+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Azot döngüsü nasıl gerçekleşir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Azot döngüsü nasıl gerçekleşir









    Azot Döngüsü Nasıl Gerçekleşir biliyor musunuz?


    Bitkiler aminoasit protein sentezleyebilmek için azota ihtiyaç duyarlar Ama hiçbir bitki havanın serbest azotunu alamaz Kökleriyle suda çözünmüş olarak alabilirler Hayvanlar ise yedikleri bitki ve canlılardan alırlar


    Azot döngüsü.jpg

    Atmosfer azotu azot bağlayıcı bakteriler tarafından ve şimşek yıldırım ve yağmurların etkisiyle toprağa bağlanır Havadaki azot gazının toprağa bağlanmasına fiksasyon denir Toprağa bağlanan azot tuzlarının bir bölümü denitrifikasyon bakterileri (Güherçile bozan) tarafından azot gazına dönüştürülür Böylece havadaki azot sabit kalırTopraktaki azotun bir bölümünü bitkiler tarafından alınıp aminoasit organik baz gibi azotlu bileşiklere dönüştürülürBu azotlu bileşikleri bitki yiyen hayvanlara geçer Azotlu bileşikler bitki hayvan artık ve ölüleri olarak toprağa karışırBitki hayvan artıklarıyla ölülerindeki azotlu organik bileşikler üre ve ürik asit ayrıştırıcılar tarafından parçalanınca NH3 ve H2S oluşur Aminoasitlerin saprofitler tarafından oksijensiz yıkımına pütrifikasyon denir Ayrıştırıcıların oluşturduğu NH3 gazı kemosentez yapan nitrit bakterileri tarafından kimyasal enerji eldesinde kullanılınca nitrit asit (HNO2) meydana gelir Nitrit asit bir başka kemosentetik bakteri olan nitrat bakterisi tarafından enerji eldesinde kullanılınca nitrat asit (HNO3) oluşur Böylece azot dolanımını tamamlamış olur


    NOT: Azot döngüsü sırasında ayrıştırıcıların oluşturduğu NH3 gazından kemosentetik bakterilerin azot oluşturmasına nitrifikasyon denir








  2. Zühre
    Devamlı Üye





    Azot bağlanması

    Azot bağlanması
    , havada çok bol bulunan ve oldukça eylemsiz bir gaz olan serbest azotun, doğal süreçlerle ya da sanayi yöntemleriyle, amonyak, nitrat ya da nitrit gibi daha kolay tepkime veren bileşiklere dönüş*türülmesidir.

    Doğadaki serbest azot, şimşeğin ve kozmik ışınların, özellikle de toprakta yaşayan bazı bakterilerin etkisiyle nitrik asit biçiminde bağlanır, başka bir deyişle bileşik haline dönüştürülür. Bu dönüşümün yüzde 90′dan fazlasını sağlayan toprak bakterileridir. Ayrıca, Anabaena ve Nostoc cinsinden mavi- yeşil algler de azotun bağlanmasında önemli rol oynar.

    Azot bağlayıcı bakterilerin bir grubu, Azotobacter, Beijerinckia ve Clostridium cinsinin üyeleri gibi serbest yaşayan kendibeslek bakteriler, öbür grubu ise baklagillerin ortakçısı olan Rhizobium ve tahılların ortakçısı olan Spirillum lipoferum gibi ortak*yaşar bakterilerdir. Ortak yaşayan azot bağlayıcı bakteriler, konak bitkilerin kök tüylerine yerleşerek çoğalır ve bitki hücrelerinin genişleyerek kök yumruları oluşturmasına yardımcı olur. Bu yumruların içinde gelişen bakteriler serbest azotu nitratlara dönüştürür, konak bitki de bu bileşiklerden yararlanarak gelişmesini sürdürür. Yonca, fasulye, tirfil, bezelye ve soya fasulyesi gibi baklagillerin çok sayıda yumru oluşturarak iyi gelişmesini sağlamak için, özellikle azot bağlayıcı bakterilerin az bulunduğu ya da hiç bulunmadığı topraklarda, özel olarak üretilmiş en uygun Rhizobium türleri ekimden önce tohumlara aşılanır. Ayrıca bak. azot çevrimi. Tarımda ve çeşitli sanayi dallarında azot bileşiklerine duyulan büyük talep nedeniyle, doğal nitrat rezervleri tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Ancak, 1909′da Alman kimyacı Fritz Haber’in, havadaki azot ile hidrojenin özel koşullarda birleşerek, birçok azot bileşiğinin üretiminde başlangıç maddesi olarak kullanılan amonyağı oluşturacağını bulması bu sorunu büyük ölçüde çözmüştür. Kari Bosch’un katkısıyla sanayide uygulamasına geçilen bu bireşim yöntemi, bugün Haber-Bosch yöntemi olarak bilinir





  3. Zühre
    Devamlı Üye
    Azot Döngüsü

    Yaşamın başlangıcından beri, atmosfer ve okyanuslar azot içerir. Azot canlılar için önemli bir maddedir. Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için oksijen ve karbondioksite ihtiyaç duydukları gibi, büyüyebilmek için de azota (N2) ihtiyaç duyarlar. Çünkü proteinlerin ve DNA’nın önemli bir bileşenidir. Azot, canlı vücudunda özellikle nükleik asitlerin, proteinlerin ve vitaminlerin yapısında %15 oranında bulunmaktadır. Gaz halindeki azot (N2), atmosferin %78'ini oluşturur. Üçlü kovalent bağı, bu iki azot atomunu sıkıca bir arada tutar. Azot Döngüsü, daha çok biyosferin ince bir tabakasnda gerçekleşir. Azot bileşikleri bu ince kabuk içinde birbirine dönüşür. Bu işlemlere azot döngüsü denir. Azot döngüsü yaşamın sürekliliğini sağlayan bir doğa olayıdır. Bu döngüde azot bileşikleri sürekli olarak topraktan canlılara ve sonra tekrar toprağa geri dönerler. Ancak bir miktar azot atmosfere gider ve tekrar geri alınır. Canlılar havadaki bu azotu, ihtiyaçları olmasına rağmen doğada bulunduğu gibi bünyelerine alamazlar. Bu gazın bir şekilde canlıların kullanabileceği hale dönüştürülmesi ve canlılar tarafından tüketilip bitirilmemesi için bir döngü şeklinde atmosfere geri dönmesi gerekmektedir. Bu zorunluluğu ise mikroskobik bakteriler karşılamaktadır.

    Azot çok az organizma tarafından gaz haliyle alınarak kullanılabilindiğinden. Ekosistemlerdeki canlıların kullanabilmesi için öncelikle atmosferik azot gazının inorganik formda fikse edilmesi gerekmektedir. Azot gazının çeşitli şekillerde bağlanarak kullanılabilir bileşikler haline dönüşmesi olayına fiksasyon denir. Fiksasyon sonucu elde edilen inorganik form genellikle amonyak ve nitrattır. Dünyadaki azot fiksasyonu, bazı canlılar tarafından (Rhizobium, Azotobacter, Oscillatoria, Anabeana) biyolojik süreçlerle gerçekleşebildiği gibi, fizikokimyasal (şimşek, yıldırım gibi etkenlerle azotun nitrata dönüşümü) ve endüstriyel süreçlerle (sentetik nitratlı gübre üretimi) de gerçekleşmektedir. Yapılan hesaplamalara göre yıllık azot fiksasyonunun en önemli miktarını biyolojik fiksasyon oluşturmaktadır. Gübre üretimi ile yapılan sunni fiksasyon, biyolojik fiksasyonun yaklaşık yarısı; şimşek, yıldırım ve yanardağ hareketleri gibi fizikokimyasal yolla oluşan fiksasyon ise yaklaşık 1/8'i kadardır.

    Biyolojik fiksasyon yapan Rhizobium cinsi bakteriler, bazı baklagillerin kökünde simbiyotik olarak yaşamaktadır. Sucul ekosistemlerdeki biyolojik azot fiksasyonunun çok önemli bir kısmı Anabeana ve Oscillatoria cinsi mavi-yeşil algler tarafından gerçekleştirilmektedir. Toprakta ise Azotobacter ve Clostridium cinsi bakteriler önemli derecede biyolojik fiksasyonu gerçekleştiren canlılardır (Kormondy, 1984).

    Fiksasyona uğramış olan azotun, diğer canlılar tarafından kullanıla*bilmesi için öncelikle bitkiler tarafından alınarak özümlenmesi (organik bünyeye katılması) zorunludur. Her ne şekilde olursa olsun, fiksasyona uğrayarak toprağa ve suya karışan nitrat formundaki inorganik azot (NO3), suda erimek suretiyle bitkiler tarafından alınabilir. Bitkiler tarafından emilen nitrat, protein ve nükleik asit gibi biyomoleküllerin üretiminde kullanılır. Böylece azot, abiyotik çevreden biyotik unsurlara geçmiş olur. Bitkilerden beslenme yoluyla tüm canlılara ulaştırılır. Azot, bitkiler ve hayvanlar atık ürettiklerinde ya da öldüklerinde, ayrışma tekrar toprağa döner. Toprakta bulunan denitrifikasyon bakterileri de nitrit ya da nitratı tekrar azot gazına dönüştürür. Böylece azot tekrar atmosfere karışır.

    Bakteriler azot bağlama işlemi için nitrojenaz enzimi kullanırlar. Bu enzim, iki proteinden oluşur. Bu proteinler iki atom arasındaki bağları kırmak ve 1 molekül N2'den 2 molekül amonyak elde etmek için 1-2 saniyede 8 kez ayrılıp birleşirler.

    Azot Döngüsü


    Biyosfer yer kabuğunu saran atmosferin ince bir tabakasıdır.Azot bileşikleri bu ince kabuk içinde birbirine dönüşür.Bu işlemlere azot çevrimi denir.Azot çevrimi yaşamın sürekliliğini sağlayan bir doğa olayıdır. Bu çevrimde azot bileşikleri sürekli olarak topraktan canlılara ve sonra tekrar toprağa geri dönerler. Ancak bir miktar azot atmosfere gider ve tekrar geri alınır. Önce azot bileşiklerinin toprakla yaşayan varlıklar arasındaki değişimini ele alalım. Toprak ekseri nitrat bileşikleri içerir. Bu bileşikler ya inorganik olarak amonyak bileşiklerinden veya organik olarak ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarından oluşan humus adı verilen maddelerden toprağa karışır. Topraktaki bu nitrat bileşikleri bitki ve hayvanlardaki bütün proteinlerin kaynağını oluşturur. Bitkiler nitratlı bileşikleri gıda olarak kullanır ve onları amino asit ve proteinlere dönüştürürler. Azot bileşikleri eksik olan topraklarda bitkiler gelişemez. Azotça fakir topraklarda büyüyen bitkiler, azotça zengin topraklarda büyüyen bitkilere göre daha az verim ve proteine sahiptirler. Bitkiler ölünce taşıdıkları protein ya doğrundan toprağa veya hayvanlara geçer. Proteinler hayvanların büyüme ve gelişmesi için de çok gereklidir. Vücudumuzun temel işlemleri için vitaminlerin, proteinlerin , hormon ve enzimlerin alınması gerektiğinden, yeterli azotlu gıdalar yemeyen kişilerde beslenme bozuklukları görülür. Bitkilerde olduğu gibi hayvanlar ölünce de taşıdıkları azot bileşikleri toprağa sürekli olarak ancak genellikle artık şeklinde geri döner. Hayvan dışkı ve artıkları yüksek oranda nitratlı bileşikler içerir. Örneğin gübre üzerinde oluşan beyaz benekler potasyum nitrattır. İngiltere’de, Elizabeth döneminde işçilerin gübrelerin bir kısmının barut yapımı için hükümete vermeleri bir yurtseverlik görevi idi. Azot sadece toprak ve canlılar arasında dolaşmaz,bu arada bir kısım azot atmosfere karışır.Daha sonra bu azotun bir kısmı ışık etkisi ile amonyağa dönüşür ve yağmurla beraber toprağa düşer. Topraktaki bazı bakteriler azotu doğrudan diatomik azota dönüştürürken bir kısmı da havadan azot alarak azot bileşikleri yaparlar. Örneğin fasulye ve yerfıstığı gibi baklagillerin köklerinde yaşayan Rhizobia bakterisi bitkilerden karbonhidratları alır ve bunları yeni azot bileşiklerine çevirir. Rhizobia ile baklagiller arasındaki ilişki bir ortak yaşama şeklidir. (Bitki ve bakteri arasında karşılıklı faydaya dayanan bir yaşam şekli.)

    Bakteriler tarafından üretilen azot bileşikleri bitkiler tarafından alınarak proteinlere çevrilir, yan ürün olarak daha fazla karbonhidrat üretilir.Sonuç olarak Rhizobia ve baklagiller birbiri olmadan yaşayamaz. Suda biraz daha değişik azot çevrimi oluşur. Balıklar kendi artıkları ile beraber azot bileşiklerini suya bırakırlar , sudaki bakteriler bu artıkları nitrat bileşiklerine çevirirler. Sonra sudaki yosun gibi bitkiler nitratları besin olarak alırlar. Yosunlar besin olarak balıklar tarafından yenir ve çevrim yeniden başlar. Sudaki azot çevrimi ile topraktaki çevrim arasındaki en belirgin farklılık , topraktaki çevrimin bir humus kademesinde geçmesidir. Ancak, organik atıkların deniz veya gölün dibine çökmesi bir humus tabakası oluşabilir. Dolayısıyla sualtı hayvanları bu kaynaktan beslenebilir. Azot çevrimi bazen tam olarak oluşmaz. Örneğin;tarımda toprağın azot içeriği azalabilir.Sonuçta daha düşük verim ve daha zayıf bir ürün alınır. Azot eksikliği bir dereceye kadar toprağa gübre ilavesiyle veya ekimden önce baklagil tohumları Rhizobia bakterisi aşılamakla giderilebilir. Ancak bu yöntemler toprakta bulunması gereken azot gereksinimini karşılamak için yetersizdir. Ancak nöbetleşe ekimle karşılanabilir.turkeyarena.com Otomobil ve uçak motorları egsoz gazları ile çevreye azotdioksit gibi bazı azot bileşikleri yayarlar. Bu bileşikler atmosferde kalmaya eğilimlidirler ve oldukça zehirlidirler. Suya her gün lağım suyu karışması da azot çevrimini etkiler. Böyle bir durum 1960’ lı yıllarda Erie gölünde meydana gelmişti.





+ Yorum Gönder


azot döngüsü nasıl gerçekleşir,  azot döngüsü türkçe,  su döngüsü nasıl olur,  azot döngüsü rhizobium,  azotun bağlanması,  nitratın azot gazına dönüşerek atmosfere geri verilmesi