+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda İnsanın doğası ve dil konulu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    İnsanın doğası ve dil konulu








    İnsanın Doğası ve Dil Konulu Hakkında Bilgiler

    insan dogasi.jpg

    Eğitim insanla, insanın yetiştirilmesiyle ilgili temel etkinliklerden biridir. Eğitim sürecinin başta gelen unsurlarından biri, insandır, insani unsurdur. Eğitimle ilgili bütün düzenlemeler, tasarlanan amaçlar, kullanılan yöntemler, insanlar için, insanları eğitme/yetiştirme amacı gözetilerek hazırlanmaktadır. Ancak bununla birlikte, “insan nedir” ya da “insan kimdir” sorusunun, eğitimciler tarafından yeterince ele alınmadığı da açıktır. Bu, herkesin bildiği bir şey olarak düşünülmüş ve uygulamalar da bu kanı üzerine dayandırılmıştır. Günümüze kadar eğitim alanında öğretim ve öğrenme ortamı hakkında pek çok şey yazılmasına karşın, felsefi antropoloji (insan felsefesi) ile eğitim arasındaki ilişkiye yeterince önem verilmediği görülmektedir.



    Eğitim filozoflarının geçmişten günümüze kadar bilgi kuramı, değer kuramı ve metafizik üzerinde yoğunlaştıkları dikkati çekmektedir. Günümüzde ise insan felsefesi ve eğitim ilişkisi üzerinde yoğunlaşılması gereklidir. İnsan nedir? İnsanın varlık/varoluş tarzları nelerdir? İnsan ve dünya arasındaki ilişki nedir? İnsan ve eğitim arasındaki ilişkinin boyutları nedir? Bu ve benzeri daha pek çok soru, bugün yanıt bekleyen önemli sorular arasında yer almaktadır.

    İnsan, gerçekliğe hep kendi açısından baktığı için, felsefe, evren (doğa) hakkında bir kuram olduğu zaman bile, temelinde insan hakkında bir kuram, yani “felsefi insanbilim” bulunmaktadır. İnsanın varoluşuna, insanın ne olduğuna ilişkin sorular tam olarak bilinçli olmasa bile, felsefenin başlangıcından itibaren söz konusudur. Gerçekten de tüm felsefe çabalarını bu açıdan değerlendirmek mümkündür. Her filozof “insan nedir?” sorusunun yanıtını arama çabası içindedir. Çünkü filozofun var olana, olup bitene bakışını temelden etkileyen, “insan”dan neyi anladığı, onu nasıl bir varlık olarak gördüğü ve insanı insan kılan öğeler olarak nelerden söz ettiğidir. “Her filozofun düşünme doğrultusunu belirleyen, onun konulara nasıl ne türden bir bakış yönelttiğini açığa çıkaran bir insan anlayışı vardır.”(Çotuksöken 1995:125) Gerçekten de tüm tarihi boyunca felsefenin, insan açısından ve insan üzerine bir düşünme biçimi olduğunu söylemek mümkündür.










  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye






    İnsanın doğasını belirleme yönünde felsefe tarihinde karşılaştığımız girişimler arasında özellikle Hobbes ve Rousseau’nun düşünceleri dikkati çeker. Hobbes insanı doğası bakımından toplum dışı ve kötü bir varlık olarak görürken, Rousseau insanın doğası gereği iyi bir varlık olduğunu, ama tarihsel süreç içinde bozulduğunu ileri sürer. Görüldüğü gibi insanın doğasına yönelik bu iki yaklaşımdan birisi (Hobbes) insanın olumsuz niteliklerle donanmış olduğu düşüncesine dayanır. İkinci yaklaşım (Rousseau) ise insan doğasının olumlu niteliklerle yüklü olduğunu savunmaktadır. Ancak her iki yaklaşımın aralarında ortak bir yönün bulunduğu saptanabilir: “İster iyi olan yapının –toplumsal örgütlenmeyle ve özellikle mülkiyetle- bozulmasına ilişkin olsun, ister güçlü bir toplumsal örgütlenme modeliyle insan yapısındaki olumsuz niteliklerin giderilebileceği doğrultusundaki düşüncelere ilişkin olsun, her iki savda da bir bakıma örtük olarak benimsenen yön şudur: insan değişebilir, değiştirilebilir bir varlıktır; onun değişmez bir yapısı yoktur”(Çotuksöken 1998:93)

    Değişmez bir doğayı, yapıyı, özü insana yükleme türünden anlayışların, tözselliği öne çıkaran anlayışlar olduğunu ve bu türden yaklaşımların kavram gerçekçiliğine dayandıklarını söyleyen Çotuksöken’e göre, “Tüm insanlarda ortak olan bir yapı benzerliğinin a priori ilkesi olarak özgül ayrımın dışında kalan genel ve özel ayrımlar olsa olsa nitelikleri imlerler ve sürekli değişebilir ya da değişir olmayla belirlenebilirler. Öyleyse, her tek insanın değişmez, kalıcı bir özü olduğu görüşünü sağlıklı bir biçimde ileri sürmek pek mümkün görünmemektedir. Ayrıca, insanı belirlemek üzere yapılacak saptamalarda da onun baştan olmuş bitmiş, son biçimini almış, artık hiçbir şekilde değişebilir olmayan özel bir yanı, değişmez bir doğası olduğu kavrayışının da savunulurluğu ortadan kalkmaktadır. Bu bağlamda insan, homo sapiens sapiens’in dışında kalan canlılardan ancak tümüyle başkadır. Her tek insan ise bir diğerinden ve zaman içinde de kendinden nitelikleriyle, ayrılabilir, ayrılamaz ilinekleriyle farklıdır ve bu farklar, ayrımlar da hiçbir zaman özsel değildir”(Çotuksöken 1998:111-112).





+ Yorum Gönder