+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Hikayeler Forumunda Azad Edilenler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Bad-ı Saba
    Üye

    Azad Edilenler








    Azad Edilenler dini hikaye

    Efendimiz (S.A.V) Hz.Osman tarafından verilen bir yemeğe katılmış, zengin ve varlıklı bir sahabî olan Hz.Osman da, Peygamberimizin bu yemeğe gelene kadar attığı adım başına bir köle azâd ederek duyduğu memnuniyeti belirtmişti.
    Aynı günlerde Peygamberimizi yemeğe davet etmek, Hz.Ali (R.A.) Efendimizin de içinden geçmiş, fakat bu cesaret sembolü sahabî, fakirliğinden duyduğu endişe sebebiyle, ilk ve son defa bir şeye cesaret edemeyip yemek vermekten vazgeçmiştir.
    Peygamber kızı Hz.Fâtma, Hz.Ali Efendimizdeki durgunluğu anlamakta gecikmedi ve "Elimizde ne varsa onu ikram ederiz" diyerek, kendisini ikna etti. Bunun üzerine Hz.Ali, sırf Allah rızası için vereceği yemeğe davet etmek üzere Peygamberimize koştu. Davet, memnuniyetle kabul edilmişti.
    Ertesi akşam Hz.Ali'nin evine doğru yola çıkan Efendimizin yürüyüşünde, âniden bir değişiklik göze çarptı. Kâinatın yaradılış sebebi olan Peygamberler Peygamberi âdetâ bir karış genişliğinde adımlar atıyor ve yolun bitmesini istemiyordu. Bu hâl, Hz. Ali Efendimizin evine varana kadar devam etti.
    Sahabeler, bunun sebebini sorduğunda, Peygamberimiz şu cevabı verdi:
    Yemek için yola çıktığım anda, Cebrail (A.S) gelerek "Ya Resulûllah, Cenab'ı Hak sadece kendi rızası için verilen bu davetten o kadar memnun kaldı ki, atacağınız her adım için ümmetinizden yüz bin kişiyi cehennemden azâd edeceğim, buyurdu" dedi. İşte bunun için adımlarımı sıklaştırdım.








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Azad Edilen Köle



    Birisi bir köle satın aldı. Bu sırada köle, kendisini satın
    alan efendisine dedi ki:




    "Senden üç şey istiyorum:

    1- Vakti girince benim namaz kılmama
    mâni olmayacaksın.

    2- Beni gündüz çalıştıracaksın, fakat gece asla
    meşgûl etmeyeceksin.

    3- Bana bir oda yaptıracaksın. Oraya benden
    başkası girmeyecek."

    Satın alan şahıs, kölenin bu isteklerini kabûl etti. Köleye bir
    oda gösterdi. Beğenip, beğenmediğini sordu. Köle de beğendiğini
    söyledi. Efendisi ona; "Bu harab odayı niçin tercih ettin" diye
    sorunca, köle; "Efendim! Allahü teâlânın ismi şerîfleri anılıp, O' na
    ibâdet ve tâat yapıldığı harab yerler, güllük gülistanlık olur"
    dedi. Köle gündüz işlerini bitirdikten sonra akşam olunca odasına
    girerdi. Efendisi bir gece onun sabaha kadar ne yaptığını öğrenmek
    için, köleden habersiz odanın bir köşesine gizlendi. Gece olunca
    köleyi ta' kib etmeye başladı. Kölesinin secdeye varıp şunları
    söylediğini duydu: "Yâ İlâhî! Gündüz efendimin hizmetinde bulunmak
    zorundayım. Eğer böyle bir meşgûliyetim olmasaydı, gece-gündüz sana
    kulluk ile meşgûl olurdum. Bu bakımdan beni af et, yâ Rabbî!"

    Efendisi köleyi fecr doğuncaya kadar ta' kib etti. Fecr doğunca,
    tavanda asılı olan kandil kayboldu. Efendisi odasına gidip durumu
    hanımına anlattı. Ertesi gece köleyi görmek için hanımıyla beraber
    gitti. O gece de aynı şeyleri gördüler. Ertesi gün köleyi çağıran
    efendisi; "Gündüzleri de Allahü teâlâya ibâdet edebilmen için ve
    Allahü teâlânın rızâsına kavuşabilmen için seni azâd ettim. Bundan
    sonra sen hürsün" dedi. Geceleyin gördüklerini köleye anlattı. Köle
    bunları efendisinden duyunca; "Yâ Rabbî! Ben hâlimin kimse
    tarafından bilinmemesini istiyordum. Şimdi ise bunlar benim hâlimi
    öğrendiler. Bunlardan başkasının hâlimi öğrenmemesi için canımı al,
    yâ Rabbî!" diye duâ edince o anda vefât
    etti."





+ Yorum Gönder