+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Deprem Ile Güneş Tutulması Arasındaki Ilişki Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Deprem Ile Güneş Tutulması Arasındaki Ilişki Nedir









    deprem ile güneş tutulması arasındaki ilişki nelerdir?


    Bundan 12 yıl kadar önce, 17 Ağustos 1999'da İzmit Körfezi çevresinde yıkıma ve büyük can kaybına yol açan bir depreme tanık olduk. İlginçtir ki yerkabuğunun bu çok tanınmış hareketi, ilkel çağların batıl inanışlarının günümüzde de yaşadığını kanıtlarcasına Güneş tutulmalarını insanların gözünde sabıkalı hale getirdi. Çünkü depremden sadece 6 gün önce, 11 Ağustos 1999'da bir tam Güneş tutulması meydana gelmiş ve ülkemizden de gözlenmişti. Çoğu zaman olduğu gibi başımıza gelen felaketin suçunu üzerine atacak bir hedef aradık. Çıkarılabilecek en kolay sonuç, Güneş tutulmasının depremi tetiklediği yönünde olabilirdi. En kolay hedef Güneş tutulmasıydı. Evet, başka ne olabilirdi ki; Güneş tutulmuş ve depremi tetiklemişti!. Yoksa biz çürük zeminlere çürük binalar inşa edecek kadar cahil insanlar değildik herhalde!
    Yavaş yavaş basın yayın organlarında, 29 Mart 2006'da meydana gelecek ve yine Türkiye'den de gözlenecek olan Tam Güneş Tutulması'nı potansiyel suçlu olarak göstermeye çalışan haberler çıkmaya başladı. Kısaca "Eyvah tutulma olacak! Ya deprem de olursa!" şekilde özetlenebilecek bu haberlerin ne derece gerçeklere dayanan bir korkuyu yansıtmakta oldukları araştırılmalıdır. Biz de bu iddiaların ne derece doğru olduğunu araştırmak için deneysel bir çalışma yaptık. Amacımız sevgili gök cisimlerini savunmak değil, bu iki doğa olayı arasında eğer bir bağlantı varsa bu ilişkiyi ortaya çıkarmaktır.
    Madem bir araştırma var, araştırmanın hedefi olan bir de soru ya da önerme olmalı. Bizim sorumuz şöyle dile getirilebilir: Güneş tutulması olduğunda yeryüzündeki depremlerde bir artış olmakta mıdır? Bu çalışma sadece Türkiye'de değil, tüm yeryüzü genelinde Güneş tutulmaları ile depremler arasında bir ilişki olup olmadığını istatistik bakımdan araştırmak amacıyla yapılmıştır. Daha geniş bir okuyucu kitlesince anlaşılabilir olma çabasıyla, bu araştırma ciddi bir bilimsel makale tarzında yazılmamış, böyle çalışmaların sunumunda gerekli görülen pek çok teknik ayrıntı atlanmıştır.
    VERİLER
    Elimizdeki veri setlerini maddeler halinde sunalım:
    01.01.1900 ile 15.10.2005 tarihleri arasında meydana gelmiş, büyüklüğü 6.0 ve üzerinde olan tüm depremlerin meydana geldikleri tarihler ve koordinatlar arşivlerden derlendi.
    Aynı tarihler arasında meydana gelmiş tüm Güneş tutulmalarının zamanları hesaplandı. Böylece 1900-2005 arasını kapsayan bir tutulma takvimi çıkarılmış oldu.
    Bir bilgisayar programı yardımıyla rasgele tarihler belirlendi. Bu tarih tahmini yapılırken iki sınırlama yapıldı:

    Tarihler yukarıda verilen aralığı kapsadılar.
    Her yıl için yapılan tahmin sayısı, o yıl meydana gelmiş Güneş tutulması sayısı ile aynı oldu.
    Dolayısı ile 1900-2005 tarihleri arasını kapsayan, gerçek tutulmalara karşılık gelmeyen, yapay bir tutulma takvimi elde edildi. Buradaki tarih sayısı, yukarıda bulunan tutulmaların sayısı ile eşittir.







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Deprem Ile Güneş Tutulması Arasındaki Ilişki Hakkında Bilgi

    Depremlerin kökeni yerin içindedir. Katılaşmış Yer kabuğunun üzerinde yüzdüğü Astenosfer içindeki sıcaklık ile basınç ayrılığından kaynaklanan döngülerinin üstteki kabuğu kaydırması sonucu oluşan gerginlik birikimlerinin, yeri kırarak boşalması sonucu depremler olmaktadır. Yeryuvarında her yıl 3.5 ile 4 binbin (milyon) irili ufaklı depremler oluyor. Bunların yalnızca %1 ile %3’ü Türkiye’ye düşüyor.

    Denk Gelişler.Türkiye’de 1894 depreminden birkaç gün önce de güneş tutulması ayrıca 17 Ağustos 1999 depreminden önce de (13 Ağustos 1999) aynı göksel olayın olması bir gelişigüzellik olmamalıdır diye düşündü bir çok kişi. Son 8 Ekim 2005 Pakistan Muzafferabad depreminden (M= 7.6), 5 gün önce 3 Ekim 2005’de, 2004’de M=9 Sumatra depremin de yine güneş tutuldu. Bu durum kuşkuları körükledi. Ancak, Newton çekim yasasına göre yer ile ay arasındaki etkileşim, güneşle olana göre 3 kat büyüktür. Yeri esnetecek böyle bir çekim, yerin deniz anası gibi büzülüp genişleyerek, oluşmakta olan bir depremi tetiklemiş olabilir mi? 7’den büyük depremlerin tetiklenmesinde bir uzaysal etkinin olup olmadığı kuşku uyandırmıştır.
    Kimi araştırmacılar, güneş tutulma kuşağının dalma-batma kuşakları ile etkin kırık çizgilerini kestiği yerlerde yaklaşık 15 ay sonra deprem olacağını vurgulamışlardır. Buradan kalkarak bu tutulma günlerini izleyen deprem oluşumlarını kanıt olarak göstermişlerdir. Ancak bu pek inandırıcı gelmemektedir.
    Son yüzyılda olan depremlerle güneş tutulma günlerinin 6 gün öncesi ile 6 gün sonrası incelendiğinde uyuşumun % 45 olduğu, bunun 15 gün öncesi ile sonrasına genişletildiğinde uyuşumun %60’ı geçtiği görülmüştür (Kandilli Gözlemevi). Bu olayların bire bir yakıştırma için yeterli olmadığı daha çok bilgiye gereksinme vardır. Ancak uyuşumun azımsanmayacak oranda olması kuşkuyu arttırmıştır.
    Depremi Uzay Etkiler mi?
    Uzaydaki uydu ile gezegenlerin, ayrıca güneşin yerde yarattığı değişen oranlardaki bir esnetmesi vardır. Ancak uzaysal olayların deprem yarattığı kanıtlanmamıştır.
    Uzay olayları deprem geliştirmemekle birlikte, bir yerde taşma düzeyine değin gerginlik birikimi varsa, yerde oluşturabileceği esnemeler sonucu, gerginliğin boşalmasına yardımcı olabilir. Açıkçası, kurulmuş depremin tetiğini çekebilir, ancak bir başına olmayan bir depremi tohumlamaz, deprem yaratmaz.
    Yerin İçinde Ne Oluyor?
    Yerin göbeğine olan derinlik 6372 km dir. Yerin yaklaşık 2900 km. derininde başlayan dış çekirdek, yaklaşık kalınlığı 2400 km, sıcaklığı 3 500-4 000 0C, yoğunluğu 10-12.3 gr/cm3, iç basıncı 1 350 ile 3 340 bar, ivmesi; 4 000 ile 10 000 cm/sn2 olan çoğunlukla sıvı demir ile nikeldir. Yerin ortalama yoğunluğu 5,52 gr/ cm3, üzerinde yaşadığımız yüzer kabuğun ise 2,53 dolayındadır. Dış çekirdekteki kaya sıvığı (hamuru) elektriği çok kolay iletici özelliktedir. Yerin kendi çevresinde ekvatorda 465 km/sn hızla, ayrıca güneş yörüngesinde değişken hızla ortalama 30 – 40 km/sn hızla dönmesi, derindeki sıvı dış çekirdekte de, yıllık 0.10’lik bir hızla savurarak iç akışkanın çevrimini yarattığı sanılır. Dış çekirdekteki bu çevrim, yeryüzünde, yer mıknatıslanma alanının 11.1 km/yıl hızla batıya doğru kaymasından anlaşılmıştır. Yerin içindeki dış çekirdekteki sıvı dolanım (sirkülason) hızı 0.92 km/ay , 31 m/gün , 1.3 m/saat tir.
    Dış çekirdek içinde saatte 1.3 metre gibi hızlı bir biçimde , mıknatıslanma ekseni çevresinde dolanan sıvı akışı, böylece elektrik yüklerin mekanik gidişini sağladığından, dolanmaya dik yönde magneto-hidro-dinamik kökenli bir yer mıknatıslanma alanını yaratır.
    Yerin mıknatıslanma alanının %94’ü yer içinden %6’sı uzaydan dışından gelir.
    Güneşin Yapısı ile Yeryuvarına Etkisi
    Güneş ısı ile ışın yayan yüksek sıcaklıkta bir gök kütlesi olup için için kaynayan, ara sıra patlayan, bir kordur. Yerin güneşe uzaklığı 150 milyon km’dir. (1 A.B. – Astronomi birimi). Güneşin yoğunluğu 1.4 gr/cm3 (yerin ¼’ü). Güneşin kendi çevresinde dönme süresi 27 gün (yere göre 27 gün uzun), dönme hızı 250 km/sn uçaktan 1250 kez hızlıdır (Yerin 30 km/sn, uçaktan 150 kez hızlı).
    Güneş, Yere yolladığı ısı ile denizlerden yılda 600 milyar m3 suyu buharlaştırır (600 km3/yıl).
    Güneş Lekeleri
    Güneş patlamalarının izi olan kara lekelerinin sayısı yaklaşık her 10-11 yılda bir artış dönemselliği göstermektedir. 20. yüzyılda en yoğun olduğu yıllar 1907, 1918, 1928, 1948, 1954, 1970, 1981, 1992, 2003, 2014 dönemleridir. Yeryuvarında deprem sayılarında artış ise yaklaşık 30 yıllık bir dönemsellik içermektedir. Yer yüzünde en çok deprem olan dönemler 1912 ± 5, 1945 ± 5, 1975 ± 5, 2005 ± 5, 2035 ± 5 yıllarıdır. Kısaca güneş lekelerinde en büyük değişim dönemleri T1 = 10-11 yılda bir (günde 100-250 tane) daha sonra T2 = 5 yılda bir (günde 50-150 tane), T3 = 27-30 günde bir (günde 50-100 tane)’dir.
    Leke sayısıyla, büyük deprem artışı arasında bir yakıştırma yapacak açık bir ilişki görülmemektedir. Peki neden 30 yıllık aralarla yer yuvarında deprem sayılarında artış var ?. Bilmiyoruz. Ancak 30 yıllık deprem artışının kökeninin magma içindeki dönemsel değişimlerde aranmalıdır. Bu durumu jeofizikçiler özenle incelemelidir.
    Yerin Devinimi ile Dönme İvmesi.
    Güneş çevresinde saatte 107 bin km hızla dönen Yerin yörüngesinin çember olmayışı, sonra süremlere (mevsimlere) göre Yerin ısınıp genleşmesi, soğuyup büzülmesinin, yine yörüngede dolanırken ivme değişiminin depremlere neden olup olmayacağı düşünülmüştür. Ancak böyle bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir.
    Güneş düzeni içinde bir gezegen durumunda olan Yeryuvarı, diğer gezegenler gibi Güneş çevresinde, elips biçiminde bir yörünge üzerinde dolanmakta, dolanmasını 365 gün, 5 saat 48 dakika, 46 saniyede bitirmektedir. Güneş, yörünge elipsinin bir odak noktasında bulunur. Güneş ile Yer arasındaki uzaklık ortalama 149,6 ya da yaklaşık olarak 150 milyon kilometredir.
    Yerin Güneş çevresinde dolanırken yörüngesi üzerindeki hızı, Kepler’in ikinci yasasına göre, sürekli olarak değişmektedir. Güneşe en yakın olduğunda Yerin hızı büyük, Güneşe en uzak olduğunda hız en düşüktür.; ortalama hız ise saatte 107 bin km ya da saniyede yaklaşık olarak 30 km.’dir. Yerin yörünge düzlemi (ecliptic) onun ekvator düzlemine koşut değildir. Her iki düzlem arasında 230 27'’lik bir açı vardır. Bu nedenle Yeryuvarın dönme ekseni de yörünge düzlemine dik olmayıp, bu düzlemle 66 1/20’lik bir açı yapmaktadır; başka bir deyimle, Yer ekseni ile yörüngeye dik bir doğrultu arasında 23 1/20’lik bir açı vardır.
    Ay- Yer İlişkisi
    Yerin aydan uzaklığı 365 bin km. ile 407 bin km. arasında değişmektedir. Yerimiz Güneşten daha çok Ayın çekim etkisi altında bulunur; gel-git olayı bu etkinin belirgin bir sonucudur.
    Ayın ortalama çapı; 3476 km. (Yerin ekvator çapının 0,272.5’i, Kütlesi; 73,4.1021 kg. (Yerin ,012.3’ü), Oylumu: 22.19.9 km3 (Yerin 0,020.3’ü), Ortamala Yoğunluğu: 3,34 (Su:1), Yüzey Sıcaklığı: +120-1800, Yüzeydeki Ortalama Atmosfer Basıncı: ~10-14 bar’dır. Gök Davranışı verilerine bakarak Yer üzerine en büyük çekim etkisi Ay’ca yapılmaktadır. Oysa Güneş, çap olarak gözönüne alındığında Ay’dan 400 kat, kütle olarak da 27 milyon kat daha büyük olmasına karşın yalnızca uzaklığından dolayı Yer üzerine uyguladığı çekim etkisi Ay’ınkinden daha azdır. Toplam çekim etkisi 3 birim alındığında bunun 2 birimi Ay’a, 1 birimi Güneş’e ilişkindir. Bilindiği gibi Newton çekim gücü, cisimlerin kütlelerinin çarpımıyla doğru, aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılıdır. Gezegenler gözönüne alındığında bunların kütlelerinin küçük, uzaklıklarının büyük olması, Yer’e olan çekim etkilerini son derece küçük kılmakta, sonra hesaplarda gözardı edilebilir düzeyde bırakmaktadır.
    Ay ile Güneş aynı doğrultuda bulunduklarında (çekimle merkezkaç güçlerinin doğrultularının çakışması) etkiyi en büyük yapar. Kaldı ki Yeniay ile Dolunayda deprem sayılarında bir yığılma görülmektedir. Olağan ay konumunda günde yerde 8 ile 10 deprem olurken yeni ay ile dolunayda 25 ile 40 a çıkmaktadır.
    Yerin uzaydaki çekim etkisiyle esnemesi olan gelgit olaylarının Ay’ın etkisiyle oluştuğunu, Güneş’in daha küçük gel-git olaylarına neden olduğu bilinmektedir. Ay ile Güneş’in bu etkisi yerçekimi gücüne bağlı olarak ortaya çıkar. Yer çekimi, gücü uzaklığa göre değişmeseydi gel-git olayları olmazdı: Çeken, çekilen kütleler arası uzaklık arttıkça yerçekimi azaldığı için gel-gitleri yaratan “Yırtma Etkisi” ortaya çıkar. Diğer gezegenlerin de gel-git yarattığı biliniyor, ancak bunlar önemsenmeyecek kadar küçüktür. Örneğin Venüs Ay’ın yarattığı gelgitin ancak yüzde 0, 0005’ini yaratır. Diğer gezegenlerin gücü bunun da altındadır. Tüm gezegenler bir doğru üzerinde sıralanmış olsalar bile etkileri ancak Ay ile Güneş’in toplamının yüzde 0,0006’sı oranında olur.
    Daha bir çok yer içi fiziği olayları varki henüz bilim bunları bilmiş değil.





+ Yorum Gönder