+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda Osmanlıdan Gunumuze Kadar Gelen Vakıfların Etkileri Ve Katkıları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Osmanlıdan Gunumuze Kadar Gelen Vakıfların Etkileri Ve Katkıları








    Osmanlıdan gunumuze kadar gelen vakıfların etkileri ve katkıları

    Osmanlıdan gunumuze kadar gelen vakıfların etkileri ve katkıları ilgili bilgi


    Tarihte İslamdan evvel bazı kavimlerinkendi usüllerine göre vakıflar kurdukları bilinmektedir. Mesela Hititler ve Uygurlar gibi. Keza Hz. İbrahim (A.S.) a ait olan ve halen (Halilurrahman evkafı) adı verilen vakıflar Arabistan'da mevcuttur. Fakat vakıf müessesesinin esas inkişaf ve kemali, İslamdan sonra ifadesini, bilhassa Osmanlılar'da zirve noktasını bulmuştur.

    Bu mevzuda müşahhas misal verebilmek ve bu müesseselerin İslami cemiyet ve hayatı üzerindeki tesir ve şümulünü tebarüz ettirmek için bazı garp müelliflerinin müşahedelerini kısaca nakletmekte fayda vardır. MAURAJA d'OHSSON ve M. GATTESCHI 18. ve 19.
    asırlarda Osmanlı İmparatorluğu'ndaki gayrimenkul servetin büyük bir kısmını vakıfların teşkil ettiğini söyler. ZEYS, Cezayir'deki araziden yarısının, P. BONNARD'da Tunus arazisinin üçte birinin vakfa ait olduğunu nakleder.
    Vakıf müessesesi, İslam hukukunun içtihada dayanan inkişafının ve kemalinin şayan-ı iftihar meyvesidir. Hukuk ilminin nazariyatına vakıf olanlar, Hazreti Peygamber (S.A.V.) den bu tarafa, hakkında ayet-i kerime bulunmaksızın, sahih hadis-i şeriflerin delil ittihazı suretiyle içtihadi olarak, usul, kaide ve şartlarıyla en ince teferruatına kadar, içtimai hayatta böylesine nafi, temel bir müessesenin teessüsünde başta mezhep imamları olmak üzere sair fakihlerin fevkal beşer meziyet ve gayretlerini, ilimde müstesna rüsuh ve vukufiyetlerini kabul ve teslime mecburdurlar.
    Peygamberimiz (S.A.V.) "Medine-i Münnevere'de malik olduğu yedi kıt'a akarlarını vasiyet yoluyla vakıf ve süknalarını, mü'minlerin fakirlerine şart
    buyurmuşlardı.
    "Resul-ü Zişan Hazretlerine tebean ashab-ı kiram da bir çok vakıflar vücuda getirmişlerdi. Hazret-i Cabir (R.A.) demiştir ki (Ben muhacirinden, ensardan mal sahibi zimakderet bir zat bilmem ki vakıf tasaddukta bulunmuş olmasın.)" (Istılahat-ı Fıkhiyye Kamusu C. 4, S. 304). Hazreti Ömer (Kasm) adındaki o zamanın ölcülerine göre son derece kıymetli olan hurmalığını, Peygamberimiz (S.A.V.) in tavsiyesi üzerine vakfetmiştir. Hazret-i Ömer hurmalığı hakkında : "Bunu tasadduk edeyim mi?" diye Resul-ü Ekrem'den sormuş. Resul-ü Ekrem (S.A.V.) : "Aslını satılmaz, bağışlanmaz, mirasa konmaz olarak tasadduk et, ancak semerelerinden infak olunsun." şeklinde cevapta bulunmuşlardır. Bilhassa Osmalılar zamanında ecdadımız bu müesseseye o kadar ehemmiyet vermişlerdir ki insan hayatının en teferruati ihtiyaçlarına dahi cevap verebilmek anlayışı ve hassasiyetini göstermişlerdir. Mesela, dul kadınlar, düşkünler için, kimsesiz fakirlerin ölülerini kaldırmak için, sahiplerinden korkan köle ve cariyeler için, kışın kar bastığında aç kalan kuşların beslenmesi için, süt analar bulmak için, yetim ve fakir
    çocukları korumak ve okutmak için, hatta suya giderken destiyi kıran çocukların desti paralarını ödemek için, paralar ve mallar vakfedilmiştir. Mısır'da (Dar-ur-rıda) denilen bir emzirme yurdu, fakir kadınların çocukların emzirilmeleri için tesis edilmiştir. Bugün Avrupa'da gördüğümüz hayvanları koruma cemiyetlerinin esası, bizdeki vakıflardan intikal etmedir.
    Bunlara bir misal daha vermek gerekirse, arzedelim ki, Kanuni Sultan Süleyman'ın aslı 218. sayfadan ibaret Süleymaniye Külliyesi Vakfiyesi içinde vakfedilen 5 adet medrese, 3 adet cami (Süleymaniye Camii), 3 adet imarethane, 3 adet mektep, dar-ül hadis, Dar-üşşifa, Daruhane (eczane) hücreler, 2 adet zaviye bulunmakta; bunların mülkü olarak da sayısı bilinmeyen dükkanlar, odalar, bir bostanlık, çeşitli yerlerde 217 adet köy, 30 mezraa, 1 hamam, 2 mahalle, 7 değirmen, 2 dalyan, 2 iskele, 1 çayırlık, 2 çiftlik, 5 karye (köy) mahsulü ve 2 ada ile 1 hisse bulunmaktadır ki bunların değeri, bugünkü para ile milyarlara ulaşır.
    Netice olarak, ecdatdan intikal eden ve bugün Vakıflar Genel Müdürlüğü marifetiyle idare edilen vakıflar, her bakımdan muhteşem bir devrin, neslimize tevdi ettiği büyük vediası ve emanetidir. Bu emaneti layık ellerde layık şekilde değerlendirmek ve yeni vakıflarla bu mühim hizmeti devam ettirmek neslimize düşen en büyük vazife olarak kabul edilmelidir.








  2. Acil

    Osmanlıdan Gunumuze Kadar Gelen Vakıfların Etkileri Ve Katkıları isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


osmanlıdan günümüze gelen vakıflar