+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda Kul Hakkı Nedir? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Kul Hakkı Nedir?









    Kul hakkının manası nedir


    Günümüzde insan haklarından çokça söz edilir. Ama bu sözler her nedense uygulamaya bir türlü konulamaz. Sadece beyannamelerde, bildirilerde, makalelerde mahpus kalır.

    “İnsan hakları” tabiri aslında caydırıcı bir ifade değil. Hak ve hukukun korunması sadece insanoğlunun insafına ve vicdanına bırakılmış. Belli bir müeyyidesi yok. En kötü ihtimalle bir “kınama” cezası alıyorsunuz ve yaptığınız yanınıza kar kalıyor.

    Ama, “kul hakkı” ifadesi böyle değil. Bu ifadeyle insanın başıboş bir varlık olmadığı, Allah'ın kulu, O'nun mülkü, O'nun mahluku olduğu zihinlerde iyice tesbit edilir ve nefisler, 'kul hakkına tecavüzün kesinlikle cezasız kalmayacağı' tehdidiyle karşı karşıya kalır.

    Gel gör ki, bugünün madde, menfaat ve gaflet karışımı kavga ikliminde, kul olduğunu unutanlar, haliyle kul hakkını da hatırlamaz oldular. Kul hakkının bu ilk basamağında tökezleyenler insaf, merhamet, adalet duygularını da kaybettiler.

    “Ben kulum” diyen insan, bunun gereğini yerine getirecektir. “Ben falan devletin raiyetiyim (vatandaşıyım)” dediniz mi, sizden o beldenin bütün kanunlarına harfiyen uymanız istenir

    Allah'ın kul üzerindeki en büyük hukuku: İman

    Kul, kendisini yoktan vareden Rabbine imanla mükellef (sorumlu). Bunu “tevhid” takib ediyor. Allah'ı bir bilmek de kul üzerinde İlahi bir hak. Nitekim, Allah'a şirk (ortak) koşmak affa girmiyor (Bakınız: Nisa Suresi, 48.Ayet).

    Hukukullahın üç mühim şubesi: Tesbih, hamd ve tekbir. Yani, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih (uzak tutma), bütün medih ve senanın (övgülerin) ancak O'na layık olduğunu ilan ve O'nun sonsuz kemalinin, kulun idrak sahasına girmekten münezzeh olduğunu itiraf etmek.

    İlahi san'at ve hikmetleri tefekkür etmek (düşünmek), nimetleri şükürle karşılamak da hukukullah cümlesinden.

    Salih Amelin Ölçüsü

    İmanı salih amel takib ediyor. Salih amel, kulun kendi iradesiyle tercih edip işlediği bütün güzellikler.

    Yaptığımız ticaret dürüst ise salihtir. Ettiğimiz ibadet ihlaslı (içten) ise salihtir. Gördüğümüz eşyayı, İlahi birer eser olarak tefekkür edebiliyorsak bakışımız salihtir. Dinlediğimiz sözler, düşündüğümüz fikirler, kurduğumuz hayaller, sevdiğimiz mahbuplar (sevgililer) meşru (yasal) ise, helal dairesi içinde ve rıza çizgisinde ise salihtir.

    Bunlar içerisinde, “maddi ve manevi hukuk-u ibada tecavüz etmemek” çok önemli olmalı ki, salih amelin tarif cümlesine dahil olmuş.

    Hukuk-u ibad, yani “kul hakkı” geniş bir mefhum (kavram) Kulun bedenine ve malına yapılan tecavüzler maddi hukuk, kalb ve ruhuna verilen zararlar ise manevi hukuk olarak değerlendirilmeli

    Hakkın Büyüğü Küçüğü Olur Mu?

    Allah'ın sonsuz kudretine nazaran bir insan yaratmakla bütün insanları yaratmak arasında fark olmadığı gibi, O'nun sonsuz rahmet ve adaleti noktasında da bir insanın katli (öldürülmesi) ile, bütün insanların katli arasında fark yoktur. (Bakınız: Maide, 32)

    İnsanoğlu her nasılsa, başkalarının hakkını çiğnerken o insanların Allah'ın kulu olduklarını unutuyor. “Ben Allah'ın bir kuluna zulmedersem O'nun kahrına hedef olurum” diye düşünemiyor.

    Aslında bu hakikat, “herkesçe kolay anlaşılabilmeli” diye geliyor insanın aklına. Çünkü kime sorsak kendisini de diğer insanları da Allah'ın yarattığını söyleyecektir. Ama iş münakaşaya (tartışmaya) döküldü de nefis kalbe, hissiyat akla hakim oldu mu, artık kulluk unutuluyor, adalet unutuluyor, ahiret unutuluyor. İşte bu unutmanın kula pahalıya mal olması için İlahi ikazlar geliyor.

    Çiğnenen Haklar Nasıl Ödenecek?

    Bu Rahmani ikazlara tercüman olma sadedinde Allah Resulü (a.s.m) de ümmetini defalarca ve değişik şekillerde uyarmıştır

    Allah yolunda canını veren bir mü'min bunun büyük mükafatını görmekle birlikte, kullara olan borçlarından kurtulamıyor. Zira kul hakkının affını Cenab-ı Hak kula bırakmış.

    Aynı şekilde, samimi tövbe eden bir mü'minin de geçmiş günahları affolunuyor, ama kul hakkı bu affa da girmiyor.

    Mesela, gıybet eden (kişileri çekiştiren, arkadan konuşan) bir insan gıybet ettiği kimseden helallik almadıkça bu cürmün ağır cezasından kendini kurtaramaz.

    Kulun Hakkını Allah Koruyor

    Kuran-ı Hakim'de, ilk bakışta kul hakkı gibi görünen ve kullar arasındaki adalet esaslarını tespit eden birçok ayetlerden sonra, “işte bu Allah'ın hudududur (koyduğu sınırdır), ona tecavüz etmeyin (onu aşmayın)” mealindeki (anlamındaki) İlahi ikazlar gelir. Demek ki, kul hakkını çiğnemek, Allah'ın hududuna tecavüz olarak kabul ediliyor. Artık böyle bir cinayeti işleyen insan kime iltica edecek (sığınacak), kimden yardım dileyecektir.

    İnsan, Allah'ın kulu olduğundan onun hukukuna riayetsizlik de İlahi azabı netice veriyor ve bu noktada hukuklar birleşiyor.

    Kendi parmağımızı niçin kesemez, hayatımıza niye kasdedemeyiz? Çünkü, ne beden bizim, ne de ruh. Haneyi harab etmeye de hakkımız yok, misafiri oradan çıkarmaya da. Yaparsak ne olur? Allah'ın mahlukatında O'nun rızası dışında tasarrufa kalkmış oluruz. Bu ise hem hukukullaha karşı bir isyan, hem de kul hakkını ihlal. Demek ki aynı fiil (eylem) ile iki hukuka birden tecavüz ediliyor.

    Allah bütün mülkün maliki. Her varlığına müstakil (özel) bir şahsiyet lutfetmiş. Bir insana zarar vermek, onun nefsine baktığı cihetle kul hakkına tecavüz, Allah'ın eseri olması cihetiyle de hukukullaha riayetsizlik.

    Bir kalbi kırmak, yahut bir dalı koparmak da öyle.

    Allah'a kulluk yapmayan bir insan kendi nefsini cehenneme atması sebebiyle kul hakkına da en büyük bir tecavüzü yapmış oluyor.

    Cenab-ı Hakk'ın, asi insanları birçok ayet-i kerimesinde “zalim” olarak vasıflandırmasındaki ince sırrı yakalamak mümkün.

    Kul hakkı içerisinde en büyük pay bizzat insanın nefsine düşüyor. Çünkü her hareketi, her sözü, her hali o nefse ya fayda yahut zarar veriyor. Dolayısıyle, zulmün en büyüğünü, asi insan bizzat kendi nefsine yapmış oluyor.

    Bazılarıyla karşılaşırsınız; “Benim Allah'ın hiçbir kuluna bir zararım dokunmamıştır” diye övünür ve ilave eder; “Günah işliyorsam onun sorumluluğu bana ait”

    Bu zavallılar kendilerinin de Allah'ın kulu olduklarından gafildirler

    Kuran-ı Kerim'den ibretli bir işaretle bahse son verelim:

    En'am Suresi’nde, “ölü etinin”, “dökülen kanın”, “hınzır (domuz) etinin” ve “Allah'tan gayrısının (başkasının) ismiyle kesilen hayvan etinin” haram olduğu zikredildikten sonra “bunlarda da her kim muzdar olursa ve diğer bir muzdara tecavüz etmediği ve zaruret miktarını aşmadığı takdirde hiç şüphe yok ki, Allah Gafur ve Rahim'dir” buyurulur.

    Müfessirlerimiz ayetteki bir inceliğe dikkatimizi çekerler; zaruret halinde bulunan, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir insanın, sözü edilen murdar gıdalardan ölmeyecek kadar yemesine müsade edilirken, enteresan bir şart daha ileri sürüyor: Diğer bir muzdara tecavüz etmemek; onun o murdar gıdadan faydalanmasına engel olmamak.

    Bu şart, Cenab-ı Hakk'ın kul hakkına verdiği azim (büyük) ehemmiyetin en berrak bir göstergesidir. (Prof.Dr.Alaaddin Başar)

    Düşünce Pınarı

    “Önce kulum, çünkü ilk görevim varlığımın borcunu ödemek. Sonra bireyim, Allah'tan başka kimseye boyun eğmemek için” Mustafa Güçlü

    “Şükür nimeti değil, nimeti vereni görmektir” İmam Şibli

    “Hiç bekletilmemesi gereken birşey varsa, o da Allah'a olan kulluk borcumuzdur” Andre Gide

    “Herkes seçtiği yolda yürür; kendi sonuna ya da kendi sonsuzluğuna doğru” Sedat Turan

    “Şükür, Allah'ın nimetlerini ona karşı günah işlemeye sarfetmemektir” Cüneyd-i Bağdadi

    “Seni unutmayanı unutma” Abdülkadir Geylani

    “Rabbinin sana ihsanı nerede, senin ona ettiğin kulluk nerede?” Ataullah İskenderi

    “Allah'ı sevmek O'nun emirlerini tutmakla olur” Emine Şenlikoğlu

    “İnanıyorum” diyoruz. Acaba, günümüzün ne kadarını “inandığımızı yaşayarak” geçiriyoruz?.. Ali Suad

    “İbadet” diyorum, “sonra” diyorsun, ey nefsim, yarınla randevun mu var?.. Ömer Sevinçgül

    “Şükretmek surat ekşitmekse, sirkeden çok şükreden yok” Mevlana

    “Ya Rabbi, sana hamdedebildiğim için de hamdederim..” Necip Fazıl Kısakürek

    “Amaçsız bir yaşamın, anlamsız bir sözcükten ne farkı var?” Ali Suad

    “İnsan ne için yaşıyorsa onun büyüklüğü ve önemi kadar yükselir” Walpoole

    “İnanca hayat veren eylemdir” Osman Bayraktar

    “Kabre hazırlıksız giren, denize kayıksız açılmış gibidir” Hz.Ebubekir

    “Yaşamı yitirmekten daha acı birşey vardır; yaşamın anlamını yitirmek!” Burhan Toprak

    “Hayatını yaşayan” hayat hakkını kullanmıştır!.. Ali Suad

    “Sonsuz da olsa O'nsuz hayat hiçtir” Akif Cemil

    “İslam'a davet hayattan uzaklaşmaya değil, hayatı yaşanır hale getirme davetidir” Ahmed Selim

    “İki türlü hürriyet vardır: yalancı hürriyet, bir insan istediği herşeyi yapabilir; ve gerçek hürriyet, bir insan ancak yapması gerekeni yapar” Kinsley

    “Ruhun da vücut gibi ihtiyaçları vardır” Rousseau

    “İman bir hükümdür, inkar ise hükümden kaçınmaktır. İman edenler delile dayanır, inkar edenler ise delillere karşı gözünü kapar” Ümit Şimşek

    “İlimler Allah’ın yaratışının ifadeleridir” Prof.Abdüsselam









  2. blackpearl
    Üye





    s.a paylaşımın için Allah razı olsun günümüz ve bu yazılanlar karşılaştırılırsa durum pek iç açıcı deil ne yazıkki umarım çok geç olmadan tüm dünyaya örnek MÜ'MİN Rabbime layık kul olmak duası ile Allah herkesin gönlüne göre versin Dua ve Muhabbet ile..




  3. SuSKuN bELa
    Devamlı Üye
    Kul hakkı en önemli günahlardan biridir çünkü bütün günahlar affedilir ama kul hakkı affedilmez insanların kul haklarına girmiş iseniz o kişi size hakkını helal etmezse cennete girmeniz bile mümkün olmaya bilir işte kul hakkı o kadar önemli bir şeydir ki Allah bizi kurtuluşa erenlerden eylesin ( AMİN )




+ Yorum Gönder