+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda 80 darbesi kültürel etkileri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gülcan
    Devamlı Üye

    80 darbesi kültürel etkileri








    80 darbesi kültürel etkileri

    1980’li Yılları Yeniden Düşünmek


    ,
    80-darbesi-k-lt-rel-etkileri.jpg

    12 Eylül 1980’de askeri yönetimle birlikte, basın özgürlüğü kısıtlanmış, birçok gazete ve dergi kapatılmış, gazeteciler tutuklanmış ya da gözaltına alınmıştır. Basın 1980’li yıllarda yoğun bir şekilde siyasal ve ekonomik baskılar geçirmiştir (Yüksel, 2004; 270).
    12 Eylül döneminde gazeteler, üzerlerindeki olumsuz etki nedeniyle “apolitik” bir tavır benimsemek zorunda kalmışlardır. Böylece giderek halktan uzaklaşmaya başlamışlardır. Yazılı basının asıl görevi olan haber verme, bilgilendirme, toplumsal muhalefeti dillendirme işlevinden uzaklaşarak “magazinleşme” eğilimi içerisine girmiştir. Toplum o dönemde kendi sesinin yankısını duyabileceği ve o muhalif sesi yükseltecek olan kitle iletişim araçlarına büyük ölçüde yönelmiştir (Özgen, 2002; 24). Ancak dönemin sıkıyönetimi ile karşı karşıya kalan medya uygulanan denetimlerde yazarlar fikirlerini olduğu gibi okuyucuya aktaramamışlardır. Basın 12 Eylül’le birlikte “depolitizasyon” olgusu içine girmiştir. Magazinleşmeyi beraberinde getiren bu olgu ile medya, cezalar almamak, ayrıca okuyucuyu elinde bulundurmak için uydurma haberler yayınlayarak önemli bir özelliğini kaybetmiştir (Ilgaz, 2003; 117).
    Hızla ilerleyen pahalı teknolojilerin ancak büyük sermaye sahipleri tarafından satın alınabilmesi kitle iletişim araçlarında bir tekelleşme yaratmaktadır. Ortaya çıkan bu tekelleşme medyanın önemli bir özelliği olan tarafsızlık ve bağımsızlığa da gölge düşürmekle birlikte halkın görüşlerinin ve kanılarının oluşmasında etkili olmaktaydı (Gönenç, 2003; 34-36). 1980’li yılların ikinci yarsında medya holdinglerin ve bu holdinglerin bünyelerine yer alan pazarlama şirketlerinin dönemi olmuştur. Daha önceki yıllarda sahibi de gazeteci olan gazeteler, hızla iş adamlarının gazeteleri olmuştur. Büyük sermayenin eline geçen medya kuruluşları kar amacıyla çalışan işletmelere dönüşmüştür. Böylece medya, tarafsız ve dürüst haber vermek amacından uzaklaşarak toplum üzerindeki inandırıcılığını ve etkisini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelmiştir (Ilgaz, 2003;119).
    1980 ihtilali ile kapatılan partilerin mirası üzerine yükselen partiler, ilk imtihanlarını 6 Kasım 1983 genel seçimlerde vermişlerdir. Bu seçimlere katılan partilerin hemen hepsinin de seçmenler tarafından tanınmayan partiler olduğunu göz önüne aldığımızda, iletişim araçlarının seçmenlerin karar verme süreci üzerindeki etkisinin daha da artmasının kaçınılmaz bir sonucu olduğu görülür. 83 seçimlerinde ilk kez televizyondan naklen yapılan açık oturumda rakip partilerin yüz yüze gelmesi ve oluşan gergin ortam seçmenlerin ilgi ve dikkatini sağlamış oldu(Baydar, 2003; 58).
    Siyasal partilerin medyayı kullanarak yaptıkları siyasi reklamlar, 1987 seçimlerinde daha çok renklenmiştir. 12 Eylül askeri darbesinin getirdiği medyanın siyasi yasakları kalkmıştır. 11 Kasım 1983 tarihinde Türkiye Radyo Televizyon Kurulu’nun “hükümetin siyasal çıkar amacı taşımamak kaydı ile aldığı kararları, yaptığı işleri halka tanıtmak ve destekleyici kamuoyu yaratmak amacıyla TRT dışında, ayda 30 dakikayı aşmamak koşuluyla program hazırlatma hakkı” veren 19. maddesi de siyasal reklamların TV’lerde yayınlanabilmesine dolaylı olarak destek sağlamıştır (Baydar, 2003; 68-70). Böylece ilk kez 1987 seçimlerinde TV reklamcılığının seçim kampanyalarının vazgeçilmez bir parçası olduğu görüyoruz.
    Serdar Öztürk’ün aktarımıyla, 1980-1983 ve 1985 yıllarında yapılan uzun dönemli bir araştırma sonuçlarına göre (2002; 642), insanların büyük çoğunluğu dünya olayları ve siyasal sorunlar hakkında ana enformasyon kaynağı olarak kitle iletişim araçlarını göstermişlerdir.
    1988’de Türk basını önemli ve kendisi için yaşamsal değere sahip bir gelişme yaşamıştır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi medya patronlarının ortaya çıkması söz konusu olmuştur. Türkiye’ye dışarıdan kapital sahiplerinin girdiği görülmüştür.
    ,
    Basın dünyasına sürekli dalgalanmaların yaşandığı, tekelleşme eğilimlerinin arttığı, siyasilerin ve iş adamlarının yavaş yavaş basını bir silah olarak görmeye başladığı bu dönemde 12 Eylül askeri müdahalesinin bıraktığı siyasal ortam içinde Özal iktidarı da basındaki “kurtlar savaşına” pek çok yenilik kazandırmıştır. Aslında bunun baş mimarlarından birisi olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Basına yeni giren sermaye, rekabeti arttırmış, basın ve siyasetçi ilişkileri karmaşıklaşmış, özellikle dönemin başbakanı Turgut Özal’ın gazete sahipleri ve gazetecilerle birebir özel ilişkileri meslekte yeni geleneklerin oluşmasında öncülük etmiştir (Yüksel, 2004; 272). 1980’li yıllara kadar olan dönemlerde basın alanında siyasal ve toplumsal etkenler ön planda olmasına rağmen 1980’li yıllardan sonra belirleyicilikte önceliği ekonomik öğeler almıştır.

    Sonuç
    Medyanın, bireylerin davranışlarını, düşüncelerini ve tutumlarını belirleyici ve yönlendirici olduğuna yıllardır birçok kere şahit olmuşuzdur. Medyanın bu etkisi özellikle kapitalistlerin medya kuruluşlarını satın alarak kendi siyasal ideolojilerini yansıtmaları şeklinde ticarileşmiştir. Demokrasinin olmazsa olmazı olan siyasal katılımı ise yaptığı yayınlar ile bireylerin zihinlerinde belli siyasal partilerin imajlarına olumlu veya olumsuz şekil kazandırmakta böylece seçmenlerin o partiyi desteklemesi veyahut o partiden uzaklaşmasını sağlamaktadır.
    1980 darbesi ile baskı altına giren medya kuruluşları önceki gibi fikirlerini özgürce ifade edemez oldular. Bu da halkın medyadan beklediği bir takım şeylerin karşılanamamasına sebep olarak halk ile medya arasında önemli uçurumlar doğdu. Politikadan uzak bir medya ortaya çıktı. 1980’lerin ikinci yarısında darbenin etkisinin kalktığı bir dönemde medyanın ekonomik temelli olduğunu görmekteyiz. Bunda en önemli isim tabiî ki Turgut Özal olmaktadır.
    Daha sonraki yıllarda da iletişim alanındaki teknolojinin gelişmesi ile çeşitli özel kanallar çıkarak halkın haber alma alanı genişletilmiştir. Durum böyle olunca bir siyasi partiyi savunan kanal hem başka partili insanların kendinden uzaklaşmasına sebep olmuş hem de aynı fikirde olan insanlarla bütünleşmeye başlamış, o siyasi düşüncenin pekişmesini sağlamıştır.








  2. Acil

    80 darbesi kültürel etkileri isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


1980 darbesi,  80 darbesi,  12 eylül darbesi,  kenan evren kimdir