+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Çemberimde gül oya türküsünün hikayesini Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Çemberimde gül oya türküsünün hikayesini








    çemberimde gül oya türküsünün hikayesini







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    çemberimde gül oya türküsünün hikayesini

    çemberimde gül oya türküsü hakkında bilgi


    Zarife ile Ümit’in hikayesi, izleyenlerinin unutamayacağı bir drama şöleni gibiydi. Kaçımız hüznü,acıyı,üzüntüyü sever ki! Sevdik onları izlerken. Öyle tatlı üzdüler ki bizi, yaşamlarımıza yer eden üzüntülerimizi gözden geçirir olduk. Gözden geçirdik ki; o üzüntüler gerçekten bizi bu denli yıpratmaya, bu gün dahi hatırlanmaya ve saya,saya bitiremediğimiz sayılı günlerimizi sonbahar melankolisi havasında geçirmeye değerler miydi! Sonra dudak büktük onlara, burun kıvırdık…çünkü; bizi bizden başka kimse üzemezdi.
    Zarife ve Ümit herkesin kendine pay çıkarabileceği bir sevda yaşıyorlardı. Sevda, aşk değil evet sevda…Aşk ile yatıp kalkan bir tarif olmuşken sevgi yüreklerimizde, kelime dağarcığımızı yokladık biz yeni nesiller! Atladığımız bir şey vardı; her ne kadar asırlardır dile yapışıp kalan bir kelime gibi gelse de, aşk yeni bir şeydi ve kaba kalıyordu Zarife ve Ümit gibi yaşanmışlıkları olanlara.
    İzlemeyenler elbette ki vardı bu incelikler şölenini. Bence kaçıranlar demek daha hoş. ‘Çemberimde Gül Oya’ ağır aksak bir türkü aslında. Hatta kitlelere dans ettirecek neşede yorumlayanlar da var. Zarife ve Ümit’in sevdasına öyle işlemişti ki dizeler, hüzünlü bir yorumla çıktı bu kez karşımıza yılların türküsü. Her satırı tek,tek ve defalarca dinledik belki de ilk kez kulaklarımız yerine kalplerimizle.
    ….elinde oyasıyla, simsiyah saçlarıyla ve o her an ağlayacakmış gibi bakan yemyeşil gözleriyle divanda otururken Zarife, ailesi ve sevdası arasında gidip, gidip gelmelerini işler durur boyuna. İçindekileri sonsuzluğa taşıdığı günden sonra hiç konuşmaz. Nefes almaz, yemez, içmez…tek yolu vardır anlatmanın; o ne söyledi ne yaptıysa anlamazlardı ya, belki böyle anlayabilirlerdi. Solgunluğuna direnerek çizdi hayattan anladıklarını oyasına. Yaşamın hayal kırıklıklarını çizdi. Bu; hüzünlü hikayesiydi Zarife’nin. Bizim aşk dediğimiz, onların sevda diye yaşadıkları bir dünyadan sorguladık kendi hikayelerimizi.
    Teknik olarak biten bir hikayenin yaşayan örnekleri bir sonuca varmadılar mı? Her birimizin kendine göre bir sonucu oldu. Benim ki; Ataol Behramoğlu’nun dizeleriyle somutlaştı.
    ‘Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana’
    ( sevdayı unutmayanlara
    Türkünün Sözleri
    Çemberimde Gül Oya
    Gülmedim Doya Doya
    Dertlere Karıyorum
    Günleri Saya Saya
    Al Beni Kıyamam Seni
    Pembe Gül İdim Soldum
    Ak Güle İbret Oldum
    Karşı Karşı Dururken
    Yüzüne Hasret Kaldım
    Al Beni Kıyamam Seni
    Avlu Dibi Beklerim
    Vay Benim Emeklerim
    Dümbeleği Çala Çala
    Yoruldu Bileklerim
    Al Beni Kıyamam Seni




+ Yorum Gönder


çemberimde gül oya hikayesi