+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Edat bağlaç ve ünlem Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Edat bağlaç ve ünlem








    Edat bağlaç ve ünlem beş sayfalık bir metin







  2. Asel
    Bayan Üye





    Edat bağlaç ve ünlem


    Bir isim unsuru ile bir çekim edatından oluşan kelime grubudur.

    “ile, için, kadar, göre, diye, rağmen, karşı, doğru, gibi, dolayı” edatları ile yapılır.

    Yaşadığım gibi, çocuklar için

    * İsim unsuru başta, edat sonda bulunur.

    İnsan gibi, çalışmasına rağmen, bir demet çiçek ile

    * Birleşme ismin ve edatın türüne göre ekli veya eksiz olur.

    Yaşamak için

    Sen-in gibi

    Deniz-e doğru

    Bun-dan dolayı

    bu kadar-ı-n-ı

    senin gibi-s-i

    * isim unsuru kelime grubu olabilir.

    Hür maviliğin bittiği son hadde kadar

    Bozulup dağılmak üzere

    İlk uçuştan sonra yuvaya dönmeyi başaran yavru serçeler gibi

    * Birden fazla isim unsuru bulunabilir.

    Yorgunluğuna, uykusuzluğuna rağmen

    Bir avuç buğday, bir tutam ot, bir karış toprak için

    * Edat grubu cümlede ve kelime grubu içinde sıfat, zarf ve isim olarak kullanılır.

    Bu paranın ne kadarı sizin?

    (iyelik eki almış, isim gibi kullanılmış, nesne olmuş)

    Her şey bıraktığım gibiydi.

    (ek-fiilin “di”li geçmiş zaman çekimi ile isim gibi kullanılmış, yüklem olmuş)

    Keskin bir ışık, etrafımızda bir zafer borusu gibi çınlıyor.

    Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'na doğru ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürüdüm.

    Vücudum, büyük bir korku ile, öne doğru eğildi.

    Derenin sağ tarafındaki sırtta on beş yirmi kadar çadır vardı.

    Bizim perişanlığımız, gönülleri toplamak içindir.

    O anda utançtan ölecek gibiydi. (isim, yüklem)

    Onun gibisi nerede bulunur? (isim, özne)

    * Cümlede çoğunlukla zarf veya edat tümleci olur.

    Sabaha kadar ders çalıştık. (zarf tümleci)

    Eve doğru yürüdüm. (edat tümleci)



    * Grubun vurgusu isim üzerindedir.

    * Edat grupları cümleye çeşitli anlamlar katar.

    Ders çalışmak için odasına çekildi. (amaç)

    Sıkıldığı için dışarı çıktı. (neden, dışarıya çıkmanın sebebi)

    Bu ayakkabıyı babam için aldım (özgülük)

    Bu iş için kaç lira ödedin? (karşılık)

    Senin için sorun yok tabi. (görelik)

    Bizim için ne diyorlar? (hakkımızda)

    Sizin için üç kişilik yer ayrıldı. (aitlik)

    Tüm bu hazırlıklar bizim içindi. (isim, yüklem)

    Kurt gibi acıkmıştım. (benzerlik)

    Kurşunlar, yağmur gibi yağıyordu. (zarf, benzetme)

    Uyandığı gibi yataktan fırladı. (zarf, anında, zaman anlamı katmış)

    Konuşmak üzere ayağa kalktı. (amaç)

    Acele edin, güneş batmak üzere. (zamanda yakınlık)

    Bizi boş vaatlerle kandırdılar. (araç)

    Hasan yaşlı annesiyle oturuyordu. (beraberlik)

    Arabanın gürültüsüyle irkildi. (neden)

    Biz de onlar kadar başarılıyız. (eşitlik, benzerlik, ölçüsünde)

    Gül kadar güzelsin. (benzerlik)

    Mektubu okuyunca köyünü görmüş kadar sevindi. (gibi)

    Bir ton kadar kömür almış (ölçü, aşağı yukarı)

    Ne kadar güçlü bir adam (zarf)

    Evin deniz kadar havuzu var. (sıfat)

    Vefasızlığın bu kadarını da görmemiştim. (isim, ad tamlamasında tamlanan)

    Dershaneye kadar gidelim. (edat tümleci)

    Başbakana göre enflâsyon düşük. (açısından)

    Ayağını yorganına göre uzat. (bakarak, ölçüsünde, uygunluk, kadar)

    Allah dağına göre kış verir. (uygunluk)

    Anlatılanlara göre ikisi de suçluymuş. (bakılırsa, yönünden)

    Siz bana göre daha gençsiniz. (karşılaştırma)

    Edebiyata karşı ilgim vardı. (hakkında, yönelik)
    Denize karşı bir balkonu var. (yönelik)

    Yağmur sabaha karşı yeniden başlamıştı. (doğru)

    Sabaha karşı uyuyabildim. (zarf öbeği)

    Terfi edeyim diye yağcılık yapıyor. (amaç)

    Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmadı. (neden)

    Ormana doğru yürüdük.

    Akşama doğru geldiler. (zarf öbeği)

    Zayıflıktan dolayı sık sık hastalanıyor.

    Çalışmadığından ötürü canı sıkılıyor.


    Çok uğraşmama karşın başaramadım.

    Tanımamasına rağmen onu takdir ediyordu.

    Okuldan beri hiç susmadı.

    Kar, sabahtan beri yağıyor.




  3. Asel
    Bayan Üye
    Edat bağlaç ve ünlem


    Bağlaçlar veya rabıt edatları, sözcükleri, sözcük gruplarını veya cümleleri biçim veya anlam yönüyle birbirine bağlayan edatlardır: ve, veya, ile, ama, de (da) , ancak, belki, çünkü, eğer, hâlbuki, hiç değilse, ise, ki, lâkin, meğer, nasıl ki, öyle, öyle ki, sanki, şu var ki, tâ, üstelik, yahut, yalnız, yani, yoksa, zira gibi. İfadeleri, ilgi ve önem sırasına koyarak düzenlememize yardımcı olurlar.


    Bağlaçların kendi başlarına anlamları yoktur. Yer aldıkları cümlenin çeşitli bölümleri arasında anlam ve biçim bakımından bağlantı kurarlar. Cümlelerde sıralama bağlaçlar sayesinde yapılır. Cümleler arasında konu ve anlatım bütünlüğü sağlamak için kullanılırlar.
    Türkçe'de bağlaçlar yapı bakımından yalın, türemiş, bileşik ve öbekleşmiş bağlaçlar olmak üzere dört kümeye ayrılır.


    Bağlaçlar, cümle içerisinde eşgörevli, eşdeğerli ya da birbiriyle ilgili öğeleri birbirine bağlarlar. "Kerim ve Sinan aynı işi yapıyorlardı; ama Kerim’in geliri Sinan'ınkinden yüksekti" cümlesindeki ve bağlacı, ilk cümleciğin ortak yüklemli özneleri olan eşdeğerli iki sözcüğü birbirine bağlamakta, ama bağlacı da iki cümleciği birbiriyle ilişkilendirmektedir. Her iki cümlecik de aslında, özne ve yüklemleri bulunan bağımsız birer cümledir. Bu iki cümle arasındaki anlam ilişkisinin varlığı, ama bağlacıyla ortaya çıkmaktadır.
    Öznesi, yüklemi ya da tümleci ortak olan cümlelerde, eşgörevli öğeleri bağlamak için yinelemeli bağlaçlar da kullanılabilir:
    "Semih hem yiyor, hem söyleniyordu", "İstanbul’un kışını da yazını da sevmem". "İsmet ne armut ne de elma toplayabildi" örneğinde ne ve ne de bağlaçları cümleye olumsuz anlam yüklediğinden, yüklem olumlu durumda kullanılır. Ama yüklemden önce, cümlenin taşıdığı olumsuz anlamı pekiştiren hiç, hiçbir, pek gibi zarflar kullanılırsa, yüklemin olumsuz olması gerekir: "hiç kimse okula gelmedi", "İpek yemeği pek. sevmedi"
    Bağlaçlar, aralarında anlam ilişkisi bulunan cümle öğelerini bağlama işlevi de görürler:
    "Bu filmin Türkiye’de gösterilmediğini sanıyordum, oysa yanılmışım" cümlesindeki oysa, böyle bir işlevi yerine getirmektedir. Bu tür cümlelerdeki cümleciklerin özneleri ayrı da olabilir:
    "Kiracı evin balkonunun olmadığını söylüyordu, nitekim bunu ev sahibi de doğruladı". Bağlaçlar cümle öğelerinin önünde ya da arkasında yer alırlar. Bazı bağlaçlar cümlede sıfat ya da zarf olarak da kullanılabilir.
    "Bir kedi ancak bu kadar kıvrak olabilir" cümlesindeki ancak, özneyi nitelediği için sıfat işlevi yüklenmiştir. "Şimdi evde olması gerekirken ancak gidebildi" cümlesinde aynı sözcük zarfancak sözcüğü cümlenin yüklemini zaman bildirerek nitelemektedir. olarak kullanılmıştır. Burada "Ev çok genişti; ancak Demet kısa sürede boyadı" cümlesinde ise ancak bir bağlaç olarak kullanılmıştır. Bazı bağlaçlar özel biçimlerde kullanılır. Örneğin ki, de, ise bağlaçları, bazen yalnızca özneyi pekiştirir:
    "Sen ki ödevin olduğunu biliyorsun, nasıl olur da bunu yapmazsın?", "o da bu işleri iyi bilir, değil mi?" "ev ise yeşillikler içindeydi". Son örnektekine benzer cümlelerde ise bağlacı özneyle bitişik de yazılabilir ("ev ise" yerine "evse"). de ve da bağlaçları her zaman ayrı yazılır ve te veya ta şeklinde yazılamazlar. Ki bağlacının bir işlevi de, birleşik cümlelerde yan cümleciği ana cümleciğe bağlamaktır: "Eve geldiğimde gördüm ki musluk açık kalmış".




  4. Asel
    Bayan Üye
    Edat bağlaç ve ünlem


    EDAT BAĞLAÇ ÜNLEM

    E D A T (İlgeç)

    Görev ve anlamları daha çok , cümle içinde birlikte bulunduğu sözlerle beliren, sözcükler arasında ilgi kurmaya yarayan, anlamları ancak bu görevleriyle beliren sözcüklere denir.

    Düzenli çalıştığı İÇİN sınavı kazandı.
    Okulu İÇİN her şeye katlandı

    İÇİN sözcüğü ilk cümlede -den dolayı anlamındadır. İkinci cümlede ise uğruna
    anlamını kazandırmıştır.

    Tek başına belirgin anlamı olmayan edatların cümle içinde anlam kazandıklarını görmekteyiz.
    Asıl görevleri ilişkide bulundukları sözcüklerle ilgi kurmak olan edatların cümle içindeki görevleri de kullanımları sırasında değişiklik göstermektedir.

    Babası İLE okula gitti
    Annesi İLE babası okula gitti.

    Birinci cümlede birlikte anlamıyla edat olan İLE, ikinci cümlede görevdeş öğeleri bağlamakta kullanılmış ; BAĞLAÇ olmuştur.

    Ö Z E L L İ K L E R İ :

    1-Sözcük türetmeye uygun değildir.
    2-Ad, durum ve iyelik eklerini alamazlar. Alırlarsa isimleşirler.

    ÖRNEK :

    Temel gibisini zor bulurlar

    3-Kalıplaşmış sözlerdir

    ÇOK KULLANILAN EDATLAR

    İ Ç İ N

    Örnek :

    Kitabı çalışması İÇİN verdim. (Amacıyla anlamında kullanılmış.)
    Araba bozulduğu İÇİN okula geç kalmış . (Neden-sonuç ilişkisi. )
    Senin İÇİN hazırlık yapıyor. (Özgü anlamında.)
    Onur İÇİN deli dolu diyorlar. (Hakkında anlamında)
    Disketi bir hafta İÇİN aldım. (Süre bildirmiş)

    İÇİN edatının başka anlamlarda da kullanıldığı görülür

    G İ B İ

    Benzetme ve karşılaştırma ilgisi kurar.

    Örnek; Çiçek GİBİ çocuk. - benzer anlamda
    Sana insan GİBİ davrandık. e yakışır anlamında kullanılmış.
    Sınavı kendi kazanmış GİBİ seviniyor. imişçesine anlamında kullanılmış.

    K A D A R

    Karşılaştırma ilgisi kurar

    Örnek :

    Kuş KADAR beyin
    Çalıştığı KADAR para
    Boyu KADAR çanta

    Belirsizlik bildirir.

    Örnek :

    Yüz KADAR çocuk

    GİBİ Anlamı katar.

    Örnek :

    Dayak yemiş KADAR oldum

    G Ö R E

    Kurallara GÖRE kaydınız silindi. UYARINCA GEREĞİNCE anlamında.
    Sana GÖRE bu mantıklı mı ? CE eki anlamında.

    B A Ş K A

    Benden BAŞKA kimsesi yok DIŞINDA anlamında.
    Evinden BAŞKA arabası da var. AYRICA anlamında.

    A N C A K

    Bu araba ANCAK yüz milyon eder. EN FAZLA anlamında.
    ANCAK birinci sınıfı geçebildi. GÜÇLÜKLE anlamında.

    D O Ğ R U

    Okula DOĞRU gitti.
    Kırkına DOĞRU dağıttı
    Sabaha DOĞRU geldi

    K A R Ş I

    Sana KARŞI çok duyarlı davrandı.
    Kente sabaha KARŞI girdik.

    İ L E

    Baltayla kesmiş.
    Arkadaşlarıyla konuştum.
    Arabayla geldi.
    Onun karışmasıyla işler bozuldu.

    M İ

    Soru edatıdır.

    Bu da yapılır MI Şaşırma anlamında.
    Köşede durur MU-sunuz? Rica anlamında.
    Güzel Mİ güzel kız! Pekiştirme anlamında.
    Mektubu okudun MU anlarsın.

    Y A L N I Z

    Bu soruyu YALNIZ Uğur çözebilir.

    S A D E C E

    Konuyu SADECE Öykü biliyor.

    B İ L E

    Sen BİLE şaşarsın.

    B A Ğ A Ç

    Anlamca ilgili cümleleri, görevdeş öğeleri bağlamaya yarayan sözcüklere BAĞLAÇ denir.

    İŞLEVLERİ : Tamlayanları bağlar. ; Suyun ve elektriğin parasını ödedik.
    Küçük ve şirin bir ev aldık

    Tamlananları bağlar ; Güneşin sıcaklığı ve rengi insanı etkiler.
    Kırık tabakları ve bardakları topladı.

    Cümleleri bağlar ; Geldim, gördüm ve yendim.

    Özneleri bağlar ; Şafak ve Özgür bize geldi.

    Nesneleri bağlar ; Gökyüzünü ve yüreğinin atışını hissetmelisin.

    BAŞLICA BAĞLAÇLAR

    DE DA

    Sen DE itiraz ettin. (-DEN başka anlamında.)
    Kitap DA aldık (- DEN başka anlamında.)
    Zamanında gel DE yemeğini ye. (Azarlama.)
    Büyümüş DE adam olmuş. (Alay etme)
    Gitmem DE gitmem diye tutturdu. (Direnme.)
    Glese DE konuşmam.
    Aldı DA çalışmadı. (Ama, fakat)

    V E

    Sen VE ben koşuyoruz kırlarda.
    Baktı ve kaçtı.

    A M A

    Yattım ; AMA uyuyamadım. (Buna rağmen, karşıtlık.)
    Gidelim diyorsun, AMA hava yağmurlu. (Uyarı.)
    Gelebilirsiniz; AMA bulaşık yıkarsanız. (Koşul.)

    Y A L N I Z

    Gidebilirsiniz ; YALNIZ erken gel. (Koşul.)

    F A K A T

    Aradım FAKAT sizi bulamadım.

    Ü S T E L İ K

    Dersler iyi ; ÜSTELİK spor da yapıyor.

    Ç Ü N K Ü

    İyileştim ; ÇÜNKÜ yemeklerimi düzenli yedim.

    N E N E.

    Genellikle yüklemi olumlu cümlelere olumsuzluk anlamı katar.
    NE aradı, NE sordu.

    Y AY A

    Tercih etme anlamını katar.
    YA annem YA ben!

    H E M .. H E M

    Her ikisi de anlamını katar.
    HEM ağlarım HAM giderim.

    K İ

    Yargı bildiren öğeyi bağlar.
    Gördüm Kİ herkes harıl harıl soru çözüyor.

    İ L E

    Görevdeş öğeleri bağlarsa bağlaç olur. Diğer kullanımlarda edat olarak kalır.
    Öykü ile Uğur bu işi başarır.

    Z İ R A

    Geldim; ZİRA seni çok özlemiştim.


    Y O K S A

    Onlar iyi anlaşıyorlardı; YOKSA darıldılar mı?

    H E L E

    Havasına, suyuna HELE yemeklerine hiç doyum olmaz.

    K A H .. K A H ..

    KAH eserim yeller gibi.
    KAH tozarım beller gibi.

    Ü N L E M L E R

    Duygulanımların etkisiyle ortaya çıkan SEVİNÇ, KORKU, ACI, ŞAŞMA gibi durumları yansıtan sözcüklerdir.

    A!

    A kuzum nerede kaldın?
    Olur a! Kim karışabilir?
    A sen de mi geldin?

    E! Ne olacak bunun sonu?

    Ha!;

    Ha!Şimdi anladım.
    Saçmalamaya başladın ha!

    Ey!

    Ey! İstanbul

    Ay!

    Ay bunu da sen mi yaptın?

    Vay!

    Vay anam vay!

+ Yorum Gönder