+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda Allah'in Isimleri ve anlamları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. yaren
    Üye

    --->: Allah'in Isimleri ve anlamları


    HAKİM (HİKMET SAHİBİ, SAĞLAM, MUHKEM OLAN)


    "O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur.
    Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir." (Haşr Suresi, 24)




    İnsanın çevresinde gördüğü herşey Rabbimizin üstün yaratışının apaçık delillerini taşır. Evrende belli bir yöne doğru ilerlemekte olan galaksiler, Güneş'in etrafında belirli bir yörüngede dönüp duran Dünya, canlıların bedenlerindeki -henüz yüzyılımızda keşfedilen- sistemler ve gözle görülemeyen mikro alemde yaşayan canlıların özellikleri Kuşkusuz bilimsel alandaki gelişmelerle insanların bilgisi arttıkça, en küçükten en büyüğe kadar evrendeki her detayın ne kadar ince hesaplarla yaratılmış olduğu daha da netlik kazanmaktadır.
    Bugün ulaşılabilen bilgi seviyesi ile şu gerçek ortaya çıkmıştır: Kainatın Rabbimiz tarafından yoktan var edildiği ilk andan bu yana oluşan tüm olaylar belirli bir plan içinde gelişmiştir. Öyle ki bu planın sonucunda üzerindeki tüm canlılarla birlikte Dünya oluşmuştur. Ve akıl sahibi bir varlık olan insan, yeryüzündeki yerini almıştır. Elbette bu durumda insana düşen, kendi varlığı için en uygun koşulların bir düzen içinde oluşturulduğunu fark edebilmek, kainatın yaratılış aşamalarındaki hikmetleri kavrayabilmektir.
    İnsan kendisine verilen bunca nimet karşısında unutmamalıdır ki, herşeyin belli bir yaratılış amacı ve hikmeti vardır. Kendisinin rahatlıkla yaşayabildiği bir gezegen yaratılmıştır. Sadece bu konu üzerinde düşünmek bile Yüce Allah'ın herşeyi sonsuz bir hikmetle yarattığını görmek için yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
    "Dediler ki: "Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, herşeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın." (Bakara Suresi, 32)
    "Ve şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir." (Hicr Suresi, 25

    --->: Allah'in Isimleri ve anlamları frmacil sayfa 2iki --->: Allah'in Isimleri ve anlamları

  2. yaren
    Üye
    HALIK ( HERŞEYİN VARLIĞI VE VARLIĞI BOYUNCA GÖRÜP GEÇİRECEKLERİ HALLERİ, HADİSELERİ TESPİT VE TAYİN EDEN VE ONA GÖRE YARATAN, YOKTAN VAR EDEN)


    "Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir." (Nur Suresi, 45)


    Bir arı kovanındaki tüm arılar görevlerini eksiksizce yerine getirirler. İşçi arılar kovanın yapımında çalışır, kovanı havalandırarak derecesini hep sabit tutar ve kovana çiçeklerden topladıkları besinleri getirirler. Kraliçe arı ise sürekli kovanın içinde kalarak soyun devamını sağlar.
    Bir sivrisinek incelendiğinde, onun da sayısız mucizevi özelliğe sahip olduğu görülmektedir. Yumurtadan çıktığında erişkinlik haline hiç benzemez. Sivrisinek larvası gelişimini tamamlayana kadar 4 defa deri değiştirir. Pupa döneminin sonuna doğru derisi açılır ve erişkin sivrisinek pupanın içinden suya hiç değmeden çıkar.
    Yukarıda bahsedilen bu mucizevi hayvanlar, yeryüzünde yaşayan sayısız canlıdan yalnızca iki tanesidir. Tüm canlıların olduğu gibi, bu canlıların da doğumlarını, yaşamlarını ve ölümlerini Yüce Allah belirlemiştir. Kainattaki tüm varlıklar, Allahın kendisine tespit ettiği süre boyunca ve emrettiği şekilde yaşamlarını sürdürürler. Kaderlerinde kendileri için takdir edilen görevin ve sürenin dışına kesinlikle çıkmazlar. Çöllerde +50 derecede yaşayan kertenkeleler de, kutuplarda -50 derecede yaşayan penguenler de, denizin binlerce metre altında yaşayan süngerler de aynı şekilde Rabbimizin kontrolündedir. Hepsi Yüce Allah'ın tespit ettiği şekilde yaşarlar.
    Onlardan önceki nesiller de aynı şekilde yaşamıştır, sonraki nesiller de aynı şekilde yaşayacaklardır. Çünkü Allah, canlıların hepsi için bir yaşam biçimi belirlemiştir. Bu yüzden kainattaki hiçbir canlının kendi yaşam biçimini tayin etme gücü yoktur. Tüm canlıları Allah yaratmış ve bu şekilde yaşamalarını takdir etmiştir. Onlar da kayıtsız şartsız bu hükme boyun eğmişlerdir.
    İnsan da kainatın küçük bir parçasıdır. Allah insanı bir damla sudan yaratmış ve onun için de bir yaşam biçimi takdir etmiştir. Aynı şekilde hiçbir insan kendi kararıyla yaşam süresini ve şeklini belirleyemez, yaşlanmayı ve ölümü durduramaz, acizliklerinden kurtulamaz. Tüm bunları belirleyen, dilediği şekilde yönlendiren Allah'tır.
    Allah'ın gücünün sonsuzluğu ve herşeyi hakimiyeti altında tuttuğu Kuranda şu şekilde bildirilmektedir:
    De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse, O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah, herşeyin Yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır." (Rad Suresi, 16)





  3. yaren
    Üye
    HAMİD: ANCAK KENDİSİ’NE ŞÜKREDİLEN, BÜTÜN VARLIĞIN DİLİYLE YEGANE ÖVÜLEN
    " Kendilerine ilim verilenler ise, Rabbinden sana indirilenin hakkın ta kendisi olduğunu ve üstün, güçlü, övülmeye layık olan (Allah)ın yoluna yöneltip- ilettiğini görüyorlar." (Sebe Suresi, 6)
    Kainatta yaşayan tüm bitkiler ve hayvanlar, Allah'ın yeryüzünde kendilerini yerleştirdiği şekilde yaşarlar. Böylelikle Allah'ı tesbih edip O'nu yüceltirler. Denizin dibinde yaşayan bir balık da, çölde yetişen bir kaktüs de büyük bir teslimiyetle yaşamını sürdürür. Allah'ın kendileri için takdir ettiği şekilde yaşamaları, O'nun kurduğu düzeni asla bozmamaları tüm canlıların Allah'ı tesbih ettiklerini gösterir. Gökyüzündeki ve yeryüzündeki herşey, tonlarca suyun biraraya getirilmesiyle oluşan denizler, binlerce metreye uzanan dağlar ve gökyüzünde sürüklenen bulutlar, ardı ardına çakan şimşek ve gökgürültüsü de Allah'ı tesbih edip yüceltirler. O'nun sonsuz ilmini ve gücünü insanlara gösterirler. Fakat iman etmeyenler onların bu tesbihlerini kavrayamazlar. Allah bu gerçeği İsra Suresi'nin 44. ayetinde şu şekilde insanlara bildirir:
    " Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O'nu tesbih eder; O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır." (İsra Suresi, 44)
    İman edenler de Allah'ın yüceliğini ve büyüklüğünü kavrayarak Rabbimizi tesbih eder, kendilerine lütfettiği nimetler için Allah'a şükrederler. Çünkü verilen her türlü nimet karşılığında onlardan istenen yalnızca şükredici, hamd edici birer kul olmalarıdır. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
    "Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, Biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup-sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hamde layık olandır." (Nisa Suresi, 131)
    "Musa demişti ki: "Eğer siz ve yeryüzündekilerin tümü inkar edecek olsanız bile şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, övülmüştür." (İbrahim Suresi, 8)





  4. yaren
    Üye
    KAFİ (YETERLİ, VARLIĞI MEVCUDATIN BÜTÜN İHTİYAÇLARINA YETEN)




    Allah, kuluna yeterli değil mi? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur. (Zümer Suresi, 36)
    İnsanlar yalnızca Allahın rızası için yaşadıklarında, hiçbir korku ve endişe duymadan gerçek mutluluğu ve huzuru bulabilirler. Allah'a kesin bilgiyle iman etmeyen insanlar için ise yeryüzünde korku duyacakları pek çok olay ve varlık mevcuttur. Kimi insanlardan gelebilecek zararlardan korkar, kimi doğa olaylarından, kimi elindeki malların yok olmasından, kimi sevdiği bir yakınını kaybetmekten Oysa Allah kesin bilgiyle iman eden insanlara Kuran'da şöyle buyurmaktadır:
    "Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O'ndan başka İlah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir." (Duhan Suresi, 7-8)
    Ayetlerde de bildirildiği gibi göklerde ve yerde tek İlah Allah'tır. Müminler bilirler ki, O'ndan başka hiçbir varlık kendilerine bir zarar vermeye veya bir yarar sağlamaya güç yetiremez. Eğer bir zorlukla karşılaşırlarsa Allah'a yönelip dönerler ve O'nun kendilerine yardım edeceğini, dualarına icabet edeceğini bilirler. Ve asla Allah'tan başkasından bir yardım, bir fayda ummazlar. Çünkü yeryüzünde tek güç sahibi olan O'dur ve hiçbir varlığın O'nun dilemesi dışında bir zarar verme veya fayda getirme kabiliyeti yoktur.
    Dolayısıyla gerçekten iman eden bir insan için Allah, yardım dilenecek, korkulacak tek makamdır. Nitekim yukarıdaki ayetlerde haber verilen, 'Allah kuluna yeterli değil mi?' şeklindeki sorudan sonraki ayetler şöyle devam eder:
    Allah, kimi hidayete erdirirse, onun için bir saptırıcı yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir? (Zümer Suresi, 37)
    De ki: "Gördünüz mü-haber verin; Allah'tan başka taptıklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O'nun zararını kaldırabilirler mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup-önleyebilecekler mi" De ki: "Allah, bana yeter" (Zümer Suresi, 38)


  5. yaren
    Üye
    KAVİ (PEK GÜÇLÜ OLAN)


    " Şüphesiz, Allah, en büyük kuvvet sahibidir, sonuçlandırması pek şiddetlidir." (Enfal Suresi, 52)
    Tarih boyunca Allah çeşitli kavimlere elçiler göndermiş, onlar vasıtasıyla insanlara uymaları gereken doğru yolu bildirmiştir. Gönderilen elçiler de tek İlahın Allah olduğunu, yalnızca Allah'tan korkup sakınmak ve O'nun emirlerini yerine getirmek gerektiğini kavimlerine tebliğ etmişlerdir. Ancak "Çünkü gerçekten onlar, Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirirdi; fakat onlar inkar ederlerdi. Bu yüzden Allah, onları (azabla) yakalayıverdi. Şüphesiz O, kuvvetli olandır, cezalandırması şiddetlidir." (Mümin Suresi, 22) ayetinde bildirildiği üzere, kavimlerin çoğu inkara sapmış, elçileri yalanlamış ve Allah'ın azabını hak etmişlerdir.
    Tarihte her dönemde Allah'ın gönderdiği elçileri inkar eden, onlara mümkün olduğu kadar zorluk çıkaran, sıkıntı vermeye çalışan inkarcılar, Allah'ın azabını görünceye kadar bu tutumlarından vazgeçmemişlerdir. Onlar, yeryüzünde iktidar, güç ve servet sahibi olduklarını düşündükleri için kendilerini haklı görmüş, büyüklenmekten vazgeçmemişlerdir. Oysa unuttukları çok önemli bir gerçek vardır: Allah, en büyük güç sahibi olandır.
    Bu önemli gerçeği kavrayamayan inkarcılar, asla erişemeyecekleri bir büyüklük hevesi içerisinde olmuşlardır. Allah'ın dilediğinde tek bir fırtınayla tüm mallarını yok edebileceğini, şiddetli bir yağmurla ekinlerini helak edebileceğini, bir mikropla tüm yakınlarını öldürebileceğini ve daha bunun gibi ellerindeki gücü, serveti yok edebilecek sayısız sebebi göz ardı etmişlerdir. Sonuç olarak yeryüzünde de, ölümden sonra ahirette de Allah'ın azabı ile yüz yüze gelmişlerdir. Allah inkarcılara Kuran'da şöyle bildirmektedir:
    "İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi." (Bakara Suresi, 165)

    "Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir." (Hac Suresi, 74)


  6. yaren
    Üye
    KERİM “KEREMİ BOL, CÖMERT OLAN”

    . Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır.
    (Neml Suresi, 40)
    Evreni en ince ayrıntısına kadar Allah yaratmış ve Kendi sıfatlarıyla şekillendirmiştir. Var olan herşey, O'ndandır. Tüm güzellikler, incelikler O'nun aklının tecellileridir. Diğer tüm varlıklar gibi insanlar da O'nun dilemesi ile yeryüzüne gelirler. Anne karnında bir çiğnem et parçası olan insan doğar, büyür, güzel bir yüze sahip olur ve böylece Allah'ın sanatını yansıtır. Ayetlerde insanla ilgili olarak şöyle bildirilmiştir:
    Ey insan, 'üstün kerem sahibi' olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir? Ki O, seni yarattı, 'sana bir düzen içinde biçim verdi' ve seni bir itidal üzere kıldı. Dilediği bir surette seni tertib etti. (İnfitar Suresi, 6-8)
    Ancak bazı insanlar düşünebilme yeteneğine sahip oldukları halde, böyle mükemmel düzenlenmiş bir dünyaya nasıl geldiklerini, çevrelerindeki sayısız nimetin kim tarafından verildiğini düşünmezler. Kendisine verilmiş olan bu yeteneğini kullanan ve görüp akleden bir insan ise; kim tarafından yaratıldığını, kendi başına elde etmeye asla güç yetiremeyeceğini, sayısız nimeti kimin verdiğini, algılama, akledebilme kabiliyetlerine nasıl sahip olduğunu düşünür. Bunları düşünen insanın karşısına çıkan gerçek tektir: Onu var eden ve asla güç yetiremeyeceği üstün nimetleri bağışlayan, son derece cömert olan Allahtır. Göklerin ve yerin Rabbi Yüce Allah Kuran'da insanlara şöyle buyurmaktadır:
    Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir alaktan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir. (Alak Suresi, 1-8)
    Kendisini yaratan 'en büyük kerem sahibi' Yüce Allahın verdiği sayısız nimet karşısında, insanın yapması gereken, gücünün yettiği kadar şükretmek ve kulluk görevini yerine getirmektir. Müminler bu ahlakı en güzel şekilde gösterirler. Ve dünyada gösterdikleri bu faziletli tavırlarının karşılığını ahirette daha üstünüyle alacaklardır.


  7. yaren
    Üye
    KUDDÜS


    (Hatadan, gafletten ve her türlü eksiklikten çok uzak, pek temiz.)
    Göklerde ve yerde olanların tümü, Melik, Kuddüs, Aziz, Hakim olan AllahI tespih eder. (Cuma Suresi, 1)

    Allah yeryüzünde, gökyüzünde, uzayın derinliklerinde, toprağın altında bulunan herşeyin, kısacası mikro ve makro alemlerdeki herşeyin tek Yaratıcısı'dır. İnsanın gözünü çevirip etrafına baktığında görebildiği ve çıplak gözle göremediği her yerde bulunan düzen, kanunlar, istikrarlı gidişat tamamen Allah'a aittir. "Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz" (Fatır Suresi, 41) ayetiyle bildirildiği gibi var olan tüm sistemin düzenleyicisi ve koruyucusu O'dur.
    Allah'ın son derece aciz olarak yarattığı insanlar hata yapar, unutur, yanılır, gaflete düşerler. Aynı zamanda hem bedeni, hem ruhi yönden son derece eksiklik ve acz içindedirler. Ömürleri boyunca bedenlerine bakmak, yaşayabilmek için ona sürekli ihtimam göstermek zorundadırlar. Bedenlerini biraz fazla çalıştırsalar, birkaç gün uykusuz, bir gün susuz kalsalar son derece aciz bir duruma düşmüş olurlar. Ancak herşeyin Yaratıcısı ve 'en güzel isimlerin sahibi' olan Allah elbette tüm eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın sonsuz gücü, Yüceliği, aklı ve sınırsız ilmi Kuran'da insanlara bildirilmiştir. Bir ayette Allah şöyle buyurmaktadır:
    Allah O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)


  8. yaren
    Üye
    MÜBEYYİN (AÇIKLAYAN)

    "İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz." (Bakara Suresi, 242)



    Kulları için dünyada ve ahirette iyilik isteyen Yüce Rabbimiz, onları sonsuz azaptan kurtaracak olan çıkış yollarını da tarif etmiş, insanın kulluğunu yerine getirmek için bilmesi gereken her konuyu açıklamıştır. Ayrıca kendilerinden öncekilerin hatalarını tekrarlamamaları için insanlara geçmiş kavimlerden de örnekler vermiş ve doğru yolu bulabilmeleri için peygamberlerin hayatlarından bilgiler iletmiştir. Öyle ki, insanlar, bilmeye asla güç yetiremeyecekleri ve sonsuza kadar da öğrenemeyecekleri birtakım olayları ve konuşmaları da ancak Rabbimizin vesile kıldığı Yüce Kurandaki açıklamalardan öğrenebilmişlerdir. Örneğin hiç kimse Hz. Musa'nın kutsal vadi olan Tuva'da, Allah ile olan konuşmasına şahit olmamıştır ve bugün hiçbir insan, tarihi bir bilgiyle bu olayı öğrenme imkanına sahip değildir. Fakat Allah Kuran'da bizlere bu konuşmayla ilgili bazı detayları açıklamıştır. Böylece asırlar önce, Rabbimiz'in karşısında tek başına olduğu bir anda, Hz. Musa'ya söylenen sözler, kıyamete kadar yaşayacak her insana kelime kelime ulaşmaktadır. Bunu haber veren ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
    Musa'ya o işi (ilahi vahyi verip) gerçekleştirdiğimiz zaman, sen (Tur'un) batı yanında değildin ve (buna) şahid olanlardan da değildin. Ancak Biz birçok nesiller inşa ettik de onların üzerinde (nice) ömür(ler) uzayıp geçti. Ve sen Medyen halkı içinde yaşayıp da ayetlerimizi onlardan okuyarak öğrenmiş değilsin. Ancak (bu bilgileri sana) gönderen Biziz. (Musa'ya) Seslendiğimiz zaman da, sen Tur'un yanında değildin (Kasas Suresi, 44-46)
    İnsanların mübarek Kuranı okuyup öğrenmeleri dışında hiçbir bilgi edinme imkanlarının olmadığı konulardan biri de ahiret hayatıdır. Ölümden sonra bir hayat olduğu, dünyada geçen sürenin ise sadece bu hayata bir hazırlık safhası olduğu Kuran'da haber verilmektedir. Aksi takdirde insanlar sadece dünyaya ait bilgilerle yetinmek zorunda kalacak ve ölümden sonra ne olacağıyla ilgili hiçbir fikirleri dahi olmayacaktı. Bunlar Allah'ın kullarına açıkladığı konulara sadece birkaç örnektir. Rabbimiz, Kuran aracılığıyla insanlara ihtiyaçları olan herşeyi açıklamıştır. Ayette şöyle buyrulmaktadır:
    (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)
    Kuşkusuz Yüce Allah'ın bize açıkladıklarından başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur.


  9. yaren
    Üye
    MÜDEBBİR (İDARE EDEN, YÖNETEN, BÜTÜN YARATILMIŞLARI DÜZEN VE DENGEYLE İDARE EDEN VE BİRBİRİNE YARDIMCI EDEN)

    Allah tüm kainatı kontrol altında tutar. O'nun haberi olmaksızın tek bir atom bile hareket etmez. Allah, bir toz zerresinden, boşlukta hızla yol alan gezegenlere ve insan gözünün asla göremeyeceği mikro alemde yaşayan milyarlarca canlıya kadar herşeyin üzerinde idareci olan tek güçtür. Allah'ın izniyle ayakta duran gökyüzü, içinde bulunan milyarlarca yıldız, birbiri ardınca ilerleyen gezegenler ve Güneş, tam bir teslimiyetle Allah'a boyun eğmişlerdir. Evrendeki kusursuz düzen, tüm varlıkların düzenini an an kontrol eden ve herşeyin üzerinde olan Yüce Allah'ın varlığını bize kanıtlar.
    Yeryüzüne bakıldığında da yine olağanüstü bir intizamla karşılaşılır. Allah her canlıya belli görevler vermiştir. Bunlar kendilerine verilen görevleri bir gün, bir dakika bile aksatmadan yerine getirirler. Örneğin ağaçlar mutlaka havadaki karbondioksiti alıp yerine oksijen vermek zorundadırlar. Toprak, mutlaka içinden canlıların yiyeceği çeşit çeşit rızık çıkarır. Gökten yağan yağmur, mutlaka belli bir hızda ve belli bir miktarda yağar, şimşeğin arkasından mutlaka gök gürültüsü gelir.
    Doğadaki denge her zaman korunur, birileri ölürken mutlaka yenileri dünyaya gelir. Tüm varlık alemini yaratan Allah, her bir varlığa kendi görevini ilham ederek yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. Allah yarattığı tüm canlıların vücutlarını da büyük bir denge ve düzenle idare eder, tüm organları birbirine yardımcı kılar. Söz gelimi insan vücudunun fonksiyonlarının tam----- yakını, insanların bilgisi ve kontrolü dışındadır. Hiç kimse kalbinin atmasını sağlayamaz. Vücudunu oluşturan hücrelerdeki sayısız kimyasal işlemlerin ne farkındadır, ne de bunları denetleyebilir.

    "Şüphesiz sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri evirip-çeviren Allah'tır" (Yunus Suresi, 3)


    Aynı vücudundaki bu iç faktörler gibi, insanın yaşamının bağımlı olduğu sayısız dış faktör de vardır. Ve bu milyonlarca dış faktörden her birini Allah büyük bir düzen, denge ve uyum içinde yönetmektedir.
    Tüm evreni Yaratıcımız olan Allah korumakta ve kainat ancak Rabbimiz'in idaresiyle varlığını sürdürebilmektedir. Çünkü Allah kainatın gerçek sahibidir, yaratılışı O'na ait olduğu gibi yönetimi de yalnızca O'na aittir. Bu konuya Kuran'da şöyle dikkat çekilir:
    "Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim'dir, bağışlayandır." (Fatır Suresi, 41


  10. yaren
    Üye
    MÜTEALİ (AKLIN ALABİLECEĞİ HER ŞEYDEN YÜCE)
    "Hak olan, biricik hükümdar olan Allah yücedir. Onun vahyi sana gelip-tamamlanmadan evvel, Kur'an'ı (okumada) acele etme ve de ki:
    "Rabbim, ilmimi artır." (Taha Suresi, 114)



    İman edenler Allah'ın yüceliği karşısında insanın ne derece aciz bir varlık olduğunu, bu nedenle hiçbir şeye güç yetiremeyeceklerini bilirler. Allah Kuran'da insanların acizliğini ve Kendi Zatının Yüceliğini şöyle bir örnekle bildirmektedir:
    "Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, Azizdir." (Hac Suresi, 73-74)
    Evrenin her noktası Allah'ın büyüklüğünü yansıtır. Ama O'nun sonsuz gücünü ve ilmini anlatmaya asla kafi gelmez. Allah her türlü ortaklıktan, kusurdan, eksiklikten, sınırlamadan münezzeh olandır. Bütün üstün sıfatların ve bütün güzel isimlerin tek sahibidir. O'nun ilmi, aklı, gücü, kudreti, rahmeti, şefkati ve ihsanı sonsuzdur.
    'Sonsuz' kelimesi Allah'ın büyüklüğünü kavrayabilmek için üzerinde iyi düşünülmesi gereken bir kavramdır. Allah ölümlerinden sonra insanları yeni bir yaratılışla yaratacak ve bundan sonra dünyada yaptıklarının karşılığı olarak cennet veya cehennemde devam edecek olan sonsuz hayatlarını başlatacaktır. Burada yüz değil, bin değil, yüzbin veya milyar yıl da değil, trilyon ya da katrilyon kere katrilyon yıl da değil, sonsuza kadar sürecek bir ömürden bahsedilmektedir. Başka bir deyişle yüz trilyon insan olsa, gece gündüz hiç durmadan yüz trilyonu yüz trilyon ile çarparak ilerleseler, yüzlerce yıl ömürleri olsa ve ömürleri boyunca bu işle uğraşsalar yine de yıl sayısını hesaplayamayacaklardır.
    Oysa Allah öyle büyük bir ilme sahiptir ki, insana göre 'sonsuz' olan herşey, O'nun bilgisi dahilindedir. Zamanın ilk yaratıldığı andan sonsuza değin geçecek olan her olayı, her düşünceyi, vakitleri ve şekilleri ile belirleyen ve bilen Allah'tır.
    Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:
    "Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık. Bizim emrimiz, bir göz kırpma gibi yalnızca 'bir keredir.' Andolsun Biz sizin benzerlerinizi yıkıma uğrattık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? Onların işlemiş oldukları herşey kitaplarda (yazılı)dır. Küçük, büyük herşey satır satır (yazılı)dır." (Kamer Suresi, 49-53)


+ Yorum Gönder