+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Bilim sanat kültür insan sevgisi kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Bilim sanat kültür insan sevgisi kompozisyon








    kompozisyon şeklinde olmasını istiyorum çoooooooook önemliiiiiiiiiiiii







  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Sanat

    Sanat, bir ülkenin yüksek uygarlık düzeyine ulaşması için, çıkması gereken merdivenin basamaklarından biridir. Bu merdivenin sonunda, ülkenin geleceği yatar. Bu sona ulaşmak için, tüm halk el ele çalışmalıdır.

    Sanat, toplumdaki en önemli unsurlardandır. Sanata gereken değeri vermeyen ülkelerin sonu vahimdir. Atatürk; ‘Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. ’ der. Başka bir sözü ise: ‘ Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’ Bu sözlerden, milletin temel yapısını sanatın oluşturduğunu anlıyoruz. Sanatsız bir millet ilerleyemez, çağa ayak uyduramaz ve böylelikle de diğer ülkelerin sömürgesi altına girmek zorunda kalır. Her devlet, toplumda iz bırakan ve unutulmayan kişiler adına heykeltıraş yaparak duygularını sanatla ortaya koyar. Ünlü besteci Beethoven, ölmeden önceki son senfonisini çok sevdiği babası adına yaparak, hissettiği duyguları açığa vurmuştur.

    Atatürk, bu toplumu bize emanet ederken , vatanın gelişmesi için sanatın gerekli olduğunu birçok sözüyle anlatmıştır. Ama biz bugün çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için sanata gerekli değeri veriyor muyuz?

    Kültür

    Kültür, toplumların gelişme süreçleri içinde, meydana gelen, maddi ve manevi değerler bütünlüğünü ifade eder Her toplumun yöresel örf, adet ve yaşam değerleri bir mozaik gibi birleşerek, milli bir kültürü oluşturmaktadır Bir devleti ayakta tutan en önemli unsur, o ülkenin milli kültürüdür Kültür milleti, milletlerde devleti oluşturmaktadır

    Ülkemizin milli kültürünün temellerini, Atatürk ilke ve inkılâpları oluşturmaktadır Kurtuluş Savaşı ile başlayan dönemde, yokluklar içinde, toplum manevi ve maddi fedakârlıkları, dayanışması ile özgür bir yaşama ve hürriyete ulaşabilmiştir Toplumlar, kendi milli kültürleri etrafında birleşmektedir Aynı ülkenin, farklı topluluklarının kültürlerini öğrenmektedir Bir zincirin halkaları gibi birleşerek, farklı olan bu değerler, sonucunda bir milli kültürü teşkil etmektedir Kültür, bir devletin medeni oluşumunu da şekillendirir

    Ülkeler, diğer ülkelerin farklı kültürlerini tanımak ve öğrenmek maksadı ile kültürel etkinlikler düzenlemektedirler Uluslar arası yapılan etkinliklerde, değişik yaşam ve değerler öğrenilmiş olabilmektedir Tiyatro, müzik, dans, yöresel oyunlar, kitap, şiir ve diğer alanlarda başka ülkelere ait kültürler öğrenilebilir

    Kültür seviyesinin ölçüsü, toplumun öğrenim ve maddi değerlerin yükselmesi ile doğru bir orantı oluşturmaktadır Sadece kendi kültürümüz çevresinde yaşamaktan ziyade değişik kültürleri tanımak, araştırmak, bu alandaki çalışmaları takip etmek, kendi kültürümüzü de geliştirir Bizlerin yaşam ve değer yargılarımızı, farklı olanlar ile karşılaştırmak, sonucunda yeni bir fikir oluşmasını sağlamak, elbette kendi kültür seviyemizi yükseltebilir Kendimizin maddi ve manevi değer bütünlüklerini, farklı olanlar ile mukayese etmek, aralarındaki farkı değerlendirmek, milli kültürümüzün daha da gelişmesine olumlu yönlerde katkılar sağlar

    İnsan Sevgisi

    İnsan taşıdığı ve yaşadığı duygularla değer kazanmaktadır. Sevmek duygusu da insana verilmiş en güzel ve anlamlı duygulardan bir tanesidir. Sevgi, sadece insana mahsus bir duygudur. Bu duyguyu, en mükemmel şekliyle yaşayabilen sadece insandır.

    İnsana sevmek yakışıyor. İnsan, sevince ve sevilince insandır.

    İnsan, her şeye karşı taşıdığı sevgisiyle âlemin her tarafıyla alâkadardır. Sevgisi ne kadar büyükse, insan o kadar büyüktür. İnsan, sevgisiyle anlam kazanıyor. İnsanı insan yapan değerlerdendir sevgi.

    Sevgi kapasitesi yoğun insanlardan oluşan bir toplum, hayatın yaşamaya değdiği, insan olmanın lezzet verdiği, insanlar arası ilişkilerin kaliteli olarak icra edildiği bir dünyanın kapılarını açacaktır.

    Sevgiyi taşımak ve yaşayabilmek her insanın harcı değildir. Bu san’atı herkes güzel icrâ edemiyor. Sevmek gerçekten san’attır.

    Dünyanın yaşanabilirliği, sevginin insanlardaki oranıyla alakalıdır. Nitekim sevgisizler yüzünden her geçen gün dünya neşesini, sevincini, heyecanını kaybetmektedir. Sevgisizler dünyaya daha çok hükmettiğinde, dünya ömrünü tamamlamış olacaktır. Onun için dünyadaki insanları, sevenler ve sevmeyenler diye ikiye ayırmak mümkündür.

    Ama tabiî neyi seviyor insan, neden seviyor, bu sevgi ona ne kazandırıyor asıl belirleyici olan da bu noktadır.

    İnsana bu duyguyu Veren, onun kullanım sınırlarını da belirlemiştir. Onun için meşrû sevmekler yani sınırlarını Yaratıcının belirlediği sevmekler, ibadet



    Sevgi, taşıyanı sevimli kılar


    İnsan, taşıdığı duygularla anlam kazandığı için, güzel duygular taşıyan insan haliyle güzelleşeceklerdir. Sevgi, taşıyanda etkisini gösterir. İnsan, bedeni içinde taşıdığı duygular ile değerlendirilir. İnsanı bir duygu kabı olarak düşünürsek, bu kabın içinde olanlar dışa da yansıyor. Bu kapta sevgi taşıyan seviliyor.

    İnsan bedenine iskân edilen ruh, ancak sevgi ile nefes alıyor.

    Sevgi, ruhun gıdasıdır. Bütün varlık sevildikçe anlamlıdır. İnsan böyle bir sevgi gıdasından haz duyar. Bedende yaşayan ruh, sevgiyle beslenirse güzelleşir.

    Sevgi, ruhun da genişlemesine vesiledir. Her şeyin sevilecek tarafına yönelen ruh, sevginin her şeyi kapsadığını görecektir.

    Ruh sevgili ise, ruhun istimal ettiği organlar da sevgili olacaklardır.

    Böylece göz, sevgi gözlüğüyle hayata bakacaktır. Görülen, varlıklardaki güzellikleri görecektir ve gösterecektir. Sevgi kulağı, işitme organına dokunan bütün seslerin sevgi melodisini hissedecek ve terennümünü böylece idrak edecektir. Sevginin hakim olduğu vicdan, kendisine dokunan bütün olaylardan sevgiyi öz olarak çıkaracaktır.

    İçinde sevgi taşımayan bütün davranışlar, hem taşıyanı, hem de taşınanı rahatsız edecektir. Sevgisiz vermek, almak, ilgilenmek, gitmek, gelmek, düşünmek, hissetmek, dokunmak, hasılı onsuz ne kadar fiil varsa, ruhsuz olacaktır.

    Zaten davranışın, sözün etkisi, davranışın kendisi kadar, içinde taşıdığı sevgidedir. Sevgi, davranışa nitelik kazandırmaktadır.




  3. Ziyaretçi
    coq yrdmıcı oldu saqolun Thumbs up




+ Yorum Gönder


kültür ve sanat ile ilgili kompozisyon,  sanat kompozisyon,  sanat kompozisyonları,  bilim kompozisyonları,  sanat ve bilim ile ilgili kompozisyon,  kültür ve sanat kompozisyon