırsa da, betimlemelerini kalıcı olmayan, yapay olarak çizilmiş siyasal sınırlar içinde değil, doğal sınırlar ( sıradağlar, akarsular gibi) içinde ele aldığı için bölgesel coğrafyanın kurucusu sayılmaktadır.

    İskenderiyeli Ptolemaios (İ.S. 100-170) eski coğraf-yacıların en ünlüsüdür. Bölgeleri boyutlarına göre sınıf-landırarak , ayrıntılı alan incelemeleri yaparak fiziksel coğrafyayı şistemleştirmiştir. Eldeki bilgileri değerlendi-rerek çizdiği ve dünyanın o dönemde bilinen bölümünü içeren haritası, gerçeğe çok yakındır. 8 ciltlik Coğrafya Rehberi adlı yapıtında bilinen bütün yerlerin listesi, kendi bulduğu yönteme göre belirlediği enlem ve boylamlarıyla belirtilmiştir.

    Roma İmparatorluğu’nun çökmesinden sonra coğ-rafyada öncülük Arap dünyasına geçmiş, XII. yy’da el- İdrisi son derece gelişmiş bir iklim sınıflandırması ortaya koymuş, XIV. yy’da ünlü gezgin İbni Batuta, Afrika ve Asya’ya yaptığı gezilerle, Aristoteles’in dünyanın çok sıcak yerlerinde insan yaşayamayacağına ilişkin tezini çürütmüş, aynı yüzyılda İbni Haldun, önemli bir tarih-coğrafya kitabı yazmıştır.
    Keşifler çağı. Haçlı Seferleri sırasında AvrupalIlar, Avrupa dışındaki “dünya”yla ilgilenmeye başladılarsa da, dünyanın bilinmeyen yerlerinin tanınmasına, coğrafi betimlemeler yapılmasına, haritalar çizilmesine ilgi, özellikle Rönesans’ta, “keşifler çağı” diye adlandırılan dönemde, Bartolomeu Diaz, Vasco de Gama ve Kristof Kolomb’un XV. yy. sonundaki gezileri sayesinde canlandı.
    Daha 1507′de Alman haritacı Martin Waldseemüller (1470 d.-1521′e d.), Kuzey ve Güney Amerika’yı da içeren bir dünya haritası çizdi. Yeni Dünya için “Amerika” terimi ilk kez bu harita üstünde kullanıldı. 15 yıl sonra Ferdinand Magellan’ın yol arkadaşları, Dünya’nın çevresini dolaşarak, yuvarlaklığını kanıtladılar. Bu bilgi, bazı ölçümlerin ve gözlemlerin daha doğru yapılmasını sağladı; Hollandalı Gerardus Mercator gibi yeni kuşak haritacıların yetişmesine yol açtı. Mercator, daha önce yapılanlara oranla çok daha doğru olan bir dizi harita yayınladı. Bunların arasında özellikle, meridyen ve paralelleri birbirini dik kesen harita izdüşüm sistemini (sonradan adı verildi) kullanarak çizdiği ünlü deniz yolları haritası ( 1569) da vardı. Ama coğafyayı bir bilim dalı olarak canlandıran, Bemhardus Varenius (1622-50) oldu. Geographia Ceneralis (Gene\ Coğrafya, 1650) adlı yapıtında bölgesel coğrafya kavramını ortaya attı. Yeryüzünü etkileyen rüzgâr,deniz, vb. etmenleri ele alıp, nedenlerini ve etkilerini açıklamaya çalıştı. Yapıtı 150 yıl süreyle temel coğrafya kitabı olarak kullanıldı. Kant, Goethe ve Montesquieu gibi XVIII. yy. filozof ve yazarları, insan ile çevrenin karşılıklı etkileşmesini konu alan beşeri coğrafyayla ilgilendilerse de, coğrafyanın gelişmesi XIX. yy’a kadar durdu ve coğrafya, bir ölçüde, yerbilimle özdeşleştirildi.
    Modern coğrafyanın kurucuları. XIX. yy’da coğrafyayı betimleyici bir bilim olarak geliştirme çabaları canlandı. Bu yüzyılın sonuna doğru, Alexander von Humbolt, Carl Ritter ve Friedrich Ratzer gibi Alman coğrafyacıları, çalışmalarıyla coğrafyanın gelişmesine büyük katkılarda bulunçlular (Humbolt ve Ritter, coğrafya öğrenimi görmemiş olmalarına karşın, bazı yazarlar tarafından modern coğrafyanın kurucusu sayılırlar). Avrupa’da, Güney Amerika’da, Orta Amerika’da ve Rusya’nın Asya’daki topraklarında alan çalışması yapan ve beş ciltlik Kosmos (1845-62) adlı başyapıtını yayınlayan Hum- bold, bitkisel coğrafyanın temelini attı; Fiziksel evrenin yasa ve koşullarının özetlendiği, sergilendiği bu yapıtı hümanist görüşleri de içermekteydi.
    coğrafyacı sayılır. Batzen, Ritter’inı beşeri coğrafyasını daha da geliştirerek, insan coğrafyası ve siyasal coğrafya alt dallarına ayırdı. Kültürel coğrafyayla, özellikle de Kuzey Amerika’nın kültürel coğrafyasıyla ilgilendi. Devletin gelişmesini, canlı bir organiz- manınkine benzeten kuramını ortaya attı.

    Alman ve Fransız okulları. Coğrafya tarihinde XIX. yy’da coğrafya felsefesi, belirlenimcilik, çevrecilik ya da Alman düşünce okulu denilen akım ortaya çıktı. Belirlenimci görüşe göre, çevre/insanların yaşama biçimini ve ekonomik gelişmesini belirleyen bir öğedir. Ritter’in et-kisinde çalışmalar yapan ABD’li coğrafyacı Ellsvvorth Huntington da, iklimin kişilerin fiziksel çalışma gücünü ve zekâ gelişmesini etkileyeceğini ileri sürdü. Kuramına göre, uyarıcı bir iklimde, sözgelimi ılıman kuşaklarda daha yüksek uygarlık düzeyine erişilir; buna karşılık tropikal kuşakta yaşayanlar, sıcak ve nemli iklimin etkisiyle tembelleşirler.
    Belirlenimcilik 1930 yıllarında etkisini yitirmeye baş-larken, yüzyılın başlarında başka bir coğrafya felsefesi akımı ortaya çıktı. Olanakçılık denilen bu Fransız okuluna göre, insanların fiziksel çevrelerinde gelişmeleri be-lirleyebilecek seçimleri yapma olanakları vardır. Başka bir deyişle, insanların seçimleri, kültürel gelişmelerinin sınırlarını belirler. İnsan ve çevresi, içiçe yaşadıkları halde birbirlerini denetleyemez. İnsanlar bu durumda kendi kaderlerine yön verebilir. Paul Vidal de la Blanc- he bu kuramın başlıca temsilcisidir.
    Niceliksel devrim. 1960 yıllarında, coğrafya araştırma-larında, yöntembilim açısından önemli bir gelişme ger-çekleştirildi. Coğrafyayı daha bilimsel kılmak, en azından mantığa uygun bir bilim dalı olarak kabul görmesini sağlamak için, önemli bir araştırma tekniği, istatistik yöntemleri benimsedi. Uzam (mekân) çözümlemeleri adı verilen yeni coğrafya anlayışı, özellikle istatistik yöntemleri ve modelleri kullanarak, insanın uzam düzenini denetleyen öğeleri çözümleme ve açıklamayı amaç alır. Hızla biriken verileri değerlendirmek için, matematiğe dayanan modeller kullanılır. Bu modellerden gelecekteki değişiklikleri tahmin etmede yararlanılır. 1960 yıllarından bu yana, coğrafi bilgilerin çözümlenmesinde yardımcı başka teknikler de geliştirilmiştir. Bunların en önemli ikisi bilgisayarlar ile uydular aracılığıyla yeryüzünün incelenmesidir
    .








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    COĞRAFYA YAKLAŞIMLARI


    Coğrafya araştırmalarında başlıca iki yaklaşım geliştiril-miştir: Konusal ya da sistematik, bölgesel. Bölgesel ve konusal coğrafya çoğunlukla birlikte ele alınır. Konusal coğrafya uzamsal düzeni ya da belli bir olayın ya da şeyin yöresel dağılımını, insanlarla ilişkisini araştırır. Konusal coğrafyanın alt dallarından tıbbi coğrafya, hastalıklara neden olan organizmaların dağılımını, bölgesel nüfusla ilişkilerini ele alır.
    Bölgesel coğrafya nispeten dar bir alandaki bütün öğeleri inceler, bunları öbür bölgelerdekilerle karşılaştırır. Bir bölge fiziksel ya da toplumsal, siyasal ölçülerle tanımlanır: Sözgelimi, bir bölge yılda 100 mm ya da daha az yağış alır ya da sözgelimi, bir bölgede yaşayan nüfusun % 50′si 15 yaşından küçüktür.

    COĞRAFYANIN DALLARI
    Fiziksel coğrafya. Fiziksel coğrafya yeryüzünün doğal koşullarını, gelişme sürecini ve bu süreç sonunda oluşan yüzeyşekillerini konu alır. Bazı alt dallara ayrılır:

    1. Jeomorfoloji yüzeyşekillerini, nedenlerini, geçir-dikleri evrimi inceler, yerbilim ile coğrafya arasında bir köprü oluşturur.
    2. Biyo.coğrafya ya da çevre coğrafyası, hayvan ve bitki dağılımını araştırır. Bitki coğrafyası ve hayvan coğ-rafyası, bitkilerin ve hayvanların çevreleriyle ilişkilerini konu alan çevrebilimle yakından ilişkilidirler.
    3. İklimbilim, hava durumuyla ilgili bölgesel farklılıkları mevsimlere ilişkin değişiklikleri, belirli iklimlerin da-ğılımını, vb. ele alır.
    Beşeri (ya da toplumsal) coğrafya. İnsanların uzama göre dağılımını, çalışma alanlarını, doğal çevreyle etkile-şimlerini araştırır. Bu araştırmalar sırasında ilişkili toplum bilimlerinden de yararlanılır; ama özellikle uzama ilişkin çözümlemelere ve tanımlara ağırlık verilir:
    1. Kültürel coğrafya, kültür gruplarının dağılımını, din, dil, mimarlık, yer adları, gömme gelenekleri gibi kültürel öğeleri inceler.
    2. Nüfus coğrafyası halkın sayısını, dağılımını, yo-ğunluğunu, vb. inceler.
    3. Ekonomik coğrafya, ekonomik etkinliklerin uzamla ilişkisini ortaya koyar; bu ekonomik etkinliklerin neden o uzamlarda geliştiğini açıklamaya çalışır.
    4. Tarihsel coğrafya, geçmişte yaşamış insanların ye-rel ve bölgesel çevrelerini konu alır. Bir yandan tarihsel olaylar değerlendirilirken, öte yandan bu olaylara doğal çevrenin etkisi araştırılır.
    5. Siyasal coğrafya, birim olarak ülkeleri ele alır. Belli bir siyasal birimin bölgesel incelenmesi yapılır ya da si-yasal kurumların yöreye etkisi araştırılır.
    6. Kent coğrafyası, kentlerin oluşumunu ve gelişme-sini, kentlerdeki uzam düzenlemelerini inceler. Yeni istatistik yöntemlerini coğrafya alanında ilk kez kulla-nanlar kent coğrafyacıları olmuştur





+ Yorum Gönder


kültürel coğrafya nedir,  kültür coğrafyası nedir,  coğrafya nedir