+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Hikayeler Forumunda Cehennemden Kurtaran Taşlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Cehennemden Kurtaran Taşlar








    Cehennemden Kurtaran Taşlar islami hikaye
    Erenlerden İbrahim Vasati iki elinde yedi taş Arafatta Vakfeye durmuş hac borcunu yerine getiriyordu. Taşlarla lanetlik Şeytanı (sembolik olarak) taşlarken " Ey taşlar, sizde şahidim olunki, bütün kalbimle "La ilahe illallah ve Muhammedün Resulüllah (Allahtan başka ilah yoktur. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir) diye haykırdı.
    Arafat'tan dönüp de o gece uyumak üzere yatağına uzandığında İbrahim Vasati bir rüya görür. Rüyasında kıyamet kopmuş, sorgu suale çekilerek cehenneme atılması emredilmiştir.
    Azap melekler kendisini yakalayıp Cehennem kapısına götürdüklerinde Arafat'ta vakfete attığı taşlardan bir taş ansızın cehennem kapısının önüne yaslanır. Bütün azap melekleri toplanıp taşı kaldırmaya çalışırlar fakat kaldıramazlar. Azap melekleri cehennemim yedi kapısına da varırlar fakat her seferinde yedi taştan biriyle karşılaşıyorlardı.
    Ve taşlar şöyle der: " Biz şahitlik ederiz ki İbrahim Vasati Allah'tan başka ilah olmadığına,
    Muhammedin onun kulu ve elçisi bulunduğuna kesin iman etmiştir."
    " Ey İbrahim !.. Taşlar şehadet ettiler, hakkını yemediler, öyleyse senin hakkını ben hiç yiyebilir miyim? Asla! Senin imanına bende şahidim."
    Sonra Allah meleklere , " Onu cennete sokunuz" diye emreder. İbrahim Cennete yaklaşıncabakarki kapıları kapalıdır. Bunun üzerine " La ilahe illallah , Muhammedün Resulüllah " cümlesi gelir ve "Ben onun imanına şahidim " diye eşlik eder. Böylece de bütün cennet kapıları açılarak İbrahim Vasati cennete girer.
    Allah (c.c.) cümlemizi kıyamet günü, işlediği iyi amellerinin şefaatına erişen ve kelime-i Tevhidi'i tavasutuna nail olan kullarında eylesin, amin.








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Cennet Komşusu



    Vaktiyle padişahlardan biri şehri dolaşmaya çıkmıştı. Tanınmamak için kıyafetini değiştirmiş, yanına da bir kölesini almıştı. Halkın kendi yönetimi hakkında neler düşündüğünü öğrenmek istemisti.
    Mevsim kıştı. Soğuk her yeri kasıp kovuruyordu.
    Yolu bir mescide düştü.
    İki yoksul bir köşede titreyerek oturuyordu. Gidecek başka yerleri yoktu.
    Onların ne konuştuklarını merak eden padişah yanlarına sokuldu.
    Fakirlerden şakacı olanı soğuktan şikayet ediyordu:
    - Yarın cennete gittiğimizde bizim padişahı oraya sokmayacağım! Cennetin duvarına yaklaştığını görürsem, pabucumu çıkarıp kafasına vuracağım.
    Öteki merakla sordu:
    - Onu niçin cennete sokmayacakmışsın?
    - Tabii sokmam. Biz burada soğuktan donarken o sarayında keyif sürsün. Bizim halimizden haberdar olmasın. Sonra da kalkıp cennette bana komşu olsun. Ben öyle komşuyu istemem arkadaş, dedi.
    Gülüstüler.
    Padisah kölesine:
    - Bu mescidi ve adamları unutma! dedi.
    Saraya dönünce mescide adamlarını yolladı. İki fakiri alıp saraya getirdiler.
    Zavallılar başımıza neler gelecek diye korkuyla bekleşirken onları dayalı, döşeli bir odaya yerleştirdiler.
    - Burada yeyip, içip yatacak, padişahımıza dua edeceksiniz. Cennette size komşu olmasına karşı çıkmıyacaksınız, dediler.
    Padişah ne iyi kalpli imiş, değil mi? Peygamberimiz yoksula yardım edenleri şöyle övmüştür:
    "Bir mü'mini dünya dertlerinden kurtaranı, Allah, ahiret dertlerinden kurtarır."





+ Yorum Gönder