+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda Hz.yusuf’un Gömleği,hz.musa’nin Asasi,hz.muhammed’in Eli Konusunu Okuyorsunuz..
  1. BİL@L
    Devamlı Üye

    Hz.yusuf’un Gömleği,hz.musa’nin Asasi,hz.muhammed’in Eli









    Hz.yusuf’un Gömleği,hz.musa’nin Asasi,hz.muhammed’in Eli
    Kısaca


    HZ. YUSUF’UN GÖMLEĞİ:

    Hz. Yusuf’un gömleği en güzel kıssa olan Yusuf Suresinde üç ayrı biçimde geçmektedir.
    1. Kardeşleri Yusuf’u kuyuya attıklarında Yusuf’u kurt kaptığını isbatlamak için kanlı gömleğini babaları Hz. Yakub’a göstermişlerdi. Hz. Yakub gömlekte hiçbir parçalanma ve yırtık olmayınca şöyle dedi:” Bu ne şefkatli bir kurt imiş ki gömleği hiç parçalamamış”. Öyle ya kurt bir çocuğu yesin de gömlek hiç yırtılmadan kalsın sadece kan izi olsun. Çocukları yeminle kurt yediğini söyleyince gerçeği anladığı halde Hz. Yakub çocuklarına siz yalancısınız diyememişti çünkü Peygamberlik hayası onlara bu şekilde hitab etmesine engel olmuştu. Oğlu Yusuf’tan hiç ümidini kesmeden ömrünün sonuna kadar bekleyecek Yusuf’a olan sevgisinden dolayı yaşlı gözleri görmez hale gelecekti.

    2. Hz. Yusuf’u kuyudan onu kurtarıp Mısır’a götüren kervancılar onu Mısır’daki bir bakana köle olarak sattılar. Hz.Yusuf gençlik çağına girence Hz.Allah ona ilim ve hikmet vermiş , rüya tabiri yapmayı öğretmişti. Bakan’ın hanımı dünyalar güzeli Hz.Yusuf’a aşık olmuş ve bir gün ondan kam almak iştemişti. Kapıyı kapatarak onu “Buraya Gel” diyerek zina etmeye çağırmıştı. Hz. Yusuf zina etmemek için hızla kapıya yönelmiş ve kadın gömleğini arkadan yırtmıştı. Kapının önünde Bakanı gören karısı Hz. Yusuf’u suçlamış Hz. Yusuf kendinin masum olduğunu söylemiştir. Bakan alim bir kişiye danışmış o da “Eğer gömlek önden yırtıldıysa Yusuf haksızdır , eğer gömlek arkadan yırtıldıysa Yusuf haklıdır” demişti. Gömleğin arkadan yırtıldığı tesbit edilince kadına “Sen haksızsın” denmiştir.

    Bu olay üzerine kadınlar Züleyha hakkında dedikodu yapmış , o da kadınları çağırıp ellerine birer bıçak vermiş , kadınlar Hz. Yusuf’u görünce ellerini kesmiş ve bu insan değil bir Melek demişler. Bu sefer kadınların çoğu Hz.Yusuf’un peşine düşmüş Hz. Yusuf onları kabul etmemiş ve zina yerine 9 yıl zindanda kalmayı tercih etmiştir.

    3. Hz.Yusuf zindandan çıkıp Mısır’a sultan olunca kardeşleri kıtlık yıllarında yiyecek almak için Mısır’a gelmişler o da gömleğini babasına göndermiştir.Hz. Yakup” Bana deli demeyin ama Yusuf’un kokusunu alıyorum” demiştir. Gömlek Hz. Yakub’a geldiğinde gömleği gözüne sürmüş ve ağlamaktan kör olan gözleri açılmıştır. (Yusuf suresi- 93-94. ayet)

    HZ.MUSA’NIN ASASI

    1.Mısır’dan kaçan İsrailoğulları Firavun’un ordusu ve Kızıldeniz arasında sıkıştı. Hz. Musa’ya asasını vurması Hz. Allah tarafından emredildi. İsrailoğulları o zaman 12 kabileden oluşuyordu. Hz. Musa asayı vurunca Kızıldeniz on iki yol halinde bölündü deniz yol verdi. Firavun da İsrailoğullarını takip etmek için Kızıldenize girdi. Kızıldeniz Firavun’un ordusu üzerine kapandı. Deniz kapanacağı sırada Firavun iman etmek istedi fakat Hz. Allah son anda yapılan bu imanı kabul etmedi. Ölüm Meleği gelmeden ve insan öleceğini kesin olarak anlamadan önce yapılan iman ve tevbeler her zaman Hz. Allah tarafından kabul ediliyor.Fakat ölüm gelip çattığı ; insanın yaptıklarından dolayı ümitsiz hale geldiği; artık kaçaçak başka kapı olmadığı anlaşıldığı zaman yapılan iman kabul edilmiyor. Tüm ömrünü isyan ile geçirmiş bir insan Hz. Azrail’i gördüğü son anda yaptığı iman kabul edilmiyor.Hz. Allah Firavun’un son andaki imanını kabul etmedi ama Kuran-ı Kerim’de” Senin bedenini koruyacağız” denildi.

    2.Hz. Allah Hz. Musa’yı peygamber olarak seçtiğinde mucize olarak Asasını ve birde “ Elini koynuna sokup çıkarınca parlaması” mucizesini verdi. Firavunun huzurunda bütün sihirbazların sihirlerine karşılık Asayı yere koyunca bir Yılan olup tüm sihirleri yutmuştur. Sihirbazlar bunun sihir değil mucize olduğunu anlamış ve Allah(C.C)’a ve Hz. Musa ve Hz. Haruna iman etmişlerdir. Firavun sizi çaprazlama bir kol ve bacağınızı kestireceğim diyerek tehdit etmesine rağmen sihirbazlar imandan dönmemişlerdir.

    3.İsrailoğulları susuz kalmışlar ve Hz. Musa’ya başvurmuşlardı. Allah(C.C) asasını taşa vurmasını istemiş ve Hz. Musa taşa asayla vurunca taştan oniki ayrı göze halinde su fışkırmıştır.(Araf Suresi – 160. ayet)

    Bu konuda Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri özellikle tüm müslümanlar için şöyle diyor:
    “Taşlar bile O’nun korkusundan yarılıp su çıkarıyor. Sizin kalpleriniz taştan daha katı mıki bir damla gözyaşı çıkarmıyor?Allah(C.C) sevgi ve korkusundan ağlamıyor?” (1)Bu asa Topkapı Sarayı Müzesinde sergilenmektedir.

    HZ. MUHAMMED’İN ELİ

    1. Avucuna küçük taşların konulduğunda taşların Allah(cc)’ı zikir ve tesbih etmesi;

    2. Savaş sırasında avucuna aldığı küçücük taş ve toprağı, savurduğunda bu taş ve toprağın düşman askerlerinin hepsinin gözüne gitmesi ve düşmanın bozulması. Bu konuda Kuran-ı Kerim şöyle diyor:” Habibim sen o taş ve toprağı attığında o taş ve toprağı sen değil Allah(C.C) atıyordu.” (Enfal Suresi -17. Ayet)

    3. Parmağıyla aya işaret ettiğinde ayı iki parçaya ayırması. Bu konuda Kuranı Kerimde “Ay Yarıldı.” diye sözetmektedir. (Kamer Suresi-1. Ayet)

    4. Ordu susuz kaldığında, çeşme gibi on parmağından suyun akması ve bir orduya içirmesi;

    5. Aynı el, hastalara ve yaralılara şifa olması ne kadar hasta geldiyse hepsinin şifa bulması.

    Dostlar içinde o elin avucu küçük bir zikirhanedir ki, küçücük taşlar dahi içine girse, zikir ve tesbih ederler. Ve düşmanlara karşı küçücük bir cephanedir ki; içine taş ve toprak girse, gülle ve bomba olur. Ve yaralılar ve hastalara karşı küçücük bir eczahanedir ki, hangi derde temas etse derman olur. Ve celâl ile kalktığı vakit , Ayı parçalar ve cemâl ile döndüğü vakit, Kevser suyu akıtan on musluklu bir rahmet çeşmesi hükmüne girer. Acaba böyle bir zâtın sadece eli, böyle büyük mucizeler gösterse; o zâtın Hâlık-ı Kâinat(Kainatı yaratan Allah(C.C)) yanında ne kadar makbul olduğu ve davasında ne kadar sâdık bulunduğu ve ona inanlar, ne kadar bahtiyar olacakları, gün gibi aşıkare anlaşılmaz mı?.. (“Hz. Muhammed’in Eli” bölümü Bediüzzaman Said Nursi – 19.Mektub’dan özettir.)(2)

    Kaynaklar:
    (1)Yirminci Söz-Birinci Makam
    (2)Risale-i Nur,19.Mektub(Bu parça Altın ve Elmas ile Yazılsa Liyakati Var-ile başlayan sayfa)








  2. HARBİKIZ
    Moderator





    Vaaz konusunda yazı


    Mehmet ESER


    Dinimizde vaizlik, Peygamberimizle başlamış; sahabe ve daha sonraki nesiller tarafından, aralıksız olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir. Vaaz, Peygamberimizin hiçbir zaman terk etmediği bir irşad metodudur.[1]
    “Va’z” ya da “vaaz” Arapça bir kelimedir.
    وَعَظَ يَعِظُ (وعْظ عِظَة) : Nasihat etmek, öğüt vermek, uyarmak, tembih etmek anlamlarına gelir.
    İnsanların kalplerini yumuşatacak sevap veya ceza türünden hatırlatmalar yapmak, korkuyla karışık karışık nasihat vermek anlamına gelen وعْظ sözcüğü hakkında el- Halil der ki: وعْظ (Vaaz), insanın kalbini yumuşatacak hayırlı işleri hatırlamak demektir.[2]
    Vaaz: Sözle iyiliğe teşvik, nasihat, öğüt. İbadet yerlerinde dinin emir ve yasaklarının anlatılması esasına dayanan konuşma, mev’ize.[3]
    Dinleyenlere öğüt ve bilgi vermek veya bazı konularda cemaatı uyarmak amacıyla yapılan dini içerikli konuşmalar. Vaaz eden kişiye “vaiz” denilir. İbadethanelerde bu tür konuşmalar için kürsüler yapılmıştır. Eskiden cemaatın da katılımı söz konusu iken daha sonra cemaat tamamen pasif, dinleyici konumda kalmıştır. Buna, yapılan vaaz konularının cemaatın istek ve beklentilerine uygun olarak seçilmemesi gibi nedenler de eklenince toplumsal açıdan büyük bir fonksiyon görmesi söz konusu olan vaazlardan beklenen marjinal faydanın çok düşük düzeyde kaldığı söylenebilir. Son yıllarda kitle iletişim araçlarının kullanılmasıyla vaazlar mabetlerin dışına taşmıştır.[4] Ancak cemaatın istek ve beklentilerine uygun olarak ve de diksiyon eğitimi alarak güzel konuşma sanatını bilen vaizler daha çok cemaata hitap edebilmektedir. Bunda vaizin ve de o çevredeki insanların dindarlığı da etkili olmaktadır. Halkı dindar olmayan ve cami cemaatı az olan yerlerde de vaaza ilginin az olacağı bilinen bir etkendir. Kitle iletişim araçlarının artması ve yaygınlaşmasıyla özellikle radyo, televizyon ve internet aracılığıyla cami dışında da vaazlar verilmektedir. Bu sebeple medya vaizi kavramı ortaya çıkmıştır.
    Medya vaizi: Kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ve dolayısıyla etkinliklerinin artması ile birlikte halkı dini konularda aydınlatmak iddiası ve amacıyla yapılan bazı programların ilgi çekmesi üzerine belli televizyon kanalları ve gazetelerle anlaşmalar yaparak belli aralıklarla sürekli dini sohbet dizilerinde konuşmalar yapan veya yazılar yazan kişiler için kullanılan bir kavram. Kavram, reyting kaygısıyla hazırlanan bu programlarda sıkça yer alarak bazı polemiklere neden oldukları için biraz da eleştiri içeren bir anlama sahiptir. Aslında uydu üzerinde yayın yapan bazı televizyon kanallarında dini içerikli konuşma, sohbet, vaaz ve irşad yapıldığı, hatta bir anlamda Hıristiyanlık propagandası yapıldığı bilinmekle birlikte ayrıca yapılan yayınlarda konuşmacı, bağlı bulunduğu kiliseye yardım talebinde de bulunmaktadır.[5] Günümüzde İslami içerikli kanallar artmıştır. Hatta sadece İslam dinini tebliğ etmek için kurulan televizyon kanalları vardır. Bu televizyonlarda vaaz ve irşat programları ağırlıktadır. Kitle iletişim araçlarının dini amaçlarla kullanılmasıyla birlikte “elektronik din” kavramı da gündeme gelmiştir.
    Elektronik din: Kitle iletişim araçlarının öneminin artmasına bağlı olarak ortaya çıkan küresel bir kavram olan elektronik din, dini inançların, kitle iletişim araçları yoluyla, özellikle radyo, televizyon ve internet aracılığıyla geniş halk kitlelerine anlatılması ve dini mesajların verilmesini ifade eder. Dinin elektronik bir nitelik kazanması, aslında, sekülerleşmenin dini yok edemeyeceğini, dinin ortaya çıkan yeni modern durumlarda da bir şekilde kendine yer edineceğini gösteren çok önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.[6]
    Yapılan vaazlardan amaç, insanlar‎ dinî yönden aydınlatmak, onlar‎, ibadetlerini eksiksiz ve yanlışsız yapabilmelerini sağlayacak ‏şekilde bilgilendirmektir. İnsanlar‎ı iyiliğe çağı‎rı‎p, kötülüklerden sakındırmak dinî bir görev olduğundan[7] Müslümanlıkta vaazın önemi büyüktür. Kur'ân'da, "Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet et."[8] Buyrulmak suretiyle yapılan vaazlarda uyulması istenilen metot ortaya konmuş‏tur.[9]





+ Yorum Gönder


yusufun gömleği,  hz yusufun gömleği kıssası