+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Haritanın tarihçesi özet Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Haritanın tarihçesi özet








    Haritanın tarihçesi özet







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Haritanın tarihçesi özet



    Haritanın tarihçesi hakkında bilgi

    Yeryüzünün bir kısmının veya tamamının belli ölçek ve yöntemlerle küçültülmüş modelinin bir düzlem üzerine tersimi bir diğer deyimle de modern ve gelişmiş bir toplumda yaşayanların, yerin kullanımı ve planlanması için başvurmaları gereken zorunlu bir araçtır denilmektedir.

    İşte bu zorunluluk insanoğlunun yaratılışından bugüne, insan/toprak ilişkisi ile başlamış, bir yerde insanların toprağa bağımlı olması, toprak üzerinde işleme ve düzenleme çalışmalarına baz olacak ölçme gereksinimi nedeniyle, bu işlevin ana altlığı olan harita ve haritacılık mesleğinin doğmasına neden olmuştur.

    Haritacılık çağdaş uygarlık ve bilim modelinin bir ürünü olduğu kadar, onun aynı zamanda kaynakları arasında da yer almaktadır.

    Haritacılığın Batıda çağdaş anlamda gelişmesi Rönesans ve Aydınlanma olaylarına bağlanır. Rönesans "Bilim"i dogmalardan ve efsanelerden kurtararak, doğaya dönük, doğayı anlamaya ve öğrenmeye ve ona egemen olmaya yönelik bir sürece girerken, büyük kaşifler de denizaşırı ülkelere uzanan gezilere girmişler ve bu arada Kopernik Astronomisi, Galile Fiziği, bütün bilgi alanlarına olduğu gibi özellikle deniz haritacılığına da yeni ufuklar açmıştır. Buna karşı, haritacıların yapıtları da dünyanın boyutlarını ve uzak ülkelerin imgelerini somut ve anlaşılır biçimde ilgililere sağlamışlar ve böylece çağdaş bilgiler modelinin oluşmasına yardım etmişlerdir.


    İlkçağ Haritacılığı


    İlkçağ haritacılığının uygarlığın bir fonksiyonu olarak M.Ö. 4000 yıllarında başladığı düşünülmektedir. Babil kentinin, bu dönemlerden kalma ve tablet üstüne çizilmiş bir kadastro haritası bulunmuştur. Bugünkü Dicle-Fırat nehirleri arasında kalan ve M.Ö. 3800 yıllarında ilk çağın en ileri uygarlıklarının kurulduğu Mezopotamya'da Fırat Nehrinin akışını gösteren balçık üzerine yapılmış haritalarla, Mısır'da bulunan haritalar, araştırmalara göre ilk haritadır. M.Ö. 3000 yılında ise bilgin Yu-Kong, Çin'in bir haritasını çizmiştir. Bu haritaların yanısıra M.Ö. 1300 yıllarında Mısır'da Hamamat Vadisi'nin doğusunda bir maden ocağını gösteren papirüs üzerine çizilen harita da ilk haritalardandır.

    Gayrımenkullerden alınan verginin adil ve hakkaniyet ilkelerine uygun olması için taşınmazın yüzölçüm ve kıymetinin tespitine yönelik mali nitelikli harita ve kadastro çalışmaları da M.Ö. 1878 yıllarında uygulanmaya başlanmıştır.

    Yunanlıların harita yapımında daha ileri bir aşamaya geçtikleri M.Ö. 550 yılında Anaxamandros'un oldukça geliştirilmiş haritalar çizdiği görülüyor.

    İskenderiye'li Ptolemaios (Batlamyus) M.Ö. II. Yüzyılın ilk yarısında dünyanın yuvarlaklığını hesaba katarak yaptığı haritasında ilk kez konik projeksiyon (izdüşüm düzlemi) sistemini kullanmış, boylam ve enlem dairelerini çizmiştir.

    Romalılar harita bilim ve sanatı konusunu belli maksatlara hizmet edici bir araç olarak almışlar ve geniş imparatorluklarının yönetimi için gerekli askeri harekete yardım edecek yol haritaları çizmişlerdir. Bununla birlikte M.Ö. 60 yılında Krates ve M.S. 80 yılında Pompanius Mela tarafından dünya haritaları çizildiği görülüyor.



    Ortaçağ Haritacılığı

    Ortaçağ haritacılığında, bu dönemin felsefesine uygun olarak efsanelerin ve dogmaların etkisi görülüyor. Bu haritalarda Hıristiyan topografyası ve kozmoponisi yer almaktadır. Avusturyalı rahip Beatus'un 778 tarihini taşıyan haritasında Cennetin katları açıklanmaktadır.

    950 yılında ise Coğrafyacı Ebu İshak İstikrari geometrik bir dünya haritası çizmiştir. Türk asıllı Biruni'nin XI. Yüzyılın ilk yarısında çizdiği denizler haritası önemli bir çalışmadır. Kaşgarlı Mahmut'un 1072-1074 yılları arasında yazdığı "Divanü Lügat-üt Türk" adlı eserinde yeralan daire biçimindeki dünya haritası Türk Bilginlerinin yaptığı ilk harita olarak kabul edilmektedir.

    Ortaçağın sonuna doğru haritacılık alanında gelişmeler olduğu görülmektedir. İdrisi'nin 1154'de Palermo Kralı için çizdiği dünya haritası verdiği ayrıntılar bakımından gelecek dönemin öncü yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. XIV. Yüzyıl Ortaçağ haritacılığına yenilikler getirmiştir. XIV. Yüzyılın Arap coğrafyacısı İbn Verdi ise 1349 tarihli haritasında kıtaları, denizleri ve gerçeğe uymayan biçimde göstermek geleneğini sürdürmektedir.

    Yeniçağ Haritacılığı

    Yeniçağların başında Rönesans bilim anlayışı haritacılığa yeni ve değişik ivme getirmiştir. Yeni keşifler, yeni kıtaların bulunuşu harita yapımında sağlıklı çizimler için daha uygun ortam yaratmıştır. Osmanlı haritacılığı, İmparatorluğun her alanda gelişmişliğinin doruk noktasına ulaştığı XVI. Yüzyılda ciddi aşamalar göstermiştir. Bu yüzyılın hemen başında Piri Reis'in haritaları Akdeniz Bölgesinde uzun zaman yalnız Osmanlılar için değil, batılı harita çizerleri ve denizciler için de önemli bir kaynak olmuştur. Piri Reis'in C. Colombus'un aslı bulunamayan Amerika haritasından çekilmiş paftası da eserin aslına ışık tutması bakımından önemli olduğu kadar yapım tekniği bakımından da o ölçüde önemlidir

    Bu dönemde dikkat çeken özelliklerden biri de harita çizenlerin dünyayı çeşitli biçimlerde gösterme eğilimidir. J. Honter'in haritasında dünya bir yürek biçimindedir. Lafreri'nin haritasında görülen dünye ise iki yarım elma şeklinde çizilmiştir. 1581'de Huntig'in üç kıtayı bir çiçeğin üç taç yaprağı olarak çizdiği görülüyor.

    Ülkenin baştan başa bir nirengi ağı ile birleştirilerek haritasının çıkarılması düşüncesini ilk kez Hollandalı Snellius önermiş, fakat uygulaması Fransa'da J.D. Cassini tarafından yapılmıştır. Bu tekniği kullanan Fransızlar 1747-1793, İngilizler 1791-1872 yılları arasında ülkelerinin ayrıntılı haritalarını çıkarmışlardır. İtalyanlar, Avusturyalılar aynı işe 1873 yılında başlamışlardır. Türk haritacılığının gelişmesi ve modernize çalışmaları 1883 yılından sonra yavaş yavaş gelişme göstermiştir.

    Modern Türk Haritacılığının başlaması ise 1895 yılında Türk subayları ve Fransız harita uzmanları ile oluşan bu Taksim-i Arazi (Jeodezi) komisyonu baz ve nirengi esaslarına dayalı modern anlamda bir harita yapımına başlamak üzere teşkilatlanmaları nedeniyle 1895 yılı hesaba dayalı Modern Türk Haritacılığının başlangıç noktası olarak kabul edilmiştir




+ Yorum Gönder


haritanın bulunuşu özet