+ Yorum Gönder
1. Sayfa 123 ... SonuncuSonuncu
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda İnsan anatomisini anlat anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemİ Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    İnsan anatomisini anlat anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemİ








    anatomide kas ,kemik,solunum,iskelet sistemini anlat







  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Anüs, sindirim sisteminin sonunda yer alan ve çıkartımın yapıldığı dış açıklıktır. Anüsün açıklık ve kapalılığını büzgen kaslar denetler. Sindirim sisteminde rektumun ardında yer alan anüs, Latince "halka" anlamındaki ānus sözcüğünden gelmektedir. Dışkılar dışkılama esnasında anüs yoluyla vücuttan atılır.


    Karın (abdomen, batın): kaburga kemiklerinden kasıklara kadar olan kısım.

    Karın duvarı, en dışta deri, derinin altında yağ tabakası, yağ tabakasının altında karın boşluğu içinde iç organları barındıran kas tabakasından oluşmaktadır. Santral obesite olarak adlandırılan yani karın bölgesinin aşırı şişmanlığının, yağlanmasının, vücuttaki fizyolojik değişikliklerle beraber koroner kalp hastalığı riskini arttırdığı kanıtlamıştır. Karın bölgesinin yağlanması, görünümü ya da bu bölgede baş gösteren değişiklikler kişinin sosyal hayatına, cinsel hayatına ve sağlık durumuna da doğrudan yansımaktadır. Deri, karın bölgesinin dış yüzeyini kaplayarak doğrudan göze çarpan ve dış etkenlerden koruyucu bir konumda olduğu için en önemli yapıdır. Hamilelik sırasında gerek karın içinde yer alan bebeğin büyümesi gerekse bebeğin içinde bulunduğu rahmin içini dolduran amnion sıvısının artışı sonucu ilerleyen aylarla birlikte karın da büyümeye başlar. Hamileliğin 5 ayından itibaren büyüme hızı da artar. Bu büyümeyle birlikte karın derisi gerginleşiyor, gerginleştikçe incelir. Hamileliğin son ayında en yüksek noktaya ulaşan derideki incelme, derinin gerilime karşı zayıf olan bölgelerinde çatlaklara neden olabilir. Vücut, bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hamilelik insan metabolizmasında hormonların da etkisiyle tüm vücudu etkileyen değişikliklere neden olur. Bu değişikliklerden en göze çarpanı gebelik sırasında alınan kilolar. Yağ dokusu gebelik sırasında alınan kiloların yaklaşık % 20 sini teşkil eder. Doğumun ardından normale dönüş süreci başlıyor. Emzirme döneminde süt yapımında kullanılan yağlar annenin yağ depolarından sağlandığı için hamilelikte alınan kilolar bu dönemde yavaş yavaş erimeye başlar. Bebeğini emziren kadınlar, emzirmeyenlere göre günde 600 – 800 kalori daha fazla harcarlar. Karın duvarı, en dışta deri, derinin altında yağ tabakası, yağ tabakasının altında karın boşluğu içinde iç organları barındıran kas tabakasından oluşur. Hamilelikle birlikte karın içindeki rahim doğal olarak büyümeye başlar. Rahim büyüdükçe karın duvarını oluşturan kaslar da esneyerek genişler. Hamileliğin son aylarında karın içinin büyümesine bağlı olarak karın kaslarının esneklik kapasitesini zorlamaya başladığında ise karın ortasındaki kasları birbirine bağlayan kas kılıfı gerginliğe bağlı olarak genişler. Bunun sonucunda kaslar birbirinden uzaklaşır ve daha ayrık hale gelir. Doğumun ardından esnek olan kaslar eski haline tekrar döner, ancak genişleyerek gevşemiş olan kas kılıfı kaslar gibi esnek bir yapıda olmadığı için eski haline dönemez, gevşek olarak kaldığı için de karın orta kasları birbirinden ayrık bir şekilde durur. Bu durum dış görünüme, karın bölgesinin dışa doğru bombe yapmış, şişkin bir görünümü şeklinde yansır.

    Göğüs kafesi, insan bedeninin, boyun ile karın arasında yer alan üst bölümüdür.

    12 omur, 12 çift kaburga, göğüs kemiği ve bunlara bağlı kaslar ile kas kılıflarından oluşan göğüs kafesi, karın boşluğundan diyafram aracılığıyla ayrılır. Solunum sisteminin başlıca organları ve dolaşım sistemi ile sindirim sisteminin bazı bölümleri göğüs boşluğu içinde yeralırlar. Akciğerler, göğüs boşluğunun yan bölümlerinde, kalp ve yemek borusuysa "mediyastin" adı verilen kendi içinde kapalı bir bölüm içinde bulunurlar (mediyastin, bu organlardan başka, kalpten çıkan büyük damarları soluk borusunu, timüs bezini ve bazı sinirleri de içine alır).

    İşlevleri [değiştir]
    İçinde bulunan organları korumak
    Omuz kemerini oluşturan kemiklere ve kollara destek olmak
    Solunum sırasında göğüs boşluğunun kasılıp gevşemesini sağlamak

    Meme, veya Anatomideki Latince ismiyle mamma, bir kadın insan vücudunun önemli bir bölgesi.




  3. Mineli
    Devamlı Üye
    Anatomi [değiştir]
    Erkek [değiştir]
    Her ne kadar erkekler de meme uçlarına sahip olsalar da, bu kadın vücudunun bir simgesi haline gelmiştir. Süt üreten bölgeler de erkek memelerinde gelişmez ve fonksiyonsuz kalır.

    Hormonal etkisi olan bazı ilaçlar, hem erkeklerde hem de hamile olmayan kadınlarda bazen süt üretimine sebebiyet verebilmektedir.

    Kültürel olgu olarak meme [değiştir]
    Dünyanın pek çok yerinde bir giysiyle kapatılması kültürel olarak zorunlu iken bazı yerlerde ise böyle bir önemi yoktur. Çoğu zaman üzerine bir değer yüklenir.

    Meme tarihte doğurganlığın sembolü olmuştur. Tarih öncesi dönemlerde yapılmış olan kadın figürleri ve heykellerde memeler vurgulanmıştır. Hatta çocuk yapma ve annelikle özdeşleşen tarihsel öneme sahip tanrılar bilinmektedir. Memeler çocukların beslenmesinde çok önemli role sahip olmakta ve aynı zamanda da ikincil cinsel karakterleri temsil etmektedir.Çoğu kültürde memeler gizlenecek şekilde bir giyim tarzı benimsenirken bazı kültürlerde ise tamamen açıkta bırakılmaktadır. Bu karakteristiklerinden dolayı tüm toplumlarda farklı bakış açısına sahiptir. Ancak memeler gerek genetik gerekse diğer nedenlerden dolayı kabul edilen normal büyüklüğe ulaşamamakta ya da normal sınırların üzerinde olmaktadır. Bu durum kişileri hem psikolojik hem de sosyal olarak baskı alltında tutabilmekte, kişilerin kendilerine güveni azalmakta ve ikili ilişkilerde olumsuzluklara neden olabilmektedir.

    Hastalıklar [değiştir]
    Enfeksiyonlar ve iltihaplanmalar [değiştir]
    Mastitis
    bacteriyel mastitis
    kronik iç meme iltihabı
    kronik meme ucu altı iltihabı
    meme veremi
    meme frengisi
    retromammary abscess
    actinomycosis of the breast
    Mondor hastalığı
    Zararlı bozukluklar [değiştir]
    Meme kanseri
    Paget hastalığı
    Zararsız bozukluklar [değiştir]
    Doğustan olanlar
    Ters meme ucu
    Çok uçlu meme
    Gelişim bozuklukları
    Yumrular
    Kist
    fibroadenoma - İyi huylu tümör
    Meme ucu akıntısı (galactorrhea)
    Et benleri
    Fibrokistik değişiklikler
    kistler
    epithelial hiperplasti
    epithelial metaplasti
    papilloma
    adenosis
    Hamilelikle ilgili
    galactocoele




  4. Mineli
    Devamlı Üye
    Göğüs anatomisi-insanda [değiştir]
    İnsanda,göğüs iç organları ve diğer içeriği ile birlikte vücudun boyun ile karın arasında kalan bölümüdür.Göğüs kafesi, omurga ve omuz kuşağı tarafından sarılmış ve çevrelenmiştir. Göğüsün içeriğinde şunlar bulunur:

    Organlar
    kalp
    akciğerler
    Kaslar
    Majör pektoral kas ve Minör pektoral kas pektoral kaslar
    trapezius kası ve boyun
    iç yapıdakiler
    diyafram
    özofagus
    trakea
    xiphoid process
    arter ve venler
    aort
    vena cava superior
    vena cava inferior
    pulmoner arter

    İnsan göğüs bölgesinin X-ışını altında görünümükemikler
    Humerusun üst kısmını da kapsayacak şekilde omuz yuvası
    skapula
    sternum
    Thoraks omurları
    gerdan kemiği
    göğüs kafesi
    yüzeydeki kaburgalar
    dışardaki yapılar
    meme ucu
    süt bezleri
    toraks karın bölgesi (mide, böbrek,pankreas, dalak, ve alt özofagus)
    İnsanlarda, göğüsün göğüs kafesi ile korunan bölgesine aynı zamanda toraks da denir.Göğüs ve toraks kelimeleri zaman zaman hatalı olarak birbirinin yerine kullanılır.

    Göğüs anatomisi-Diğer hayvanlarda [değiştir]
    Dört bacaklı memelilerde,süt bezleri ve meme uçları arka bacaklara yakın konumlanmıştır ve dolayısıyla göğüsün bir parçası değildir.Başka bir deyişle göğüs anatomisinde benzer iç organlar vardır ancak değişik şekilde konumlanmışlardır.

    Göğüs yaralanmaları [değiştir]
    Göğüs yaralanmaları (aynı zamanda şu şekilde de geçer:göğüs travması, toraksa ait yaralanma, toraks travması) Birleşik Devletlerdeki fiziksel travmalardan ölümle sonuçlananlarının ¼'üne tekabül eder.[1] İnsan vücudunda, göğüs boyun ve diyafram arasında kalan ön bölgedir.Göğüs bölgesinde çok önemli iç organlar bulunur ve göğüs kafesi ile korunurlar.

    Estetik Göğüs Cerrahisi [değiştir]
    Göğüs, kadınlığı simgeleyen, erojen bir organ olup, kadının ruhsal ve fiziksel açıdan kendini iyi hissetmesi üzerine önemli ölçüde etkisi mevcuttur. Göğüs yapısının tek ya da çift taraflı gelişme geriliği ya da gebeliği takiben kilo verme sonucu, göğüs büyüklüğü normalden daha küçük gelişebilir. Hamilelik ise kadın hayatının doğasında yer alan ve insan neslinin devamlılığı açısından kaçınılmaz bir olay. Hamileliğin ilk aylarında hormonal değişikliklerle göğüsler büyür ve süt üretimi için bir hazırlık başlar. Doğumun ardından emzirme dönemi boyunca süt üretimi ile memeler sürekli dolup boşalır. Emzirme sona erdiğinde ise sönük bir hal alır. Memeyi saran deri küçülmeye uyum gösteremez, deri bol kalınca meme yer çekiminin etkisine yenik düşerek sarkmaya başlar. Zaman zaman hamileliğe bağlı olmaksızın aşırı kilo alıp vermeler de göğüslerin sarkmasına neden olabilir. Göğüs şekil ve büyüklüğünde normal sınırların dışına taşan sapmalar, estetik görünümü bozmasının yanı sıra kadının ruhsal durumunu etkileyebilir, öz güven kaybına neden olabilir. Bu gibi durumlarda mevcut olan problemin niteliğine göre göğüs büyütme, göğüs dikleştirme ve göğüs küçültme ameliyatları uygun çözümler sağlayabilmektedir

  5. Mineli
    Devamlı Üye
    Omurga yani kolumna vertebralis, omurlardan oluşmuş, içinde omuriliği barındıran kemik yapıdır.

    Kolumna Vertebralis 70 cm uzunluğundadır, içindeki omurilik ise 43-45 cm arasında değişir; yani omurilik kolumna vertebralisten daha kısadır. Omurga,kemikten,kıkırdaktan ya da her ikisinden oluşan iskeletin en önemli bölümü ve de temel eksenidir.Sırt boyunca uzanır ve vücuda destek sağlar.

    Omurlar
    değiştir]
    Omurga'da 32 adet omur bulunur.Omurlarımız yarı oynar eklemler sınıfındadır.Omurların yarı oynar eklemler olması sayesinde omurgamızı azda olsa(yarı oynarlık) hareket ettirebiliriz.

    Gövde: insan vücudunun bir bölümüdür. Gövde, anatomide çoğu canlının vücutlarındaki boyun ve uzuvlarının bağlı bulunduğu, orta ve ana kısmına denir. Gövde'nin tıbbi terimi Torso olup, göğüs (toraks) ve karın (abdomen) kısımlarından oluşur.

    Boyun Anatomik olarak kafa ve gövde arasında yer alaraka bağlantı görevi gören vücut kısmı.

    İnsan boynu anatomisi [değiştir]
    Materyal bulunmaktadır. Bunun bozukluğu özellikle servikal disk hastalığına (boyun fıtığı) yol açmaktadır. Boyun kısmında beyinden köken alıp vücuda giden sinirler ve kalpden beyine kan taşıyan büyük damarlar yol almaktadır.

    Yumuşak doku anatomisi [değiştir]
    Soluk borusu trakea ön kısmında tiroid dokusu bulunmaktadır. Bu borudaki dışardan fark edilen çıkıntı ise thyroid kartilaj (Adem elması) olarak bilinmektedir. Boynun her iki yanında güçlü sternocleidomastoid adeleleri bulunmakta ve boyna ait pek çok girişimde bir marker görevi görmektedir. Çenenin arka kısmına doğru ise güçlü bir damar atılışı rahatça hissedilebilmektedir ki bu beyne yoğun bir şekilde kan taşıyan external carotid arterdir.

  6. Mineli
    Devamlı Üye
    İnsan anatomisi [değiştir]
    Kafanın kemikleri [değiştir]
    Ana madde: Kafatası
    İnsan kafası kranium ve mandibula olarak iki kısım içermektedir.

    Kranium kafatası ve kafa tabanı olarak iki kısımda incelenmektedir. Bu bölümlerdeki kemiklerin birbirine sıkı bağlantıları vardır ve bağlantı noktalarına sütür adı verilir. Bu kemiklerin bu şekilde dayanıklı ve sağlam oluşu beyini korumak amaçlıdır. Doğumda birleşmeye başlayan bu kemikler doğum sonrası hala bazı yerlerde açık, membranla kaplı bölgeler içerir ki bu bölgeler fontanel adı verilir. Gelişimde puberteye dek herhangi bir açıklık kalmayacak şekilde kapanma ve büyüme gerçekleşmektedir. Kafadaki kemikler şunlardır;


    Kafatası çizimiiki maxilla (kafanın her iki yanında) göz çukurunu alttan ve yandan korumaktadırlar.
    iki zygomatic kemik, göz çoukurunun yanında ve aşağı kısmında kalmaktadır.
    iki temporal kemik, kulakların olduğu kısımdadır.
    tek frontal kemik, alın kısmını oluşturur.
    iki parietal kemik, frontal ve temporal kemiklerin üzerinde kafa kubbesini oluştururlar.
    bir occipital kemik kafanın arkasındadır.
    iç kısımda da bazı kemikler mevcuttur
    bir sphenoid kemik
    bir ethmoid kemik
    iki lacrimal kemik
    iki nasal kemik
    iki palatine kemik
    iki nasal konka
    bir vomer

    İnsan kafatası. Res.190, Gray's AnatomyYüz kısmında toplam 14 kemik bulunmaktadır.

    Diğer oluşum mandibula temporomandibular eklem ile kafatası ile bağlantı kurmaktadır. Bu bildiğimiz çene kemiğidir.

    Kafanın tabanından baktığımızda görünen büyük boşluk foramen magna denen oluşumdur ve buradan medulla spinalis beyin ile bağlantı kurmaktadır. Kafatasındaki mevcut diğer küçük delikler arter, ven ve sinirleri hem korumakta hem de geçişleri için pasajlar teşkil etmektedir.

    Yüzün anatomisi [değiştir]
    Beş adet boşluktan müteşekkildir. Gözler, burun ve ağız. Yüz bölgesinin beslenmesi external karotid arter den gelen kanlanma ile olur. Sinir yapısı ise trigeminal sinir ve facial sinir aracılığı iledir. Mimik kasları yüz hareketlerini sağlarken, çiğneme kasları da çiğneme fonksiyonunu sağlamaktadır.

    Diğer canlılarda anatomi [değiştir]
    Basit canlılar kafa yapısı içermezler. Omurgalılarda kafatası vertebraların sonlandığı bölgede bulunmaktadır ve direk omurgaya bağlıdır

  7. Mineli
    Devamlı Üye
    Gırtlak
    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Git ve: kullan, ara
    Gırtlak (larinks veya larenks), boynun ön soluk borusunun üst kısmında yer alan bir solunum ve ses organı. Gırtlak boynun ön tarafında 3-6. boyun omurları hizasında yer alır. Basit bir kutu görünüşünde olan gırtlak; kıkırdak, zar ve bağlardan yapılmış önemli vazifeleri bulunan bir organdır. Solunum yolunun üst kısmını teşkil eder ve aynı zamanda ses organıdır. Bu sebeple gırtlağın yapısı solunum borusunun diğer kısımlarından daha farklı ve karışıktır.

    Gırtlağın üst deliği solunum yolunu daraltabilecek ve hatta icabında tamamıyla kapatabilecek bir mekanizmaya sahiptir. Bilhassa sesin meydana gelmesi ile ilgili olan bu mekanizma, icabında solunum yolunu kapatmak suretiyle yabancı maddelerin daha içerilere girmesine mani olur. Bu suretle organizma kendini ölüme bile götürebilecek olan bir hadiseden kurtulma imkânına sahip bulunmaktadır.

    Büluğ çağında erkek çocukların gırtlağı hızla büyümeye başlar. Bütün kıkırdaklarda ve her yönde cereyan eden bu büyüme sonucunda bir sene zarfında mizmar aralığının uzunluğu hemen hemen iki misline çıkar. Ses kıvrımlarının (ses tellerinin) uzaması neticesinde bu çağda erkek çocuklarının sesi değişir ve kalınlaşır. Kız çocuklarında gırtlağın büyümesi büluğ çağında da yavaştır. Bu yüzden gırtlak erkeklerde hem genişlik hem de uzunluk bakımından kadınlardan daha büyüktür. Gırtlağın çevresi erkeklerde ortalama 136, kadınlarda 112 milimetre kadardır. Cins ve yaş durumlarından başka, çeşitli şahıslarda da gırtlak büyüklük ve şeklinde çeşitli farklılıklar görülebilr. Bundan dolayı insanların sesleri de birbirinden çok farklıdır. 20 yaşından itibaren gırtlak kıkırdakları kemikleşmeye başlar ve elastiki kıkırdaktan yapılmış olan epiglot ve ses tellerinin bağlandığı çıkıntılar hariç diğer kıkırdakların büyük kısmı yaşlılarda kemikleşmiş olur.

    Gırtlağın iskeletini meydana getiren kıkırdaklar dokuz tanedir. Bunların üçü çift, üçü tektir. Tek olanlar tiroit kıkırdak (kalkansı kıkırdak), krikoit kıkırdak (yüzüksü kıkırdak) ve epiglot (gırtlak kapağı kıkırdağı)tur. Çift olanları ise aritenoit, corniculat ve cuneiform kıkırdaklarıdır. Tiroit kıkırdağın boynun ön tarafında yaptığı çıkıntıya halk arasında adem elması ismi verilir. Gırtlağın kasları da beş tanedir. Bunlardan dört tanesi çift, bir tanesi de tektir. Bunların kimisi ses tellerini uzatır, kimisi de kısaltır. Yine kasların bazıları mizmar aralığını daraltırken, bazıları da genişletir. Gırtlak kaslarının vazifelerinden ikincisi ise, yabancı cisim ve zararlı maddelerin alt solunum yollarına geçmesini önlemek için gırtlağı kapatmaktır. Bu kasları harekete geçiren uyarı, yabancı zararlı maddelerin gırtlak iç yüzeyine teması neticesinde meydana gelen reflekstir.

    Gırtlağın iç yüzü, bütün solunum yollarında olduğu gibi, çok katlı titrek tüylü epitel ile örtülmüştür. Yalnızca fazla mekanik tesirler altında kalan ses tellerinin üzeri boynuzsu (çok katlı yassı) epitel ile örtülmüştür. Gırtlak mukozasının altında her tarafta çeşitli salgı bezleri bulunur. Bunların vazifeleri gırtlak iç yüzünün daima nemli kalmasını sağlamaktır. Bu durum, burun boşluğunda olduğu gibi buradan geçen havanın temizlenmesi ve neminin arttırılmasında önemli rol oynar. Larinks aynası denilen bir alet ile gırtlağın üst ve orta bölümleri görülebilir. Gırtlağın sinirleri vagus sinirinin iki dalından gelir. Bunların dallarının kesilmesi veya kanser hücreleri tarafından buraların istila edilmesi neticesinde ses kısıklığı meydana gelir.

    Gırtlağın kendi özel isimleriyle anılan çeşitli hastalıkları vardır. Gırtlak difterisi, gırtlak veremi, larenjit (gırtlak iltihabı), gırtlak felci en önemlileridir.

    Gırtlak tümörleri [değiştir]
    Bütün organlarda olduğu gibi, gırtlak tümörleri de iyi huylu (selim) ve kötü huylu (habis) olmak üzere ikiye ayrılır.

    Gırtlağın iyi huylu tümörleri sıklık sırasına göre papillomlar, fibromlar, anjiomlar ve poliplerdir. Papillomlar virüslerle meydana gelirken, ses teli nodülleri sesin kötü kullanılmasından ileri gelir. Bir kısmı da doğuştan beri mevcuttur.

    Selim gırtlak tümörlerinin en sık rastlanılan belirtisi ses kısıklığıdır. Gelip geçici veya daimi ses kısıklığı olabildiği gibi bir kısmı ses kısıklığı husule getirmeyebilir. Ağrı çok nadir görülür. Çok büyük tümörler nefes darlığına sebeb olabilirler. Tedavileri tümörlerin cerrahi olarak çıkarılmalarından ibarettir. Çıkarılmasalar bile ses kısıklığı ve nefes darlığından başka zararları olmaz.

    Gırtlak Kanserleri [değiştir]
    Gırtlağın habis tümörleri denilince gırtlak kanserleri akla gelir. Kanser dışında habis tümörü varsa da bunların oranı % 1'i geçmez. Gırtlak kanserleri bütün vücud kanserlerinin % 2'sini teşkil eder. Daha ziyade 45-50 yaşları arasında görülür. 20 yaşın altında görülmesi çok nadirdir. Erkeklerde sık görülür. Yaklaşık on erkeğe karşı bir kadında görülür. Hazırlayıcı sebepler arasında ilk sırayı tütün alır. Müzmin iltihaplar, aşırı ses tahrişi, tahriş edici gazlar ve alkolizm diğer sebepler arasında yer alırlar.

    Gırtlak kanserlerinin belirtileri erken ve geç belirtiler olarak ikiye ayrılır.

    Erken belirtiler
    Kanserin yerleşim yerine bağlı olarak meydana gelen ses kısıklığı, nefes güçlüğü, yutkunurken takılma hissi ve kulağa doğru vuran ağrı. Bunların dışında gırtlakta rahatsızlık hissi, balgam çıkarmada artma, seste ton değişiklikleri, bazen bir gıcık öksürüğü ilk belirtiler olarak karşımıza çıkabilir.
    Geç belirtiler
    Nefes darlığı, yutma güçlüğü, iştahsızlık, aşırı zayıflama, öksürük, kanlı balgam, boyun lenf bezlerinin büyümesi, şiddetli ağrılar.
    Tedavisi
    Cerrahi tedavi ve şua tedavisi en önemli iki tedavi usulüdür. Gırtlağın cerrahi olarak çıkarıldığı durumlarda hasta ses tellerini de kaybettiğinden, ses rehabilitasyonuyla yuttuğu havayı yemek borusu vasıtasıyla sese çevirerek konuşur. Bunu beceremeyen hastalara tek tonda ses çıkaran elektronik bir aletle yardım edilir. Şahıs bu aleti çene altına dayar ve aletin çıkardığı sesi ağız içinde harflere çevirip konuşur.
    Erken teşhis edilen gırtlak kanserinde tedavi oldukça başarılıdır. İki haftayı geçmiş her ses kısıklığı vakası veya yukardaki belirtileri gösteren her şahıs hele sigara içiyor ve yaşı 45'in üzerindeyse, muhakkak bir kulak-burun-boğaz doktoruna muayene olmalıdır.

  8. Mineli
    Devamlı Üye
    Adem elması(Gırtlak Çıkıntısı), tiroid çıkıntısıdır. Genelde erkeklerde görülür (Kadınlarda da görülebilir). Erkeklerde ergenlik döneminde oluşmaya başlar, ergenliğin belirtilerinden biridir. Yutma sırasında yukarı çıkar, daha sonra aşağı iner. Bu hareketin olmaması tümör veya enfeksiyon oluşumunun sebebi olabilir. İngilizcesi "Adam's Apple"dır.Latince'de prominentia laryngea adını alır.

    İnanışa göre ilk insan olan Hz. Âdem (a.s) şeytanın verdiği elmayı almıştır.Ancak bu elmayı yutamamış ve gırtlağında kalmıştır.Ve bu elma diğer erkeklere geçmiştir.

    Tiroid çıkıntısının açısı erkeklede 90 kadınlarda 120 ile 140 derce arasındadır. İlk insanlarda erkekle kadın arasındaki bu açı farkı anlamlı düzeyde olmamasına karşın zaman içinde erkek ırkının kadın üzerindeki baskısı nedeniye (örneğin; Kadının boynunu sıkarak) kadınlardaki tiroid çıkıntısı yayvanlaşmıştır


    Boğaz, kafatası alt kısmından başlayıp alt gırtlak kıkırdağı hizasında yemek borusu ile birleşen, duvarlarını kasların teşkil ettiği sindirim sisteminin ağızdan sonraki ikinci ünitesi.

    Boğaz, yaklaşık 12 cm uzunluktadır. Arka boğaz duvarı yassı ve dik biçimdedir. Buraya hiçbir kanal açılmaz. Boğaz; ön yukarı kısımda burun boşluklarının arka kısmına, ön ortada ağız boşluğuna, en aşağı kısımda da gırtlak boşluğuna açılır.

    Boğazın ağız boşluğu ile birleştiği yerde bademcikler bulunur. Yine boğazın çatısında boğaz adenoitleri denilen küçük ve bademcik yapısındaki bezler vardır. Boğazın üst kısmında yan duvarlarda, orta kulağa açılan bir boru bulunur. Burun ve ağız kapatılıp akciğerler zorlanarak hava dışarı verilmek istendiğinde hava bu kanaldan geçip kulak zarına tazyik yapabilir. Kulağa damlatılan ilaçlar bu kanaldan (östaki borusu) boğaza akabilir.

    Boğazın orta kısmında solunum yolu ile yemek yolu kesişmektedir. Yeni doğan bir çocukta gırtlak dil kökünden daha yukarıda olduğu için bebek süt emerken bir taraftan da nefes alabilir. Çünkü içilen süt, gırtlak kıkırdağı örtüsünün yan kısmından geçip yemek borusuna ulaşmakta ve böylece hava yollarına gitme tehlikesi olmamaktadır. Erişkinlerde ise gelişme ilerledikçe gırtlak da aşağıya inmekte, böylece yemek yoluyla hava yolu kesişmektedir. Erişkinlerde yemeğin hava yollarına gitmemesi için bazı refleksler harekete geçer ve yemeğin hava borusuna gitmesini önler.

    Yutma olayı ve yutma refleksleri [değiştir]
    Yumuşak damak yukarı kalkar, geriler ve boğaz arka duvarına dayanarak yukarı hava yollarıyle yemek yollarını birbirinden ayırır. Bu refleks sayesinde yenilen yemek ve içilen sıvıların burundan gelmesi önlenmiş olur.
    Ağız kökü kasları kasılarak gırtlak iskeleti yukarı çekilir. Böylece bebeklerde olduğu gibi yenilenler gırtlak örtüsünün yanlarından geçer.
    Gırtlak örtüsü gırtlak ağzını kapatarak aşağı hava yollarıyla yemek yolunu tamamiyle ayırır.
    Hastalıkları [değiştir]
    Boğazın, solunum sistemiyle ilgili hastalıkları mühimdir. Bazı enfeksiyon ajanlarına bağlı olarak ortaya çıkan boğaz ve ses telleri iltihaplarından gırtlak kanserine kadar ortaya çıkan ekseri hastalık tablosunun en dikkati çeken belirtisi ise, ses kısıklığıdır. Ses kısıklığı olan kimselerde özellikle tedaviye direnç gösteren vakalarda çok dikkatli muayene ve tetkik yapılmalıdır.

    Sindirim sistemini ilgilendiren boğaz hastalıklarında en mühim bulgu yutma zorluğudur. Yutma zorluğunda, yakın temas dolayısıyla solunum sisteminin üst kısmını ilgilendiren hastalıklar da akla gelebilir. Yutma zorluğu, boğaz ağrısıyla birlikte olabilir veya sadece ağrısız mekanik bir zorluk hissedilebilir. Bunlar arasındaki ayırımı hekime bırakmalı ve hasta tetkikten kaçmamalıdır.

  9. Mineli
    Devamlı Üye
    Çene, ağzın çevresinde yeralan, omurgalılarda çiğnemeyi sağlayan kemik donatımının adıdır.

    Çeneyi oluşturan iki parçadan üstçene (lat. maxilla), kafatasına (lat. cranium) bağlıdır; altçene (lat. mandibula) kulağın hemen önündeki çene eklemi (lat. articulatio temporomandibulare) aracılığı ile kafatasına tutunmuştur. Çene eklemi vücutta çift taraflı çalışan tek eklemdir. Memelilerde alt çene hem aşağı yukarı, hem de iki yana hareket eder. Çeneyi kapatan kasların güçlü olmasına karşılık, açıcı kaslar hem az sayıda, hem de oldukça zayıftırlar: İnsanda ve hayvanların birçoğunda çenenin açılmasına yerçekimi yardımcı olur. Bazı yılanlarda, büyük avlar yutulurken, altçene yerinden ayrılarak aşağı inebilir.

    Yanak (Latin: Bucca, Osmanlıca: Ruhsar) kulak, göz altı, burun ve çene kemiği arasında kalan etli bölümdür. İnsanda ve diğer omurgalılarda elmacık kemiği ile çene kemiği arasında bir yanal duvar görevi görür.

    Yüz, canlıların başlarının ön bölümüne verilen isim: alın, gözler, burun, yanaklar, ağız ve çenenin oluşturduğu bütün. Surat, sima, çehre kelimeleri ile eşanlamlıdır.

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller [değiştir]
    Yüz göz olmak : Senli benli olmak ve birbirinden çekineceği kalmamak, aradaki mesafe kalkmış olmak, laubalileşmiş olmak. (İyice yüz göz olduk, beni artık dinlemiyorlar)
    Yüz dökmek : Zorlanarak, utanmayı ve sıkılmayı göze alarak, yalvararak bir kimseden ricada bulunmak.
    Yüz tutmak : Bir şey olmak üzere bulunmak (Hava kararmaya yüz tuttu )
    Yüz vermek : Yakınlık göstererek karşılamak (Biraz sıcak yüz gösterseydin günaha mı girerdin?)
    Yüzü olmak ya da olmamak : Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret
    Bir işten yüzünün akı ile çıkmak : Bir işi kendi saygınlığını yitirmeden eksiksiz ve başarılı olarak yapıp bitirmek



    Birleşik sözler [değiştir]
    Yüz görümlüğü : Güveyin düğün günü geline verdiği armağan
    Yüz kaplama : Genellikle sert ve orta sert ağaçlardan biçilerek veya kesilerek elde edilen, kontratabla veya yonga levhalarının yüzlerine yapıştırılarak kullanılan, güzel desenli kaplama çeşidi
    Yüz karası , yüz kiri : Utanılacak bir durum veya şey
    Yüz kızartıcı : Utandırıcı, utanılacak
    Yüzölçümü : Bir yerin veya bir şeyin yüzeyini ölçme, mesaha ve sonuçta çıkan miktar
    Yüzsuyu : Bir kimsenin onuru, haysiyeti
    Yüzüstü : Yüzü yere gelecek biçimde; mecazi olarak başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda
    Yüz yazısı : Köylerde gelinin yüzüne yapıştırılan telli, pullu süsler
    Yüz yüze : Karşı karşıya
    Yüzükoyun : Yüzüstü
    Arayüz : Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa
    Güleryüz : İçten ve yapmacıksız, yumuşak davranış
    Gökyüzü : Göğün görünen yüzeyi, sema
    Yeryüzü : Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yerkabuğu, dünya[1]


    Ağız, sindirim sisteminin giriş boşluğudur. Bu boşlukta, diş arkları ve dil bulunur.

    Anatomik özellikleri [değiştir]
    Ağız boşluğunun sınırları:

    Üstte : Damak (Paltum) bulunur. Palatum, iki kısımdır; Önde Sert damak (palatum durum) arkada yumuşak damak (paltum molle) bulunur. Sert damak, maksilla nın alt parçası olup ağız boşluğunu burun boşluğundan ayırır. Yumuşak damak, os palatini (palatinal kemik) tarafından oluşturulan gevşek ağız mukozasıdır. Küçük dil (uvula palatina) yumuşak damağın submandibular ve sublingual tükürük bezlerini içerir. Mandibula nın corpusu ise ağız tabanını çevreler.

    Ağız Boşluğunun Bölümleri:

    1- Vestibulum oris: Diş dizisi([dental ark]) ile dudaklar ya da yanaklar arasındaki bölüm.

    2- Cavitas oris proprium: Asıl ağız boşluğu; önde ve yanlarda dişlerle sınırlanmış olarak Boğaz geçidine (Isthmus faucium) kadar uzanan boşluk.

    Ağızın işlevleri [değiştir]
    1- Sindirim sisteminin ilk açıklığı olup besinlerin alınarak, dişlerle mekanik, tükürükteki amilaz ile kimyasal olarak ilk sindiriminin başlatılması. Ağızda bulunan dil organı, ayrıca tükürükle ıslanarak çözünmeye başlayan gıdaların tat duyusunu alır.

    2- Fonasyon (Konuşma): Konuşma esnasında ses çıkartmak için akciğerlerden gelen havaya, dil dudaklar ve dişler yardımıyla son şeklini verir ve konuşma sesleri oluşur.

    3- Solunum temel olarak solunum sisteminin giriş açıklığı olan Burun boşluğu (cavum nasi) nun görevidir. Ancak, burun boşluğu tıkanıklıkları veya hava açlığı duyulan durumlarda ağız yardımcı bir solunum aygıtıdır.

    4- Ağız ve ağzı oluşturan ya da çevreleyen yapılar, yüz estetiğinin temel elemanlarıdır.


    Diş, Latince dens, dentis. Ağız boşluğu içinde bir uçları üst ve alt çene kemiklerinin alveol çıkıntıları içine gömülü diğer uçları ise serbest olan küçük kemik görünüm ve sertliğindeki oluşumların her biri olup çiğneme ve sesin söze dönüşmesi fonksiyonuna yardımcı olur.¹

    Diş, sindirim sisteminin başlangıcı olan ağızda bulunan, ana işlevi besinlerin mekanik sindirimini sağlamak olan organlardır. Mekanik sindirimin yanısıra fonasyon ve estetik işlevleri de mevcuttur.

    Hayvanlarda bu görevlerine ek olarak, saldırı, bir nesneyi taşıma ve savunmaya yardımcı olma gibi çok hayati görevleri daha vardır. Kuş cinslerinin pek çoğunda bu organ bulunmaz. Kuşlarda diş yerine, amacı mekanik sindirim olan "taşlık" mevcuttur.

    20 birincil diş (sütdişi veya dentes deciduii) genellikle bebek altı aylıkken çıkmaya başlar. Çocuk yaklaşık altı yaşına geldiğinde bunlar yerlerini kalıcı dişlere bırakmaya başlar. İlk çıkan daimi diş (dens permenante), altı yaş dişi olarak tabir edilen birinci molar dişlerdir. Daimi birinci azı dişlerinin üzerinde süt dişi olmadığı için, bu diş çıktığında 20 süt dişi de yerindedir. Bu diş ağızda çiğneme fonksiyonunun anatomik olarak merkezidir ancak çoğu zaman süt dişi sanıldığı için kolayca çektirilir.Akıl dişleri 18-20 yaşlarında çıkar.

    Yedi yaş civarında daimi kesici dişler süt dişlerinin altından sürerler. Daimi dişlenme genellikle en son kanin (dens caninus/köpek dişi) çıkmasıyla 13 yaş civarında sona erer. (16-20 yaş civarında çıkan 20 yaş dişleri yeni nesilde tam bir devamlılık arzetmediğinden onlardan ayrıca söz edilecektir.) Diş sürme zamanları her ne kadar matematiksel bir cetvel gibi verilse de kişinin kemik yaşıyla ilgili genetik bir olaydır ve zamanlama kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. En isabetli tahmini yapıp gelişim bozuklarını tespit etmek için bir dişhekimi veya ortodontist tarafından kemik yaşı tesbiti yapılmalıdır.

    20 yaşına gelmiş yetişkinlerin çoğunun 32 dişi vardır.Bazı kişilerde 20 yaş dişleri hiç çıkmayabilir veya oluşmayabilir.Dişler düzgün konuşmaya ve yüzü şekillendirmeye yarasalar bile asıl görevleri besinleri çiğnemektir.Kesiciler ve köpek dişleri lokmayı kesip parçalara ayırır,küçük ve büyük azı dişleri ise ezip öğütür.

    Diş minesi vücütdaki en sert madde olsa da besinlerin artıklarının ağızda uzun süre kalması sonucu, ağızda mevcut olan bakterilerin besin artığının içideki şekerleri fermente etmesiyle oluşan asit yüzünden aşınıp çürüyebilir.

  10. Mineli
    Devamlı Üye
    İnsan dişlerinin gruplandırılması [değiştir]

    İnsana ait bir alt dişErgin bir insanın ağzında genellikle 28 adet diş bulunur. Bu rakamı 32’ye tamamlayan 3.büyük azılar yani yirmi yaş dişleridir. Bu 28 diş 4 ayrı diş grubundan meydana gelmektedir.

    Kesici dişler: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
    Köpek dişleri: Alt ve üst olmak üzere 4 adettir.
    Küçük azı dişleri: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
    Azı dişleri:Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
    Süt Dişleri [değiştir]
    5 yaşına kadar olan çocuklarda ise 20 adet süt dişi bulunur.6 aylıkken ilk olarak alt ön keser dişlerle başlayan sürme süreci 3 yaşında tamamlanır.5 yaşına kadar çocukların tüm süt dişleri ağızda mevcuttur. 5 yaşından itibaren süt dişlerinin yerini daimi dişlere bıraktığı karma dişlenme süreci başlar ve bu süreç ortalama 13 yaşında tüm daimi dişlerin ağızda yerini bulması ile son bulur.

    Diş Anatomisi [değiştir]
    Diş, klinik olarak taç , boyun (kole, collum dentes) ve kök (radix dentes)kısımlarından oluşur. Taç kısım ağızda görünen ve mineyle kaplı bölümdür. Kole yani diş boynu dişetiyle sarılı mine-sement birleşimidir. Kök ise periodontal ligament tarafından kemiğe bağlandığı için çene kemiğinin içide kalan kısımdır.


    Diş AnatomisiMine, dentin,sement dişin sert tabakalarını oluştururken pulpa dişin yumuşak olan tek tabakasıdır. Mine dişin en dış tabakası olup şeffaflığını verir. Mine doğada elmastan sonraki en sert maddedir ve hidroksi apatitten oluşur. Sement ise diş minesi gibi kök yüzeyini örten ince tabakadır. Sement ve minenin altındaki tabaka dentin tabakasıdır. Dentin; pulpanın diş tabakalarında yoğun olarak bulunan ve diş pulpası (özünün) temel hücreleri kabul edilen (odontoblast)'ların uzantılarının yoğunlukta olduğu yarı sert bir tabakadır. Dişe sarı-koyu rengini verir. Diş yaşlandıkça, dentin miktarı artar mine miktarı azalır bu da dişlerin yaşlandıkça daha sarı görünmesine sebep olur.

    Dişin iç kısmındaki boşlukta ise pulpa (diş özü) adı verilen damar ve sinirden zengin özelleşmiş bir bağ dokusu vardır. Pulpa; dişin özüdür ve dişin basınçları, termal etkileri algılamasını, kanlanmasını sağlayan kısmıdır. Pulpa temelde bir bağ dokusudur, içinde yaşla ters orantılı olarak azalan Odontoblast, Fibroblast, kılcal damarlar, sinirler ve yaşla doğru orantılı olarak artan bağ dokusu barındırır. Dişlerin ağrıya hassas olmasının en önemli nedeni pulpadaki sinirlerin vucuttaki en hızlı sinirler olmasıdır. Kapalı çürükler olarak tabir edilen diş çürüklerinde pulpada ödem oluşur, pulpa çevresinde ödemin akacağı veya şişlik oluturacağı kadar alan olmadığı için sinirler basınçtan aşırı etkilenir ve en kötü ağrı olarak tabir edilen diş ağrısını oluşurur. Diş ağrısının geceleri daha fazla hissedilmesinin sebebi vücudun biyolojik saati nedeniyle geceleyin dokulara kan akışının fazla olması ve bu nedenle de pulpadaki hiperemi ve ödemin artmasıdır.

    Pulpadaki odontoblastlar dentin yapmakla görevlidir. Diş yaşlandıkça dentin miktarının artmasının sebebi odontoblastların hayat boyu süren dentin üretimidir.

    Diş, çene kemiklerinin "alveol" kısımlarına "periodontal ligament" ile tutunur. Periodontal ligament, diş kökünü saran sementin alveol kemiğe tutunmasını sağlayan farklı yönde ve uzunlukta bir çok ligamentin ortak adıdır.

    Periodontal ligament ve alveol kemik kaybı periodontitis olarak adlandırılır. Bu dişin mobilitesine (sallanmasına, dental mobilite) sebep olan genelde ağrısız bir hastalıktır. Dişeti (gingiva) çevresinde biriken gıda artıkları diş çevresindeki diş etinde önce gingivitis denen daha hafif bir enfeksiyona neden olur. Diş çevresi temizlenmedikçe olay ilerler ve dişetinin altında bulunan periodontal ligament ve hatta alveol kemiğe kadar ulaşır ve periodontitis meydana gelir. Periodontitis, genelde ağrısız olduğu için hasta tarafından önemsenmez ve bu nedenle çürüklerden daha tehlikeli bir diş kaybı nedenidir.

    Periodontiumun temel olarak, ağızda bulunan mikroorganizmalara karşı bir bariyer oluşturur ve çiğneme (mastikasyon) esnasında dişe gelen basınçlara süspansiyon sağlayarak amortisör görevi görür. Periodontium, alveolar kemik, dişeti, sement ve periodontal ligamentten oluşur.

    Dişler normalde çene kemiğine çakılı (ankiloz) vaziyette değildir. Nadiren ankiloze dişler ile karşılaşılabilir. Çene kemiği ile diş arasında bulunan aralığın yani periodontal aralık adı verilen boşluğun calsifiye olması (kalsifiye veya kireçlenme)nedeniyle diş alveolüne ankiloze olur.

    Günümüzde dahi dişlerin nasıl veya neden sürdükleri tam olarak açıklanamamaktadır. İnsan vücudunda sadece dişler yumuşak dokuyu yararak çıkan sert organlardır. Bunun haricinde tüm kalsifiye organlarımız yani kemiklerimiz yumuşak dokularla sarılıdır.Diş minesi,elmastan sonra en sert yapıdır.İçinde GBLL adlı bir madde bulunur.Bu madde hem dişe hem de mine ye sertliğini verir.Bilimsel araştırmalara göre GBLL maddesinin dişe beyaz rengini verdiği açıklanmıştır.Ancak bu maddeyi yenilemek için günde en az 2 kere ve yaklaşık 3 dakika fırçalanmalıdır.Aksi takdirde GBLL kendi yenilyemez ve plaklanmaya başlar buna da diş plağı diyoruz.

    Diş oluşumu (dentogenesis) [değiştir]
    Dişler Os maxillae (Üst çene kemiği) ve Os mandibulae (alt çene kemiği) nın pars alveolaris (alveolar kısmında), diş torbası (pericoronium) adı verilen torbacık bezeri yapılar içinde gelişirler. Ameloblastlar mine (enamel), odontoblastlar dentin, fibroblastlar ise ilgili bağ dokuyu oluştuturlar. Ameloblastlar, mine oluşumu tamamlandıktan sonra kaybolurlar ancak odontoblastlar ve fibroblastlar diş ömrü boyunca çalışmaya devam ederler.

    Diş oluşum evreleri

    tomurcuk safhası
    takke safhası
    çan safhası
    Taç kısmı oluştuğunda ameloblastlar kaybolurken odontoblastlar dentin sentezine devam ederek kökü oluştururlar. Bu arada diş,kökü oluştukça sürme düzlemine doğru hareket eder. Bu hareketin fizyolojisi hala tam açıklanamamıştır. Kök oluşumu diş ağıza sürdükten sonra da yaklaşık 2 yıl devam eder ve sonunda diş kökünün ucu (apex dentis) damar ve sinir giriş çıkışına izin veren bir por bırakacak şekilde kapanır.

    Yirmi yaş dişleri [değiştir]
    Alt sağ, alt sol ve üst sağ, üst sol olmak üzere toplam 4 adet yirmi yaş dişi vardır. Yirmi yaş dişerinin ağızlarda yer bulamamasının temel nedeni insan neslinin daha yumuşak gıdalarla beslenmesi sonucu çenelerinin küçülmesidir.

    Bazı ağızlarda konjenital (doğumsal/genetik) olarak yirmi yaş dişleri hiç bulunmaz.

    Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ancak yer darlığı ve başka nedenlerle sürmez ve çene kemiklerinde gömülü kalırlar.

    Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ve yarı yarıya sürerler. Sürme tam olmaz. Buna yarı gömülü yirmi yaş dişi denir.Yarı gömülülük iki tipte olabilir. Birincisinde dişin taç (kron) kısmının üzerinde operkulum (operculum,pericoronium) adı verilen mukoza parçası olabilir. İkinci tipteyse dişin taç kısmının bir bölümü kemik dokuyla örtülüdür. Her iki şekilde de yarı gömülü yirmi yaş dişlerinin etrafında gıda artıklarının birikeceği enfeksiyona (iltihap) elverişli bir alan meydana gelir.

    Bazı ağızlarda yimi yaş dişleri diğer azı dişlerinden farksız olarak gayet normal biçimde sürerler. Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri, sürerken önündeki dişleri iteleyerek yer darlığına sebep olurlar. Bunun sonucu olarak da genelde alt keser dişlerde eğrilik meydana gelir. Yine bu "iteleme" esnasında, birbiriyle normal temasını kaybeden bazı dişler de çürüyebilir.

    Sonuç olarak, kişiler yirmi yaş dişleriyle ilgili sorun yaşamamak için bir dişhekimine başvurmalı ve ağzında yimi yaş dişi var-yok, yirmi yaş dişinin sürebileceği alan var-yok şeklinde ilgili muayenesini yaptırmalıdır.

    Perikoronit (Operculitis) [değiştir]
    Bazı yirmiyaş dişlerinin Diş torbası (perikoronium), diş oluştuktan sonra kaybolmaz ve dişin arka tarafında (distalinde) bir cep meydana getirecek biçimde kalır. Bu dokunun enfeksiyonuna perikoronit denir. Oldukça ağrılı bir enfeksiyondur. Genellikle boğaz enfeksiyonlarıyla karıştırılır. Tedavisi dişhekimlerince yapılmaktadır

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 123 ... SonuncuSonuncu


anatomi kas soruları,  gerdan kemiği,  kas anatomisi soruları,  bebeklerde xiphoid şişlik