+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Coğrafyanın tarihe etkisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Coğrafyanın tarihe etkisi









    Coğrafyanın Tarihe Etkisi Nedir Hakkında Bilgi

    cografyanın tarihi etkisi.jpg

    İnsanoğlu, asırlardır kendi hayatını idame ettirebilmek için kendine uygun coğrafi bölge aramış, bazen de coğrafi şartların olumsuzluklarından dolayı kendi yurdundan göç etmek zorunda kalmıştır. Bunun sonucunda coğrafyanın önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü insanlar göç edecekleri bölgenin coğrafi yapısını göz önünde bulundurmak zorundadırlar.*


    Tarih araştırmalarında coğrafyanın etkisi de göz ardı edilemez. Tarih araştırmalarında en önemli üç unsurdan bir tanesi de “yer”dir. Yer, tarihi olayların gelişiminde büyük paya sahiptir. Tarihi olay ele alınırken ilk olarak olayın geçtiği yere bakılır ve olay, bu yer ve şartlara göre değerlendirilir. Devletlerin güçlenmelerinde, hakimiyet alanlarını genişletmelerinde ve sonuçta yıkılmalarında bulundukları coğrafyanın büyük etkisi vardır. Devletlerin jeopolitik konumları, bulundukları toprakların verimli olması, ticaret yolu üzerinde olması, deniz ticareti için denize olan yakınlığı gibi konular coğrafi bilgini gerekliliği bizlere bir kez daha ortaya koymaktadır




    Bunların dışında olayları meydana getiren hükümdarlar olsun, komutanlar olsun iyi bir coğrafi bilgiye sahip olmaları gerekir. Çünkü yapılacak olan her harekat, coğrafi şartların aleyhlerine olması durumunda kendilerine zarar geleceğinin farkında olmak durumundırlar. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeden önce İstanbul’un coğrafi yapısını tamamen analiz etmiş, fetih emrini verdiği zaman ise savaş stratejisini bu bilgisine dayanarak belirlemiştir.


    Tuğrul ve Çağrı Bey’ler Anadolu’ya akınlarını Kafkaslar üzerinden yapmalarının sebepleri arasında coğrafi yapı yer almaktadır.*


    Anadolu’nun yüzyıllardan beri istilalara uğraması, bir çok medeniyete beşiklik etmesi, milletlerin bu bölgede devlet kurmaya çalışması, bulunduğu coğrafyadan kaynaklanmaktadır. Jeopolitik konumu bu bölgeyi her zaman önemli kılmaktadır.*


    Coğrafi yapı, halkın geçim kaynağı hakkında bilgi edinmemizi sağlar.Toplumların kültür ve yaşayış biçimlerini etkiler.Türkler, Orta Asya’da bozkır kültürünü meydana getirirken bozkır ikliminden etkilenmişlerdir. Hatta insanların yaşayış biçimlerini bile etkilemiştir.Eski Türkler coğrafi yapıdan dolayı sene içerisinde yazın yaylaklara çıkıyor, kışın ise kışlaklara iniyorlardı.*


    Sonuç olarak, tarihin şekillenmesinde coğrafyanın diğer bilimlere göre etkisi göz ardı edilemez








  2. Zeyneb
    Bayan Üye





    Coğrafyanın Tarihi

    Çok eski çağlarda coğrafya düşüncesi olduğu, yapılan araştırmalar neticesinde anlaşılmaktadır. Polenezyalıların yapmış oldukları "çubuk haritaları" bu fikri kuvvetlendirmektedir. Eski çağlarda coğrafya ile uğraşanlar bu işe bilinen veya tasarlanan yerleri çizmekle başlamışlardır. İfadeler resim ve ilkel haritalar şeklinde olmuştur. Taşan nehirlerin kenarlarındaki tarlaların sınırlarının tespiti bu işe yardımcı olan en önemli faktördür. Mezopotamya’da yaşamış eski kavimlerde coğrafya, mitoloji ve teolojiye dayanmıştır. Bu çağlarda hak dinlere inanmayanlar, dünyayı düz alanlar kabul ediyorlardı. Mezopotamyalılar dört köşesinde birer ülke olan dörtgen bir dünya olduğunu kabul etmişlerdir. Bu çağdaki coğrafya bilgisi gemicilerden, tüccarlardan, savaş seferlerinden ve diğer haber alma kaynaklarından toplanmıştır. Eski çağ coğrafyası matematik ve tarihi doğrultuda gelişmiştir. Bazı astronomların yapmış oldukları ölçmeler, dünyayı çeşitli kuşaklara ayırma işlemleri, Matematik Coğrafyanın gelişmesine sebep olmuştur.
    Ortaçağın başında Haçlı seferlerinin sonlarına kadar batı Hıristiyan dünyasında coğrafya ilmi eski çağ bilgilerinin değişik bir şekil ile kabulünden ileri gitmemiştir. Dünyayı düz bir şekilde, ortasında Kudüs’ün bulunduğu tepsi gibi düşünen batı alemi, Hıristiyan taassubu içinde boğulmuş bir durumda kalmıştır. İslamiyetin insanlara gönderilmesi ve dünyada kısa bir süre içinde Batı Asya, Kuzey Afrika, İspanya, Sicilya, Hind, Çin, Orta Asya, Doğu Afrika, Malezya Adalarına kadar yayılması, İslamiyetin ilme verdiği ehemmiyet sayesinde diğer ilimlerde olduğu gibi coğrafyada da müslümanların ilerlemesini temin etmiştir. Müslümanların kurdukları coğrafya bilimine daha sonra, yapılan ilaveler sadece onların kurdukları coğrafya bilgileri ve temelleri üzerine yapılan araştırmalardır. İlimlerin temellerinde ve esaslarında bir değişiklik yapılmamıştır. Yedinci ve dokuzuncu asırlarda Müslümanlar ticaret yollarında hem karadan hem denizden Çin’e ulaşmış, muson rüzgarlarının düzenli esişlerini keşfederek Güney Asya ile Doğu Afrika arasında işlek deniz yolları tesis etmişlerdir. İslam coğrafyacı ve seyyahları, dünyanın pekçok yerini dolaşmışlar, bu ilim adamları müslüman hükümdarlar tarafından ilmi araştırmaların devamı için teşvik edilmişlerdir. Müslüman coğrafyacılar yeryüzünün meskun alanlarını (bayındır yerlerini) enlemlere göre belirtmişlerdir. Güneş ışıklarının dikliğine ve uzun gün süresine göre batı-doğu doğrultusunda yedi iklim bölgesine, bunların her birini tekrar boylamlarla on bölüme ayırmışlardır.
    Dokuzuncu asır coğrafya alimlerinden Belhi (847-934)nin Suverü’l-Ekalim (İklim Tipleri)adlı İslam ülkeleri atlası başlıca eserlerindendir. İslam dünyasının coğrafya doğrultusunu geliştiren alimlerden İbn-i Havkal ve İstahri’nin yazdıkları Kitab-ül Mesalik ve’l Memalik (Yollar ve Memleketler)adlı eserleri çok meşhurdur. Onuncu asırda yetişmiş seyyahlardan El-Mes’udi ve İbn-i Fadlan ile daha sonraki asırlarda yetişen seyyah ve coğrafya alimlerinden İdrisi, Ebü’l-Fida ve İbn-i Battuta iklimler ve ülkelerle ilgili çok çeşitli coğrafya eserleri vermişlerdir. Bunlardan Tancalı İbn-i Battuta (1303-1368) İslam dünyasını, bütün Asya’yı Anadolu’dan Malay Takımadalarına kadar gezmiştir. Seyahatname’si meşhurdur.
    Mu’cem adıyla hazırlanmış olan lügat (sözlük)şeklindeki, çöl ve bozkırlardaki kuyu ve su kaynağı, vaha, otlak, çayır gibi coğrafi yerleri belirten ve bu sayede buralarda yaşayan insanlara faydalı olmak üzere hazırlanmış eserler coğrafyanın önemli eserlerindendir. Bu eserlerin en eskisi İslamiyetin ilk zamanlarında Bekri tarafından hazırlanmış olanıdır. Bu husustaki bir başka eser ise Yakut’un Mu’cem-ül-Büldan (13. asır) adlı eseridir.
    Ortaçağın sonlarında Batıda coğrafya yeni yeni canlanmaya başlamıştır. Buna sebep olan hadiseler Batı-Hıristiyan aleminin İspanya ve Sicilya’daki Endülüs Müslümanlarıyle temasları, Haçlı seferleri sırasında Doğu İslam dünyasını tanıma ve Müslümanların yardımlarıyle ilmi, medeni gelişmeleri görmeleri ve bunlardan istifade etmeleridir. On üçüncü asır sonlarında Çin’e açılan kervan yoluyla doğuya gelen Venedikli tüccar ve seyyahlar, buradan aldıkları bilgileri Batıya aktarmışlardır. Bunlardan en meşhurları Marco Polo’dur. Bunların yanısıra Müslümanların yazmış oldukları coğrafya eserlerinin Batı dillerine tercüme edilmesi Hıristiyan dünyasında coğrafya ilminin gelişmesine vesile olmuştur. Yeniçağda coğrafyanın en büyük eseri meşhur denizci ve alim Piri Reisin yazdığı Kitab-ı Bahriye adlı kitaptır. Yeniçağın ortaçağla olan köprüsü (geçiş dönemi) olan eser olarak nitelendirilmektedir. Seyyahlık ve bu sayede yeni yeni ülkelerin bulunması bu çağın coğrafya ilmindeki gelişmenin genel görünüşünü meydana getirir. Haritacılıkta ilerlemeler, coğrafyanın yardımcısı olan ilimlerdeki gelişmeler dikkat çekicidir. Dünya haritalarının yanısıra özel haritalar ve bu haritalarda projeksiyon usullerinin kullanılması, kıyılar, dağlar, göller, akarsular ve diğer yüzey şekillerinin gösterilmesi, nispeten daha incelik ve doğruluk kazanmıştır.
    Coğrafyaya olan ilgi arttıkça ülkeleri tanıtan Kozmografya ismi verilen seyahat tasvirlerini ihtiva eden eserler yazılmıştır. Bunlardan en meşhuru katip Çelebi’nin Cihannüma’sıdır.
    İstatistiğin coğrafyaya girmesi ilk olarak 16. asırda Venedik’te nüfus istatistiğiyle olmuştur. Fiziki coğrafya alanında da iklim değişikliklerinden hareketle pekçok ilerlemelerin olduğu yeniçağda N.Kopernik (N.Copernicus) o zamana kadar kabul edilen yer merkezli alem yerine Endülüs alimlerinden Batruci’nin eserlerinden alarak güneş merkezli alem sistemi fikrini ileri sürmüştür (Bkz. Batruci). İklim değişikliklerinin yanında alize rüzgarlarının keşfedilmesi ve 17. asırda barometrenin yükseklik ölçmelerinde kullanılmasıyla haritalarda yükselti eğrilerinin gösterilmesi Fiziki Coğrafyada meydana gelen ilerlemeler olmuştur. 1634’te ilk olarak başlangıç meridyeni için heyet çalışmaları yapılmış ve başlangıç meridyeni olarak o zaman Paris Rasathanesinin 20° batısından geçtiği kabul edilen Kanarya Adalarının Ferro meridyeni kabul edilmiştir. Bu çağda Matematik Coğrafyadaki en önemli gelişme nirengi (triangulatiron) usulünün kullanılmaya başlaması olmuştur. Meteorolojideki ilerlemeler Klimatoloji, bitkiler ve hayvanlar alemindeki çalışmalar da Botanik ve Zooloji ilminin gelişmesini temin etmiştir. Beşeri iktisadi coğrafyanın yeni kurulduğu bu çağda Kartoğrafya üzerinde yeni ilerlemeler olmuştur.
    Yeniçağda Fiziki Coğrafya üzerine B.Varenius’un yazdığı Geographia Generalis adlı eserde (1650) yerküre üzerindeki olaylar, sular, atmosfer incelenmiş, ışın ile ısının dağılışı kuşaklar biçiminde belirtilmiştir. Tarihi Coğrafya üzerine Philipp Clüwer’in yazdığı İntroducto Universam Geographiam tam Veterem tam Novar adlı eser vardır. Meteorolojideki gelişmelerden istifade eden A. Von Hum Boldt 1817’de ilk olarak izoterm haritası çizmiştir. Bu Klimatolojinin temeli olarak kabul edilmektedir. 1776 senelerinde A. Simith’in iktisat ilmini kurması bunun coğrafyaya girmesini temin etmiştir. Günümüz coğrafyasına gelirken Beşeri Coğrafya oldukça ilerleme kaydetmiştir. On sekizinci asır sonları ile 19. asır ortalarına kadar temel olarak iki fikir olması bu husustaki araştırmaların yoğunluk kazanmasına vesile olmuştur. A.Kirchhoff’un Memleketler Coğrafyası Dersleri Fr. Van Richtofen’in China adlı eseri ve Fr. Ratzel’in meşhur Anthrappageographie (Beşeri Coğrafya) adlı eserleri Beşeri Coğrafyanın gelişmesine büyük faydalar sağlamıştır. On dokuzuncu asrın sonlarında coğrafyadaki farklı fikirler ortadan kalkmıştır. Günümüzde bütün coğrafya olayları birbirlerine bağlı ve karşılıklı ilişkili olmalarına göre, tabiat ilminin temeline dayalı olarak araştırılır, sebepleri aranır ve izah edilir. Son zamanlarda yazılmış her biri çok büyük ciltler halindeki ülkeler coğrafyası eserleri vardır. Bunlardan Fransızca Geographie Universelle serisi, Almanca Handbuch der Geographischen Wissenschaft serisi ve İngilizce The Regions of the World ile International Geography adlı eserler en önemlileridir





+ Yorum Gönder


cografi sekiller,  coğrafi şekiller,  cografyanin tarihe etkisi nedir