+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda 19 Mayıs Atatürk ‘ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    19 Mayıs Atatürk ‘ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın








    19 Mayıs Atatürk ‘ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Hakkında Bilgi

    Türk Milleti ve Türk gençliği için 19 Mayıs’ın çok büyük önemi vardır. Bu tarihte Türk Milleti Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlatmış ve bağımsızlığını kazanmıştır. Bu mücadele insanlık tarihine, insanlık ve uygarlık lehine tarihin gidişini değiştiren gün olarak geçmiş ve mazlum milletlere de ışık tutmuştur.
    19 Mayıs Atatürk ‘ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Hakkında B.jpg
    19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa, 38 yaşında genç bir general olarak Anadolu topraklarına ayak basarken büyük idealini gerçekleştirecek gücü, bizzat kendi gençliğinden ve Türk gençlerinden almıştır. Bu gücü, ölünceye kadar hep arkasında hissetmiştir. Onun için Atatürk, geleceğin en kuvvetli teminatı olan Türk gençliğine bu günün ayrılmasını uygun görmüştür.
    Atatürk’e göre gençlik kavramı sadece yıllarla hesap edilen yaş değildir. O, her ne yaşta olursa olsun genç, düşünceli, çağdaş bilimden yararlanmış ve ulusal benliğe sahip her vatandaşı genç olarak kabul etmiştir.
    Atatürk konuşmalarında Türk gençliğine güvendiğini açıkça belirtip, Türk Milletinin geleceğinin gençlerinin vatanseverliğine, erdemine, bilgisine ve çalışkanlığına bağlı olduğunu her fırsatta dile getirmiştir. Bu nedenle, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin korunması, kollanması, gelişmesi ve çağdaş uygarlık düzeyine çıkmasının yetişmekte olan genç kuşakların görevi olduğunu belirten Atatürk, Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk. Onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz, Ey Türk gençliği; Birinci vazifen Türk istiklalini ve cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Sözleriyle Cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiştir.
    Atatürk için Türk gençliği nasıl, en ağır şartlar içinde güç kaynağı ve umut ışığı olmuşsa, Türk gençliği için de Atatürk’ün görüş ve düşünceleri tükenmez bir güç ve ışık kaynağı olmuştur. Bunun için Atatürkçü gençlik güçlükler karşısında, zekâsı yanında akılcı çözüm yollarını kullanmalı, gerçeği görebilmeli, O’nun ilkeleri ve devrimleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeli ve O’nda bütünleşmeli.
    Gençlerimiz, Atatürk’ü yaptıklarıyla değerlendirdikçe, düşüncelerini ve ilkelerini okuyup anladıkça, O’nun ilericiliğinden ve medeniyetçiliğinden asla taviz vermeyecektir.
    Atatürk, Türk gençliğine güvenini şu sözlerle ifade etmiştir:
    “Gençler! Cesaretimizi güçlendirip devam ettiren sizlersiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız! “
    Muhammet KASAL
    19 MAYIS’IN ANLAM VE ÖNEMİ
    Türk Tarihinde kutlanması gereken günler vardır. Bunlardan biri 19 Mayıs 1919dur. 19 Mayıs 1919 Anadolu’da yeni Türk Devleti’nin fiilen temellerinin atıldığı gündür ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin başlangıcıdır. Yüce Önder Atatürk’ün Büyük Nutkunu bu olayla başlatması, doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmesi bunun kanıtı sayılmalıdır. 19 Mayıs’ın millî bayram olarak ilân edilmesi bu yargıyı daha da pekiştirmektedir. Atatürk, gerek Millî Mücadele döneminde, gerekse Cumhuriyet döneminde yurdumuzun birçok şehrini ziyaret etti. Bu ziyaretler, o şehirlerin mahallî övünç günleri olarak kutlandığı halde sadece 19 Mayıs yasa ile millî bayram kabul edildi.
    Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa, 13 Kasım 1918de İstanbul’a geldi. İstanbul’da yaklaşık altı ay kaldı. Bu süre içerisinde vatanın kurtuluşu için çeşitli girişimlerde bulundu. Padişahla birkaç kez görüştü ve ona bu konuda düşüncelerini aktardı. Güçlü bir hükümetin kurulması için çaba gösterdi. Basın yoluyla geniş kitleleri bilgilendirmeye, halkı aydınlatmaya çalıştı. Kurtuluşa giden yolun temel ilkelerini yine bu dönemde ortaya koydu. Bunları çok yakın arkadaşlarına anlattı. Böylece Millî Mücadeleden yana az sayıda, fakat etkin bir grup oluşturmayı başardı. Millî Mücadele Anadolu’dan başlatılacaktı. Bunun için öncelikle birer görevle Anadolu’ya geçilecek, mecbur kalınmadıkça görev terk edilmeyecek, görevi bırakmak gerektiğinde asla İstanbul’a dönülmeyecek, çalışmalar gayrî resmî bir tarzda sürdürülecekti. Samsun’dan başlayan süreçte, onun tutum ve davranışları izlenecek olursa bütün bu prensiplere bağlı kaldığı görülecektir. Başlangıçta kendisiyle birlikte Millî Mücadeleye atılan arkadaşları arasında, zorunlu olmadıkları halde İstanbul’dan verilen emirlere hemen uyarak görevini bırakanları, bununla kalmayıp İstanbul’a dönenleri, söz konusu prensiplere aykırı davrandıkları için Nutuk’ta ağır bir biçimde eleştirmektedir. Yüce Önder’i diğerlerinden ayrı ve üstün kılan, azmi, iradesi, kararlılığı, milletine sevgisi ve güveni, zafere olan mutlak inancıydı. Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine atandıktan sonra, heyecanla Harbiye Nezareti’nden çıkarken, “kafes açılmış, önünde geniş bir âlem, kanatlarını çırparak uçmağa hazırlanıyordu. Oldukça sıkıntılı, zahmetli bir yolculuktan sonra, Samsun’da milletiyle kucaklaştı.
    Samsun, mülkî taksimatta doğrudan Dâhiliye Nezareti’ne bağlı Canik Sancağı’nın merkez ilçesiydi. Karadeniz kıyısındaki bu şirin kasaba, Birinci Dünya Savaşı’nın yükünü taşıyan yerlerden biriydi. Genel savaş sırasında özellikle Rus istilâsına uğrayan Türk topraklarından göç eden çok sayıda insan buraya gelmiş, kasabanın rengi, havası birden bire değişmiş, yeni gelenlerin barındırılması sıkıntılar yaratmıştı. Bunlar bir yana, Samsun aynı zamanda Pontus’çu faaliyetlerin yoğun olduğu bir yerdi. Karadeniz’de dolaşmakta olan İtilâf donanmasından, Yunan savaş gemilerinin varlığından cesaret alan ve Samsun Rum metropoliti Germanos tarafından örgütlenen Pontus çeteleri sokaklarda dolaşıyor, asayişi ihlâl ediyor, köylere baskınlar düzenliyor, evleri, binaları ateşe veriyor ve korumasız Türkleri öldürüyorlardı. 9 Mart 1919da Samsun’a çıkarılan 200 kişilik İngiliz birliği, Pontus çetelerini büsbütün şımarttı. Müzakerenin bozulacağı endişesiyle güvenlik kuvvetleri ya kullanılamıyor, ya da asayişsizliği önlemede yetersiz kalıyordu. Bu durumda sırf nefsi-i müdafaa için Türkler de harekete geçince, bu zamana kadar Pontus çetelerinin terör faaliyetlerini seyreden İngilizler, seslerini yükselttiler ve 21 Nisan 1919da Osmanlı Hükümeti’ne bir nota vererek Orta Karadeniz’de Türklerin Hıristiyanları katlettiklerini bildirdiler, bunun önüne geçilmediği takdirde bölgenin işgal edileceği tehdidinde bulundular. Esasında olay bunun tam aksineydi. İngilizler gerçekleri tahrif ederek, Pontus’çuları korumayı ve karışıklıkların devamını amaçlıyorlar bölgeyi işgal etmek için bahane arıyorlardı. İstanbul Hükümeti hemen bölgeye yetkili birini göndermek için kolları sıvadı. Derinlemesine bir araştırmadan sonra Mustafa Kemal Paşa üzerinde mutabakat sağlandı. Çünkü O, ikinci meşrutiyetin çalkantılı döneminde siyasete bulaşmamış, girdiği bütün savaşlarda zafer kazanmış başarılı bir kumandandı. İşte bu noktada Mustafa Kemal Paşa ile Samsun’un dolayısıyla bütün Anadolu’nun ve Türk Milletinin kader çizgisi kesişiyordu. O büyük insan, sebatla, inançla, doğru bildiği yoldan ayrılmadan Türk Milletinin geleceğini kurtaran kahraman oldu.







  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Mustafa Kemal Paşa’ya asayişsizliğe neden olan olayları tayin ve tespit ile bunların ortadan kaldırılmasının yanında daha başka görevler ve görevin gerektirdiği yetkiler de verilmişti. Atatürk, söz konusu yetkilerini değerlendirirken, bunları çok fazla bulduğunu ve İstanbul Hükümeti’nin bilerek, anlayarak bunları kendisine vermediğini belirtmektedir. Aynı günlerde ve daha sonra Anadolu’ya bir kısmı şehzadelerin başkanlığında olmak üzere heyetler gönderildi. Bunlar da önemli yetkilerle donatıldılar. Nasihat Heyetleri, Tahkik Heyetleri, Teftiş Heyetleri adı altında Anadolu’da dolaşan bu kurulların da vatanın kurtuluşu yolunda büyük sonuçlar elde edecekleri bekleniyordu. Basın, bu beklentilere tercüman oluyor, heyetler hakkında geniş bilgiler veriyor, gittikleri yerlerde karşılanmalarından her türlü faaliyetlerine kadar hemen her konuda kamuoyunu aydınlatıyor, hadiseyle birinci derecede alâkadar oluyordu. Hâlbuki Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesi İstanbul basınında çok az ve sadece haber niteliğinde yer almaktaydı. Bu da kimden ve ne ölçüde sonuç beklendiğinin bir göstergesi sayılmalıdır. Bu halde esas olan görev ve görevin gerektirdiği yetkiler değil, yetkileri yerinde ve zamanında tam bir liyakatle kullanmak, mutlak zafere ulaşabilmektir. Mustafa Kemal Paşa’nın başarı sırlarından biri de budur.
    19 Mayıs, sadece Türk millî kurtuluş hareketinin başlangıcı olmakla kalmadı, yeni Türk devletinin çağdaş değerlerle milletler ailesi içerisinde yerini almasını da sağladı. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı andan itibaren zihnini meşgul eden problem millet iradesinin devlet hayatımıza yansıtılmasını sağlamaktı. Hatta denilebilir ki bunu kurtuluşun önüne koymuş millî mücadelenin vazgeçilemez ilk şartı saymıştı. 19 Mayıs’ı izleyen günlerde yapmış olduğu yazışmalardaki terminolojiye bakılacak olursa, bu açıkça görülür. İzmir söz konusu olduğunda “ordu ve millet bu işgali tanımayacaktır” derken bunu kastediyordu. Samsun’dan Kazım Karabekir Paşa’ya çektiği telgrafta “millet ve memlekete medyun olduğumuz en son vazife-i vicdan iye”den amacı da buydu. Kurtuluş mücadelesi ancak milletle birlikte kazanılabilirdi. Milletle kazanılan mücadeleyi, yine milletle taçlandırmak lâzımdı. Yayın hayatına başlamalarına öncülük ettiği ilk iki gazeteden biri İrade-i Millîye, diğeri Hâkimiyet-i Millîye adını taşıyordu. Bu değerler ve kavramlardır ki onu Türk Milletinin kalbinde “milletin kurtarıcısı”, “devletin kurucusu” payesine yükseltmiştir.
    MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAMI VE ÖNEMİ
    19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki dönüm noktalarından biridir. Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı tarih olan 19 Mayıs aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Atatürk Millî Mücadele sıralarında Türk milletini ileri götürecek olanların ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştü. Bu nedenle de “gençlik” kavramı Atatürk için ayrı bir önem taşımaktadır. Atatürk gençlerden sık sık bahsederken, yaş sınırı dışında fikri olarak gençliği yani, fikirde yeniliği ifade etmiştir. O’nun şu sözü çok anlamlıdır:“Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”
    Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği ve “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan 19 Mayıs tarihinin önemini daha iyi anlayabilmek için Atatürk’ün 16–19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu bir kez daha hatırlamamız gerekir.
    Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16–19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır ki şimdi bu yolculuğu kısaca anlatmaya çalışalım.
    Samsun işgal kuvvetleri için önemli noktalardan biriydi. Stratejik bakımdan büyük öneme sahipti ve Karadeniz’den Orta Anadolu’ya açılan en rahat ve güvenilir bir kapıydı. İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askerî birlik çıkarmışlardı. Buna tepki olarak Türk Makineli Tüfek birliğinden Hamdi adındaki bir teğmenin askerlerini alarak dağa çıkması dikkatleri bu bölgeye çekti ve İngiliz Yüksek Komiserliği’nin de Türk halkının silâhlandığı konusundaki şikâyetleri üzerine bu bölgeye güvenilir bir kumandanın olağanüstü yetkilerle gönderilmesine karar verildi. Bu kumandan Mustafa Kemal Atatürk’tü ve Atatürk uzun zamandan beri ülkenin içinde bulunduğu bu umutsuz duruma üzülüyor ve bir şeyler yapmak için Anadolu’ya geçmek istiyordu. Bu O’nun için bulunmaz fırsattır. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasın-da geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır:
    “-Paşa, Paşa! Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)! Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir… Paşa, Paşa… Devleti kurtarabilirsin!
    Bu sözlerden hayrete düştüm. Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor? O Vahdettin ki… Bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? …
    UZM. NEŞE ÇETİNOĞLU




  3. sazan
    Yeni Üye
    ne mutlu türküm diyene





  4. HAYAT
    Devamlı Üye
    19 mayıs şiiri

    Yıl 1919 Mayıs'ın ondokuzu
    İşgal altında ülkem dağıtılmış ordusu.
    Anadolu perişan şimdi gözler yollarda,
    Bandırma vapuruyla Atam azgın sularda.

    Karadeniz hırçın kız Karadeniz dalgalı
    Bir yürek çırpınıyor vatanına sevdalı.
    O yürekle değişti milletimin kaderi.
    Kölelik olamazdı yaşamanın bedeli.

    Bir güneş doğuyor bak Samsun ufuklarından!
    Bir ışık yükseliyor o kapkara sulardan.
    Öyle muhteşem bir nur ki ulaşıyor semaya,
    Yeniden hayat verdi o nur Anadolu'ya.

    Samsun'da atan yürek Erzurum'dan duyulur.
    Bebelerin sütüyle Türk ordusu kurulur.
    Havza,Erzurum, Sivas kurtuluşu müjdeler.
    Vahdettin, Damat ferit hani şimdi nerdeler?

    Milletin iradesi Ankara'da buluştu.
    Bu ne güzel bir haber bu ne muhteşem muştu.
    Artık zafer yakındır yakındır güzel günler.
    Sakarya, Kocatepe top sesleriyle inler.

    İzmir'in kurtuluşu düşmanın sonu oldu.
    Yurduma göz koyanlar kanlarında boğuldu.
    Şimdi anıyor millet ecdadını şükranla.
    Gerekirse tarihi yazarız yine kanla!

    Sinan Orhan

  5. HAYAT
    Devamlı Üye
    19 MAYIS

    Bugün 19 Mayıs
    Gençlik bayramı var
    Bugün samsun ufkundan
    Yeni bir güneş doğar

    Karanlığa gömülmüş
    Vatana nur oldu o
    Yas bağlayan ruhlara
    Yüreklere doldu o

    O bir yaman volkandı
    Baş buğdu kahramandı
    Bu günü kuran odur
    Yurdu kurtaran odur

    Bugün 19 Mayıs
    Gençlik bayramı var
    Bugün samsun ufkundan
    Yeni bir güneş doğar

+ Yorum Gönder