+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Şiirlerin hikayeleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Şiirlerin hikayeleri








    en az on tane şiirin hikayesini anlatan şiirler







  2. Asel
    Bayan Üye





    şiirlerin hikayeleri


    Metres

    Beraber olamayız sen evllsin bildiğim
    Ben bir orta malıyım anla beni sevdiğim

    Ben ancak bîr gecelik aşkların kadınıyım
    Kim parayı verirse onunla olmalıyım

    Günah bizim aşkımız olmaz bizim şarkımız
    Göğsümüze taş basıp hemen ayrılmalıyız

    Anlıyor musun beni hemen ayrılmalıyız
    Biraz zaman geçerse o gücü bulamayız

    Ben bir gecelik aşklar yaşar ve unuturum
    Günahkâr vücudumu dışarda bırakırım

    Benim kim olduğumu nasıl unutacaksın
    Beni soran herkese karım mı diyeceksin

    Birgün beni tanıyan bîri çıkıp gelirse
    Adımı fısıldayıp, hadi gidelim derse

    Gerçeği düşünelim ne gelir elimizden
    Geçmişimin izleri gelecek peşimizden

    Dünyanın bir ucuna gitsek bile farketmez
    Benim kirli geçmişim yazı değil silinmez

    Kalbindeki şüpheler hergün büyür içinde
    Zehirli yılan gibi sokar seni sonunda

    Bana kadınlığımı yeniden hatırlattın
    Aşk dolu geceleri bana sen yaşattırdın -

    Seni sevmemek için kendimi çok zorladım
    Kaderin kanunundan ben bile kaçamadım

    Son bir içki içelim sen martini seversin
    Şerefine son defa, sonra eve dönersin

    Son bir aşk yaşayalım îstersen gel bu gece
    Sonra kalbini bırak, karına dön bu gece

    Aşkımızı kalbimde saklayacağım inan
    Hiç unutmayacağım ömrümce seni bir an

    Sen de beni unutma, ara sıra hatırla
    Yaşadığımız aşkla, eşsiz hatıralarla

    Ben uyurken sessizce giyin ve git sevgilim
    Sen herşeye lâyıksın güle güle sevgilim

    Şakir Alimoğlu


    Bu şiirin hikayesi:
    Metin çok zengin bir iş adamıydı. Çok ta yakışıklı. Evliydi. Bir de çocuğu vardı. Karısı her sene olduğu gibi gene yazlığa gitmişti. Aslında karısının yazlığa gitmesini dört gözle beklerdi. Hiç olmazsa eve giderken ayakları geri geri gitmezdi o yokken. Uzun zamandır anlaşamıyorlardı.” Çocuk olmasa çoktan boşanırdım” diye düşünürdü içinden zaman zaman. Acaba dünyada kaç erkek gerçekten severek, sevilerek evlenmişti. Ve acaba kaç evlilikte aşk, yıllara meydan okuyabilmişti. İçinin daraldığını,her yerinin yanmaya başladığını hissetti. Bir puro yaktı. Puronun dumanında bütün hayatı bir film gibi gözlerinin önünden geçiyordu. Ortaokulda sevdiği kız. Lisede babasının sigara içerken yakalaması. Kopya çekerken fizik hocasının görmesi. Ve kulaklarını çekerek “bir daha yakalarsam disipline veririm” diyen o babacan sesi. Sonra üniversite yılları. Karısıyla tanışması geldi bir anda gözlerinin önüne. Balayından döner dönmez başlayan kavgalar. Bitmek tükenmek bilmeyen kıskançlıkları. Hergün biraz daha, hergün biraz daha uzaklaşmıştı karısından. O kadar hatıralara dalıp gitmişti ki; purosunun bittiğini fark etmedi. Ortağının odasına geldiğini bile fark etmemişti. Ortağına her türlü sırrını açardı.Dert ortağıydı o. Çaylarını içerken felekten bir gece çalmak istediğini de ortağına hiç çekinmeden söyledi. Ortağının gözleri hayretle faltaşı gibi açıldı. Çay bardağını elinden düşürdü. Her zaman felekten bir gece çalalım teklifini o yapardı. Ama Metin, hiçbir zaman kabul etmemişti. “Emin misin” diye sordu. Evet cevabını alınca, İstanbul'un en meşhur, en pahalı kadınının telefonunu verdi. Kadının adı Alevdi. Kendinin de alev gibi yaktığını söylüyorlardı tanıyanlar. Ortağı her ay felekten birkaç gece çalardı. Bu kadının methini çok duymuş, ama bir türlü tanışamamıştı. Metin'e bu gece eşlik edemeyeceğini söyledi. Çünkü karısının doğum günüydü ve atlatamazdı. Metin Alev'i aradı. Lüks bir otelin roof'unda buluştular. İstanbul'un eşsiz Boğaz manzarasına karşı içkilerini yudumlamaya başladılar. Alev'in muhteşem güzelliği Metin'i çok etkilemişti. İçkilerini bitirince Metin, evine gitmeyi teklif etti. Alev kabul etti. Geceyi birlikte geçirdiler. Ertesi sabah Metin,. Alev' in parasını aynanın önüne koydu. Alev uyurken evden ayrıldı. Sanki bulutların üzerinde uçuyordu. “Bunca yılı boşuna geçirmişim” diye geçirdi içinden. Alev uyandığında koca evde yalnızdı. Elbiselerini bulamadı. Yaz günü Metin'in karısının kürkünü sırtına geçirdi. Evi kapıcının merak dolu bakışları altında terketti. Metin'in karısı bir iş için eve uğradığında dolapta kürkü göremeyince kocasını aradı. Metin telâşla kürkü temizleyiciye bıraktığını söyledi. Karısı ilk defa 20 yıllık kocasından şüpheleniyordu. 'Acaba başka bir kadın mı var' diye geçirdi içinden. Tüyleri ürperdi. İçini korku bulutları sardı.

    Metin, karısı telefonu kapatır kapatmaz telefona sarıldı.Kürkü sordu. Alev, 'elbiselerimi bulamayınca kürkü almak zorunda kaldım' dedi. Tabii iade edecekti. Buluştular. Metin 'sen kim oluyorsun da karımın kürkünü almaya cesaret ediyorsun' diye bağırınca Alev' in göğsünü intikam ateşi sardı. Evet gecelerin kadınıydı ama, her zaman erkeklerden saygı görmeye alışmıştı. O, farklı bir kadındı. O, nice meşhur, nice zengin erkeğin 'Kraliçem, sultanım' diye hitap ettiği, ayakkabısından viski içmek için yarıştıkları bir kadındı. 'Gece denize girmeyi çok severim.' dedi iç gıcıklayan sesiyle. Adam keyifle kabul etti. Bir yandan da denizden sonra kadınla başbaşa geçireceği aşk dolu saatleri hayal ediyordu, mayosunu giydi. Alev 'Sen git, ben de mayomu giyip geliyorum.' dedi. Metin denize adımını atar atmaz karısının kürkünü kumsala bırakıp gaza bastı. İntikamını almıştı. O bir sultandı. kimse aşağılayamazdı. Eve geldi. Yardımcısı Neriman ablası (ona abla derdi) Alev' in yüzündeki durgunluğu, gözlerindeki dalgınlığı farketti. O da zamanının sultanıydı. Bu yüz ifadesini iyi tanırım diye geçirdi içinden. Alev' i ikaz etti. 'Bu oyun fazla uzadı. Bizim mesleğimizde aşka yer yoktur. Bir daha bu adamla buluşma' dedi. 'Bizim gibiler için aşk bir gecelik yaşanır ve unutulur. Eve girdiğimizde aşk dışarıda kalır. Aşk içeri girerse sonu acılarla dolu girer' dedi. Alev kahkahayı bastı. 'Yok be abla. Âşık olduğumu da nereden çıkarıyorsun.' dedi.




  3. Asel
    Bayan Üye
    şiirlerin hikayeleri



    Ama içinde yeşeren aşk tomurcuklarını da inkâr edemiyordu, Derin bir iç geçirdi. Âşık olmak için çok geç kaldığını düşünüyordu. Ertesi sabah adam, büyük bir hışımla evin kapısını çaldı. Kapı açılır açılmaz 'Nerede o' diye bağırdı. Neriman, evde olmadığını, seyahate çıktığını, onun kendini bir daha aramamasını istediğini söyledi. Bu sözler Metin' i çıldırtmaya yetti. Daha yüksek sesle tekrar bağırdı. 'Nerede o? ' Kadının 'Bilmiyorum, söylemedi' demesine fırsat kalmadan salonu şuh bir kadın sesi kapladı. “Ödeştik.” Alev, kimonosuyla kapıdaydı. Sol kolunu kaldırmış, koltuğunun altı görünüyordu. Kimonosunun altından diri göğüslerinin göründüğünün de farkındaydı. Sağ elinde, uzun ince bir ağızlığın ucunda yanan bir sigara vardı. Sigarasından derin bir nefes alıp, adamın yüzüne üfledi. Bu defa sert bir ses tonuyla 'Neden geldin' dedi. Neriman kopacak fırtınayı anlamıştı. Salondan çıktı. Metin' in sinirden kadının aşk tanrıçalarını kıskandıracak eşsiz güzelliğini bile görecek hali yoktu. 'Dün gece yaptığının hesabını sormaya geldim” dedi. Alevin kıvrık dudaklarından alaycı bir ifadeyle 'ödeştik' kelimesi döküldü bir kere daha. Metin sağ elini kaldırdı. Alev' in yüzüne müthiş bir tokat atmak istiyordu. Birden Gözlerinde çakan kıvılcımlar, kalplerini alevlerin sarmasına neden olmuştu. Birbirini kırk yıldır görmeyen sevgililer gibi sarmaş dolaş oldular. Metin, ancak Alev' in duyabileceği bir sesle 'seni seviyorum' dedi. Alev, sadece, 'Ben de' diyebildi. Birbirlerine sarılıp öylece kaldılar. Ayrılıp ta gözgöze gelmeye korkuyorlardı adeta. Sonra gerçek, odaya bir yıldırım gibi düştü. Metin evliydi. Üstelik çocuğu vardı. Alev'se gecelerin kadınıydı. Alev, 'Aşk bize haram.' dedi, Metin' in kollarından kendini kurtarıp. 'Biz iki sevgili olamayız.' Metin karısında bulamadığı sıcaklığı Alev'de bulmuştu. 'Seni bırakmam' dedi olanca gücüyle. 'Seni bırakmam.' diye tekrarladı. Kollarının arasına alıp sımsıkı sararken fısıldadı. 'Seni seviyorum. Seni çok seviyorum. ' Vedalaşıp ayrıldılar. 'Yarın sabah seni almaya gelirim' dedi Metin. Alev, Neriman ablasından bavulunu hazırlamasını istedi. Etrafını saran erkeklerden bunaldığı her seferde kaçtığı Heybeliada 'daki yazlığına gidecekti. Ama bu defa aşktan kaçmak için. Metin, ertesi sabah Alevi almaya geldiğinde, kapıyı gene Neriman açtı. Yaşlı gözlerle, 'O gitti. N' olur nereye gittiğini sormayın bana.' diye konuştu yalvaran bir sesle. Metin, 'Ben hayatımda kimseye yalvarmadım. Yalvarırım onun yerini söyleyin bana. Onu seviyorum. Onsuz yaşayamam.' dedi. Neriman 20 yıl önceye götürdü bu ses. O da aynı şeyleri yaşamıştı. Şimdi Alev, aynı kaderi paylaşıyordu. 'Keşke' diye geçirdi içinden. 'Keşke aşktan kaçmasaydım o zaman.' Çoğu kez bu kaçıştan pişman olmuştu. Birden söylediklerine kendi de inanamadı. Alev' in yerini söyleyivermişti. 'Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim. ' diyerek çılgınca koşarak uzaklaşan Metin'in arkasından baktı. Gözyaşlarını kurularken, 'Allah'ım sen onlara yardım et.' dedi içinden. Alev'i Heybeliada'da bulmak zor olmadı Metin için. Bir an bakışları kesişti. 'Gelmemeliydin.' dedi Alev, başını mahçup bir kız gibi önüne eğerken. 'Beni aramamalıydın. ' Kalbi alevler içinde yanan Metin dudaklarını dudaklarıyla kapattı. Artık onu asla bırakmayacaktı. Saçları darmadağın kendilerine geldiklerinde sanki aradan asırlar geçmiş gibi geldi ikisine de. Sanki asırlardır çılgınca öpüşüyorlardı. Alevin de direncini kırmıştı bu büyük aşk. Günah, ama çok büyüktü onların aşkları. Alev, Metin'in dudaklarını alev kırmızısı dudaklarıyla kapattı. Öylece kalakaldılar. .Öğleden sonra denize girdiler. İki genç âşık gibi. Elele, gözgöze, gönül gönüle. Dünya umurlarında değildi. O gün ne Metin evliydi, ne de Alev aşk gecelerinin kadınıydı. Akşam olunca, Metin dışarıda yemeyi teklif etti. Önceden yer ayırttığı, denize karşı bir balık lokantasına götürdü sevgilisini. Masaları önceden hazırlanmış, şarap bile ihmal edilmemişti. Masada mumlar, gökyüzünde mehtap vardı. Garson 'Hoşgeldiniz.' dedi şarabı açarken. Balıkları söylediler. Sonra orkestra masalarına gelip, Biz Heybeli'de her gece mehtaba çıkardık. Sandallarımız neş'e dolar zevke dalardık şarkısını çalmaya başladı, ikisi de şaraplarından birer yudum aldı. Metin kırmızı kurdeleli bir kutudan iki alyans çıkardı. Alev'in ellerini ellerine aldı. Koyu siyah gözlerinin içine bakarak, 'Benimle evlenir misin? dedi. Utancından kıpkırmızı kesildiğini hissetti Alev. Bütün vücudu alev alev yanıyordu heyecandan. Dudakları titredi. Evet diyecekti ki; karşı masada 'eski bir tanıdığa' rastladı. 'Günah bizim aşkımız.' diyebildi Metin'e. 'Senin gibi mevkii sahibi bir erkek benimle nasıl evlenir? ' Metin, elleriyle dudaklarını kapatmak istedi. Mani oldu. 'Ya birgün seninle beraberken 'eski bir tanıdığa' rastlarsak.




  4. Asel
    Bayan Üye
    şiirlerin hikayeleri


    Ya benim kim olduğumu gazeteciler öğrenir de yazarlarsa, utanmayacak mısın benden? ' Metin şarap bardağını elleriyle parçaladı. 'Bak' dedi. 'Karımdan boşanıyorum. Ama bu seninle ilgili değil. Çok önceden karar vermiştim. Ben seni bugün tanıdım. Senin bir geçmişin yok. Seni çok seviyorum. “Benimle evlenir misin. ' Alev'in gözleri doldu. Mendiline gözlerinden iki damla yaş süzüldü. Başını öne eğip mahcup mahcup 'Evet.' dedi. Yemekten sonra eve gitmediler. Elele sahile indiler. Mutluluklarını denizle, mehtapla paylaştılar. Sonra bir faytona binip bütün adayı elele dolaştılar. Alev'in başı Metin'in omuzundaydı. Evin önünde inerken faytoncu 'Mutluluklar dilerim' dedi. Güldüler. Demek o kadar belliydi aşkları. .Gecenin koynunda sabaha kadar seviştiler. Sonra güneşi karşıladılar elele. Tam o sırada Metin'in cep telefonu çaldı. Birden allak bullak oldu yüzü. Oğlunu hastaneye kaldırmışlardı. Hemen gitmeliydi. Alev, 'Ben de geliyorum' dedi. Hastaneye koştular. Metin'in karısı gelmemişti. Oğlunun yanına girdi. Sevinçle yüzünün aydınlandığını hissetti oğlunun. Alev, kapının aralığından, 'N'olur bizi bırakma babacığım. O kadınla gitme. N'olur üçümüz gene birlikte olalım' dediğini duymuştu. Hemen hastanenin umumi telefonundan Metinfin karısını aradı. Ağlamamaya çalışarak, 'Kocanızı size geri veriyorum. Beni artık hiç görmeyeceksiniz. Hastanede sizi bekliyorlar. Onu mutlu edin' dedi. Telefonu kapattı. Metres, ilâç kokan hastanenin koridorlarından, hayatın karanlık, pislik kokan sokaklarına yalnız yürüyordu şimdi. Şahane bir rüya görmüş, kâbusla uyanmıştı. 'O'nun için en doğrusu buydu' diye geçirdi içinden. Sonra cebinden mendilini çıkardı. Gözlerinden süzülen yaşları sildi. Aşk, bir kere daha toplumun acımasız kurallarına karşı kaybetmişti. 'Seni seviyorum Metin' diye geçirdi içinden. 'Ölünceye kadar da yalnız seni seveceğim. Metres hikâyesini anlattıkça, şairin gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Ne zaman ağlasa, gözlerinden yaşla beraber mısralar da dökülürdü. Gene öyle oldu. Yazdı, yazdı.

+ Yorum Gönder