+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Şiirde uyak nasıl bulcaz Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Şiirde uyak nasıl bulcaz








    şiirde uyak nasıl bulcaz







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Şiirde uyak nasıl bulunur


    Uyak dizilişleri nazım biçimlerine göre olmakla birlikte kendi içinde düz, çapraz, sarmal, örüşük uyak gibi türlere ayrılır.


    Düz Uyak: Şiirin nazım birimindeki bütün dizeler kendi içinde uyaklanırsa, buna düz uyak denir: aaaa-bbbb, aaa-bbb


    Ölürsem yazıktır sana kanmadan-a
    Kolların boynumda halkalanmadan-a
    Bir günüm geçmiyor seni anmadan,-a
    Derdine katlandım hiç usanmadan-a
    Diyorlar: "Kül olmaz, ateş yanmadan,-a
    Denizler durulmaz dalgalanmadan."-a
    Orhan Seyfi Orhon


    Çapraz Uyak: Nazım birimi dörtlük olan bir şiirde uyak, birer dize atlayarak kurulursa çapraz uyak oluşur: abab-cdcd


    Bir daha o fırsat geçer mi ele?-a
    Dün gördüm, bugün de göresim geldi!-b
    Gülüşü o kadar hoştu ki hele,-a
    Lebinden koncalar deresim geldi!-b
    Yusuf Ziya Ortaç


    Sarmal Uyak: Nazım birimi dörtlük ya da üçlük olan bir şiirde uyak, her birimde, ilk dize ile son dizede aynı olursa sarmal uyak denir. Ara dize ya da dizelerde uyak ilk dizeden ayrıdır: abba cddc


    Gecenin sularında-a
    Mehtâp bir nilüferdir,-b
    Açılmış bir kederdir -b
    Gecenin sularında. -a
    Ali Mümtaz Arorat


    Örüşük uyak edebiyatımıza Fransız edebiyatından geçmiş, ilk kez Servet-i Fünun edebiyatında terza-rima nazım biçiminde kullanılmıştır. Uyak dizilişi; aba-bcbcdc- ded dır:


    Bir varak-pâre-yî hazan-dîde-a
    Ayrılıp sâk-ı meyve-bârından-b
    Düştü bir şâirâne ümmîde-a


    Ses Benzerliklerine Göre Uyak Türleri


    Yarım Uyak


    Şiirin ahengi, dize sonlarında, belli aralıklarla yinelenen bir ünsüz ile sağlanıyorsa, buna yarım uyak denir. Eskiden kültürlü şairler yarım uyağı uyaktan saymazlardı; fakat halk şairleri yarım uyağı başarı ile kullandılar.


    Türkü'den


    Kuru kütük yanmayınca tüter mi?
    Ak göğsün üstünde çimen biter mi?
    Vakti gelmeyince bülbül öter mi?
    Öter gider bir gözleri sürmeli
    Karacaoğlan


    Yukarıdaki örnekte tüter, biter, öter sözcüklerindeki -t- ünsüzü koşmanın uyağını oluşturmaktadır.


    . Kimi zaman yarım uyakta bir ünsüz yerine iki ünsüz benzeşir, bu durumda şiirin ahengi daha da arttırılmış olur:


    Hayvanlar Destanı'ndan


    Bak kelerle kirpilerin derdine,
    Tâ beseher kurbağanın virdine,
    Atmasalar Kaf Dağı'nın ardına
    Yıkardı âlemi hemen ejderha.
    Aşık Ömer


    Şiirin ahengi -rd- çift ünsüzü ile arttırılmış.


    . Şiirin ahengi, dize sonlarında, belli aralıklarla yinelenen bir kısa ünlü ile sağlanıyorsa da yarım uyak oluşur:


    Koşma'dan


    Güzelin derdinden eylemem şekva,
    Bana yâr gerektir, gerekmez dünya.
    Dost için ölürsem gam değil bana,
    Yâr uğruna vermiş serin desinler.
    Mecnunî


    Bu şiirin ahengi, dize sonlarında yinelenen kısa - a ünlü ile sağlanmış. Bu nedenle yarım uyaklı bir şiirdir.


    . Yarım uyaktaki ünsüzlerden biri, diğer dizelerdeki uyak sağlayan iki ünsüzle boğumlama noktası bakımından benzeşirse, bu durumda yarım uyak biraz daha zayıflar. Fakat bu durumdaki dizeler arasında da yarım uyak var sayarız; çünkü uyak tanımında "en az iki dize arasındaki ses benzerliği"nden söz edilmektedir.


    Koşma


    Garip yiğit yârin anar eğlenir,
    Âdet budur: Yâre varan söylenir.
    Sensiz yola gitmem, yolum bağlanır,
    Dağ başı dumandır hey kara gözlüm.
    Aşık


    Şiirin ahengi - g- ünsüzü ve boğumlama noktası buna yakın olan -y- ünsüzü ile sağlanmış.


    Tam Uyak


    Şiirin ahengi, dize sonlarında belli aralıklarla yinelenen bir ünsüz ve bir ünlü ile sağlanıyorsa buna tam uyak denir.


    Demen Mecnûn'a fenn-i aşkı ekmil etti kâmildür
    Benüm yanumda ol divâne bilmez nesne câhildür
    Hayâlî


    Yukarıdaki örnekte kâmil, câhil sözcüklerindeki -i- ünlüsü ve -l- ünsüzü şiirin uyağını oluşturmaktadır.


    . Arapçadan, Farsçadan Türkçeye geçen sözcüklerdeki uzun ünlülerle sağlanan uyak da tam uyak sayılır. Eski şiirimizde kültürlü şairler tam uyağı bol bol kullanmışlardır.


    Işk bir âhen kafes biz tûtî-i gûyâsıyuz
    Derd bir gül-zârdur biz bülbül-i şeydâsıyuz
    Zâtî


    Yukarıdaki örnekte şair gûyâ, şeydâ sözcüklerindeki -â- ünlüsü ile şiirin uyağını sağlamıştır. Şiirin uyağı tam uyaktır.


    . Bir de tam uyaktaki ünsüzlerden biri, diğer dizelerde uyak sağlayan iki ünsüzle benzeşirse ya da ünlülerden biri, diğer dizelerde uyak sağlayan iki ünlüyle boğumlama noktası bakımından benzeşirse, tam uyak biraz zayıflar. Fakat yine de dizeler arasında tam uyak var sayılır.


    Pire Destanı'ndan


    Mutaflar hep derildiler şaştılar,
    Görüldüler et hamalları kaçtılar,
    Ayağına yüz çift manda koştular,
    Gövdesi çok, çekilecek hal değil
    Aşık Ömer


    Örneğimizde şiirin ahengi, -ş- ünsüzü ile boğumlama noktası ş'ye yakın olan -ç- ünsüzü ve -a- ünlüsü ile boğumlama noktası a' ya yakın olan -o- ünlüsü; yani aş, aç, oş ses ikilileri ile sağlamış.


    Zengin Uyak


    Şiirin ahengi, dize sonlarında, belli aralıklarla yinelenen ikiden çok sesle sağlanıyorsa buna zengin uyak denir. Divan şiirinde ve çağdaş şiirde bol bol kullanılır.


    Şâm-ı zülfünle gönül Mısrı harâb oldı diyu
    Sana iletdi kebûter haberi döne döne


    Sen durub raks idesen karşuna ben boynum eğem
    İne zülfün koça sen sîm-beri döne döne
    Necâti

    Yukarıdaki örnekte şiirin ahengi haberi, beri sözcüklerindeki -b-, -e-, -r-, -i- ses birliği ile sağlanmıştır, şiirin uyağı zengin uyaktır.


    . Arapçadan, Farsçadan Türkçeye geçen sözcüklerdeki bir ünsüz ve bir uzun ünlü ile sağlanan uyak da zengin uyak sayılır.


    Yandı dü cihân âteş-i âhumla ve lîkin
    Ben senün eyâ şâh-ı cihân yandum elünden


    Şol sunduğun âteş midir ey sâkî bana kim
    Sen aldın ele câm hamân yandum elünden
    Ahmet Paşa


    Şiirin ahengi, -â- uzun ünlüsü ve -n- ünsüzü ile sağlandığından zengin uyak sayılır.


    . Zengin uyaktaki ünsüzlerden biri, diğer dizelerde uyak sağlayan iki ünsüzle ya da ünlülerden biri, diğer dizelerde uyak sağlayan iki ünlüyle boğumlama noktası bakımından benzeşebilir. Bu durumda zengin uyak biraz zayıflar; fakat yine de dizeler arasında zengin uyak var sayılır.


    Mani


    Kekliği bıçakladım,
    Tüyünü saçakladım.
    Yari koynumda sandım,
    Yastığı kucakladım.


    Şiirin ahengi -ç- ünsüzü, boğumlama noktası ç 'ye yakın olan -c- ünsüzü ve -a- ünlüsüyle sağlanmıştır.


    Tunç Uyak


    Bir dizenin sonundaki bir sözcük başka bir dizenin sonundaki sözcüğün sonunda geçiyorsa, buna tunç uyak denir. Cinaslı uyak aynı zamanda bir söz sanatıdır. Halk şirinde, divan şiirinde ve çağdaş şiirde bol bol kullanılır.


    Gözlerin mavi mine,
    Vuruldum perçemine.
    Aşkın beni çevirdi,
    Aslı'nın Kerem'ine
    Yusuf Ziya Ortaç

    Cinaslı Uyak


    Şiirin ahengi, dize sonlarında belli aralıklarla yinelenen sesteş sözcüklerle sağlanıyorsa, buna cinaslı uyak denir. Aynı zamanda bir söz sanatı olan cinaslı uyak Halk şirinde, Divan şiirinde ve çağdaş şiirde bol bol kullanılır:


    Avluya kuyu kazdım,
    İçine düşeyazdım.
    Ayrılık mektubunu
    Hem ağladım hem yazdım.


    Redif


    Yukarıdaki örneklerde uyak oluşturan ses ya da sesler koyu gösterildi. Birçoğunda koyu seslerden sonra da harf kaldı. İşte bu sesler rediftir. Şiirde ahengi sağlamak için dize sonlarında benzeştirilen seslerin anlamları ya da görevleri aynı ise bu benzeşmeye redif denir. Redif, şiirin ahenk ögelerindendir. Kimi şiirler kafiyesizdir; şiirin ahengini yalnız redif sağlar. Fuzulî'nin Su Kasidesi gibi kimi divan şiirleri de redifine göre ad alır. Kimi divanlarda şiirler redifi oluşturan son harfe göre alfabetik sıraya dizilir.


    Yinelenen seslerin özelliğine göre redif kendi içinde ek redif, sözcük redifi, sözcük öbeği redifi, nakarat gibi türlere ayrılır.


    Ek Redif


    Şiirin ahengi, dize sonlarındaki sözcükleri üzerine getirilmiş aynı görevdeki yapım ya da çekim eki ile tamamlanıyorsa ek redif oluşur.


    Tabirin sığmaz kaleme,
    Derdin dermandır yâreme.
    İsmin yayılmaz âleme,
    Aşıklarda meşk olmasa.




  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Aşık Veysel


    Örnekte; kaleme, yâreme, âleme sözcüklerindeki -e eki, ad durum eklerinden yönelme eki olduğu için ek rediftir.


    Sözcük Redifi


    Şiirde ahenk, dize sonlarına getirilmiş aynı anlam ve görevdeki bir sözcük ile tamamlanıyorsa, sözcük redifi oluşur.


    Hep Gölge
    . . . . .
    Gece hep gölge, ger-â-ser gölge
    Leylin ezlâl-i elem dârıyle
    Kaldı senden bu muğber gölge
    Mehmet Fuat Köprülü


    Sözcük Öbeği Redifi

    Şiirde ahenk, dize sonlarına getirilmiş aynı anlam ve görevdeki birden çok sözcük ile tamamlanıyorsa, sözcük öbeği redifi oluşur.


    Bir Günün Sonunda Arzu'dan


    Akşam, yine akşam, yine akşam
    Bir sırma kemerdir suya baksam.
    Akşam, yine akşam, yine akşam
    Göllerde bu dem bir kamış olsam.
    Ahmed Haşim


    Yukarıdaki şiirde Akşam, yine akşam, yine akşam dizesi sözcük öbeği redifini oluşturmaktadır.


    Nakarat


    Nakarat, bir şarkı ya da türküde, her nazım biriminden sonra yinelenen, şiirde bütünlüğü sağlayan bir ya da iki dizelik bölümdür. Bir şarkı ya da türkü bestelendiğinde nakaratlar arasında beste ayrılığı yoktur. Kavuştak ya da vasıta da denilir; çünkü bir birimi sonraki birime bağlar.


    Zeynep Türküsü


    Zeynep bu güzellik var mı soyunda?
    Elvan elvan güller açmış koynunda.
    Arife gününde bayram ayında


    Zeynebim, Zeynebim, allı Zeynebim!
    Yedi köy içinde şanlı Zeynebim!


    Söğüdün yaprağı narindir narin,
    İçerim yanıyor dışarım serin,
    Zeyneb'i bu hafta ettiler gelin.


    Zeynebim, Zeynebim, allı Zeynebim!
    Yedi köy içinde şanlı Zeynebim




+ Yorum Gönder