+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda İnsan anatomisini anlat anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemİ Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Cevap: insan anatomisini anlat anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemİ

    Vajina ya da vajen (Latince "kın" anlamına gelir), vajina/vajen girişi ile başlayan ve üst uç kısmında rahimağzının yer aldığı içi boş silindir şeklinde ve normal halde yaklaşık 7-10 santimetre uzunluğunda, 3 santimetre genişliğinde bir yapı.

    Vajina/vajen girişinde bulunan Bartholin adı verilen salgı bezleri cinsel ilişki sırasında vajina girişinin ve vajina duvarlarının kayganlaşmasını sağlar.

    Normalde ön ve arka duvarları birbiri üzerine katlanmış olarak duran bu yapı, doğum eyleminde doğum kanalının yumuşak kısmının yapısında yer alır ve bebeğin başının geçmesine müsaade edecek kadar esner.

    Vajen yüksek derecede esneyebilme yeteneğine sahip bir organdır. Bu özelliğini üç katmanından orta katmanını oluşturan kas katmanına borçludur. Cinsel ilişki esnasında genişliğini ve uzunluğunu duhul olan penisin çapına ve uzunluğuna göre belli oranlarda arttırabilmektedir.
    Klitoris, kadınlarda vajinanın üstünde bulunan erektil cinsel organ. Erkek penisinin homoloğudur. Ancak penis gibi idrar kanalı tarafından delinmemiştir, başlıca işlevi cinsel haz alınmasıdır. Üzerinde ortalama 4000 sinir sonlanması vardır. Bu rakam penisteki sinir sonlanmalarının iki katıdır ve tüm organlardaki sinir hücresi sonlanmasından fazladır.

    Klitoris de penis gibi sertleşmektedir. Kadınların en çok haz ettikleri bölgeleri olup eğer embiriyonik çağda testosterona maruz kalma olursa büyüyerek penisi oluşturur.
    Cevap: insan anatomisini anlat anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemİ sayfa üç frmacil 3 Cevap: insan anatomisini anlat anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemİ

  2. Mineli
    Devamlı Üye
    Er bezi ya da testis, erkek üreme organlarından penisin her iki yanında yer alan yapılardır.


    Erkek üreme sisteminin anatomik çizimi - En alt kısımda skortum içinde yer alan er bezleri görülüyor.Er bezlerinin testosteron hormonu salgılanması, spermlerin üretilmesi ve erkeklere özgü bazı fiziksel özelliklerin gelişmesi gibi görevleri vardır.

    Skrotum içinde sağlı sollu yer alan iki er bezi, sperm kanallarının bir kısmı ve çok sayıda damar yapısı içeren bir yapıdır. Skrotumun sperm işlevlerini korumak açısından çok önemli bir özelliği vardır. Sperm hücreleri ısı değişikliklerinden olumsuz etkilenirler ve işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için vücut ısısından yaklaşık 2 derece daha düşük bir ortamda bulunmaları gerekir. Torbanın vücut dışında bulunmasının nedeni budur. Torbanın içindeki ısı vücut ısısından daha düşüktür ve soğukta büzüşerek ısı kaybını önler. Sıcakta ise aksine sperm hücrelerinin aşırı ısıya maruz kalmalarını önlemek için gevşer.

    Testisler yaklaşık aynı büyüklükte olmalarına karşın yapısal olarak sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıda yer alır. Her testis içinde küçük ve oldukça kıvrımlı sperm kanalcıkları bulunur. Bu kanalcıklar beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı FSH hormonunun verdiği emirle sperm hücreleri üretirler. Testisler yine hipofiz bezinden salgılanan ve LH adı verilen hormonun etkisiyle testosteron hormonu üretirler.


    Penis, canlılar aleminde, erkek bireylerde, görünür kısımda yer alan eşey ve üreme organı yapısıdır. Penis kelimesi Latince'de "kuyruk" anlamına gelmektedir.

    İdrar ve üreme salgısı kanalıyla, bunun çevresini saran süngerimsi bir yapıda kan damarlarınca zengin bir üreme organıdır. Penisin ucunda yer alan açıklıktan hem idrar hem de meni ayrı zamanlarda dışarıya atılır. Penis uyarıldığında damarların kanla dolmasıyla büyür ve sertleşir. Buna sertleşme (ereksiyon) denir. Sertleşen penis içindeki meninin dışarı atılmasına boşalma (ejekülasyon) denir

  3. Mineli
    Devamlı Üye
    Anatomisi

    Penisin bölümleriKavernöz ve spongiöz maddelerden oluşur:

    Kavernöz maddeler; dayanıklı kollajen ve elastik liflerden oluşan bir kılıfla sarılmışlardır. Kılıfın içinde "kavern" denilen küçük odacıklar bulunur. Bu odacıklar atardamarlarla beslenir ve uyarılma sırasında kanla dolarak penisin sertleşmesini sağlarlar. Kavernöz cisimler de iki adet kılıf ile tunika albuginea ve buck fasiasi sarılıdırlar. Bu kılıfların fonksiyonları sertleşmede önemlidir. Kavernöz cisimler, içi odacıklar ve kan damarları ile dolu uzun iki boruya benzer yapıdadır, penisin kök kısmında bu cisimler kemiğe yapışırlar.
    Spongiöz maddeler; kavernöz maddenin alt kısmında bulunur ve içinden idrar kanalı geçen odacıklarla dolu bir tüp şeklindedir. Sert bir kılıfla sarılı olarak bulunmaz ve sertleşmede daha yumuşak olarak kalır. Spongiöz cismin uç kısmı genişleyerek penisin Glans penis de denilen baş kısmını oluşturur.
    Penis kökünün altında yer alan erbezleri, deri ile kaplı torba şeklinde bir yapının (skrotum) içinde korunurlar. Organı kaplayan deri ergenliğin başlamasıyla koyulaşıp kalınlaşır. Bu torba içindeki erbezleri ergenlik öncesinde küçük, erişkinde ise 20-30 gr. ağırlığında, 4-5 cm uzunluğunda, 2,5 cm. genişliğinde yumurtaya benzer şekildedir. Testisler erkek üreme hücrelerini yani spermleri üretirler ve erkeklik hormonu olan testosteronu salgılarlar. Bunun yanında erbezinde üretilen er sıvısı testis yollarını kayganlaştırarak spermlerin geçişini kolaylaştırır.

    Bölümleri
    [ Göster ]
    Erbezleri
    Yantestisler (Epididymis)
    Süngerimsi doku (Corpus cavernosa)
    Sünnet derisi
    Frenulum
    Üretal açıklık
    Anti özgün
    Baş kısmı (Glans penis)
    Corpus spongiosum
    Penis
    Skrotum
    Tipleri
    Penisler, içine daha çok veya daha az kan alanlar olarak sınıflandırılabilir:

    Et penisi: Et penisine sahip kişilerin penisleri en inik halinde dahi ~10cm civarındadır. Et penisinin sertleşmiş hali, inik (sönük) halinin 1,2-1,4 katı kadar büyüyebilir. İnsanların ortalama %19 u et penisine sahiptir.

    Kan penisi: Kan penisine sahip kişilerin penisleri en inik hali 4-6cm dir. Kan penisi, en inik halinde olan penisin 2-4 katına kadar büyürler. İnsanların yaşlaşık %81 i kan penisine sahiptir.[1]

    Gelişimi
    Penis, erkek 13 yaşlarındayken büyümeye başlar ve yaklaşık iki yıl içinde olgun erkek penisi büyüklüğüne erişir. Büyümeye başlama yaşı 10 ila 15 yaş aralığında değişebilir. Bu dönemde genital bölge kılları da ortaya çıkar. Tam büyüme 18 yaşına kadar olsa da, çok nadiren 20-24 yaşlarına kadar da devam edebilir.[kaynak belirtilmeli]

    Sertleşme (Ereksiyon)
    Ana madde: Sertleşme
    [ Göster ]

    Parasempatik sistemin uyarılması sonucu, penisin Corpus cavernosum ve Corpus spongiosum parçalarına kan dolması nedeniyle oluşan fizyolojik olaydır.

    Fizyolojik olarak, uyarılma sırasında atardamarlarla kan hızlıca penise pompalanır, penisin kavern odacıklarının duvarları gevşeyerek genişler ve içlerine daha fazla kan alarak şişer ve büyürler. Böylece penis kanla dolarak büyür ve sertleşir. En dıştaki sert kılıf ve zarlar gerilir, toplardamarlar kapanır ve kan tekrar dolaşıma çıkmaz, bir süre orda kalır. Penis sertliğini kaybederken, bu toplardamarlar açılır, kan penisi terk eder ve kavern sistemlerin duvarları kasılıp büzüşerek küçülürler. Penis eski konumuna gelir.

    Mekanizma olarak basit; ama hormonal, kimyasal, elektriksel, mekanik ve psikolojik açıdan karmaşık bir süreçtir.

    Boşalma (Ejekülasyon)
    Ana madde: Boşalma
    Penisten meninin sperm kanalları yoluyla üretal açıklıktan dışarı çıkması olayıdır.

    Sperm kanallarıyla vücuttan dışarı çıkan menide sperm hücreleri bulunur. Testislerden çıkarak idrar yoluna doğru uzanan iki sperm kanalı, idrar kesesinin altından geçer ve dış idrar açıklığına kadar uzanır. İdrar kesesinin altında prostat bezi yer alır. Prostat, boşalma öncesi bir sıvı salgılayarak sperm kanalını temizler. Bu sıvı dişilerin üreme kanalı olan vajinanın kimyasal ortamını sperm hareketine uygun hale getirir. Spermlerin dışarı atılmadan önce biriktikleri iki küçük kesecik de (seminal kese) mesanenin iki yanında bulunur.

    Sperm üretimi
    Ana madde: Sperm
    Her testis içinde çok ince ve birbiri üzerine katlanmış çok sayıda kılcal boru vardır. Sperm hücreleri bu borular içerisinde oluşur ve olgunlaşırlar. Sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşması yaklaşık 74 gün kadar sürer. Yaklaşık 4 ml. hacmindeki meninin hacmen %60'ı seminal vezikül tarafından, %20'si prostat tarafından oluşturulur. Prostat en dış kısımda yer alan organ olduğundan boşalma ilk boşalan sıvı prostat sıvısıdır ve en canlı spermler bu sıvı içinde yer alırlar. Sperm üretimi devamlıdır, üretilen sperm depolanır ve boşaltılmaya hazır bekler.

    Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır. Yumurta hücresinin döllenmesinde sperm sayısı kadar spermlerin kalitesi de önemlidir. Meninin çeşitli özelliklerinin laboratuar koşullarında incelenmesine spermiyogram adı verilir.

    Boyutları
    [ Göster ]

    Gevşek ve sertleşmiş penisSertleşmiş bir penisin ortalama uzunluğu 10-16cm olmakla birlikte, uzunluk aralığının genellikle 9,5-16 cm aralığında değiştiği gözlenmiştir. Normal penis boyu 9,5-14 cm arasındadır. Normalden büyük penis boyu ise 14-16 cm arasındadır.[2][3]

    Sünnet
    Ana madde: Erkeklerde sünnet
    Sünnet, erkeklerde penis başını örten ve koruyan üstderinin (prepus) bir kısmının veya tamamının kesilip atılmasıdır. Yahudi ve Müslüman gibi bazı toplumlarda dini bir gereklilik olarak, bazen de tıbbi bir gereklilik olarak dünyada yaygın olarak uygulanır.

    Özellikle hijyenik olmayan erkeklerde sünnetin AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile penis kanseri riskini azalttığı tespit edilmiştir.[4] Sünnetin, penisin ısı hassasiyetini artırarak erken boşalma sorununu tetiklediği yönünde veriler bulunmakla beraber[5] tam aksine haz barajını yükselterek erken boşalma sorununu tedavide etkili olduğu yönünde veriler de vardır.

  4. Mineli
    Devamlı Üye
    Deri veya cilt, insanlar ve hayvanların vücutlarını kaplayan en üst katman olup, altında barındırdığı kas ve organları koruyan ve doku tabakalarından oluşan bir örtü sistemi organıdır. Bu tabakanın altında yağ tabakası vardır. Yağ tabakası vücudumuzu sıcak tutar ve darbelere karşı korur. Burada bulunan ter bezleri boşaltıma yardımcı olur.

    Cilt bizi dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta, destek dokusu olan kollajen, kan damarları ve salgı bezleri bakımından zengin dermis tabakası yer alır. Ortada stratum bazale denilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk yaparlar ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikirler ve stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir. Çünkü dökülüp yenilendikçe yeni deri daha temiz olur. İnsanın cildi kendini yaklaşık her 28 günde bir yeniler. Erkeğin cildi bir kadının cildine bakarak daha kalındır ve bu yüzden kendini yenileme süreci daha uzundur. ve yazarı güven ayazdır

    Saç, insanda, baş üzerinde bulunan kıl kümesine verilen genel ad.

    Saç diğer kıl kümelerine göre daha hızlı uzar. Saçın, büyüme hızı ortalama günde 0,3 mm ile 0,4 mm'dir. Her saç kılının büyüme ve duraklama devreleri birbirinden bağımsız olduğu için bir kıl büyürken diğer kıl dökülebilir. Yeni doğan bebeklerde bütün kıllar aynı devrede bulunur. Bu sebeple 2-3 haftalık bebeklerde aniden saç dökülmesi görülür. 6 aydan sonra saçlar yetişkinlerin saç düzenine uyar.

    Yaş, ırk, cinsiyet ve hormonların durumuna göre değişik saç şekilleri meydana gelir. Örneğin Afrika'lı birinin saçları yaklaşık 3 kat dokudan meydana gelirken ve kıvrılmaya meyilliyken bu oran uzakdoğulularda 11 kata kadar çıkar ve saçlar düz olma eğilimi gösterirler. Bunun nedeni saçların, doğa koşulları nedeniyle adaptasyona uğramasıdır
    Saç folikülü [değiştir]

    Saç folikülü:
    1.Saç 2.Cilt
    3.Kas 4.Kök kılıfı 5.Sebaköz bezFolikül, saçın içinde büyüdüğü yapıdır. Saçın içinde bulunduğu gözenekli yapı yağ üreterek deriyi ve saçı yağlandırır. Gözenekli yapının dışında görülen kısımlarda özel kaslar yer alır.

    Saç renkleri [değiştir]
    Saça rengini veren pigmentler sarı, kırmızı ve mavi renklidir. Sarı pigmentler en küçük, maviler en büyük hacme sahiptirler. Mavi pigmentler en dışta, kırmızı ortada ve sarı en içte yer alır. Bu nedenle kimyasal yollarla saç rengi açılırken saç önce mavi rengini yitirerek kızıllaşır, son olarak da sarı hale gelir. İşleme devam edilirse beyaz veya beyaza çok yakın bir ton elde edilebilir.

    Vücutta pigmentlerin yokluğu, albino denilen durumun ortaya çıkmasına neden olur. Albino canlılarda, genellikle tüm kıllar renksizdir.

    Saç ağarması, saça renk veren pigment boya maddesinin zamanla azalmasından ileri gelir. Saçların birden beyazlaşması renk değişiminden olmayıp, siyah kılların dökülmesi ve daha dayanıklı beyaz saçların kalmasından ileri gelir.

    Saç renkleri tanımlanırken, mavi ağırlıklı renkler "kül veya soğuk tonlar", kızıl ağırlıklı renkler "altın veya sıcak tonlar" olarak adlandırılır. Saç rengi tanımlanırken harf ve rakamlardan oluşmuş kodlar kullanılır. Numara küçüldükçe renk koyulaşır. Genellikle 1 numara "siyah", 10 numara "açık sarı" saçları tanımlamak için kullanılır. Harfler ise genellikle rengin türünü (sıcak, soğuk, leylak vs.) belirtmek için kullanılır.

    Saç hastalıkları [değiştir]

    SaçkıranSaçların dökülmesine, doğrudan saçlarla ilgili mikrobik hastalıklar sebep olabildiği gibi vitaminsizlik, açlık, şeker hastalığı, akut, hormon bozukluğu gibi, bünyedeki herhangi bir rahatsızlık da sebep olabilir. Kellik, saçkıran, kepek, dazlaklık belli başlı saç hastalıklarıdır.

    Vücutta doğuştan pigment bulunmayan (akşın) kişilerin saçları ve vücutlarındaki bütün kıllar beyaz renktedir.

    Saç dökülmesi [değiştir]

    İnsan saçıSaç bir çok neden bağlı olarak dökülür. Dökülmenin nedeni tespit edilmeden doğru bir tedavi yaklaşımı sağlanamaz. Bu nedenle dökülmenin hangi nedenle olduğununu bilmek önemlidir.

    Saç dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Erkeklerde daha sık olarak görülen saç dökülmesi, 25 yaşına kadar erkeklerin %25'ini, 40 yaşına kadar %40'ını, 50 yaşına kadar %50'sini etkiler.

    Erkek tipi saç dökülmesi, alnın iki yanında ve tepede olabileceği gibi tamamen bütün başı da kapsayabilir. Kadınlarda ise dökülme daha çok, saçların seyrekleşmesi şeklinde kendini gösterir.

    Bir tedaviye geçilmeden önce, saç dökülmesinin tipinin bir uzman hekim tarafından incelenmesi gerekmektedir. Birçok hastalık, hormonal ve metobolik düzensizlikler ve besinsel etkiler saç dökülmesini tetikleyebilir. Bu gibi sebepler ortadan kaldırılmadan tedavi hiçbir zaman tam olarak gerçekleşmez.

    Olağan saç dökülmesi [değiştir]
    Ömrünü tamamlamış saç kendiliğinden veya dış etkilerle (tarama, şampuanla yıkama, fırçalama, saça şekil verme çalışmaları) dökülür. Bunun yerine yeni saç çıkar. Günde ortalama 100 adet saç dökülür. Yeni doğan bebekte ve hamilelikte görülen saç dökülmeleri kısmen olağan saç dökülmesi sayılabilir.

    Stres nedenli saç dökülmesi [değiştir]
    Deri hastalıkları ile stres ve ruhsal olaylar arasındaki ilişki öteden beri bilinir. Kişi psikolojik sıkıntılarını kişisel ya da ailsel sorunlarını bir dermatolojik problem halinde yansıtabilmektedir. Ayrıca kendiliğinden oluşmuş bir deri problemi (saç dökülmesi) kişide vücut imajını zedeleyecek bireysel, psikolojik bozukluklara ve hatta psikososyal olumsuzluklara yol açabilmektedir. Kısaca, saç dökülmesi ve stres arasında iki çeşit ilişki söz konusudur:

    Birinci ilişki nörotik bir ruhsal yapının desteklediği görünürde organik bir neden olmaksızın, stresin körüklediği saç dökülmeleri oluşabilir.
    İkinci ilişki ise saç dökülmesi sonucu oluşan görünüme karşı kişinin geliştirdiği psikolojik reaksiyonlardır.
    Kellik [değiştir]

    Kelleşen bir adamKellik ırsi bir neden olup, yeniden çıkmayacak şekilde saçları döker. Kemoterapi görmek veya diğer bazı kanser ilaçlarını kullanmak da yeniden çıkmak üzere saçların dökülmesine sebep olabilir.

    Androgenetik alopesinin ilk tıbbi tanımlamasını M.Ö. 4.yy'da Aristo'nun yaptığı söylenir. Filozof kellik ile cinsellik arasındaki ilişkiyi tarif etmiştir. Kellik konusundaki araştırmalar Osmanlılar zamanında da ve Mısır'da da görülmüştür. Yıllar sonra bazı araştırmalar yine bu yönde çalışmışlar, kısırlaştırılan erkeklerin kelleşmediklerini tespit etmişler ve Abdülhamit'in döneminde araştırmalar yapmışlardır.

    Kelleşme ile erkeklik hormonu androgen arasında ilişki söz konusudur. Bir androgen hormonu olan testosteron, Alfa-5 redüktaz isimli enzim tarafından dihidrotestosterona (DHT) dönüştürülür. DHT de saç kökleri üzerindeki reseptörlere baglanarak etkisini gösterir.

    Son yıllarda halk arasında saç ekimi olarak bilinen saç nakli tekniğinde yaşanan gelişmeler kelliği gidermede en önemli metod olarak ortaya çıkmıştır.

  5. Mineli
    Devamlı Üye
    Kıl, bitkilerin kökleri ile yapraklarında bulunan ince-uzun yapılara ve hayvanların, özellikle de memelilerin bedenlerini kaplayan, "kıl kesecikleri" adı verilen hücrelerden çıkan tüylere verilen ortak ad.

    Memelilerde, hızla bölünen bir hücre grubundan oluşan kıl keseciğinden çıkan kılın gövdesi, tüylerde ve boynuzlarda da bulunan keratin adlı proteinden yapılmıştır. Renklerini içlerindeki pigmentlerden alan kıllar, kıl keseciklerine bağlı küçük kaslar aracılığıyla hareket ederler.

    İnsanda bedenin kıllarla kaplı olmaması, çevreden bağımsızlığını yansıtan ikincil bir özellik sayılır. Hayvanlarda beden sıcaklığını koruyan kıllar, kış geldiği zaman uzar ve sıklaşır; güvenliklerini renkleri sayesinde sağlayan kutup tavşanı gibi canlılar da, kıllarını dökerek renk değiştirirler. Kılın rengi ve niteliği hayvanın cinsiyetine bağlıdır ve hayvanların aşağı yukarı tümünde kıllar erkeklerde daha uzundur . İnsanlarda saç ve kıl rengi kalıtımsal nitelik taşımakla birlikte, güneş etkisiyle biraz açılabilir.

    Tırnak insanda ve birçok omurgalı hayvanda parmak uçlarının dış bölümünü örten boynuzsu tabakadır. Sağlıklı bir insan vücudunda yer alan 20 parmağın her birinin ucunda yer alması gerekir. Tırnaklar keratin adı verilen sertleşmiş proteinden oluşur. Tırnağın başlangıç kısmında deri ile birleştiği alanda bulunan yarımay şeklindeki beyaz şekle lunula adı verilir.

    İnsanlarda tırnaklar günde ortalama olarak 0.1 milimetre uzar. (100 günde 1 cm) El tırnaklarının uzayıp tamamen yenilenmesi 4 - 6 ay, ayak tırnaklarının ise 12 - 18 ay sürer. Tırnakların büyüme süresi kişiden kişiye, yaşa, mevsime, özel bakıma ve kalıtsal özelliklere göre farklılık gösterir. Tırnaklar da tıpkı deri gibi kuruyabilir ve hastalıklar kapabilir. Tırnak yeme huyu ise kişide birçok önemli hastalığın başlamasına sebep olabilir. Tırnak yemeye sebep olan faktörler aşırı gerginlik, sıkıntı ve açlıktır.

    Tırnağın kültürdeki etkisi oldukça büyüktür. Batı kültüründe uzun tırnak kadınlığın simgesi olarak kabul görür. Bazı Asya ülkelerinde erkeklerin de tüm tırnaklarını ya da serçe parmak tırnağını uzattıkları görülse de bu tutum bir çok batı ülkesinde burun karıştırma ya da kokain kulanma ile ilişkilendirildiğinden hoş karşılanmamaktadır. Bununla birlikte birçok gitar sanatçısı tırnak uzatır. Tırnakları boyama geleneği günümüzden 5000 yıl öncesine kadar gider.

    Tırnaklar hakkında yanlış bilinen bir söylenti de tırnakların kişinin ölümünden sonra bir kaç gün büyümeye devam ettiği inancıdır. Fakat bunun asıl sebebi ölü bedenin gün geçtikçe su kaybetmesi sonucu derinin büzülmesi ve tırnakların daha belirgin hâle gelmesidir.

    Bazı Tırnak Hastalıkları [değiştir]

    Hastalıklı bir ayak tırnağıTırnak batması: Tırnak şeklinin müsait olması ya da dar ayakkabı giyilmesi sonucunda gelişebiliyor. Basit tırnak çekimi ile genellikle düzelmiyor. Tırnak yatağının onarılması gerekebiliyor.

    Kanca tırnak: Tırnak şeklinin uca doğru kıvrılması ile gelişir. Zamanla tırnağın uç kısmı tam kapanıncaya kadar kıvrılabilir. Tırnak kesmek zorlaşır. Kemiğe baskı yaptığı için ağrıya neden olur, yürümeyi zorlaştırır. Tırnak yatağının düzetilme operasyonu ile düzelme sağlanır. Kanca tırnakta da tırnağın daha kıvrık çıkmasına yol açacağı için tırnağın çekilmesi önerilmemektedir

  6. Mineli
    Devamlı Üye
    Ayak çoğu hayvanda bulunan ve hareket için kullanılan bir biyolojik yapıdır

    Ayakkabı veya terlik giyim gelenekleri [değiştir]

    Bir kadın bacağı ve ayaklarıEv içinde ayakkabı veya terlik giyme alışkanlıkları iklim, hava durumu ve başka faktörlere göre bir yerden bir yere değişiklik gösterir:

    Avrupa ve Kanada'da çoğunlukla, Yeni Zelanda ve Avusturalya'da pek çok evde eve girerken ayakkabıları çıkartmak gelenektir.
    Birleşik Devletler'de bu duruma ülkenin çoğu bölgesinde nadiren rastlanır.
    Japonya'da, genellikle evin tabanı ayakkabıyla yürümek için dayanıksız ve yumuşak materyalden yapıldığından gelenekten öte evde ayakkabı giymemek bir zorunluluktur.
    Bazı kültürlerde çıplak ayak hoş karşılanmaz ve itici gelebilir. Arap ülkeleri ve Tayland'da, birine ayak tabanını göstermek şiddetle hoşnutsuzluk yaratır, buna rağmen ayakkabı giymeme alışkanlığı çok yaygındır. Bu durum sıcak iklim şartları ve geleneklere bağlı olarak oluşmuştur.
    Ayak insan vücudunda en çok gıdıklanan yerler arasındadır. Tabanlar genellikle gıdıklanmaya en hassas kısımdır.
    Geleneksel ölçeklendirme [değiştir]
    Eskilerden beri yeryüzünde küçük uzaklıkların ölçümünde ayak ile ölçüm kullanılıyordu.Bu durum bir ölçü birimi olarak uzunluk birimi olarak ayak'ın ortaya çıkmasını sağladı.Buna rağmen her insanın ayak uzunluğu birbiri ile aynı değildir.

    İnançlar [değiştir]
    İngiliz ölçeklerine göre bir foot (=304.8 mm] yaklaşık olarak avrupalı bir erkeğin ayak uzunluğudur.Bugün ise ortalama 270 mm dir ve nüfusun 90% ı da bunun 20 mm civarındadır.Yani bugün ayak ölçüsü bir "ayak" olan çok az adam vardır. Geçmişte de ortalama uzunluk daha az olmalıydı.Ve de coğu ayakkabının boyu bir "ayak"tan daha kısadır.Geleneklere göre Emperyal Ayak ölçüsü Herkülün ayak boyuna göre ortaya konulmuştur.
    Bir erkeğin ayak boyunun penisinin boyu ile doğru orantılı olduğu fikri antropometrik çalışmalar sonucunda yalanlanmıştır.[1].
    Ayağın kısımları [değiştir]

    İnsan ayağındaki kemiklerTopuk
    Instep
    Taban
    Ball
    Beş parmaklar: baş parmak ve diğerleri
    Tırnaklar
    gülperi

    Ayak bozuklukları [değiştir]
    Athlete's foot
    Bunion
    Callus
    Club foot
    Düztabanlık
    Morton's Neuroma
    Verruca (plantar wart)

  7. Mineli
    Devamlı Üye
    Ayak bileği


    Ayak bileğiİnsan anatomisinde ayak bileği eklemi, ayak ile bacağın birleştiği yerde oluşmuştur. Ayak bileği, veya talocrural eklem, tibia ve fibulanın iki distal ucunu bağlayan sinoviyal menteşe tipi bir eklemdir. Tibia ve talus arasındaki eklem, daha küçük olan fibula ve talus arasındaki eklemden daha fazla ağırlık taşır.

    Hareket [değiştir]
    Ayak bileği eklemi, ayağın dorsofleksiyon (ayak parmaklarını yukarı kaldırıp sadece ökçenin üzerinde duruş) ve plantar fleksiyon (ayak parmaklarını aşağı doğru hareket ettirip sadece parmaklar üzerinde duruş) hareketlerinden sorumludur. Ayaktaki eklemlerin azami hareketlerini yapmasını sağlar. Kendi ekseni etrafında dönmez.

    Plantar fleksiyonda, eklemin anterior ligamentleri uzarken posterior ligamentleri kısalır. Tersi de dorsofleksiyon için doğrudur.


    Eklem [değiştir]
    Fibulanın lateral malleolusu ve tibianın medial malleolusu, tibianın distal ucunun alt yüzeyi boyunca talusun üç eklem yüzeyi ile eklem yapar. Bu yüzeyler kıkırdak ile kaplıdır.

    Anterior talus, posterior talustan daha geniştir. Ayak, dorsofleksiyon yaptığı zaman superior talusun geniş kısmı, tibia ve fibulanın eklem yüzeylerinin içine doğru hareket ederek ayağın plantar fleksiyon yapmış halinden daha sabit bir eklem oluşturur.


    Ligamentler [değiştir]
    Ayak bileği eklemi, güçlü deltoid ligament ve üç lateral ligament: anterior talofibular ligament, posterior talofibular ligament ve kalkaneofibular ligament tarafından bağlanır.

    Deltoid ligament, eklemin medial tarafını destekler ve tibianın medial malleolusuna ilişir. Kalkaneusun sustentakulum talisi, kalkaneonavikular ligamenti, navicular tuberosity ve talusun medial yüzeyi olmak üzere dört noktada bağlanır.
    Anterior ve posterior talofibular ligamentler eklemin lateral tarafını, fibulanın lateral malleolusundan talusun dorsal ve ventral uçlarına kadar destekler.
    Kalkaneofibular ligament, lateral malleolusa ve kalkaneusun lateral yüzeyine ilişir.
    Eklem, en çok dorsofleksiyonda sabittir ve bilek burkulması genelde ayak plantar fleksiyondayken meydana gelir. Bu çeşit bir incinme sıklıkla anterior talofibular ligamentin başına gelir.


    İsim kökeni [değiştir]
    İngilizce ayak bileği kelimesi "ankle" veya "ancle" çeşitli şekillerde Cermen dillerine muhtemelen Latince "angulus" veya Yunanca "αγκυλος" kelimesinden geçmiştir.


    Kırıklar [değiştir]
    Ayak bileği incinmelerinin kemik kırığı için değerlendirilmesi, gereksiz x-ışını alımını en aza indirgemek için düzenlenen Ottawa ayak bileği kuralları uyarınca yapılır.

  8. Mineli
    Devamlı Üye
    Topuk insanda, baldırın arka kısmındaki kas grubunun, topuk kemiğine birleştiği yuvarlakça bölümdür. Ayağın yukarı - aşağı hareketi topuk ile sağlanır. Ayakta dikilme esnasında bedenin ağırlığı topuk üzerine biner. Topuk ile ilgili en sık karşılaşılan sorunlar topukdikeni ve topuk çıkıntısıdır.

    Baldır bacağın diz ile topuk arasındaki bölümüne verilen addır.

    Özellikle baldır kasları, diz bağlarının desteklenmesi açısından çok önemlidir ve dizin darbelere karşı korunması için baldır kaslarının kuvvetlendirilmesi gerekmektedir.


    Diz; uyluk kemiği(femur) ile kaval kemiği (tibia) arasındaki menteşe biçimli bir eklemdir. Eklem iç ve dış olmak üzere iki bölümlüdür Eklem ön taraftan diz kapağı ile korunur.

    Eklem içindeki tüm kemik yüzeyler eklem kıkırdağı ile örtülmüştür.

    Femur ve tibia arasındaki yük taşıyan kıkırdak yüzeyler, menisküs denilen iki esnek kıkırdaktan yapı ile korunur ve desteklenir. Menisküsler �C� harfi biçimli ve kuş yuvası biçiminde kenarları yüksek ortası ince bir yapıdadır. Bu yapı yuvarlak femur ile düz tibianın yapısal uyumunu sağlar, binen yükün tüm eklem yüzeyine dağılmasını sağlar,gelen darbeleri emer, eklemin sabitliğine yardımcı olur.

    Bağlar diz eklemini sabitleyen ana yapılardır. Birbirlerinden tamamen ayrı yapılar olan bağlarla tendonları karıştırmamak gerekir. Bağlar her iki ucu kemiğe yapışan sabit yapılardır, sınırlı esneklikleri vardır. Tendonlar ise bir uçları kemiğe yapışan, diğer uçları adeleyle devam eden, adelenin hareketini kemiğe ileten yapılardır.

    Yan bağlar dizin iç ve dış yanlarında bulunur ve dizin her iki yana açılmasını önler. Dış yan bağ dışında dizin dışa açılmasını engelleyen dizin arka-dış köşesinde bağlar ve popliteus tendonundan oluşan posterolateral kompleks denilen bir ek yapı vardır. Bu yapının zedelenmesine ait bulgular ve tedavi gözden kaçabilir. Ön çapraz bağ �ACL- tibia ile femuru tam orta noktadan birbirine bağlar. Fonksiyonu dizin dönme hareketlerini kısıtlamak ve tibianın öne hareketini engellemektir. Arka çapraz bağ �PCL- tibianın arkaya hareketini önler.

    Dizin tüm bu anatomik yapıları boyunca kaslar uzanır ve birlikte çalışarak dizin koşmak, yürümek gibi hareketlerini yönetirler. Kaslar ayrıca sabitliği sağlayan oluşumlara destek sağlar, korurlar. Dizi yöneten iki ana grup kas vardır. Ön uyluğun 4 başlı kası (quadriceps) Leğen kemiğinden uyluğun ön yüzü boyunca uzanır, diz kapağı üzerinden tendonlaşarak devam eder ve tibianın üst-ön tarafına yapışır. Dizin doğrultulması-düzleştirilmesi hareketini yaptırır. Aynı zamanda diz kapağı kemiğinin üst, iç ve dışına yapışan ayrı başları ile diz kapağının dengesini sağlar. Dizin dönme hareketlerini kısıtlayarak ACL ye, tibianın arkaya hareketini kısıtlayarak PCL ye yardımcı olur. Uyluğun arkasında ikisi tibianın dışına, ikisi içine yapışan hamsring adeleleri vardır. Hamsringler dönme hareketini ve tibianın öne hareketini kısıtlıyarak ACL e yardımcı olur.

  9. Mineli
    Devamlı Üye
    But (Anatomik olarak gluteus ya da gluteal bölge) Anatomik olarak iki ve dört ayaklı canlıların pelvis bölgesinn arka tarafında yer alan kısım.

    Anatomi [değiştir]
    Temel olarak gluteal kaslardan oluşmaktadırlar (gluteus maximus ve gluteus medius). Bunun üzerinde de yağ tabakası bulunmaktadır. Gluteus maximus iki yapışma noktasına sahiptir. Gluteus maximus kasları anüs bölgesine doğru olmak üzere gluteal cleft ile iki ayrı kısma ayrılmaktadır.

    Kalça, uyluk ve leğen kemikleri arasındaki eklemdir

    Bacak, omurgalılarda alt üyelerin her birine verilen ad.

    Hayvanların hareket etmek amacıyla yararlandıkları, çoğunlukla eklemli uzantılara da "bacak" adı verilir ve en yalın biçimi eklembacaklılarda görülür.

    Bölümleri [değiştir]
    Omurgalıların bacakları, ortada dizkapağının böldüğü iki parçadan oluşur. Kalçadan dize kadar uzanan bölüme "uyluk", dizden ayak bileğine kadar uzanan bölümeyse "baldır" adı verilir. Uyluk iskeletini uyluk kemiği (femur), baldır iskeletiniyse iç yanda bulunan kaval kemiği (tibia) ile dış yanda yer alan kamış/baldır kemiği (fibula) oluşturur. Kaval kemiği de, kamış kemiği de ayak eklemiyle birleşir.

    Hareketi [değiştir]
    İnsan dahil bütün memelilerde, bacağın alt ve üst parçalarını birbirinden diz kapağı kemiği (patella) ayırır. Bacağı öne doğru güçlü kalça kası, geriye doğru da bacak kası hareket ettirir. Bacak kasının kirişleri dizin altından, bacağın alt parçasına, aşil kirişi de, baldır kaslarından ayağa kadar uzanır.

  10. Ziyaretçi
    soluk borumuz kıkırdak yerine kemikten oluşsaydı ne gibi sorunlar çıkardı

+ Yorum Gönder


anatomi kas soruları,  gerdan kemiği,  kas anatomisi soruları,  bebeklerde xiphoid şişlik